Rasûlullah (s.a.v.), Uşeyr, Useyre veya Uşeyra denen bu gazve ile Kureyşlilere saldırmak üzere sefere çıktı.
İbn Hişam dedi ki: Rasûlullah, bu gazve için Medine'den ayrılırken yerine Medine valisi olarak Ebu Seleme b. Abdi'l-Esed'i tayin etti.
Vakidî dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)'m bayrağı, Abdülmuttalib oğlu Hamza'da idi. Rasûlullah (s.a.v.), Şam'a giden Kureyş kervanlarına saldırmak için yola çıkmıştı.
İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Beni Dinar dağ yolu üzerinde yürüdü. Sonra Hayar kayasının üzerinden geçti ve İbn Ezher'in kumlu vadisindeki bir ağacın altına indi ki, ona Zatü's-Sak denir. Ve orada namaz kıldı. Rasûlullah (s.a.v.)'m mescidi orada idi. O ağacın yanında kendisi içinyapılan yemekten yedi. Beraberindekiler de onunla beraber yediler. Orada çömlek taşlarının yeri malumdur. Orada kendisine Müşey-reb denen bir sudan içirildi. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) yola koyuldu ve Halayık mevMni sol tarafla bıraktı. Bir dağ yolundan gitti. O yola Şube-i Abdullah denilir. Ve Yelyele indi. Sonra Ferşemelel yoluna koyuldu. Yolda Yemam'm küçük taşlarına (çakıllarına) rastladı. Böylece yolunu doğrultmuş oldu. Nihayet Yenbu vadisinden geçerek Uşeyre'ye indi. Orada cemaziyelevvel ayının kalan kısmı ile cemaziyelahir aylarının birkaç gecesinde ikamet etti. Müdliç oğulları ve müttefikleri olan Denire oğullarıyla saldırmazlık antlaşması yaptıktan sonra herhangi bir tuzakla karşılaşmadan Medine'ye döndü.
Buharı, Abdullah kanalıyla Ebu İshak'm şöyle dediğini rivayet eder: «Ben, Zeyd b. Erkam'm yanında idim. Ona şöyle soruldu:
- Rasûlullah (s.a.v.) kaç gaza yaptı?
- Ondokuz gaza yaptı. Ben de Zeyd'e sordum:
- Ya sen, Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte kaç gazaya katıldın?
- Onyedi gazaya katıldım.
- Bunların ilki hangisi idi?
- Uşeyr ya da Useyr idi.
Ben, bunu Katade'ye anlattığımda o, ilk gazanın Uşeyr gazası olduğunu söyledi.»
Bu hadis, gazvelerin ilkinin Uşeyre ya da Useyre olduğunu açık bir şekilde ifade etmektedir. Kimine göre bu gazvenin adı Uşeyr veya Useyrdir. Her ne ise Zeyd b. Erkam'm, Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte katıldığı ilk gazvenin, Uşeyre gazvesi olduğu bu hadis ile anlatılmaktadır. Bu demek değildir ki, Zeyd b. Erkam'm hazır bulunduğu bu gazveden önce bir gazve yapılmış değildir. Böylece Muhammed b. îshakın ifadesi . ile bu hadis arasında birlik ve uyum sağlanmış olmaktadır. Doğrusunu Allah bilir.
Muhammed b. İshak dedi ki: O gazvede Rasûlullah (s.a.v.), Ali'ye bazı şeyler söylemişti. Yezid b. Muhammed b. Haysem, Muhammed b. Ka'b el-Kurazî tarikiyle Ammar b. Yasir'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Uşeyre gazvesinde ben ve Ebu Talib oğlu Ali iki arkadaştık. Rasûlullah (s.a.v.) geldiğinde orada bir ay müddetle ikamet etti. O süre zarfinda Müdliç oğulları ile barış yaptı. Onların müttefikleri olan Denire oğullarıyla da saldırmazlık antlaşması yaptı. Ebu Talib oğlu Ali bana dedi ki:
- Ey Eba Yakzan! Var mısın, şu pmar başında çalışan Müdliç oğullan grubunun yanma gidelim de nasıl çalıştıklarını görelim?
Yanlarına giderek bir saat kadar onları seyrettik. Sonra uyku bastirdi. Yumuşak topraklardaki küçük hurma ağaçlarının altına gidip uyumaya başladık. Uykuya dalmıştık. Allah'a yemin ederim ki Rasûlullah (s.a.v.)'m ayağıyla bizi dürterek uyandırdığım gördük. Üzerinde uyuduğumuz o yumuşak toprak üzerimize bulaşmıştı. Kalkıp oturduk. Rasûlullah (s.a.v.), o gün Hz.Ali'ye -üzerine toprak bulaştığı için- Ey Eba Turab (Ey toprak babası), diye hitab etti. Biz de neler yaptığımızı kendisine anlattık. Bize dedi ki:
- İnsanların en bahtsız iki kişisini size haber vereyim mi?
- Evet, haber ver ya Rasûlallah!
- Salih'in devesini kesen Semud'un Uhaymiridir. Diğeri de ey Ali, senin şuranı vuracak olan adamdır. (Böyle derken Rasûlullah (s.a.v.) elini Hz. Ali'nin basma koyup şöyle dedi): Tald şuralarına kan değip ısla-nıncaya kadar. (Böyle derken de elini Hz. Ali'nin sakalı üzerine koydu.)" Bu hadis, bu yönü ile gariptir. Çünkü Rasûlullah'm Ali'ye bu ismi verişi değişik bir kanal ile anlatılır.
Rasûlullah (s.a.v.)'m, Hz.Ali'ye toprak babası anlamına gelen "Ebu Turab" künyesini takmasının Buharî'nin sahihinde anlattığı gibi- bir başka sebebi de şudur: Hz. Ali, Hz. Fatıma'ya kızarak evden çıkmış, mescide gelip uyumuştu. Rasûlullah (s.a.v.) da Ali'nin evine gitmiş ve Fatıma'dan, Ali'nin nerede olduğunu sormuştu. Fatıma da kızıp mescide gittiğini söylemişti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), mescide gelip Ali'yi uykudan uyandırmış ve üzerindeki toprağı silip temizleyerek: «Kalk ey Eba Turab, kalk ey Eba Turab!» demişti.

