Beyhakî'nin, "ed-Delâil" adlı eserde anlattığına göre bu gazve esnasında Usfan mevkiinde korku namazı kılınmıştır. İbn İshak'm anlattığına göre bu gazve, hicretin ikinci senesinde Hendek ve Beni Ku-rayza gazvelerinden sonra cemaziyelevvel ayında yapılmıştır. Bu, Beyhakî'nin anlattığına çok benzemektedir. Doğrusunu Allah bilir.
Hafız el-Beyhakî, Ebu Abdullah el-Hafiz kanalı ile Ahmed b. Ab-du'1-Cebbar ve diğerlerinin şöyle dediklerini rivayet etmiştir: Hübeyb ve arkadaşları öldürüldüklerinde Rasûlullah (s.a.v.), onların intikamını almak, kanlarım aramak ve Lihyan oğullarına ansızın bir baskın yapmak maksadıyla Medine'den çıktı. Şam yoluna koyuldu. Böyle yapmakla Beni Lihyan kabilesine baskın yapmak istemediğini göstermeyi amaçlamıştı. Nihayet onların diyarına indi. Onların tedbir aldıklarını ve dağ başlarına çıkarak savunma vaziyeti aldıklarını gördü ve şöyle buyurdu:
- Eğer Usfan'a inseydik, Kureyşliler, Mekke'ye geldiğimizi görürlerdi.
Bunun üzerine 200 süvari ile birlikte yola çıktı. Usfan'a vardı. Sonra iki süvari gönderdi. Bunlar Küraü'l-Gamim mevkiine vardılar. Sonra geri döndüler.
Ebu Ayyaş ez-Zürkî'nin anlattığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Us-fan'da korku namazı kıldı.
İmam Ahmed b. Hanbel, Abdürrezzak kanalı ile İbn Ayyaş in şöyle dediğim rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte Usfan'da idik. Karşımıza -aralarında Halid b. Velidin de bulunduğumüşrik kafilesi çıktı. Bizimle kıble ciheti arasına girdiler. Rasûlullah (s.a.v.), orada bize öğle namazını kıldırdı. Müşrikler dediler ki: «Müslümanlar öyle bir haldedirler ki, keşke kendilerine bir baskın yapabilsek.» Böyle dedikten sonra da şöyle dediler: «Şimdi onlara bir namazın vakti gelir ki, bu namaz onlara kendi çocuklarından ve nefislerinden daha sevimlidir.» Bunun üzerine Cebrail, öğle ile ikindi arasında şu ayeti inzal buyurdu:
«Ey Muhammedi Sen içlerinde olup da namazlarını kıldırdığın zaman....» (en-Nisâ, 102.)
Namaz vakti geldi. Rasûlullah (s.a.v.), ashabına namaza durmalarını emretti. Onlar silahlarını aldılar. Biz bir kısım sahabeler Rasû-lullah'm arkasında iki saf bağladık. Sonra o rükûa vardı. Biz de topluca rükûa vardık. O rükûdan kalktı. Biz de topluca rükûdan kalktık. Sonra kendi arkasındaki safla birlikte secdeye kapandı. Arkadaki ikinci saf ise öndekileri beklemek maksadıyla ayakta durdu. Secdeye kapananlar, secdeden kalktıklarında arka saftakiler bu defa onların yerinde secdeye kapandılar. Sonra bunlar onların safına geçtiler. Onlar da bunların safına geldiler. Sonra Rasûlullah rükûa vardı. Tamamı rükûa vardılar. O rükûdan kalktığında tamamı rükûdan kalktılar. Arkasındaki saf secdeye gitti. İkinci saf, onları beklemek maksadıyla ayakta durdu. Onlar secdeden kalktıklarında arkadaki ikinci saf secdeye gitti. Sonra Rasûlullah, cemaatla birlikte selam verdi.
İbn Ayyaş diyor ki: «Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, bir kez Usfan'-da, bir kez de Beni Süleym diyarında olmak üzere iki kez korku namazı kıldı.»
Müslim, Ebu Heysem Züheyr b. Muaviye tariki ile Cabir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)la birlikte Cüheynelilere karşı savaş verdik. Onlar şiddetle çarpıştılar. Biz öğle namazını kılarken müşrikler: «Keşke şu Müslümanlara bir baskın yapsak da köklerini kazısak.» demişlerdi. Cebrail, onların bu sözünü Rasûlullah'a1 ulaştırdı. Rasûlullah da bunu bize anlatıp şöyle dedi:
«Müşrikler demişler ki: Müslümanlara bir namaz vakti gelecek ki, bu namaz onlara kendi evladlarından daha sevimlidir.» Böyle dedikten sonra hadisin tamamını önceki sayfada geçtiği şekilde naklet-miştir.
Ebu Davud et-Teyalisî, Hişam tariki ile Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), ashabına hurmalıkta öğle namazını kıldırdı. Müşrikler onlara saldırmayı planladılar. Sonra şöyle dediler: «Onları şimdi bırakın. Çünkü bu namazdan sonra onların öyle bir namaz vajcti gelecek ki, o namaz onlara kendi çocuklarından daha sevimlidir. O zaman kendilerine saldırınız.»
Cabir diyor ki: «Bunun üzerine Cebrail, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına gelip müşriklerin söylediklerini haber verdi. Rasûlullah da ashabına ikindi namazını kıldırdı. Onları arkasında iki saf halinde dizdi. Düşmanlar da Rasûlullah'm karşısında idiler. Rasûlullah, namaza başlama tekbirini aldı. Sahabeler de hep birlikte tekbir aldılar, sonra da birlikte rükûa vardılar. Sonra RasûluUah'm arkasındaki safta bulunanlar secdeye kapandılar. İkinci saftakiler ise, Öndekileri beklemek maksadıyla ayakta durdular. Öndeki safta bulunanlar secdeden başlarını kaldırdıklarında, ikinci safta bulunanlar secdeye kapandılar. Sonra öndekiler geriye gittiler, geridekiler ön safa geldiler, hep birlikte tekbir aldılar. Sonra da rükûa birlikte vardılar. Rasûlullah'm ardındaki safta bulunanlar secdeye kapandılar. İkinci safta bulunanlar ise, onları beklemek maksadıyla ayakta durdular. Öndeki safta bulunanlar başlarını secdeden kaldırdıklarında, arka saftakiler secdeye kapandılar.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Abdu's-Samed kanalı ile Ebu Hüreyre'-nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), Dacnan ile Usfan mıntıkası arasına indi. O-rada konakladı. Müşrikler dediler ki: «Bu Müslümanların bir namazı vardır ki, namaz, onlara kendi çocuklarından ve genç develerinden daha sevimlidir. Bu namaz ikindi namazıdır. Namaz kıldıkları esnada hep birlikte toplanıp üzerlerine aniden saldıralım!»
Cebrail de Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma geldi ve ona, ashabını iki gruba bölerek, bir gruba namaz kıldırmasını, diğer grubu da arkalarında silah elde hazır vaziyette nöbet tutturmasını, ön saftakiler namazlarını kıldıktan sonra, nöbetçilerin yerine geçip, arkada nöbet halinde bekleyenlerin gelip kendisiyle birlikte namaz kılmalarını, önce namaz kılmış olanların da sonradan kılmakta olanları silahlarıyla nöbet tutarak beklemelerini emretti ki, bunlardan her bir grup bir rekat kılarken, Rasûlullah da iki rekat namaz kılmış olsun.»
Ben derim ki: Eğer Ebu Hüreyre, bu olaya tanık olmuş ise bu, Hayber'den sonra vuku bulmuş bir olay olmalıdır. Yoksa o sahabelerden mürsel rivayette bulunan bir kimse olur ki, bu da cumhur-u ulemaya göre zarar vermez. Doğrusunu Allah bilir.
Şimdi de Usfan gazvesinin Hendek gazvesinden önce mi, yoksa sonra mı yapılmış olduğu meselesini inceleyelim. Alimlerden -aralarında İmam Şafiî'nin de bulunduğu- bazılarının iddiasına göre korku, namazı, Hendek gazvesinden sonra meşru kılınmıştır. O gün Müslümanlar, savaş mazereti yüzünden namazı normal vaktinden sonraya ertelemişler di. Eğer o zamanda korku namazı meşru olsaydı, namazı vaktinden sonraya bırakmayıp vakti içinde korku namazı şeklinde eda ederlerdi. Bu sebeple bazı meğazi ehli kimseler demişler ki:
Beni Lihyan gazvesi -ki Rasûlullah bu gazve esnasında Usfan'da korku namazı kılmıştır- Beni Kurayza'dan sonra yapılmıştır.
Vakidî, Halid b. Velid'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), Hudeybiye'ye giderken benUsfan'da kendisiyle karşılaştım. Karşısına geçip durdum. O da ashabına bizim önümüzde öğle namazım kıldırdı. Biz üzerine saldırmaya niyetlendik ama bu niyetimizi gerçekleştiremedik. Çünkü Cenâb-ı Allah, bizim niyetimizden onu haberdar kıldı. Bunun üzerine o da ashabına, ikindi namazını korku namazı şeklinde kıldırdı.»
Ben derim ki: İleride de anlatılacağı gibi Hudeybiye umresi, Hendek ve Beni Kurayza gazvelerinden sonra hicrî altıncı senenin zilkade ayında yapılmıştır.
Ebu Ayyaş ez-Zürkî'nin hadisindeki ifadelerden de anlaşılacağı gibi korku namazı ile ilgili ayet, Usfan gününde bu gazve esnasında nazil olmuştur. Bu da ilk korku namazının o günde kılınmış olduğunu gerekli kılıyor. Doğrusunu Allah bilir. Allah izin verirse, korku namazının ne şekilde kılınacağını ve hakkındaki muhtelif rivayetleri "el-Ahkâmü'l-Kebir" adlı kitapta anlatacağız. Güvencimiz ve davana&ı-mız Allah tır.

