El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Cabirin Devesinin Bu Gazvedeki Kıssası

Muhammed b, İshak, Vehb b. Keysan tariki ile Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte zayıf olan erkek devemin üzerinde olduğum halde Nahl'dan Zatü'rRika' gazvesine gittim. …

Muhammed b, İshak, Vehb b. Keysan tariki ile Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte zayıf olan erkek devemin üzerinde olduğum halde Nahl'dan Zatü'rRika' gazvesine gittim. Rasûlullah seferden döndüğü zaman beraberimiz deki .arkadaşlarımız ilerlemeye başladılar. Bense gerilemeye başladım. Nihayet Rasûlullah, bana kavuştu ve şöyle dedi: - Ey Cabir, sana ne oldu?

- Ya Rasûlallah, işte benim bu erkek devem beni geciktirdi.

- Onu çoktur, dedi.

Ben de devemi çöktürdüm, Rasûlullah (s.a.v.) da devesini çöktür-dü. Sonra dedi ki:

- Şu senin elindeki değneği bana ver veya benim için ağaçtan bir değnek kes.

Ben de öyle yaptım. Rasûlullah (s.a.v.) da değneği aldı ve onunla deveme birkaç kez vurdu. Sonra da bana: «Bin.» dedi. Ben de bindim. Sonra yola çıktık. Onu hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, benim devem artık Rasûlullah'm devesi ile âdeta yarışıyordu.

Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte sohbet ettik. Sohbet esnasında bana dedi ki:

- Ey Cabir, şu deveni bana satar mısın?

- Onu sana hibe ederim.

- Hayır, ama bana sat.

- O halde pazarlığı kendin yap.

- Ben senin deveni bir dirheme satın aldım.

- Hayır, bu durumda beni aldatmış olursun ya Rasûlallah.

- Öyleyse iki dirheme satın aldım.

- Hayır.

Rasûlullah (s.a.v.), devemin fiyatını yükseltmeye devam etti. Nihayet bir okkaya kadar çıktı. Ben de dedim ki:

- Ya Rasûlallah, acaba razı oldun mu? -Evet...

- O halde deve senindir.

- Onu aldım.

Sonra Rasûlullah bana şöyle dedi:

- Ey Cabir, sen şimdiye kadar evlendin mi?

- Evet ya Rasûlallah.

- Dulla mı, yoksa bakire ile mi evlendin?

- Hayır dul ile evlenmişim.

- Niye bakire bir kızla evlenmedin. Halbuki o seninle oynaşır, sen de onunla oynaşırdın.

- Ya Rasûlallah, doğrusu babam Uhud gününde şehit edildi ve yedi kızım geride bıraktı. Ben de işleri derleyip toplayan bir kadınla evlendim ki, o kızların başlarım toplasın ve onlara baksın.

- İnşaallah isabetli davranmışsın. Eğer Sırar mevkiine gelirsek bir devenin kesilmesini isteyeceğiz ve o günümüzü orada geçireceğiz. O kadın sesimizi işitmiş, minderlerini silkelemiş.

Dedim ki:

- Ya Rasûlallah, minderlerimiz yoktur ki.

- Yakında olacak. Sen oraya geldiğin zaman güzel bir iş yap. Cabir diyor ki:

Sırar mevkiine geldiğimiz zaman Rasûlullah (s.a.v.), bir devenin kesilmesini emretti ve deve kesildi. Orada o günümüzü geçirdik. Rasûlullah (s.a.v), akşamladığı zaman yatağına girdi. Biz de girdik. Olup bitenleri ve Rasûlullah'm bana söylediklerini hanımıma haber verdim. Hanım dedi ki:

- O halde yap, dinle ve itaat et.

Sabahladığım zaman erkek devenin başından tuttum, götürdüm, Rasûlullah'ın kapısının önüne çöktürdüm. Sonra mescidde ona yakın oturdum. Rasûlullah mescidden çıktığında erkek deveyi gördü ve: «Nedir bu?» diye sordu. "Cabir'in getirdiği devedir." dediler. "Cabir nerededir?" diye sordu. Ben yanma çağrıldım, gittim. Bana şöyle dedi:

- Ey kardeşimin oğlu, devenin başını tut. O senindir. Sonra Bilal'i çağırdı ve ona şu emri verdi:

- Cabir'i götür, ona bir okiye altın ver.

Ben de Bilal ile birlikte gittim. Bana bir okiye, hatta biraz daha fazla altın verdi. Vallahi o altın yanımda durmadan artmaya devam etti. Evimizde onun tesiri görüldü. Taki, dün başımıza gelen musibet oluncaya kadar.»

Cabir, bu musibet ile Harre gününde vuku bulan musibeti kas-detmiştir.

Süheylî dedi ki: Bu hadiste, şöyle bir şeyin vuku bulduğuna dair işaret vardır ki; Rasûlullah (s.a.v.), Cabir'e şu haberi vermiş: Allah senin babanı diriltti ve ben onunla konuştum.

Cabir'in babası da: «Ya Rasûlallah, bana lütufta bulunuyorsun.» dedi. Çünkü Cabir'in babası şehid olmuştu. Allah bu hususta şöyle buyurmuştur:

«Şüphesiz ki Allah, müminlerin canlarını ve mallarını satın almıştır.»

Cenâb-ı Allah, onlara daha fazla lütufta bulunduğunu da şu ayette beyan buyurmuştur:

«İyi davrananlara; daima daha iyisi ve üstünü verilir.» (Yûnus, 26.)

Cenâb-ı Allah, bedel ile bedelin karşılığı olan şeyi bir araya getirmiş, şehidlerin kendilerinden satın almış olduğu ruhlarını kendilerine iade etmiş ve şöyle buyurmuştur:

«Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın. Bilakis onlar Rableri katında diridirler ve nzıklanırlar.» (Âi-i Imrân, 169.)

İnsana göre ruh, binek mertebesindedir. Nitekim Ömer b. Abdü-laziz de böyle demiştir.

Bu sebeple Rasûîullah (s.a.v.), Cabir'den bineği olan devesini satın almış, ona bedelini vermiş, sonra iade etmiş ve daha fazlasını vermişti. Bundan da Rasûlullah'm, Cabir'e babası hakkında verdiği haberin tahkiki vardır.

Süheylî'nin takip ettiği bu yolda garip bir işaret ve göz alıcı eşsiz bir tahayyül vardır. Doğrusunu noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah bilir.