El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fasıl

îbn îshak dedi ki: Hezimetten ve insanların: «Rasûlullah (s.a.v.) öldürüldü.» demelerinden sonra Rasûlullah (s.a.v.)'ı tanıyan ilk kişi, Ka*b b. Malik olmuştur. O, şöyle demiştir: «Peygamber'in gözlerinin miğferin …

îbn îshak dedi ki: Hezimetten ve insanların: «Rasûlullah (s.a.v.) öldürüldü.» demelerinden sonra Rasûlullah (s.a.v.)'ı tanıyan ilk kişi, Ka*b b. Malik olmuştur. O, şöyle demiştir:

«Peygamber'in gözlerinin miğferin altından ışıldadığını gördüm ve sesimin en yükseğiyle şöyle bağırdım: Ey Müslümanlar topluluğu! İşte Rasûlullah(s.av.) burada! Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.)bana: «sus» diye işaret etti.

Müslümanlar, Rasûlullah (s.a.v.)'ı tanıdıktan sonra onu ayağa kaldırdılar. O, onlarla birlikte boğaza doğru yürüdü. Onunla beraber Ebu Bekir es-Sıddık, Ömer b. Hattab, Ali b. Ebi Talib, Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvam ve Haris b. Simme ile Müslümanlardan bir topluluk vardı. Allah onlardan razı olsun.

Rasûlullah (s.a.v.), boğaza çıktığı zaman Übeyy b. Halef ona yetişti ve şöyle dedi:

- Ey Muhammedi Eğer sen kurtulursan, ben kurtulmam! Sonunda ashab onu öldürdü.»

İbn İshak dedi ki: Übeyy b. Halef, Mekke'de Rasûlullah (s.a.v.) ile karşılaşırken ona şöyle diyordu: - Ey Muhammedi Bir silahım var, bir de atım var ki, ona her gün bir ferak (onaltı rıtıllık bir ölçek) yem veriyorum. O atın üstünde seni öldüreceğim.

- Hayır, bilakis inşaallah ben seni Öldüreceğim.

Uhud savaşında boynunda bir tahriş meydana gelmişti. Büyük değildi. Ama içinde kan toplanmıştı. Bu halde Kureyşlilerin yanına dönerken:

- Vallahi Muhammed beni öldürdü, dedi. Arkadaşları ona:

- Vallahi senin akim gitmiş, sende delilik var, dediler. Übeyy b. Halef:

- Doğrusu Muhammed Mekke'de iken bana, ben seni öldüreceğim, demişti. Allah'a yemin ederim ki, eğer bana tükürseydi yine beni öldürürdü, dedi.

Allah düşmanı, Kureyşlilerle birlikte Mekke'ye dönerken Mekke'ye altı millik mesafede bulunan Şerif mevkiinde öldü.

İbn İshak'm rivayetine göre bu hususta şair Hassan b. Sabit şöyle demiştir:

«Übeyy, Rasûlullah kendisiyle mübareze yaptığı zaman babasından kalan sapıklığa mirasçı oldu.

Onun yanma çürümüş kemikleri alıp geldin. Onu korkutuyordun. Oysaki sen, o konuda bilgisiz bir kimse idin.

Neccar oğulları, sizden Ümeyye'yi «ey Akil» diye imdad dilediği zaman öldürmüştü.

Rebia'nın iki oğlu, Ebu Cehil'e itaat ettikleri zaman helak olsunlar. Ö ikisinin anasına da, oğullarını kaybetme belası gelsin.

Biz kavmin en semizi ile meşgul olduğumuz zaman, Haris kabilesi az olduğu halde kaçıp kurtuldu.» Hassan b. Sabit, bir başka şiirinde de şöyle der:

«Acaba benden Übeyy'e bir haber veren var mıdır ki, muhakkak Ce-hennem'in derinine ve uzağına atılmış sındır!

Uzaktan sapıklığı temenni ediyorsun ve eğer gücün yeterse adaklarla birlikte yemin de ediyorsun.

Uzaklardan batıl temennileri diliyorsun. Halbuki küfrün sözü aldanmaya döner.

Gazaplının dürtmesi sana rastgelmiştir. O dürten, evin kerim kişi-sidir. Günahkar ve facir değildir. O ki, işlerin felaketleri insanların üzerine fazilet ve üstünlük vardır.»

İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), boğazın ağzına vardığı zaman Ali b. Ebu Talib çıktı ve kalkanını Mihras suyundan bir miktar su ile doldurdu. Rasûlullah'a getirdi ki, ondan içsin. Ama o, sudan bir koku geldiğini hissetti, hoşlanmadı ve içmedi. Ama onunla yüzündeki kam yıkadı. Başına döktü, o esnada şöyle dedi.

«Peygamber'inin yüzünü kanatan kimseye karşı Allah'ın gazabı şiddetli oldu!»

İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) ve yanında bulunan ashabı dağın boğazında iken bir grup Kureyşli dağa çıktı. O atlı grubun başında Halid b. Velid bulunuyordu. Rasûlullah dedi ki:

«Onların üstümüzde olmaları yakışmaz.» Bunun üzerine Ömer b. Hattab ve beraberindeki Muhacirlerden bir topluluk, Kureyşlilerle savaştı. Nihayet onları dağdan aşağı indirdiler.

Rasûlullah (s.a.v.), dağdaki bir kaya parçasına doğru gitti. Taşın üzerine doğru çıkmak istedi. Fakat yaşlılıktan ötürü vücudu ağırlaşmıştı. Ayrıca iki zırhda giymişti. Bu yüzden taşın üzerine çıkamadı. Talha b. Ubeydullah altına oturup onu kaldırdı. Böylece taşın üzerine çıktı. Yahya b. Abbad b. Abdullah b. Zübeyr, babası Zübeyr'in şöyle dediğini nakletti: O zaman Talha, Rasûlullah'a bu şekilde yardım etmesinden dolayı Rasûlullah'm şöyle dediğini işittim: «Talha'ya Cennet vacib oldu.»

İbn Hişam dedi ki: Afra'nm azadlısı Ömer'in anlattığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Uhud gününde kendisim bitkin düşüren yaralardan Ötürü Öğle namazım oturarak kılmış, Müslümanlar da ona tabi olarak arkasında oturarak namazlarını kılmışlardı.

îbn İshak, Asım b. Ömer b. Katade'nin şöyle dediğini rivayet eder: «Aramızda garip bir adam vardı. Kimlerden olduğu bilinmezdi. Kendisine Kuzman denilirdi. Ondan bahsedildiğinde Rasûlullah: «Şüphesiz ki o, Cehennemliklerdendir.» derdi.

Uhud günü olduğu zaman şiddetli bir şekilde savaştı. Ve yalnız başına müşriklerden yedi-sekiz kişiyi öldürdü. Kuvvetli ve şiddetli biri idi. Ona darbe isabet etti, yaralandı. Beni Zafer evine taşındı. Müslümanlardan bazısı ona şöyle demeye başladılar:

- Vallahi ey Kuzman, bugün sen imtihan verdin. Sana müjdeler olsun.

Kuzman dedi ki:

-Ne ile müjdeleniyorum? Allah'a yemin ederim ki, ancak, milletimin onuru uğruna savaştım. Eğer bu anlattığınız şey için olsaydı, savaşmaz dım!

Sonra yarası ağniaşmca, okluğundan bir ok aldı ve kendini okla öldürdü.

İnşaallah ileride de anlatılacağı gibi Hayber gazvesinde de bunun gibi bir kıssa varid olacaktır.

îmam Ahmed b. Hanbel, Abdürrezzak'tan naklen Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah'la birlikte Hayber gazvesinde hazır bulunduk. Müslüman olduğunu söyleyen bir adam için Rasûlul-lah: «Bu, cehennemliklerdendir.» dedi. Savaş başlayınca o adam şiddetli bir şekilde savaştı. Yaralandı. Denildi ki: Ya Rasûlallah, Cehennemlik olduğunu söylediğin adam bugün şiddetli bir şekilde savaştı ve öldü.

Rasûlullah (s.a.v.): «O ateşe gitti.» dedi. Bazıları bundan şüphelendiler. Bu esnada şöyle bir haber geldi: O adam ölmedi. Ama ağır yaralıdır. Geceden beri yaralı olarak duruyordu. Ancak yarasına dayanamadı. Kendini öldürdü. Bunun intihar ettiğim duyan Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allahu Ekber,şahadet ederim ki, ben Allah'ın kulu ve elçisiyim.»

Sonra Bilal'e emir verdi ve şu duyuruyu yaptırdı: «Cennet'e ancak kendini Allah'a teslim eden Müslüman kişi girer. Ve Allah bu dini facir, günahkar bir adamla da güçlendirir.»

Buharı ve Müslim, bu hadisi Abdürrezzak'tan rivayet etmişlerdir.

İbn ishak dedi ki: Uhud gününde öldürülenlerden biri de Muhayrik idi. Beni Salebe b. Fityan kabilesindendi. Uhud günü olduğunda o şöyle dedi:

- Ey Yahudiler topluluğu! Vallahi biliyorsunuz ki, Muhammed'e yardım etmek üzerinize düşen bir görevdir.

Yahudiler:

- Bugün cumartesidir, dediler. Muhayrik:

- Sizin için cumartesi yoktur, dedi. Kılıcını ve cephanesini alıp sözüne devamla şöyle dedi:

- Eğer Öldürülürsem mallarım Muhammed'in olur. Dilediği şekilde mallarım üzerinde tasarrufta bulunur.

Sonra sabahleyin Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gitti. Onunla birlikte savaştı ve öldürüldü. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): «Muhayrik, Yahudilerin hayırlı sı dır.» dedi.

Süheylî dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Muhayrik'e ait yedi bahçeyi Medine'de Allah rızası için vakfetti. Muhammed b. Ka'b el-Kurzî dedi ki: Muhayrik'in malları, Medine'deki ilk vakıf oldu.

îbn İshak, Husayn b. Abdurrahman b. Ömer b. Sa'd b. Muaz kanalı ile Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet eder:

«Hiç namaz kılmadığı halde Cennet'e giren bir adamı bana söyleyin bakalım. İnsanlar, böyle birini tanımadıkları için bunun kim olacağını Ebu Hüreyre'nin kendisine sordular. O da dedi ki: «Beni Abdüleşhel kabilesinden Usayrem ile Amr b. Sabit b. Vakş'dır.»

Husayn dedi ki: Mahmud b. Esed'e sordum:

- Usayrem'in durumu nasıldı? Dedi ki:

- O kendi kavmini İslâm'a girmekten dahi menederdi. Uhud günü olunca fikir değiştirdi. Müslüman oldu. Kılıcını aldı. İnsanların arasına katıldı. Savaştı, yaralandı, yarası kendisini hareket edemez hale getirdi.

Bir ara Beni Abdüleşhel kabilesinden birkaç kişi, savaşta Öldürülen adamlarını aramaya başladılar. Bir de baktılar ki, Usayrem de ağır yaralı. Dediler ki: «Vallahi bu Usayrem'dır. Onu buraya getirilen sebep nedir? Halbuki biz onu bıraktığımızda o İslâmiyet'i inkar eden bir kimse idi.»

Kendisine sordular:

- Ey Amr (Usayrem), seni buraya getiren sebep nedir? Kavmine olan şefkatinden mi, yoksa İslâm'a olan rağbetinden mi buraya geldin?

Usayrem dedi ki:

- Hayır, bilakis İslâm'a olan rağbetimden buraya geldim. Allah'a ve Rasûlu ne iman edip Müslüman oldum. Sonra kılıcımı alıp Rasûlul-lah'm yanında yer aldım ve yaralanıp bu hale gelinceye dek savaştım!

Çok geçmeden ashabın önünde vefat etti. Durumunu Rasûlullah'a anlattıklarında Rasûlullah şöyle buyurdu: Şüphesiz ki o, Cennetliklerdendir.»

îbn îshak, babası kanalı ile Beni Seleme kabilesinden bazı yaşlıların şöyle dediklerini rivayet eder: Amr b. Cemuh, çok topal idi. Dört oğlu vardı. Hepside arslanlar gibiydiler. Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte savaşlarda hazır bulundular. Uhud günü oğulları onun Medine'de kalmasını istediler. Ve ona şöyle dediler:

- Şüphesiz yüce Allah seni mazur görüyor. Bunun üzerine o, Rasûlullah (s.a.v.)'a gelip şöyle dedi: - Oğullarım, bu yüzden beni Medine'de bırakmak istiyorlar ve seninle birlikte savaşa çıkmaktan beni menediyorlar. Allah'a yemin ederim ki, bu topallığımla Cennet'e basmayı umuyordum. Rasûlullah (s.a.v.) dedi ki:

- Sana gelince, Allah seni mazur görmüştür. Cihad artık senin üzerine farz değildir.

Rasûlullah aynı zamanda onun oğullarına da şöyle dedi:

- Sizin de onu menetmeniz gerekmez. Umulur ki, Allah, ona şeha-deti nasib eder.

Böylece Amr, Rasûlullah'la birlikte sefere çıktı. Uhud savaşında öldürülüp şehid oldu.

İbn îshak dedi ki: Salih b. Keysan'm bana anlattığına göre Hind binti Utbe ve yanında bulunan diğer kadınlar, Rasûlllah'm ashabından olan maktulleri parçalamaya , kulak ve burunlarını kesmeye başladılar. Öyleki, Hind, onların kulaklarından ve burunlarından halhallar ile gerdanlıklar edindi. Hind, o hamalları, gerdanlıkları ve küpeleri Cü-beyr b. Mut'im'in kölesi Vahşiye verdi. Sonra Harazanın ciğerini yardı. Onu ağzında çiğnedi, yutamayıp attı.

Musa b. Ukbe'nin anlattığına göre Hamza'mn ciğerini yarıp çıkaran kişi Vahşi'dir. Vahşi, ciğeri alıp Hind'e verdi. Hind onu çiğnedi ama yutamadı.

Doğrusunu Allah bilir.

İbn İshak dedi ki: Bundan sonra Hind, yüksek bir kayanın üzerine çıktı.Olanca sesiyle bağırarak şöyle dedi:

«Biz Bedir gününe karşı size ceza verdik. Savaştan sonra savaş alevlenicidir.

Utbe'den benim için sabır olmadı. Ne kardeşimden, ne onun amcasından, ne de Bekir'den.

Yüreğimi soğuttum ve adağımı yerine getirdim. Ey Vahşi, göğsümün susuzluğunu giderdin.

Vahşi'nin teşekkürü, üzerime ömrüm boyuncadır. Hatta mezarımda kemiklerimin çürüyüp dağılmasına kadardır.»

Hind binti Utbe'nin bu şiirine karşı, cevaben Hind binti Usase b. Abbad b. Muttalib şöyle dedi:

«Ey alçaklıklara düşen büyük kafirin kızı! Bedir'de ve Bedir'den sonra alçak ve hakir oldun.

Allah seni beyazlığı uzun olan Haşimilerin fecrinin sabahında, kesen her kesici ile ve keskin kılıç ile başını yarsın.

Hamza benim arslanımdır, Ali ise doğanımdır.

O zamandaki Şeybe ve senin baban, bana ihanet olsun diye attılar ve onun göğsünün görünen kısımlarını kanla boyadılar. Senin kötü adağın, adakların en şeıiisidir.»

İbn İshak dedi İd: Beni Haris b. Abdumenafm kardeşi Hüleys b. Zeyyan, Uhud gününde (ki o, o zaman Ehabiş'in lideri idi) Ebu Süfyan'a rastladı. Ebu Süfyan, Hamza b. Abdülmuttalib'in ağzının yanlarına süngünün dip demiri ile vurup şöyle diyordu: «Tad ey asi!» Bunun üzerine Hüleys şöyle dedi:

«Ey Beni Kinane, Bu Kureyş'in efendisidir. Gördüğünüz gibi karşı koymaya gücü olmayan bir ölüye, amcasının oğluna neler yapıyor?»

Bunun üzerine o da dedi ki:

«Yazıklar olsun sana, bunu yaptığımı kimseye söyleme, gizli tut. Çünkü bu, kendime hakim olamayıp yaptığım bir hatadır.»

Ebu Süfyan b. Harb, daha sonra oradan ayrılıp dağın üstüne çıktı. Sonra olanca sesiyle bağırdı ve kendi kendine şöyle dedi:

«Ey Ebu Süfyan! Savaş senden yana evet dedi. Daha fazla ileri gitme. Çünkü savaş dönerlidir. Bir gün sana, bir gün de başkasına güler. Ey Hübel yücel. Senin dinin güçlendi.»

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.)'da böyle buyurdu:

- Ey Ömer, kalk ve ona cevap ver. Ona şöyle de: Allah daha üstün ve daha yücedir. Savaşımız eşit değildir. Bizim ölülerimiz Cennet'tedir. Si* zinkilerse Cehennem'dedir.

Ömer, Ebu Süfyan'a cevap verdiği zaman, Ebu Süfyan ona şöyle dedi:

-Ey Ömer, hele bana doğru gel! Rasûlullah (s.a.v.)'da Ömer'e dedi ki:

- Ona git, bakalım onun durumu nedir?

Ömer de ona doğru gitti. Ebu Süfyan, ona şöyle dedi:

- Ey Ömer, Allah senin iyiliğini versin. Biz, Muhammed'i öldürmedik mi?

Ömer dedi ki:

- Allah Allah! Hayır, böyle birşey yok ve şimdi o senin sözünü dinliyor.

Ebu Süfyan dedi ki:

- Sen benim yanımda îbn Kamie'den daha doğru sözlü ve daha iyi bir adamsın.

Çünkü îbn Kamie, onlara: «Ben Muhammed'i öldürdüm.» demişti. Sonra Ebu Süfyan şöyle seslendi:

- Ölülerinize hakaret olarak burun ve kulakları kesilmiştir. Vallahi ben buna ne razı oldum, ne kızdım, ne nehyettim, ne de emrettim.

Ebu Süfyan ve berberindekiler oradan ayrılıp uzaklaştıkları zaman şöyle seslendi:

- Gelecek sene buluşma yerimiz Bedir'dir.

Rasûlullah (s.a.v.)'da ashabından bir adama «Evet gelecek sene Be-dir'de buluşalım diye söyle» diye buyurdu.

Sonra Rasûlullah (s.a.v.), Ali b. Ebi Talib'i gönderdi ve dedi ki: «Onların izlerini takip et ve ne yaptıklarına, nereye yöneldiklerine, ne kas-dettiklerine bak. Eğer atları yanlarına alıp develere binmişlerse, onlar Mekke'ye gitmeye hazırlanıyor1ardır. Eğer atlara binmişler, develeri önlerinde sürüyorlarsa onlar Medine'ye gitmeyi kastediyorlardır. Nefsim kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, eğer Medine'ye gitmeyi kastediyorlarsa, elbette oraya yürüyeceğim. Sonra Elbette onlarla savaşacağım.

Ali dedi ki:

«Ben de onları izlemek üzere çıkıp gittim ki, ne yaptıklarını göreyim. Onlar atları yanlarına aldılar ve develeri binek edindiler. Mekke'ye doğru yöneldiler.»

2.Bölüm