El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fasıl

Halk ölüleri ile meşgul olurken, Beni Neccar'm kardeşi Muham-med b. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebi Sa'saa el-Mazinî'nin bana anlattığına göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle dedi: - Sa'd b. Rebi'in ne yaptığını, diriler içinde …

Halk ölüleri ile meşgul olurken, Beni Neccar'm kardeşi Muham-med b. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebi Sa'saa el-Mazinî'nin bana anlattığına göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle dedi:

- Sa'd b. Rebi'in ne yaptığını, diriler içinde mi, yoksa ölüler içinde mi olduğunu görüp bakacak bir kişi var mıdır ki, gelip bana bildirsin?

Ensâr'dan bir adam dedi ki:

-Ya Rasûlallah, ben senin için gidip Sa'd'm ne yapmakta olduğuna bakarım."

Gitti, baktı ve onu ölmek üzere olan maktuller arasında yaralı olarak buldu. Adam dedi ki:

"Ona şöyle dedim: « Rasûlullah (s.a.v.), bana senin diriler arasında mı, yoksa ölüler arasında mı olduğunu araştırıp bulmamı emretti."

Sa'db. Rebidediki:

"Ben ölülerin içindeyim. Rasûlullah (s.a.v.)'a benden selam söyle ve ona deki: Sa'd b. Rebi sana şöyle diyor: «Allah bizden yana. Seni ümmetinden bir peygamber olarak en hayırlı mükafatla mükafaatlandırsın. Kavmime de benden selam ilet ve onlara de ki: Sa'd b. Rebi size şöyle diyor: «Bir an peygamberinize düşmanlar tarafından yol bulunursa, Allah katında sizin için hiçbir mazeret kalmaz."

Ensâr'dan olan adam dedi ki: Sonra ölmesine kadar orada kaldım. Rasûlullah (s.a.v.)'a geldim ve durumunu ona anlattım.»

Ben derim M: Sa'db. Rebi'i ölüler arasında arayan kişi Muhamnıed b. Mesleme idi. Çünkü, Muhammed b. Ömer el-Vakidî, bana bu yönde haber vermişti. Muhammed b. Mesleme, ağır yaralı olan Sa'd b. Rebi'e iki kez seslenmiş, ama Sa'd ona cevap vermemiş. Fakat ona: «Rasûlullah, senin durumuna bakmam için bana emir verdi.» deyince Sa'd, zayıf bir sesle ona cevap vermiş ve durumunu anlatmış.

"el-îstiab" adlı eserde Şeyh Ebu Ömer demiş ki: Sa'd'ı ölüler arasında arayan kişi Übey b. Ka'b'dır. Doğrusunu Allah bilir. Sa'd b. Rebi, Akabe gecesinde Rasûlullah'a bey'at eden Ensâr temsilcilerinden (nakible-rinden)'dir. Rasûlullah'm Abdurrahman b. Avf ile kardeş kıldığı kimsedir. İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Hamza b. Abdülmuttalib'i aramaya çıktı. Onu vadinin çukurunda, karnı ciğerinin hizasından yarılmış ve kendisine hakaret edilmiş, burnu ve kulakları kesilmiş bir halde buldu.

Muhammed b. Cafer b. Zübeyr'in bana anlattığına göre Rasûlullah (s.a,v.) şöyle demiştir:

«Gördüğüm o manzarayı müşahede ettiğimde, Safıyye'yi hüzün-lendirmek ve benden sonra bir sünnet olur endişesi olmasaydı, elbette Hamza'yı o halde bırakırdım. Böylece, yırtıcı hayvanların karınlarına ve kuşların kursaklarına girsin. And olsun ki, eğer Allah, Kureyş'e karşı herhangi bir yerde beni muzaffer kılarsa, elbette onlardan otuz kişinin ölüsünün başına aynı şeyleri getireceğim.» Müslümanlar, Rasûlullah (s.a.v.)'m üzüntüsünü ve amcasına hü-zünlendiğinden dolayı kızdığım gördükleri zaman dediler ki:

«Vallahi eğer Allah bizi herhangi bir zamanda onlara galip kılarsa, Arab'tan hiçbir kimseye yapılmadığı bir şekilde onların ölülerinin

burun ve kulaklarını keseceğiz!»

İbn İshak, Büreyde b. Süfyaıı b. Ferve el-Eslemî kanalı ile îbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: Bu konuda Cenâb-ı Allah, şu ayet-i kerimeyi inzal buyurdu:

«Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın aynısı ile mukabele edin. Sabrederseniz andolsun ki bu, sabredenler için daha iyidir.» (en-Nahl, 126.)

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), affetti ve sabır gösterdi. Bizi ölülere işkence etmekten de nehyetti.

Ben derim ki: Bu ayet Mekkidir. Uhud gazvesi ise hicretten üç sene sonra yapılmıştır. Bu ayette Uhud gazvesinde cerayan eden bir hadise arasında nasıl münasebet kurulabilir? Doğrusunu Allah bilir.

Hümeyd et-Tavil'in, Hasen'den naklettiğine göre Semüre şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), her nereye gelip durdu ve oradan ayrıldı ise mutlaka sadaka vermeyi emretmiş ve ölülere işkence yapmayı menet-mistir.

İbn Hişam dedi ki: Peygamber (s.a.v.), Hamza'nm cenazesi üzerine durup şöyle dedi: «Senin bu durumun gibi hiçbir musibet başıma gelmiş değildir. Ve burası gibi hiçbir yer bana bu kadar sıkıntılı gelmemiş-tir.»Sonra Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

«Cebrail bana geldi ve haber verdi ki: «Hamza b. Abdülmuttalib, yedi kat göklerde "Hamza b.Abdülmuttalib, Allah'ın ve Rasûlü1 nün arsla-nıdır." diye yazılıdır.»

İbn Hişam dedi ki: Rasûllüllah (s.a.v.), Hamza ve Ebu Seleme b. Ab-" dil-Esed süt kardeş idiler. Bu üçünü Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe em-zirmiştir.