El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fasıl

İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Hayber'i fethettiği zaman Vadi'l-Kura'ya doğru yöneldi, oranın halkını birkaç gece kuşatma altında tuttuktan sonra oradan da ayrılarak Medine'ye döndü. Bundan sonra İbn İshak, …

İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Hayber'i fethettiği zaman Vadi'l-Kura'ya doğru yöneldi, oranın halkını birkaç gece kuşatma altında tuttuktan sonra oradan da ayrılarak Medine'ye döndü.

Bundan sonra İbn İshak, Rasûlullah'm kölesi Mid'am'm kıssasını ve kör bir okun gelip ona isabet ederek öldürdüğünü anlatır. Öldürüldüğünde insanlar: "Şehitliği mübarek olsun." demişler. Bunun üzerine Rasûlullah da onlara şu karşılığı vermişti: "Hayır, nefsim kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, Hayber gününde taksimata tabi tutulmadan bunun ele geçirdiği ganimetler, vücudunun üzerinde ateş olarak yanacaktır."

İmam Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Said kanalı ile Zeyd b. Halid el-Cühenî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Hayber gününde Rasûlullah'm sahabelerinden Eşcâlı bir adam vefat etti. Durumu Rasûlullah'a anlatıldığında o: "Arkadaşınızın namazını kılın." dedi. (Yani ben kılmayacağım demek istedi.) Orada bulunanların yüzünün rengi değişti. Bu durumu yadırgadılar. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurdu: "Arkadaşınız Allah yolunda (ki cihadta) hainlik yaptı." Biz de arkadaşımızın eşyalarım kontrol ettik. Eşyaları arasında Yahudilerin iki dirhem değerindeki boncuklarını gördük.

Beyhakî'nin anlattığına göre Fezare oğulları, Hayber dönüşünde Rasûlullah (s.a.v.)'la savaşmak istediler. Bunun için de ona karşı bir topluluk meydana getirdiler. Rasûlullah, onlara belirli bir yer tayin ederek orada savaşacağına dair haber gönderdi. Bu iş kesinleşince onlar her bir tarafa kaçışıp gittiler.

Daha önceki sayfalarda da anlatıldığı gibi Rasûlullah (s.a.v.), Sa-fiye'nin istibrasmdan sonra Süddü's-Sahba denilen yerde (Medine dönüş yolunda) gerdeğe girdi ve Safîye ile evlenişi sebebiyle hays yemeği yapıp düğün yemeği olarak dağıttı. Gerdeğe girdiği o yerde üç güi^ ikamet etti. Safîye de Müslüman oldu. Rasûlullah, onu azad etti. Onunla evlendi. Mehir olarak onu azad etti. Böylece sahabelerin de anladıkları gibi Safiye, mü'minlerin annelerinden biri oldu. O, Rasûlullah'm arkasında bineğe binmiş halde iken Rasûlullah, onun üzerine örtü Örttü. Allah ondan razı olsun.

"es-Sire" adlı eserinde Muhammed b. İshak, şöyle demişti: Rasûlullah (s.a.v.), Safiye ile Hayber'de veya yolun bir yerinde zifafa girdi.

Safiye'yi Rasûlullah (s.a.v.) için süsleyip bezeyen ve saçını tarayıp işini düzelten, Ümmü Süleym binti Milhan idi (Bu kadın, Enes b. Ma-lik'in annesidir). Rasûlullah (s.a.v.), kendisinin bir çadırında Safiye ile geceyi geçirdi. Ebu Eyyüp Halid b. Zeyd de (ki bu Beni Neccar'ın kardeşidir.) kılıcım kuşanmış, Rasûlullah (s.a.v.)'a bekçilik yapmıştı. Çadırın etrafını dolaşarak geceyi geçirmişti. Nihayet Rasûlullah (s.a.v.) sabahladığı zaman onu çadırın etrafında görüp şöyle demişti:

- Ey Eba Eyyüp sana ne oldu?

- Ya Rasulallâh, senin için işte bu kadından korktum. Çünkü o Öyle bir kadındır ki, babasını, kocasını ve kavmini öldürmüşsün. Ve kendisi de küfürden henüz yeni ayrılmıştır. Kendisinden korktum.

Anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), onun için şöyle dua etmişti: "Allah'ım! O beni koruyarak geceyi geçirdiği gibi sen de Ebu Eyyüb'ü koru."

Zührî, bana Saidb. Müseyyeb'in şöyle dediğini nakletti: "Rasûlullah ve arkadaşları, Hayber dönüşünde geceleyin uykuda kalarak sabah namazını kılmadılar. Aralarında ilk uyanan, Rasûlullah oldu ve şöyle dedi:

- Ey Bilal, bize ne yaptın?

- Ya Rasûlallah, senin nefsini tutan (uykuda bırakan), benim de nefsimi tuttu. (Beni de uykuda bıraktı.)

- Doğru söyledin.

Sonra Rasûlullah (s.a.v.), binek devesini az bir miktar eliyle götürdü. Sonra inip abdest aldı. Ve daha önce kıldığı gibi namaz kıldı."

Ebu Davud, Ahmed b. Salih kanalı ile Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), Hayber gazvesinden dönerken bir gece boyunca yol yürüdü. Kery mıntıkasına vardığımızda Safiye ile gerdeğe girdi. Ve Bilal'e de: "Bu gece bizi bekle." dedi.

Ebu Hüreyre dedi ki: Bilal'in gözlerini uyku bürüdü. Sırtını yüküne dayamıştı. Sabahleyin ne Bilal, ne Rasûlullah, ne de ashabtan hiçbiri uyanmadılar. Güneş doğduktan ve üzerlerine vurduktan sonra ilk olarak Rasûlullah uyandı. (Sabah namazını kılamadığından): "Ey Bilal..." dedi. Bilal:

- Senin nefsini tutan zat (Allah), benim de nefsimi tuttu (beni uykuda bıraktı). Anam babam sana feda olsun Ya Rasûlallah, dedi.

Rasûlullah ve arkadaşları, bineklerini biraz ileriye götürdüler. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) abdest aldı. Bilal'e emir verdi. Bilal de kamet getirdi. Rasûlullah da onlara sabah namazım kıldırdı. Namazı tamamladığında şöyle buyurdu:

- Bir namazı unutan kişi onu hatırladığında kılsın. Zira yüce Allah: "Beni anmak için namaz kıl." diye buyurmuştur:

Ravi Yunus dedi ki: İbn Şihab bunu böyle okurdu:

Hafız Beyhakî dedi ki: Bu hadisenin iki kez vuku bulmuş olması muhtemeldir. İmran b. Husayn ile Ebu Katade'nin rivayet ettikleri hadiste Rasûlullah ve sahabelerin uykuda kalıp namaz kılmadıkları anlatılmıştır. Bu rivayette abdest ibriğinden de bahsedilmektedir. Şu halde bu, iki hadiseden birinde meydana gelmiş veya üçüncü kez meydana gelmiş olabilir.

Hafız Beyhakî'nin ifadesine göre Vakidî, Ebu Katade'nin hadisinden bahsederken bu hadisenin, Tebük gazvesi dönüşünde vuku bulduğunu söylemiştir.

Sonra Beyhakî, İmran b. Husayn'dan rivayette bulunarak Hz. Peygamber ve sahabelerin uykuda kahp namaz kıl anlayışlarını, iki dağarcığı bulunan kadının hikayesini, ondan nasıl su aldıklarını, o su ile bütün orduyu suya kandırdıklarını ve dağarcıktaki suyun eksilme-diğini nakletmiştir.

Buharî, Musa b. İsmail kanalı ile Ebu Musa el-Eş'ârî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), Hayber'e gidip gazve yaptı. Hayber'e yöneldiğinde insanlar bir vadinin üzerine çıktıklarında yüksek sesle tekbir getirerek Allahu Ekber, Lâ ilahe illallah dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Yavaş olun. Siz bir sağırı ve gayıpta olanı çağırmıyorsunuz. Siz işiten ve yakın olan, sizinle beraber olan birine sesleniyorsunuz." Ben de Rasûlullah'm bineğinin arkasında idim. Ben Lâ havle velâ kuvvete illa billah, derken beni işitti ve şöyle dedi:

- Ey Abdullah b. Kays!

- Buyur ya Rasûlallah!

- Sana Cennet hazinelerinden bir kelimeyi söyleyeyim mi?

- Evet söyle ya Rasûlallah, anam babam sana feda olsun.

- "La havle velâ kuvvete'dir."

Doğrusu şu ki, bu hadise, Rasûlullah ve sahabelerin Hayber'den dönüşleri esnasında vuku bulmuştur. Çünkü Ebu Musa el-Eş'arî, Hayber fethinden sonra Medine'ye gelip Müslüman olmuştur. Nitekim bu, önceki sayfalarda da belirtilmiştir.

İbn Ishak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) -bana gelen habere göre- İbn Lukaym el-Absî'ye, Hayber'i fethettiği zaman orada bulunan tavuk veya evlerde beslenen diğer yenilir hayvanlardan birşeyler verdi. Hayber'in fethi safer ayında oldu. Bunun üzerine İbn Lukaym el-Ab-sî, Hayber hakkında şöyle bir şiir söyledi:

"Natat kalesi, Rasûlullah tarafından silahı çok şiddetli bir askeri birlikle dövüldü.

Eşlem ve Gifar kabilesinin adamları, oranın ortasına dağıldıkları zaman kesin olarak oranın boyun eğdiğini gördüm.

Onlar Beni Amr b. Zur'a'ya sabah erkenden vardılar. Şak kalesinin ahalisi ise, gündüz şiddetli ve kötü durumlara düştüler.

Onlar, oranın çukurlarına malları çektiler ve seherlerde Öten evcil hayvanlardan başka birşey bırakmadılar.

Her bir kale için Abdüleşhel'in veya Beni Neccar'dan onların atlılarından bir işgalci vardır.

Ve Muhacirlerden ki, simaları miğferlerin üstünden biliniyor.

Onlar kaçmaya niyetli değildir.

Kesin olarak anladım ki, elbette Muhammed galip gelecektir ve orada safer aylarına kadar ikamet edecektir.

Yahudiler, işte o günde savaşta gözleri kör eden tozların altında kaçtılar."