İbn İshak, Muhamrned b. Cafer b. Zübeyr kanalı ile Urve b. Zü-beyr'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Mu'te gazvesinden dönen mü-cahidler Medine'ye yaklaştıklarında Rasûlullah (s.a.v.) ile Müslümanlar onları karşılamaya çıktılar.
Çocuklar, topluluğun önü sıra koşarak mücahidleri karşıladılar. Karşılamaya çıkan topluluk, binekler üzerinde idi. Çocuklar ise koşuyorlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): "Çocukları yanınıza aZzn. Bineklerinize bindirin. Bana da Cafer'in oğlunu getirin." dedi. Abdullah b. Cafer'i getirdiler. Rasûlullah, onu binitine alıp kendi önüne bindirdi. Karşılamaya gelenler, Mu'te'den dönen ordunun üzerine toprak saçmaya ve şöyle demeye başladılar: "Ey firariler, Allah yolundaki savaştan firar ettiniz." Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) da onlara şu cevabı veriyordu:
"Bunlar firariler değildirler. İnşaallah bunlar saldıranlardır."
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Muaviye kanalı ile Abdullah b. Cafer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), bir seferden döndüğünde Ehl-i Beyt'inden olan çocukları karşılayıp kabul ederdi. Yine bir seferinden döndüğünde çocukların bir kısmı benden önce ona koşup ulaştılar. Ama beni alıp bineğinin üzerine, önüne bindirdi. Sonra: "Fatıma'nm çocuklarından birini getirin." dedi. Ya Hasan veya Hüseyin getirildi. Onu da terkisine bindirdi. Böylece bir binek üzerinde üç kişi olarak Medine'ye girdik."
imam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Cafer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Beni, Abbas'm oğulları Kuşem ile Ubeydullah'ı çocukluğumuzda oynarken görmeliydiniz, Rasûlullah (s.a.v.), bir binek üzerinde yanımızdan geçiyordu. Beni kastederek: "Şunu yanıma verin." dedi. Beni alıp ön tarafına bindirdi. Kuşem'i de kastederek: "Şunu da bana verin." dedi. Onu alıp terkisine bindirdi. Abbas, Kuşem'den ziyade Ubeydullah'ı severdi. Ama Rasûlullah, Kusem'i tercih etti ve Ubeydullah'ı bıraktı. Bu hususta amcası Abbas'tan da çekinmedi. Sonra benim başımı üç kez sıvazladı. Her sıvazlamasında: "Allah'ım, çocuğunu Cafer'in yerine koy." dedi.
Sonra Ravi diyor ki: Abdullah'a dedim ki: Kuşem ne yaptı?
Dedi ki: Şehid mi oldu?
Dedim ki: Allah ve Rasûlü hayrı, daha iyi bilir.
O da: Evet, dedi."
Bu, fetihten sonra olmuştu. Çünkü Abbas, ancak fetihten sonra Medine'ye gelmişti.
Şimdi de İmam Ahmed b. Hanbel'in, Abdullah b. Ebi Melike'den rivayet ettiği hadise gelelim: Abdullah b. Cafer, İbn Zübeyr'e şöyle dedi:
- Hatırlıyor musun, hani ben, sen ve İbn Abbas, Rasûlullah (s.a.v.)'ı karşılamıştık?
O da dedi ki:
- Evet, bizi yanına alıp bineğine bindirdi. Seni de yerde bıraktı." Bu, susturucu cevaplardan sayılır. Rivayete göre Abdullah b. Abbas da bu sözlerle İbn Zübeyr'e cevab vermişti. Bu, fetihten sonra meydana gelmiş başka bir kıssadır. Bunun açıklamasını daha Önce yapmıştık. Doğrusunu Allah bilir.

