El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fasıl

İbn İshak dedi ki: Müslümanlardan Mekke fethine 10.000 kişi katılmıştır. Beni Süleym kabilesinden 700 kişi, -bazıları 1.000 kişi olduklarını söylemişlerdir- Beni Ğifar kabilesinden 400 kişi, Eşlem kabilesinden 400 kişi, …

İbn İshak dedi ki: Müslümanlardan Mekke fethine 10.000 kişi katılmıştır. Beni Süleym kabilesinden 700 kişi, -bazıları 1.000 kişi olduklarını söylemişlerdir- Beni Ğifar kabilesinden 400 kişi, Eşlem kabilesinden 400 kişi, Müzeyne kabilesinden 1.003 kişi bu fetih gazvesine katılmışlardır. Diğerleri ise, Kureyşlilerle Ensâr'dan ve onların müttefikleri ile Temim, Kays ve Esed grublarındandır.

Urve, Zührî ve Musa b. Ukbe dediler ki, fetih gününde Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte Müslümanlardan 12.000 kişi vardı. Doğrusunu Allah bilir.

ibn İshak dedi ki: Fetih günü hakkında söylenen şiirlerden biri de Hassan b. Sabit'in şu şiiridir:

"Zatü'l-Esabi, Civa ve Azra'ya kadar değişmiş, çürümüş evleri de boş kalmıştır..

Beni Heshâs'm bitki bitmeyen çöl diyarları ki, izlerini örten rüzgarlar ve yağmur, onu eskitip yok etmiş.

Orada bir arkadaş devamlı bulunurdu ve otlu, sulak, bol arazilerinin arasında ise, develerle davarlar sürekli bulunurdu.

Bunu bırak, ama yatsı gittiği zaman, o sevgilinin hayalinden beni kim uykusuz bırakacak?

Onu kendine köle kılan, kendine boyun eğdiren Şa'sa adlı kadından dolayı söyledi ki, onun kalbi için o.kadından bir rahatlık ve şifa olmadı.

Sanki Beyt'i Re's'den gelen mühürlü bir şarabdır ki, onun karışımı bal ile sudur.

Bir gün işte o içkiler anıldıklarında, onlar Rah şarabının güzel kokusuna feda olsunlar.

Eğer elle vurmak veya sövmek gibi şeyler olduğu zaman kınamayı gerektiren birşey yaparsak, bu kınamayı işte o içkilerin üzerine atarız.

Onları içiyorduk ve onlar bizi krallar ve aslanlar olarak terk ediyorlardı ki, düşmanla karşılaşmaktan bizi alıkoymuyor ve geri çevirmiyordu.

Atlarımızı kaybettik. Eğer onları görürseniz toz koparırlar. Onların buluşma yerleri Keda'dır.

Yularlarını tutmakta terslik ederler. Kendileri sığmak yerleridir. Omuzlarının üzerinde kana susamış mızraklar vardır.

Hızlı koşan atlarımız, birbirini geçmekte yarışçılar olmakta devam ederler.

Kadınlar, onları geri çevirmek için başörtüleriyle onların yüzlerine vururlar.

Eğer bizden yüzünüzü öteye çevirirseniz umre yaparız ve fetih

olur, perde açılır.

Yoksa bir gün kılıçla vuruşmasına sabrediniz ki, o günde Allah dilediği kimselere yardım eder.

Cebrail bizim aramızdadır. Allahm elçisidir. Ruhu'l- Kudüs için bir emsal yoktur.

Allah buyurdu ki, size bir kulu göndermişimdir ki, o size hakkı söyler. Eğer tecrübe fayda verirse... Onunla şahadet ettim. O halde kalkınız ve onu tasdik ediniz, der.

Siz ise; ne kalkarız, ne dileriz, dediniz.

Allah buyurur ki; Bir ordu göndermişimdir ki, onlar Ensâr'dır. Düşmanla karşılaşmak, onların âdetidir. Her gün Mead'dan bize sövme veya vuruşma veya yergi vardır.

Bizi yerenlere kafiyelerle vururuz. Kanlar karışınca vururuz.

Ebu Süfyan'a benden bir mektup ilet ki, gizlilik devam etmektedir.

Sununla ki, bizim kılıçlarımız seni bir köle olarak terkettı.

Abdu'd-Dar'm efendilerini de cariyeler gibi alçak bıraktı.

Muhammed'i hicvettin. Bense cevab verdim. İkimizin de ceza ve mükafatı Allah katmdadır.

Onu nasıl hicvettin ki, onun misli yoktur.

O halde kötülüğünüz iyiliğinize feda olsun.

Mübarek, lütufkar, hakka meyilli, Allah emini, bey1 atı ahdine vefadan ibaret olan bir kimseyi hicvettin.

Allah Rasûlü'nü hicvettin. O sizden biridir. İster hicvetsin, ister onu medhetsin. Ve ister ona yardım etsin aynıdır, değişen birşey olmaz.

Benim babam ve onun babası, benim namusum ve Muhammed'in namusu, size karşı korunup himaye edilmiştir.

Benim lisanım keskindir. Onda bir ayıp yoktur. Benim denizimi su kovaları bulandıramaz."

İbn Hişam dedi ki: Hassan, bu şiiri Mekke'nin fethinden önce söylemiştir.

Ben derim ki: Onun söylediği, bu kaside esnasında meydana gelmiştir ki, zaten olaylarda buna delalet ediyor. Bu şiirde adı geçen Ebu Süfyan, Haris b. Abdülmuttalib'in oğlu Ebu Süfyan'dır.

İbn Hişam dedi ki: Bana gelen bir rivayete göre Zührî şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), kadınların başörtüleriyle atların yüzlerine tokat attıklarını görünce, Ebu Bekir es-Sıddık (r.a.)'a bakarak tebessüm etti.

İbn İshak dedi ki: Enes b. Züneym ed-Dilî, Rasûluîlah (s.a.v.)'a, Amr b. Salim el-Huzaî'nin onlar hakkında söylemiş olduğu şeylerden dolayı özür dileyerek şöyle dedi:

"Emretmesiyle Maad'dın hidayete erdirdiği kimse sen misin?

Aksine Allah onları hidayete erdirdi ve sana şahid ol, dedi.

Muhammed'den daha iyi ve daha vefakar bir kimseyi hiçbir deve, eğerinin üstüne yüklememiştir.

Hayra teşvik etti. Bahşişi bol verdi. Keskin parlak kılıç gibi rahata kavuşturdu.

Eskimesinden önce Yemen'in hal kumaşını giydirdi ve atların arasından sıyrılıp onları geçen bir atın başına bahşiş verdi.

Bil ki; ya Rasûlallah, sen benim müdrikimsin ve senden olan tehditte elle tutulur gibidir.

Ya Rasûlallah, bil ki sen bir çukura ve her yüksek^evlere kadirsin.

Bil ki; Rasûlullah, binici Uveymir'in binicileri onlardır. Yalancılar onlardır. Her vaadi yerine getirmeyenler onlardır.

Allah Rasûlüne dediler ki:

Ben onu hicvetmişim, elim felç olsun. Kamçımı taşıyamaz olsun.

Yalnız şu var ki ben; "O yiğitlerin anasının vay haline ki, onlar mutsuz bir günde Öldürüldüler. Mutlu günlerde öldürülmediler." dedim.

Onları, kanlarına denk olmayan kimseler Öldürdüler. Bu yüzden gözyaşını aktı ve şaşkına döndüm. Çünkü sen Abdullah'ın oğlu Abdi ve Mehved'in kızını jurnal ettin-se ahdi bozdun.

Züeyb, Gülsüm ve Selma, birbirini izleyen maktullerdir ki, hepsi öldürüldüler. Yok eğer böyle değilse, gözüm üzüntü yaşlarını döker.

Selma, o Selma ki, onun misli ve kardeşinin misli yoktur.

Hiç krallar, köleler gibi olur mu?

Ben ne günah işledim, ne kan akıttım. Ey hakkı bilen zat! Sen açıkla ve adaletini göster."

İbn İshak dedi ki: Büceyr b. Züheyr b. Ebi Selma, fetih gününde şöyle dedi:

"Müzeyne ve Beni Hufaf kabilesi, erkenden koyun sürülerinin sahiplerini geniş vadiyelere sürdüler. Hayırlı peygamberin fethi gününde, Mekke'de onlara keskin kılıçlarla vurduk.

Süleym kabilesinden 700 kişi ile Beni Osman'dan tam 1.000 kişi ile onların yerlerinde sabahladık. Onların yanlarını kılıçlarla ve mızraklarla dürtüp lütufkâr yelekli oklarla, süratli atarak onları vurduk.

Safların arasında onların seslerini işitirsin. Tıpkı okun yayından çıkışı esnasındaki ses gibi ses verirler.

Süratli koşan atlar, onların içinde ileri geri gidip geldikleri halde, biz hasımlara direnen mızraklarla yürüdük.

Biz, dilediğimiz şekilde ganimetler elde edip döndük.

Onlarsa muhalefet etmeye karşı pişman olarak geri döndüler.

Allah Rasûlü'ne, halis, güzel bir dostluk üzere ahidlerimizi verdik.

Bizim sözlerimizi işitmişler ve böylece korku günü sabahı bizden uzaklaşmaya yüz tuttular."

İbn Hişam dedi ki: Abbas b. Mirdas es-Sülemî, Mekke fethi hakkında şöyle dedi:

"Muhammed'in fetih gününde Mekke'de bizden 1.000 kişi vardı ki, geniş düzlükler, alametli oldukları halde onları su gibi akıtıyordu.

Rasûle yardım ettiler ve onun mucizelerini müşahede ettiler.

Düşmanla karşılaşma gününde parolaları, "ileri" idi.

Dar bir menzilde, onların ayakları orada sabit oldu. Orada başlar, sanki hanzala bitkisi gibi idi.

Ayaklarının, tırnaklarının ön tarafını Necid'de önceden çektiler. Nihayet onlar için arslan Hicaz boyun eğdi.

Allah, onun için orayı mekan kıldı ve kılıçlar bizim için onu zelil kıldı. Çalışmaları üstün olduğu halde alçaldı.

Başkanlığın yaşlı adamı, burnunun ucu yüksek, kerim kişilerin kalesine yükselen, atası çok cömert kişi."

Ibn Hişam dedi ki: Abbas b. Mirdas'm Müslüman oluşunun sebebi şu idi: Onun babası taştan yapılma, Dımâr adındaki bir puta tapardı. Vefat edeceği zaman oğluna, putuna bakmasını vasiyet etti. Oğlu Abbas, babasının vefatından sonra, bir gün puta hizmet etmekte iken putun içinden şu sesi duydu:

"Süleym'den olan bütün kabilelere de ki; Dımâr helak oldu. Mes-cid halkı ise yaşadı.

Meryem oğlundan sonra, Kureyşlilerden peygamberliğe ve hidayete varis olan kişi doğru yola, hidayete ulaşmıştır.

Dımâr helak oldu ve Peygamber Muhammed1 e kitap gelmeden önce bir süre ibadet edilmişti."

Ibn Hişam dedi ki: Bunun üzerine Abbas, Dımâr putunu yaktı. Sonra Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanma gidip Müslüman oldu. Bu kıssanın tamamı, emsal ve eşkalleriyle birlikte Hevatiful-Can bölümünde anlatılmıştı. Hamd ve minnet Allah'adır.

10.Bölüm