Hafız Beyhakî, Vakidî'den bu konuda şu özetleri nakletmiştir:
«Bu senenin rebiyülevvel ayında Rasûlullah (s.a.v.), Ukkaşe b. Mihsan'ı kırk kişilik bir seriyye ile Garv-ı Merzuk'a gönderdi. Oranın halkı, bunların önünden kaçtılar. Bunlar da onların su başlarında mola verdiler. Ukkaşe peşlerine adam taktı, takip ettirdi, onlardan 200 deve ele geçirdi. Develeri önlerine katıp, Medine'ye getirdiler.
Hicri altıncı senede Ebu Ubeyde b. Cerrah in seriyyesi Zi'l-Kas-sa'ya gönderildi. Bunlar kırk kişiden oluşmakta idiler. Yaya olarak yola çıktılar. Sabahın alacakaranlığında Zi'1-Kassa'ya vardılar. Oranın ahalisi, bunların önünden kaçıp dağ başlarına çıktı. Ebu Ubeyde, onlardan bir adamı esir alıp Rasûlullah (s.a.v.)'ın yamna getirdi.
Bu senede Muhammed b. Mesleme'nin on kişilik seriyyesi de göreve çıkarıldı. Bunlar gidecekleri yere vardıklarında ahali, bunlara karşı siperlere girip gizlenmişlerdi. Gece olunca Muhammed b. Mesleme'nin bütün arkadaşları öldürüldü. Sadece o yaralı olarak kurtuldu.
Yine hicri altıncı senede Zeyd b. Harise seriyyesi, Cemum mevkiine gönderildi. Bu seriyye, orada Müzeyneli Halime adında bir kadına rastladı. Kadın onlara, Beni Süleym kabilesinin adamlarının bulunduğu bir yeri gösterdi. Seriyye oraya gidip koyun ve keçilerle davarları ele geçirdiler. Müşriklerden bir grup adamı da esir aldılar. Esir alınanlar içinde Halime'nin kocası da vardı. Rasûlullah, onu Halime'nin hatırına bağışladı ve serbest bıraktı.
Yine hicri altıncı senede Zeyd b. Harise seriyyesi, cemaziyelevvel ayında onbeş kişilik bir grupla Beni Salebe kabilesine gönderildi. Araplar, bu seriyyenin önünden kaçtılar. Seriyyedekiler de onlann yirmi kadar devesini ele geçirdiler. Dört gece sonra Medine'ye döndüler.
Yine bu senede Zeyd b. Harise, cemaziyelevvel ayımda İss mıntıkasına gönderildi. Bu seriyyedeki adamlar, Ebu'i-As b. Rebi'nin beraberinde bulunan malları ganimet olarak aldılar. Ebu'l-As da Rasûlullah (s.a.v.)'ın kızı Zeyneb'e sığındı. Zeyneb, onu himayesine aldı.
İbn İshak, bu kıssayı şöyle anlatır: Ebu'1-As'm beraberindeki kafile yakalanıp da arkadaşları öldürüldüğünde o, aralarından kaçıp kurtulmuş, nihayet Medine'ye gelmişti. Onun zevcesi, Rasûlullah'm kızı Zeynep idi. Bedir savaşından sonra Zeynep, Medine'ye hicret etmişti. Ebu'l-As kaçıp da Medine'ye geldiğinde Zeyneb'e sığınmış, Zeyneb de sabah namazından sonra onu himayesine almıştı. Bu yüzden Rasû-lullah da onu himayesine almış ve kervanından ganimet olarak ele geçirdikleri şeyleri geri vermelerini halka emretmişti. Onlar da Ebu'l-As'm kervanından aldıkları herşeyi geri vermişlerdi. Eksik bir şey bırakmamışlardı. Ebu'l-As da bu mallan alıp Mekke'ye döndü. Sahiplerine teslim etti. Üzerinde hiçbir emanet kalmadı. Bundan sonra Mekke'den dönüp Medine'ye geldi. RasûluUah (s.a.v.) da kızı Zeyneb'i ilk nikahı ile Ebu'1-As'a verdi. Yeni bir nikah ve akid yapmadı. Nitekim bununla ilgili açıklama daha önceki sayfalarda geçmiştir. Zeyneb'in Medine'ye hicreti ile Ebu'l-As'm İslâm'a girişi arasında altı senelik bir zaman geçmiştir. İlci senelik bir zaman geçtiği de rivayet edilir. Bu iki rivayet arasında bir ayrılık bulunmadığını daha önce de açıklamıştık. Yine onun İslâm'a girişinin, mü'min kadınların kafirlere haram kılındığına dair ayetin nüzulünden iki sene sonra olduğunu da söylemiştik. Ebu'l-As, hicri sekizinci senede, yani fetih senesinde İslâm'a girmiştir. Yoksa Vakidî'nin dediği gibi hicri altıncı senede değildir. Doğrusunu Allah bilir.
Vakidî'nin anlattığına göre hicri altıncı senede Dıhye b. Halife el-Kelbî, kayserin yanından Medine'ye gelmek üzere yola çıkarken kayser ona hilatler ve mükafat olarak mallar vermişti. Dıhye, Husma mevkiine vardığında Cüzam kabilesinden bazı adamlar yolunu kesmişler, yanındaki malların tamamını elinden almışlardı. Bunun üzerine RasûluUah (s.a.v.) da Zeyd b. Harise'yi şakilerin üzerine göndermişti.
Vakidî, Yakup b. Utbe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: RasûluUah (s.a.v.), bir grup adamın Hayber Yahudilerine yardımcı olmak ve destek göndermek istediklerini haber alınca 100 kadar adamla birlikte Hz. Ali'yi o topluluğun üzerine gönderdi. Ali ve arkadaşları, Beni Esed b. Bekr kabilesine varıp orada konakladılar. Yolda iken gündüzleri saklanıyor, geceleri yol gidiyorlardı. Onların bir casuslarına rastladılar. Casus, Hayber hurmalarını kendilerine verme karşılığında Hayberli Yahudilere yardım teklifini götürmek üzere yola çıkarıldığını ikrar etti.
Vakidî dedi ki: Hicri altıncı senenin şaban ayında Abdurrahman b. Avf seriyyesi Dumetu'l-Cendel'e gönderildi. Abdurrahman ve seriy-yesi yola çıkarken RasûluUah (s.a.v.), ona şöyle dedi: «Eğer onlar itaat ederlerse hükümdarlarının kızıyla evlen.» Seriyye, Dumetu'1-Cendel'e vardığında ahali Müslüman oldu. Abdurrahman da onların hükümdarlarının kızı Tümadir bint İsa el-Kelbiye ile evlendi. Bu kadın, Abdurrahman b. Avf a Ebu Seleme adındaki bir çocuğu doğurdu.
Vakidî dedi ki: Hicri altıncı senenin şevval ayında Kürz b. Cabir el-Fihrî'nin seriyyesi, RasûluUah (s.a.v.)'m çobanını öldürüp davarlarını önlerine katıp götüren Ureniler üzerine gönderildi. Kürz, yirmi kadar süvari ile bunların peşlerine gidip onları yakaladı ve geri getirdi.
Urenilerin meselesi, Buharı ve Müslim'in Enes b. Malik'ten anlattıklarına göre şöyledir: Ukl ve Ureyne'den bir grup adam, Rasûlul-lah (s.a.v.)'ın yanma gelip şöyle dediler:
- Ya Rasûlallah! Biz hayvancılıktan anlarız. Tarımdan anlamayız. Medine'nin havası bize ağır geldi. RasûluUah (s.a.v.), onlara bir deve sürüsü ve çoban verilmesini emretti. Onlara da bu sürü ile birlikte Medine dışına çıkmalarını, orada yaşamalarını develerin sütlerini ve sidiklerini içmelerini emretti. Onlar bu emir üzerine Medine dışına çıktılar. Harre nahiyesine vardıklarında RasûluUah (s.a.v.)'m çobanını öldürüp sürüyü önlerine katıp götürdüler. Müslümanlıktan sonra tekrar küfre döndüler. Ra-sûlullah, onları yakalamak için peşlerine adamlarını gönderdi. Yakalanmalarından sonra ellerinin, ayaklarının kesilmesini, gözlerine mil çekilmesini emretti. Sonra onlar Harre nahiyesinde ölüme terk edildiler ve bu halde iken öldüler.
Katade dedi ki: Bize gelen rivayete göre RasûluUah (s.a.v.), bundan sonra hutbe okurken, insanları zekat vermeye teşvik etti. Ama insanlara işkence yapılmasını (müsle) yasakladı.
Müslim'in, Muaviye b. Kurre tariki ile Enes'ten yaptığı bir rivayet de şöyledir: «Ureyne'den birkaç kişi, RasûluUah (s.a.v.)'a gelip Müslüman oldular ve onunla bey'atleştiler. O sıralarda Medine'de zatü'1-cenb (verem) hastalığı baş gösterdi. Bunlar dediler ki:
- Ya Rasûlallah! Şehirde zatü'1-cenb hastalığı başgösterdi. Eğer bize izin verirsen, bize vermiş olduğun develerle birlikte geri döneriz.
RasûluUah, onların bu isteklerine olumlu cevap verdi. Bunun üzerine onlarda çıkıp yola koyuldular. Yolda iken çobanları öldürdüler ve develeri de önlerine katıp götürdüler. Ensâr'dan yirmi kadar adam peşlerine takıldı. Beraberlerinde de bir izci götürdüler. İzlerini sürdüler. Nihayet onları yakaladılar, elleri ve ayakları kesildi. Gözlerine de mil çekildi.»
Buharî'nin sahihinde, Enes'in şöyle dediği rivayet edilir: «Ukl mıntıkasından bir grup adam, Medine'ye gelip Müslüman oldu. Ancak oranın havasından rahatsız oldular. RasûluUah (s.a.v.)'m yanına gelip, Medine'nin havasından dolayı hastalandıklarını söylediler. Rasûlullah da onlara: «Medine dışındaki develerimizin yanma gidin. Onların sütlerini ve sidiklerini için.» diye emir verdi. Onlar, develerin bulunduğu yere gittiler. Allah'ın dilediği bir süre kadar orada kaldılar. Sonra çobanı öldürüp, develeri Önlerine katarak götürdüler. Adamın biri, çığlık atarak Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına gelip olup bitenleri haber verdi. O esnada güneş henüz yükselmemişti. Rasûlullah da gelip onları yakalattı. Şişler kızarttırıp vücudlarım dağlattı. Ellerini ve ayaklarını kestirdi. Onları, Harre'de güneşin sıcağı altında bıraktı. Su istiyorlardı, ama onlara su verilmiyordu. Bu halde iken Öldüler.»
Enes'ten gelen başka bir rivayete göre o şöyle demiştir: «Onlardan birinin susuzluktan ötürü ağzını yere sürdüğünü gördüm.»
Ebu Kalabe dedi ki: «İşte onlar çobanı öldürdüler, hırsızlık yaptılar, imanlarından sonra kafir oldular. Allah ve Rasûlüne karşı savaş açtılar.»
Beyhakî, Cabir'in şöyle dediğini rivayet etmişir: Rasûlullah (s.a.v.), Urenileri yakalatmak için peşlerine adam takarken şöyle dedi: «Allah'ım! Yollarını şaşırt. Yollarını bulamaz olsunlar. Yollarını onlara deve derisinden daha dar kıl.» Gerçekten Allah, onları yol bulamaz hale getirdi. Yakalanıp Rasûlullah'm huzuruna getirildiler. Elleri ve ayakları kesilip gözlerine mil çekildi.»
Sahih-i Müslim'de şöyle bir ifade de yer almaktadır: «Gözlerine mil çekildi. Çünkü onlar da, çobanların gözlerine mil çekmişlerdi.

