El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicrî Dördüncü Senede Meydana Gelen Bazı Olaylar

İbn Cerir dedi ki: Hicri dördüncü senenin cemaziyelevvel ayında Osman b. Affan (r.a.)'m oğlu Abdullah vefat etti. Abdullah, Rasûlul-lah'm kızı Rukiyye'den doğmuştu, altı yaşında iken vefat etti. Rasû-lullah (s.a.v.), …

İbn Cerir dedi ki: Hicri dördüncü senenin cemaziyelevvel ayında Osman b. Affan (r.a.)'m oğlu Abdullah vefat etti. Abdullah, Rasûlul-lah'm kızı Rukiyye'den doğmuştu, altı yaşında iken vefat etti. Rasû-lullah (s.a.v.), onun namazını kıldı. Babası Osman b. Affan da onu mezarına defnetti.

Ben derim ki: Bu senede, Ebu Seleme Abdullah b. Abdi'1-Esed b. Hilal b. Abdillah b. Amr b. Mahzum el-Kureşi el-Mahzumî ve annesi Berre binti Abdülmuttalib (Rasûlullah (s.a.v.)'ın halası) vefat etti. Ebu Seleme, peygamberin süt kardeşi idi. İkisi birlikte Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe'den süt emmişlerdi. Ebu Seleme'nin ve Ebu Ubeyde ile Osman b. Affan ve Erkam b. Ebu'l-Erkam'm İslâm'a girişi çok eskilerde aynı günde olmuştu.

Ebu Seleme ile zevcesi Üınmü Seleme, Habeş diyarına hicret etmişlerdi. Sonra Ebu Seleme, Habeşistan'da çocukları doğmuş olarak Mekke'ye döndü. Oradan da Medine'ye hicret etti. Zevcesi Ümmü Seleme de ona uyarak Medine'ye Muhacir olarak geldi.

Ebu Seleme, Bedir ve Uhud gazvelerine katıldı. Uhud'da aldığı a-ğır yaralardan dolayı vefat etti. Allah ondan razı olsun ve onu hoşnud kılsın. Bu zatın musibet anında söylenmesi gereken "Biz Allah'a aidiz ve şüphesiz ona döneceğiz." mealindeki istirca ile ilgili olarak rivayet ettiği bir hadis vardır. Bu da Rasûlullah (s.a.v.)'m Ümmü Seleme ile evlenmesi bahsinde nakledilecektir.

İbn Cerir dedi ki: Hicri dördüncü senenin şaban ayından birkaç gece geçtikten sonra Hz. Ali ile Rasûlullah'm kızı Hz. Fatıma'nın oğulları Hüseyin dünyaya geldi. Allah onlardan razı olsun.

Aynı senenin ramazan ayında Rasûlullah (s.a.v.), Zeyneb binti Hüzeyme b. Haris b. Abdullah b. Amr b. Abdumenaf b. Hilal b. Amir b. Sa'saa el-Hilaliyye ile evlendi.

Ebu Ömer b. Abdil-Berr, Ali b. Abdülaziz el-Cürcanî'nin şöyle dediğini nakletmiştir: "Zeyneb, Meymune binti Haris'in kız kardeşidir."

Ebu Ömer b. Abdi'1-Berr, bunu demiş, ancak bu rivayeti garip karşıhyarak, bu sözü başkasının söylemediğini ifade etmiştir. Zeyneb, kendisine Ümmü'l-Mesâkin (düşkünlerin annesi) denilen bir kadındı. Çünkü düşkünlere çokça sadaka verir, onlara iyilik ve ihsanda bulunurdu. Rasûlullah (s.a.v.) onunla evlenirken, ona mehir olarak on iki buçuk okiye (beşyüz dirhem) verdi ve ramazanda onunla gerdeğe girdi. Daha önce Zeyneb, Tüfeyl b. Haris'in nikahlısı idi. Tüfeyl onu bo-şamıştı.

Ebu Ömer b. Abdi'1-Berr, Ali b. Abdülaziz el-Cürcanî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Sonra kardeşi Ubeyde b. Haris b. Muttalib b. Abdumenaf, Zeyneb'i himayesine aldı.

"el-Gâbe" adlı eserinde İbn Esir demiştir ki: Zeyneb, Abdullah b. Cahş'ın nikahı altında idi. Abdullah, Uhud savaşında öldürüldü.

Ebu Ömer dedi ki: Zeyneb'in Rasûlullah'm sağlığında vefat ettiği hususunda ihtilaf yoktur. Rasûlullah'm yanında sadece iki veya üç ay kaldığı da söylenir. Evlilikleri iki veya üç ay sürdükten sonra Zeyneb vefat etmiştir.

Vakidî dedi ki: Hicri dördüncü senenin şevval ayında Rasûlullah (s.a.v.), Ümmü Seleme binti Ebi Ümeyye ile evlendi.

Ben derim ki: Ümmü Seleme, daha önceleri çocuklarının babası Ebu Seleme b. Abdi'l-Esed'in eşi idi. Daha önce de anlatıldığı gibi Ebu Seleme, Uhud gazvesinde hazır bulundu. Uhud gününde yaralandı. Yarasını bir ay süreyle tedavi etti. Nihayet iyileşti. Sonra bir seriyye ile birlikte sefere çıktı. Seriyye, sonunda güzel ganimetler ve davarlara sahip oldu. Bundan sonra on yedi gün daha yaşadı. Nihayet yarası nüksedip ağırlaştı. Hicri dördüncü senenin cemaziyelevvel ayının bitimine üç gün kala vefat etti. O senenin şevval ayı geldiğinde Rasûlullah (s.a.v), Ümmü Seleme'ye evlenme teklifinde bulundu. Dünür olarak Ömer b. Hattab'ı ona defalarca gönderdi. Ömer'e kendisinin kıskanç bir kadın olduğunu, çoluk çocuğunun bulunduğunu, bu sebeple Rasûlullah'a gerekli ihtimamı gösteremeyeceğini ve çocuklarının bakıma muhtaç olduklarını, eğer onların azıklarını temin etmek için çalışmazsa kendisinin de muhtaç kalacağım anlattı. Bunun üzerine Rasûlullah ona şöyle karşılık verdi:

- Çocuklara gelince bunlar, Allah ve Rasûlü'nün himayesine girerler, yani bunların nafakası onlara aittir. Sana ait değildir. Kıskançlığına gelince Allah'a dua ederim, inşaallah kıskançlığın yok olur gider.

Bunun üzerine Ümmü Seleme evlenmeye razı oldu. Ömer'le konuşmasının sonunda şöyle dedi:

- Kalk, artık, beni Rasûlullah'la evlendirebilirsin. Yani ben bu işe razı oldum ve izin verdim.

Bazı âlimler, bir vehme kapılarak onun bu sözünü, kendi oğlu Ömer b. Ebi Seleme'ye hitaben söylediği düşüncesine saplanmışlardır. Oğlu Ömer, o sıralarda akid yapma ehliyetine sahip olmayan küçük bir çocuk idi. Ben bu konuda müstakil bir cild kitap yazmış ve bu konuda doğru hükümleri beyan etmişimdir, Hamd ve minnet Allah'adır. Âlimlerin bazısı da Ümmü Seleme'nin nikah akdini oğlu Seleme b. Ebi Seleme'nin yaptığını söylemişlerdir. Güya o esnada Seleme, onun en büyük oğlu imiş. Burada âlimler buna cevaz vermişlerdir. Çünkü Seleme'nin babası, annesinin aynı zamanda amcası oğlu imiş. Oğlunun, oğulluk cihetinden başka bir durumda annesine velilik yapma hakkı olduğu hususunda icma vardır. Aynı zamanda azad eden veya hüküm veren bir hakim olması durumunda da oğul, annesine velilik yapabilir. Fakat sırf oğulluk ciheti ile annesinin nikah akdini Şafiî'ye göre akdedemez.

Ama diğer üç mezhep imamı, bu hususta İmam Şafiî'ye muhalefet etmişlerdir. Bu konuyu "el-Ahkamü'1-Ke-bir" adlı kitabımızın nikah bölümünde genişçe açıkladık. İmam Ahmed b. Hanbel, Yunus ve Leys kanalı ile Ümmü Seleme'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Bir gün kocam Ebu Seleme, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanından gelip şöyle dedi: «Rasûlullah (s.a.v.)'-dan öyle bir söz duydum M, çok hoşuma gitti. Şöyle dedi: «Bir Müslüman, bir musibete uğrar da musibet anında «İnna lillahi ve inna iley-hi râciûn» ayetini okuyup sonra da; «Allahım, bu musibetimden dolayı bana ecir ver ve bunun yerine bana daha hayırlı birşey ver.» derse Cenâb-ı Allah, mutlaka onun dileğini yerine getirir.»

Ümmü Seleme dedi ki: Ben kocamın bu sözünü hafızama yerleştirip ezberledim. Kocam Ebu Seleme vefat ettiğinde ben: «İnna lillahi ve inna ileyhi râciûn» ayetini okudum. Sonra da: «Allahım, bu musibetimden dolayı bana ecir ver ve bundan daha hayırlı birşeyi bana ver.» dedim. Sonra kendi kendime dönüp şöyle dedim: «Kocam Ebu Seleme'den daha hayırlı kimse nereden elime geçecek?» Kocamın ölümünden sonra iddetimi tamamladığımda Rasûlullah (s.a.v,), evimizin kapışma geldi. İçeri giriş izni istedi. Ben o esnada, bana ait bir deriyi sepilemekte idim. Ellerimi selem ağacının bulaşığından yıkadım ve girmesine izin verdim. Ona, içi hurma lifîyle dolu deri bir yastık indirdim. Üzerine oturdu. Sonra beni kendine istedi. Benimle evlenmeye talip oldu. Sözünü tamamladığında dedim ki:

- Ya Rasûlallah, seninle evlenmeye nasıl razı olmam, ancak ben çok kıskanç bir kadınım. Korkarım ki, bende kıskançlık görürsün de kıskançlığım sebebiyle Allah beni azaplandırır. Ben yaşlanmış, çoluk çocuk sahibi bir kadınım.

Rasûlullah buyurdu ki:

- Sözünü ettiğin kıskançlığa gelince, Allah onu senden giderecektir. Bahsettiğin yaşlılığa gelince, ben de senin gibi yaşlıyım. Anlattığın çoluk çocuğa gelince, senin çoluk çocuğun benim de çoluk çocu-ğumdur.

Rasûlullah'm böyle demesi üzerine kendisiyle evlenmeye razı oldum. Allah, kocam Ebu Seleme'den daha hayırlı birini bana verdi. Rasûlullah'a kavuştum.»

İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), daha sonra Medine'ye yönelerek Bedir'den ayrıldı. Zilhicce ayım Medine'de geçirdi. Hicri dördüncü senede de hac ibadetini müşrikler idare ettiler.

Vakidî dedi ki: Rasûlullah, hicri dördüncü senede Zeyd b. Sabit'e İbranice'yi öğrenmeyi emretti.

Ben derim ki: Sahih bir hadiste sabit olduğuna göre Zeyd b. Sabit şöyle demiştir: «Ben İbranice'yi