RasûluUah (s.a.v.), Nadir oğulları Yahudilerini Medine'den sürgün ettiğinde bu Yahudilerin tamamı Hayber'e gitmişlerdi. Aralarında Hüyey b. Ahtab ile Beni Ebu'l-Hukayk da vardı. Bunlar servet sahibi ve kavimleri tarafından sayılan kimselerden idiler. Safiye de o esnada henüz buluğa ermemiş, küçük bir kız idi. Sonra evlenecek çağa geldiğinde amcası oğullarından biri onunla evlendi. Gerdeğe girip aradan birkaç gece geçtikten sonra Safiye, rüyasında gökteki ayın gelip kendi kucağına düştüğünü görmüş ve bu rüyasını amcası oğluna anlatmıştı. Kocası olan amcası oğlu da yüzüne bir tokat vurmuş ve: «Sen Yesrib hükümdarının senin kocan olmasını arzuluyorsun?» demişti.
RasûluUah (s.a.v.), Hayber'e gelip onları kuşatma altına alınca, savaş sonrasında Safiye esirler, kocası ise öldürülen kimseler arasında bulunuyordu. RasûluUah (s.a.v.), Safiye'yi kendine ayırdı ve mülkiyetine geçirdi. Rahmini temizleyip istibra etmesinden ve onunla yatağa girmesinden sonra Safiye'nin yüzünde tokat izi gördü. Yanağın-daki bu yara izinin sebebini sorunca Safiye, daha önce görmüş olduğu o salih rüyasını RasûluUah (s.a.v.)'a anlattı. Allah ondan razı olsun ve onu hoşnud kılsın.
Buharı, Süleyman b. Harb kanalı ile Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Peygamber (s.a.v.), sabah namazını Hayber'e yakın Gales mevkiinde kıldı. Sonra şöyle dedi: «Allahu Ekber, Hayber harap oldu. Doğrusu biz bir kavmin sahasına indiğimizde uyarılıp korkutulanların sabahı ne kötü bir sabah oldu.»
Oraya vardığımızda Hayberliler, sokaklarda koşuşmaya başladılar. Peygamber (s.a.v.), onların savaşçılarını öldürdü. Çoluk çocuklarını ve kadınlarını esir aldı. Esir alınanlar arasında Safiye de vardı. O, Dıhyetü'l-Kelbî'nin payına düştü, sonra Peygamber (s.a.v.)'e devredildi. Peygamber (s.a.v.) de mehir olarak azad edip onunla evlendi.
Buharî, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Peygamber (s.a.v.), Safiye'yi esir aldı. Onu azad edip onunla evlendi.»
Sabit, Enes'e sordu:
- Peygamber (s.a.v.), Safiye'ye ne mehir verdi?
Enes:
- Peygamber (s.a.v.), mehir olarak canını ona verdi. Yani onu a-zad etti.
Buharî, Abdulgaffar b. Davud kanalı ile Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Hayber'e geldik. Peygamber (s.a.v.) kaleyi fethettiğinde kendisine, Hüyey b. Ahtab'm kızı Safiye'nin güzelliği anlatıldı. Safiye'nin kocası öldürülmüştü. Ve kendisi de yeni gelin idi. Peygamber (s.a.v.), onu kendine ayırdı. Safiye ile birlikte Hayber'den ayrılıp yola çıktı. Süddü Sahba'ya ulaştığında Safiye'nin rahmi temizlendi. Peygamber (s.a.v.), onunla gerdeğe girdi. Sonra küçük bir deri sofra üzerinde hays yemeği yapıp bana: «Etrafındaki adamlara du-yur.» dedi. Bu, onun Safiye ile evlenmesi için yapmış olduğu düğün yemeği idi. Yemekten sonra Medine yoluna koyulduk. Peygamber (s.a.v.)'in Safiye'nin arkasında abasını tuttuğunu gördüm. Peygamber (s.a.v.), kendi devesinin yanına gelip oturdu. Dizini dikti. Safiye de ayağını Peygamber (s.a.v.)'in dizinin üzerine koyarak devesine bindi.»
Buharî, Said b. Ebi Meryem ve Muhammed b. Cafer b. Ebi Kesîr kanalı ile Enes (r.a.)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), Hayber ile Müd arasında üç gece kaldı. Orada Safiye ile gerdeğe girdi. Ben de Müslümanları, onun etli ve ekmekli düğün yemeğine davet ettim. Rasûlullah, Bilal'e emir verdi. Deri sofralar getirip yaydı. Üzerine hurma, çökelek ve yağ koydu. Müslümanlar kendi aralarında şöyle konuşmaya başladılar:
- Rasûlullah, hür bir kadınla mı evlendi ki, o kadın mü'minlerin annesi olsun, yoksa bir cariye ile mi gerdeğe girdi?
Dediler ki: Eğer bu kadını örterse o hürdür. Ve mü'minlerin an-nesidir. Eğer örtmezse o, onun cariyelerinden biridir.
Peygamber (s.a.v.), oradan ayrılıp yola çıktığında Safiye'nin arkasında durup onu örttü ve örtüyü üzerine bıraktı.»
Bu hadisi, sadece Buharî rivayet etmiştir.
Ebu Davud, Müsedded ve Hammad b. Zeyd kanalı ile Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Önceleri Safiye, Dıhyetü'l-Kelbî'nin payına düşmüştü. Sonra Rasûlullah (s.a.v.)'a devredildi.
Ebu Davud, Yakub b. İbrahim kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Hayber'de esirler toplandı. Dıhye gelip:
- Ya Rasûlallah, esir alman cariyelerden birini bana ver, dedi. Rasûlullah:
- Git, kendine bir cariye al, dedi.
Dıhye de kendine Safiye binti Hüyey'i aldı.
Adamın biri gelip şöyle dedi: Ey Allah'ın peygamberi, Safiye'yi Dıhye'ye mi verdin? Yakup dedi ki: - Safiye binti Hüyey, Kurayza ve Nadir oğulları kabilelerinin hanımefendisidir. Ancak sana layıktır. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.); «Safîye'yi çağırın.» dedi. Safiye geldiğinde Peygamber (s.a.v.) ona baktı ve Dıhye'ye: «Kendine başka bir cariye al.» dedi. Peygamber (s.a.v.), Sariye "yi azad etti ve onunla evlendi.
Ebu Davud, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Dıhye'nin payına esirlerden güzel bir cariye düştü. Rasûlullah (s.a.v.), o cariyeyi Dıhye'den yedi başa satın aldı. Sonra hazırlaması için onu Ümmü Se-leme'nin yanına bıraktı. Bu cariye (Safîye), Ümmü Seleme'nin hanesinde iddet bekledi.» İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Beni Ebi Hukayk'm kalesi Kamusu fethettiği zaman Safiye binti Hüyey b. Ahtab ve onunla birlikte başka bir kız Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma getirildiler. Bilal bunlara rastladı. Bunları öldürülen Yahudilerin cesetlerinin yanından getiren de o idi. Safîye ile birlikte olan o kız, Yahudi ölülerini gördüğü zaman bağırıp yüzünü trrmaladı, toprağı başına saçtı. Rasûlullah, onun bu durumunu görünce şöyle dedi: Bu dişi şeytanı benden uzaklaştırın.
Bundan sonra Safîye'yi istedi. Onu arkasına aldı. Cübbesini de üzerine örttü. Böylece Müslümanlar, Rasûlullah'm onu kendine ayırdığını anladılar.
Rasûlullah (s.a.v.) -bana ulaşan habere göre- o Yahudi kadının durumunu görünce Bilal'e şöyle dedi:
- Ey Bilal! Sende şefkat mi kalmadı ki, onları Yahudi maktullerin yanma götürdün?
Safiye, Kinane b. Rebi b. Ebu'l-Hukayk'm yeni hanımı iken rüyasında ayın kendi kucağına düştüğünü görmüştü. Bu rüyasını kocasına anlatmıştı. O da: "Sen, Hicaz hükümdarı Muhammed'i mi istiyorsun?" demiş ve yüzüne bir de tokat atmıştı. Safiye'nin gözü o tokattan dolayı morarmıştı. Rasûlullah'm yanma getirildiği zaman yüzünde o tökatm izi hâlâ duruyordu. Rasûlullah: Bu iz nedir? diye sorunca Safiye, o rüyasını Rasûlullah'a anlattı.
İbn İshak dedi ki: Kinane b. Rebi, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma getirildi. Beni Nadirin hazinesi onun yanında idi. Ondan hazine istendi. O, hazinenin yerini bilmediğini söyledi. Bunun üzerine Yahudilerden bir adam, Rasûlullah (s.a.v.)'a geldi ve şöyle dedi:
- Ben Kinane'yi her sabah bu harabenin etrafında dolaşırken görürdüm.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) Kinane'ye: Seni öldürelim mi?
- Evet.
Rasûlullah (s.a.v.) da harabenin kazılmasını emretti, kazıldı. Oradan hazinelerin bir kısmı çıktı. Sonra ondan geri kalanını istedi.
O ise hazineyi vermeye hiç yanaşmadı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), Zübeyr b. Avvam'a emredip ona dedi ki:
- Bütün hazineyi buluncaya kadar ona işkence et.
Zübeyr de onun göğsünde çakmakla ateş çakıyordu. Nihayet onun ölmesinden korktu. Sonra Rasûlullah (s.a.v.), Kinane'yi Muhammed b. Mesleme'ye teslim etti. O da kardeşi Mahmud b. Mesleme'nin öldürülmesinin kısası olarak Kinane'nin boynunu vurdu.

