El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Katade'nin Gözünün Çıkması

îbn îshak dedi ki: Uhud gününde Katade b. Numan'ın gözü isabet almış ve gözü yanağının üzerine düşmüştü. Rasûlullah, o gözü eliyle yerine koymuş ve o gözü, diğerinden daha güzel ve daha iyi görür olmuştu. Diğeri …

îbn îshak dedi ki: Uhud gününde Katade b. Numan'ın gözü isabet almış ve gözü yanağının üzerine düşmüştü. Rasûlullah, o gözü eliyle yerine koymuş ve o gözü, diğerinden daha güzel ve daha iyi görür olmuştu. Diğeri ağrıdığında bu gözü ağrımazdı.

Dare Kutni, garib bir isnadla Malik kanalı ile Katade b. Numan'ın şöyle dediğini rivayet eder:

«Uhud gününde gözlerim isabet aldı. Yanağımın üzerine düştüler. Onları, Rasûlullah'a getirdim. Eliyle tekrar yerlerine koydu. Üzerine tükürdü. Tekrar ışıl ışıl parlamaya başladılar.» Bu rivayetlerin ilki daha meşhurdur. Meşhur olan ilk rivayete göre Katade'nin sadece bir gözü yaralanmıştır. Bu sebepledir ki oğlu, Ömer b. Abdülaziz'in yanına elçi olarak geldiğinde Ömer b. Abdülaziz ona:

- Sen kimsin? diye sormuş, o da irticalen şu cevabî şiiri söylemişti: «Ben, o kimsenin oğluyum ki, gözleri yanağının üzerine aktı. Mustafa'nın avucuyla tekrar o göz, güzel bir şekilde yerine kondu. Tekrar eski haline geldi. O göz ne güzel bir gözdü, O yanak ne güzel bir yanaktı!»

Bunun üzerine Ömer b. Abdülaziz, ona şöyle dedi:

«Bu anlattıkların yüksek ahlaklardır. Süt kapları değildir ki, su ile karıştırılsın ve daha sonra idrara dönüşsün!»

Böyle dedikten sonra Ömer b. Abdülaziz, ona ikramda bulundu ve güzel mükafatlar ihsan etti.

Ümmü Umare Nesibe binti Kab el-Maziniyye, Uhud gününde savaştı.

Said b. Zeyd el-Ensârî, Ümmü Sa'd binti Sa'd b. Rebi'in şöyle dediğini nakleder:

«Ümmü Umare'nin yanına girdim ve ona şöyle dedim:

- Ey teyze, bana haberini anlat. O da dedi ki:

- Gündüzün ilk saatlerinde insanların ne yapacaklarını görmek için dışarı çıktım. Yanımda bir su kabı bulunuyordu. Rasûlullah'ın yanına vardım. Ashabının arasındaydı. O esnada galibiyet ve muzafîeriyet Müslüm ani arındı. Müslümanlar yenilgiye uğradıklarında Rasûlul-lah'ın yanına gittim ve bizzat savaşa katıldım. Düşmanları kılıç sallayarak ondan uzaklaştırmaya, yayımdan da ok atmaya başladım. Sonunda yaralandım.

Ümmü Sa'd dedi ki:

- Ümmü Umare'nin vücudunda da derin bir yara gördüm ve ona dedim ki:

- Bu yarayı sana kim isabet ettirdi?

- îbn Kamie isabet ettirdi. Allah onu alçaltsm. İnsanlar, Rasûlullah (s.a.v.)'dan geri kaldıkları ve onu yalnız bıraktıkları zaman İbn Kamie şöyle diyerek geldi: "Bana Muhammedi gösterin. Eğer o kurtulursa ben kurtulmam."

Bunun üzerine ben ve Mus'ab b. Ümeyr ile Rasûlullah'ın yanında sebat edip duran kimselerden bir kaç sahabe, onun karşısına geçtik. İşte bu darbeyi o esnada İbn Kamie bana vurdu. Ben de ona bazı darbeler indirdim, fakat Allah düşmanının üzerinde iki zırh vardı.»

İbn İshak dedi ki: Ebu Dücane, Rasûlullah (s.a.v.)'ı korumak için kendisini kalkan, olarak Rasûlullah'ın önünde tutuyordu. Oklar onun sırtına düşüyordu. O da öylece Hz. Peygamber'in üzerine kapanıyordu. Oklar onun üzerinde birikip çoğaldı.

îbn İshak, Asım b. Amr b. Katade'nin şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah (s.a.v.), yayından ok attı ve o yayın bir taran kırıldı. Katade b. Numan onu aldı ve o yay, onun yanında kaldı.

îbn İshak, Beni Adiyy b. Neccar'ın kardeşi Kasım b. Abdurrahman b. Rafî'nin şöyle dediğini rivayet eder: Enes b. Malik'in amcası Enes b. Nadr, Muhacirlerle Ensâr'dan birkaç adamla birlikte duran Ömer b. Hattab ve Talha b. Ubeydullah'm yanma gitti. Savaştan el çekip oturduklarını gördü. Onlara:

- Niçin oturuyorsunuz? diye sordu. Onlar:

- Rasûlullah (s.a.v.) öldürüldü, dediler. Bunun üzerine Enes:

- Ondan sonra hayatta kalıpda ne yapacaksınız? Kalkınız ve Rasûlullah'ın yolunda öldüğü dava uğruna siz de ölünüz, dedi.

Sonra müşriklerin karşısına geçti. Onlarla savaştı. Nihayet öldürülüp şehid oldu. Enes b. Malik, onun adını aldı.

İbn İshak, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder:

«Enes b. Nadr'da o gün yetmiş darbe bulduk, kimse onu tanıyama-dı.Ancak kızkardeşi, parmak uçlarına bakarak onu tanıyabildi.»

îbn Hişam dedi ki: îlim erbabı bazı kimselerin bana anlattıklarına göre, Uhud savaşında Abdurrahman b. Avfın ağzı yaralandı, dişi kırıldı ve yirmi ya da daha fazla darbe ile yaralandı. Bu darbelerden bazısı ayağına isabet ettiğinden topal kalmıştı.