Vakidî'nin ifadesine göre Beni Kaynuka olayı, hicretin ikinci senesinin şevval ayının ortasında cumartesi günü olmuştur. Doğrusunu Allah bilir. Aşağıdaki ayette kastedilenler onlardır:
«Onların durumu, kendilerinden az bir zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara can yakıcı azap vardır.» (el-Haşr, 15.)
îbn îshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)'m savaşları arasında Beni Kaynuka hadisesi oldu. Olay şöyle cereyan etmişti: Rasûlullah (s.a.v.),
onları Beni Kaynuka çarşısında toplayarak şöyle dedi:
- Ey Yahudi topluluğu! Allah'ın, Kureyşlilerin başına getirdiği şiddet ve cezalardan sakının ve Müslüman olun. Çünkü siz, benim gönderilmiş bir peygamber olduğumu biliyorsunuz. Buna, kitabınızda ve Allah'ın size gönderdiği Ahid'te buluyorsunuz.
Onlar dediler ki:
- Ya Muhammedi Sen bizi kendi kavmin gibi mi sanıyorsun? Kendilerinde savaş ilmi olmayan bir kavimle karşılaşman seni aldatmasın. Onlardan bir fırsat ele geçirdin. Vallahi eğer biz seninle savaşırsak elbette bizim nazil insanlar olduğumuzu anlarsın?
îbn İshak, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder: Şu ayet, sadece Beni Kaynuka Yahudileri hakkında nazil olmuştur:
«Ey Muhammedi İnkar edenlere: «Yenileceksiniz, toplanıp Cehennem'e sürüleceksiniz. Orası ne kötü döşektir.» de. Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında (yani Rasûlullah'm ashabından Bedir savaşma katılan mü'minlerle Kureyşli müşriklerin durumlarında) sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı." Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır.» (Âlilmrfin, 12-13.)
İbn îshak, Asım b. Ömer b. Katade'nin şöyle dediğim rivayet eder: Ahdi bozan ve Bedir ile Uhud arasında savaşan ilk Yahudiler, Kaynuka oğulları oldular.
İbn Hişam, Abdullah b. Cafer b. Misver b. Mahreme kanalı ile Ebu Avn'm şöyle dediğini rivayet eder: Beni Kaynuka olayının başlangıcı şöyle oldu: Araplardan bir kadın mal satmak üzere pazara gelmişti. O kadın malını Beni Kaynuka çarşısında sattı. Bir kuyumcunun yanında oturdu. Onlar, onun yüzünü açmasını istediler. Kadın yüzünü açmadı. Kuyumcu kalkıp arkadan o kadının elbisesinin ucundan tuttu ve kadının sırtına düğümledi. Kadın ayağa kalktığı zaman, avret yeri açıldı. Oradaki Yahudiler ona güldüler. Bunun üzerine kadın bağırdı. Müslümanlardan bir adam, kuyumcunun üzerine atılıp onu öldürdü. Kuyumcu, Yahudi idi. Yahudiler de o Müslünıana hiddetlenerek onu öldürdüler. Bunun üzerine Müslümanın sahipleri, Yahudilere karşı bağırarak Müslümanları çağırdılar. Böylece Müslümanlarla Yahudi olan Kaynuka oğulları arasında savaş çıktı.
İbn İshak, Asım b. Ömer b. Katade'nin şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah (s.a.v.), kendisine itaat edinceye kadar onları kuşatma altında tuttu, bunun üzerine Abdullah b. Übey b. Selül -Allah ona imkan verdiği zaman- kalktı. Rasûlullah'a doğru gitti ve şöyle dedi:
- Ey Muhammed, bana tâbi olan adamlarım hakkında ihsanda bulun! Yahudiler, Hazreçlilerin müttefikleri idi. Rasûlullah (s.a.v.) susup bekledi. O da şöyle dedi:
- Ey Muhammed, bana tâbi olan adamlarım için ihsanda bulun. Bu-nuıı üzerine Rasûlullah (s.a.v.)» ondan yüz çevirdi. Bu defa o elini Rasû-lullah'm zırhının cebine soktu.
İbn Hişam dedi ki; O zırha, "Zatu'l-Fudul" denirdi. İbn îsaak şöyle dedi: Rasûlulîah (s.a.v.)'da ona: «Beni bırak» dedi. Öfkelendi ve hatta ordakiler, onun yüzünde bir siyahlık gördüler. Sonra
dedi ki:
- Yazık! Bırak beni.» O da şöyle dedi:
- Hayır, vallahi 400 zırhsız, 300 zırhlı kişi olan tabiilerimi bırakın-caya kadar seni bırakmam. Onlar beni, beyaz ve siyah herkese karşı korumuşlardır. Sen ise onları bir sabahla öldürüp yok etmek istiyorsun. Şüphesiz ben musibetlerin meydana gelmesinden korkuyorum. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.):
- Al adamlarını, senin olsunlar, dedi.
İbn Hişam dedi İd: Rasûlullah (s.a.v.), onları kuşatma altında tutarken Medine'de yerine Ebu Lübabe Beşir b. Abdil Münzir'i vekil olarak bıraktı. Kuşatmaları onbeş gece sürdü.
İbn İshak, babası kanalı ile Velid b. Ubade'nin şöyle dediğini rivayet etti: Kaynuka oğulları, Rasûlullah (s.a.v.) ile savaşırlarken Abdullah b. Übey b. Selül, onların işleriyle ilgilendi ve önlerine geçti. Ubade b. Samit de Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına gitti. O, beni Avf kabilesindendi. O da Abdullah b. Übey gibi Yahudilerin-müttefiki idi. Onlardan vazgeçti. Rasûlullah'm tarafına geçti. Allah ve Rasülüne, onların müttefikliğinden uzaklaşıp geldi ve şöyle dedi:
- Ey Allah'ın elçisi! Allah'ı, Rasûlünü ve mü'minleri dost ediniyorum. Ve işte o kafirlerin müttefiki olmaktan, onların dostluklarından kendimi beri kılıyorum.
Ravi diyor ki: Ubade b. Samit ile Abdullah b. Übey hakkında el-Mâi-de sûresinin şu ayetleri nazil oldu:
« Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanlan dost olarak benimsemeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah, zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez. Kalble-rinde hastalık olanların (yani Abdullah b. Übeyy'in), «Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz.» diyerek onlara koştuğunu görürsün. Olur ki Allah bir zafer verir veya katından bir emir getirir de kalblerinde gizlediklerini içleri yananlara dönerler.» (el-Maidc, sı-62.)
«Kim Allah'ı, peygamberim ve inananları dost edinirse bilsin İd, şüphesiz Allah'tan yana olanlar (yani Ubade b. Samit) üstün gelirler.» , 56.) Tefsirimizde bu hususta gerekli açıklamalarda bulunduk.

