Muhacirlerden şu kişiler şehid düşmüşlerdi: Cafer b. Ebi Talib, bunların azadlıları Zeyd b. Harise el-Kelbî, Mesud b. Esved b. Harise b. Nadle el-Adevî, Vehb b. Sa'd b. Ebi Şerh.
Bunlar dört kişidirler. Ensâr'dan da şu kimseler şehid düşmüşlerdi: Abdullah b. Revaha el-Hazrecî, Abbad b. Kays el-Hazrecî, Haris b. Numan b. İsaf b. Nadle en-Neccarî, Süraka b. Amr b. Atiye b. Hansa el-Mazenî.
Bunlar da dört kişidirler.
İbn İshak'm anlattığına göre Mu'te gazvesinde Müslümanlardan toplam olarak sekiz kişi şehid düşmüştür. Ama İbn Hişam, İbn Şihab ez-Zührî'nin anlattığına dayanarak Mu'te gazvesinde şu kimselerin şehid olduğunu söylemiştir:
Ebu Küleyb, Cabir (Bu ikisi Amr b. Zeyd b. Avf b. Mebzul el-Mazenî'nin oğulları olup Öz kardeştirler.), Amr, Amir (Bunlar da Sa'd b. Haris b. Abbad b. Sa'd b. Amir b. Salebe b. Malik b. Efsa'nm oğullarıdırlar.) Bunlar da Ensâr'dan olup dört kişidirler. Şu halde iki kavle göre Mu'te gazvesinde Müslümanlardan toplam olarak on iki kişi şehid düşmüştür.
Bu, gerçekten büyük bir hadisedir. Şöyle ki: Birbirlerine din bakımından düşman olan iki ordu karşı karşıya gelip savaşıyorlar. Bunlardan Allah yolunda savaşan grubun sayısı 3.000 kişi; kafir olan grubun sayısı ise 200.000 kişi. Bizanslılardan 100.000, Hristiyan A-raplardan da 100.000 olmak üzere toplam 200.000 kişi meydana çıkıp Müslümanlara saldırıyorlar. Bütün bunlara rağmen Müslümanlardan sadece oniki kişi öldürülüyor. Müşriklerden ise büyük miktarda adam öldürülüyor. İşte Halid'in kendisi yalnız başına diyor ki: Mu'te gününde elimde dokuz kılıç parçalandı. Elimde sadece Yemâni bir pala kaldı.
Buna ne buyurulur? Halid, bütün bu kılıçlarla adam öldürmüş. Kur'ân'ı göğüslerinde taşıyan diğer bahadır ve kahramanları bir tarafa bıraksak bile bu, sadece Halid'in gösterdiği üstün yararlılıklardır. Düşman tarafı olan haça tapanlar ise, büyük tahkimat yapmışlardı. Şimdiki zaman ve bütün zamanlarda Rahman olan Allah'ın laneti onların üzerlerine olsun. Bu, şu ayetin kapsamına girmektedir:
"Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır. Biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır."
(Âî-i-îmrân, 13.)
Mu'te savaşının kumandanları Zeyd b. Harise, Cafer b. Ebi Talib ve Abdullah b. Revaha'nın büyük faziletlerini kapsayan bir hadis şöyledir: İmam Hafız Ebu Zür'a Abdullah b. Abdilkerim er-Razî (Allah onun yüzünü nurlandırsm.), "Delailü'n-Nübüvve" adlı kıymetli kitabında SafVan b. Salih edDimaşkî kanalı ile Ebu Ümame el-Bahilî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle dediğini işittim:
"Bir ara ben uyumakta iken yanıma iki adam geldi. Pazumu tutup beni sarp bir kayalığa götürerek: "Şu kayalığa tırman." dediler. "Benim buna gücüm yetmez." dedim. Onlar ise: "Tırmanmanı kolaylaştıracağız." dediler. Ben de tırmanmaya başladım. Nihayet kayalığın tepesine çıktığımda şiddetli sesler duydum. "Bu sesler nedir?" diye sorduğumda bana: "Cehennemliklerin feryatlarıdır." dediler. Sonra beni oradan alıp götürdüler. Bir de baktım ki, yanakları yarılmış, yanaklarından kan akan ve topuklarının üzerindeki damarlarından asılmış bir kavim var. "Bunlar kimlerdir?" diye sordum. Onlar: "Bu gördüğün kimseler oruç bozmanın helal olma vaktinin gelmesinden önce oruçlarını bozan kimselerdir." dediler. Dedi ki: "Yahudiler ile Hristiyanlar kayba uğradılar."
Bu hadisi rivayet edenlerden biri olan Selim dedi ki: "Acaba bu hadisi bana nakleden Ebu Umame el-Bahilî bu sözü Rasûlullah'm bizzat kendisinden mi işitmiştir, yoksa bunu kendi kafasından mı söylemiştir, bilemiyorum."
Rasûlullah (s.a.v.), sözüne devamla şöyle demiştir:
"Sonra o iki adam beni alıp götürdüler. Bir de baktım ki aşırı derecede şişmiş ve tuvalet kokusunu andıran çok pis kokular saçan bir kavim var. "Bunlar kimlerdir?" diye sordum. Onlar: "Bunlar kafirlerin öldürülmüş olanlarıdır." dediler. Sonra o iki adam beni alıp götürdüler. Bir de baktım ki, aşırı derecede şişmiş ve tıpkı tuvalet kokusunu andıran pis kokular saçan bir kavim var. "Bunlar kimlerdir?" diye sordum. O iki adam: "Bunlar zinakar erkeklerle, zinakar kadınlardır." dediler. Sonra o iki adam beni alıp götürdüler. Birde baktımki, bazı kadınlar var. Bu kadınların memelerini yılanlar parçalıyorlar: "Bunlara ne oluyor?" diye sordum. Dediler ki: "Bunlar, kendi sütlerini çocuklarına vermeyen kadınlardır." Sonra o iki adam beni alıp götürdüler. Bir de baktım ki, iki deniz arasında bazı çocuklar oynuyorlar. "Bunlar kimlerdir? diye sordum. Dediler ki: "Bunlar, mü'minlerin çocuklarıdırlar."
Sonra beni yüksek bir yere çıkardılar. Baktım ki üç kişi içki içiyor. "Bunlar kimlerdir?" diye sordum. Dediler ki: "Bunlar Cafer b. Ebi Talib, Zeyd b. Harise ve Abdullah b. Revaha'dır." Sonra beni bir başka yüksek yere çıkardılar. Baktım ki üç kişi oradadır. "Bunlar kimlerdir?" diye sordum. Dediler ki; "Bunlar İbrahim, Musa ve İsa peygamberlerdir ki seni bekliyorlar."

