Vakidî, Abdurrahman b. Abdülaziz kanalı ile Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğim rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte Hayber1 den çıkıp Vadi'l-Kura'ya gittik. Rüfaa b. Zeyd b. Vehb elCüzamî, Rasûlullah (s.a.v.)'a Mid'am adında siyahi bir köle hediye etmişti. Bu köle, Rasûlullah (s.a.v.)'m bineğini hazırlıyordu. Vadi'l-Kura'ya indiğimizde Yahudilerin yanma yaklaştık. Araplardan bazı kimseler oraya geldiler. Bir ara Mid'am, Rasûlullah'm bineğini çöktürmekte idi. Yahudiler, ok atarak bizi karşıladılar. Biz henüz yerleşmemiş ve tabiye yapmış değildik (mevzilere girmemiştik). Onlar, kalelerinden bize nara atıyorlardı. Bu esnada hedefini kaybetmiş, şaşkın bir ok gelip Mid'am'a isabet etti ve onu öldürdü. Bunun üzerine insanlar: "Mid'-am'a Cennet mübarek olsun." dediler. Rasûlullah (s.a.v.) da onlara şu karşılığı verdi:
"Hayır! Nefsim kudret elinde bulunan Zat'a yemin ederim ki, Hayber gününde paylaşılmaya tabi tutulmamış ganimetlerden bunun aldığı mallar kendisinin üzerinde ateş olarak yanacaktır." İnsanlar bu sözleri duyunca adamın biri, Rasûlullah (s.a.v.)'a bir veya iki ayakkabı bağı getirdi. Bu bağlan gören Rasûlullah (s.a.v.), getiren adama şöyle dedi:
"Ateşten bir veya iki ayakkabı bağı."
Vakidî dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), ashabını savaş için mevzilen-dirdi. Ve onları sıraya koydu. Bayrağını Sa'd b. Ubade'ye, bir sancağı Habbab b. Münzir'e, bir sancağı Sehi b. Hanif e, bir sancağı da Abbad b. Bişr'e verdi. Sonra düşmanı İslâm'a davet ederek onlara dedi ki: Eğer Müslüman olursanız canlarınızı, mallarınızı korursunuz. Hesabınız da Allah'a kalır.
Düşmandan bir adam ortaya çıktı. Mübareze için adam istedi. Karşısına Zübeyr b. Avvam çıktı ve onu öldürdü. Sonra düşmandan başka bir adam ortaya çıktı. Mübareze yapmak istedi. Karşısına Hz. Ali çıktı ve onu Öldürdü. Nihayet Hz. Ali, düşmandan onbir kişiyi öldürdü. Onlardan her birini öldürdüğünde geride kalanları İslâm'a davet ediyordu.
O gün namaz vakti geldiğinde Rasûlullah (s.a.v.), ashabına namaz kıldırıyor, sonra dönüp düşmanı İslâm'a, Aziz ve Celil olan Allah'a ve Rasûlüne davet ediyordu. Akşama dek onlarla savaştı. Ertesi gün, güneş bir mızrak boyu yükseldiğinde teslim oldular. Rasûlullah, orayı zorla (kuvvet kullanarak) fethetti. Malları ganimet olarak Ce-nâb-ı Allah, Müslümanlara nasib etti. Müslümanlar, çok miktarda mal ve eşya ele geçirdiler.
Rasûlullah (s.a.v.), Vadi'l-Kura'da dört gün ikamet etti. Ele geçirdiği ganimetleri ashabına taksim etti. Arazi ve hurmalıkları Yahudilerin ellerinde bıraktı. Yarıcılık usulü ile onlara teslim etti. Rasûlullah (s.a.v.)'m Hayber, Fedek ve Vadi'l-Kura'yı ele geçirdiğini haber alan Teyma Yahudileri cizye vermek üzere Rasûlullah'la sulh antlaşması yaptılar. Böylece mallarını ellerinde tutmayı başardılar.
Hz. Ömer, Hayber ve Fedek Yahudilerini memleketlerinden çıkardığında Teyma ve Vadi'1-Kura Yahudilerini memleketlerinden çıkarmadı. Çünkü onlar Şam diyarına dahil idiler. Hz. Ömer, Vadi'lKura ile Medine arasını Hicaz'dan sayıyordu. Öte taralını ise Şam'dan sayıyordu.
Rasûlullah (s.a.v.), daha sonra Hayber ve Vadi'1-Kura işini tamamlayınca Medine'ye döndü. Allah, oraların mallarını ona ganimet olarak verdi.
Vakidî, Yakub b. Muhammed kanalı ile Ümmü Ammare'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Cüruf te Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle dediğini işittim:
"Yatsı namazından sonra kadınlarınızın yanma aniden girmeyin." Kabileden bir adam sefere çıkmıştı. Aniden karısının yanma geldi ve hoşlanmadığı durumlarla karşılaştı. Onu serbest bıraktı, ama ayrılmadı. Karısından boşanmaya gönlü razı olmadı. Çünkü ondan çocukları vardı, karısını da seviyordu. Rasûlullah (s.a.v.)'m mezkur emrine muhalefet etti ve hoşlanmadığı durumlarla karşılaştı.

