El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Rasûlullah (s.a.v.), Hayber'de Ordugah Kurmuş İken Ebu Talib Oğlu Cafer İle Habeşistan'da Kalan Diğer Müslüman Muhacirler Ve Onlara Katılan Yemenlilerin Gelişleri

Büharî, Muhammed b. Ala ve Ebu Üsame kanalı ile Ebu Musa'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Peygamber (s.a.v.)'in, Hayber'e gittiği Yemen'de iken bize bildirildi. Biz de en küçükleri ben olduğum halde iki kardeşimle …

Büharî, Muhammed b. Ala ve Ebu Üsame kanalı ile Ebu Musa'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Peygamber (s.a.v.)'in, Hayber'e gittiği Yemen'de iken bize bildirildi. Biz de en küçükleri ben olduğum halde iki kardeşimle birlikte Yemen'den hicret ederek ona gitmeye karar verdik. Kardeşlerimden birinin adı Ebu Bürde, diğerininki ise Ebu Ruhm idi. Beraberimizde kavmimizden elliüç veya elli iki erkek vardı. Bir gemiye bindik. Gemimiz Habeşistan kıyılarına vardı. Orada Ebu Talib oğlu Cafer'e rastladık. Onunla birlikte kaldık. Sonra hep birlikte yola revan olduk. Hayber'i fethettiği esnada Rasûlullah (s.a.v.)'a rastladık. İnsanlardan bazıları, bize yani gemi ile gelen kimselere: "Hicrette biz sizi geçtik," dediler.

Bizimle gelenlerden Esma binti Ümeys, Peygamber (s.a.v.)'in eşi Hafsa'yı ziyaret etti. O da diğer Muhacirlerle birlikte Necaşi'nin yanına giden kimselerdendi. Hz. Ömer, o esnada Hafsa'mn ve Esmanın yanına vardı. Esma'yi görünce Hz. Ömer'le Hafsa arasında şöyle bir konuşma geçti:

- Kim bu kadın?

- Esma binti Ümeys'tir,

- Şu Habeşli mi? Şu deniz yoluyla gelen mi? Esma:

- Evet, deyince Hz. Ömer:

- Hicrette biz sizi geçtik, Rasûlullah'a biz sizden daha yakınız, dedi.

Esma, bu söze kızarak şöyle cevap verdi:

- Hayır vallahi, siz Rasûlullah'la beraberdiniz. O sizin aç olanlarınıza yemek veriyordu. Cahillerinize öğüt veriyordu. Biz ise uzak diyarlarda, gurbette öfkelerle karşılaşarak Habeşistan'da idik. Bu ise Allah ve Rasûlü uğruna katlanılan bir eziyet idi. Allah'a yemin ederim ki, bu söylediklerini Rasûlullah'a bildirmedikçe yemeyecek ve içmeyeceğim ve cevabı da ondan isteyeceğim. Allah'a yemin ederim ki ben, bu sözü ona aktarırken yalan söylemiyeceğim. Haktan sapmayacağım ve herhangi bir ekleme de yapmayacağım.

Peygamber (s.a.v.) gelince, Esma ona şöyle dedi:

- Ey Allah'ın peygamberi! Ömer şöyle ve şöyle dedi.

- Ya sen ona ne söyledin?

- Ben de şöyle ve şöyle dedim.

- O bana sizden daha yakın değildir. Onun ve arkadaşlarının bir tek hicreti vardır. Ama siz gemi halkının iki hicreti (iki hicret savabı) vardır."

Esma dedi ki: Ebu Musa ile diğer gemi halkının akın akın yanıma geldiklerini ve bu hadisi bana sorduklarını gördüm. Rasûlullah (s.a.v.)'m bana söylediği sözler kadar dünyada onları sevindiren hiç birşey olmadı. Onlara göre o sözden daha büyük birşey yoktu.

Ebu Bürde, Esmanın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ebu Musa'nın bu hadisi tekrarlamamı istediğini gördüm."

Ebu Bürde, Ebu Musa'dan rivayet ederek Peygamber (s.a.v.)'in şöyle dediğini nakletmiştir:

"Eş'arî arkadaşların seslerini, geceye girdikleri zaman Kur'ân'la bilirim. (Yani seslerini Kur'ân okumalarından tanırım.) Geceleyin Kur'ân okumaları sebebiyle yerlerini bilirim. Ama gündüze girdikleri zaman yerlerini bilemem. Onlardan biri Hakim b. Hizam'dır. Düşman veya atlılarla karşılaştığı zaman onlara şöyle demişti: "Ashabım, kendilerini beklemenizi size emrediyorlar."

Buharı, İshak b. İbrahim kanalı ile Ebu Musa'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Peygamber (s.a.v.)'in Hayber'i fethetmesinden sonra yanma geldik. Bize pay verdi. Bizden başka Hayber fethinde hazır bulunmayan kimseye pay vermedi."

Muhammed b. İshak'ın anlattığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Amr b. Ümeyye ed-Damrî'yi Necaşiye göndererek ashabından Habeşistan'da kalanları göndermesini talep etmişti. Orada bulunan Muhacir sahabeler de Cafer'le birlikte Medine'ye geldiler. O esnada Peygamber (s.a.v.) Hayber'i fethetmişti. Süfyan b. Üyeyne'nin, Eclah kanalıyla Şabi'den rivayet ettiğine göre Cafer b. Ebi Talib, Hayber'in fethi gününde Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanına geldi. Rasûlullah gözlerini öptü ve yanında tuttu.Kendisine şöyle dedi:

"Bilemiyorum, Hayber'in fethine mi sevineyim, yoksa Cafer'in gelişine mi sevineyim!"

Beyhakî, Cabir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Cafer b. Ebi Talib, Habeşistan'dan gelince Rasûlullah (s.a.v.) onu karşıladı. Cafer, Rasûlullah'ın kendisini karşıladığını görünce ona tazim için tek ayak üzerinde yürüdü. Rasûlullah da gözlerinden öptü."

İbn îshak dedi ki: Cafer'le birlikte Habeşistan'da kalan Muhacir Mekkeliler onaltı kişi olup Hayber fethi zamanında oradan dönmüşlerdi. Bunların adları şöyledir:

Cafer b. Ebi Talib ei-Haşimî, karısı Esma binti Ümeys, oğlu Abdullah (Habeşistan'da doğdu.), Halid b. Said b. As b. Ümeyye b. Ab-du'ş- Şems, karısı Emine binti Halef b. Esad, çocukları Said ile Emet (Bunlar Habeşistan'da doğmuştur.), Halid b. Said'in kardeşi Amr b.Said b. As, Muaykıb b. Ebi Fatıma, Ebu Musa el-Eş'arî, Abdullah b. Kays (Utbe b. Rebia ailesinin müttefikidir.), Esved b. Nevfel b. Hü-veylid b. Esed el-Esedî, Cehm b. Kays b. Abdi Şurahbil el-Abderî (Karısı Ümmü Harmele bin ti Abdi'l-Esved Habeşistan'da vefat etti.), Cehm'in oğlu Amr, kızı Huzeyme (Bu iki çocuğu da, Habeşistan'da vefat etmişlerdi. Allah onlara rahmet etsin.) Amir b. Ebi Vakkas ez-Zührî, Utbe b. Mesud, Haris b. Halid'b. Sahr et-Teymî (Bunun karısı Rayta binti Haris, Habeşistan'da vefat etmişti.), Osman b. Rebia b. Ehban el-Cumhî, Mahmiye b. Cez' ez-Zebidî (Beni Sehm'in müttefikidir.), Mamer b. Abdullah b. Nadle el-Adevî, Ebu Hatib b. Amr b. Ab-du'ş- Şems, Malik b. Rebia b. Kays b. Abdu'ş-Şems el-Amirî, karısı Arare binti Sa'dî, Haris b. Abdu'ş-Şems b. Lakit el-Fihrî.

Ben derim ki: İbn İshak, Ebu Musa el-Eş'arî ve kardeşleri Ebu Bürde, Ebu Ruhin ve amcası Ebu Amir'le birlikte olan Eş'arîlerin adlarını saymamıştır. Hatta Ebu Musa'dan başka bir Eş'arînin adını söylememiştir. Kendisinden daha yaşlı oldukları halde -Sahih-i Bu-harî'de geçtiği gibi- iki kardeşinin adlarına da değinmemiştir.

İbn İshak merhum, Ebu Musa'nın bu konudaki hadisine muttali olmamıştır. Doğrusunu Allah bilir. Cafer ve heyetiyle birlikte Habeşistan'da ölen Müslümanların hanımları da gemilerde var idi. İbn İshak, bu hususta çok güzel şeyler yazmıştır ve gerekli açıklamaları yapmıştır.

Buharı, Ali b. Abdullah kanalı ile Anbese b. Said'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ebu Hüreyre, Rasûlullah (s.a.v.)'a gelerek kendisine de Hayber'den elde edilen ganimetlerden pay verilmesini istedi. Beni Said b. As'tan biri: "Ona verme" dedi. Ebu Hüreyre: "Bu İbn Kav-kal'in katilidir." dedi. Bunun üzerine Beni Said b. As kabilesinden olan adam şöyle dedi:

- Şu işe bak sen. Kadumu'd-Dain dağından sarkan samur kürküne bak hele!

Buharı, bunu Müslim'den ayrı olarak yalnızca rivayet etmiştir. Buharı, Said b. As'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), Eban'ı Medine'den bir seriyye başında Necid taraflarına gönderdi."

Ebu Hüreyre dedi ki: Eban ve arkadaşları, Rasûlullah (s.a.v.)'a fetihten sonra Hayber'deyken geldiler. Atlarının yuları liften idi. Ben de Rasûlullah'a: "Onlara pay verme." dedim. Eban: "Da'l dağının başından yuvarlanan şu samur kürkü değil misin ey adam?" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah: "Ey Eban, otur." dedi ve onlara pay vermedi.

Buharı, daha sonra Musa b. İsmail kanalı ile Said b. Amr b. Said b. As'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: Eban b. Said, Peygamber (s.a.v.)'e doğru yöneldi. Ebu Hüreyre: "Ya Rasûlallah, bu İbn Kavkal'-m katilidir." dedi. Eban da Ebu Hüreyre'ye şu karşılığı verdi: "Şu işe bakın! Ey Veber, sen Kadumu'd-Dain dağının tepesinden aşağı yuvarlanıp geldin. Şimdi de benim vasıtamla Allah'ın kendisine ikramda bulunduğu bir adamı öldürdüğümü söylüyorsun. Allah, onun eliyle bana hakaret etmesine mani oldu."

Cihad babında Buharı, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Hayber'de iken fetihten sonra Rasûlullah'm yanma gittim ve: 'ya Rasûlallah, ganimetten bana da hisse ver." dedim. Said b. As'm akrabalarından biri: "Ya Rasûlallah, buna sehim verme." dedi. Ben de: "Ya Rasûlallah, bu İbn Kavkal'm katilidir." dedim.

Bu hadiste açıkça ifade ediliyor ki, Ebu Hüreyre, Hayber gazvesine katılmamıştır. Bu husus, bu konuyu anlatırken geçmişti. İmam Ahmed b. Hanbel'in İrak b. Malik kanalıyla yaptığı bir rivayete göre Ebu Hüreyre, Hayber fethinden sonra Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gelmiştir. Ebu Hüreyre'nin kendisinin rivayetine göre Rasûlullah (s.a.v.), oradaki Müslümanlarla konuştuktan sonra Ebu Hüreyre'yi de onların ganimet payına ortak etmiştir.

İmam Ahmed b. Hanbel, Ammar b. Ebi Ammar'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), ganimet elde edilen savaşlara katıldığında ganimetten mutlaka bana da pay vermiştir. Sadece Hayber'de vermedi ki, orada elde edilen ganimetler özel olarak Hudeybiye ashabına verilmişti.

Ben derim ki: Ebu Hüreyre ile Ebu Musa, Hudeybiye ile Hayber gazvesi arasında Peygamber (s.a.v.)'in yanma gelmişlerdir.

Buharı, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Hayber'i fethettik. Altın ve gümüş ganimeti elde etmedik. Sadece deve, sığır, eşya ve bahçeleri ganimet olarak ele geçirdik. Sonra Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte Vadi'1-Kura yoluna koyulup döndük. Beraberinde Mid'am adında bir kölesi de vardı. Bu köleyi ona Beni Da-bib'den biri hediye etmişti. Bir ara bu köle, Rasûlullah'm yükünü indirirken, hedefini şaşırmış bir ok gelip kendisine isabet etti. Ve öldü. İnsanlar: "Şehidliği mübarek olsun." dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Hayır, nefsim kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, taksimata tabi tutulmadan bunun eline geçirmiş olduğu ganimet malları canının üzerinde ateş olarak yanacaktır!" Bunu duyan bir adam, gidip taksimata tabi tutulmaksızın alıkoymuş olduğu bir veya iki ayak bağı getirdi ve: "Bu benim ele geçirmiş olduğum ganimettir." dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bir veya iki ayakkabı bağıdır ki, ateştendir."

7.Bölüm