El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Rasulullah (s.a.v.)'in Mekke'de Verdiği Hükümler

Buharî, Abdullah b.Mesleme tariki ile Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Utbe b. Ebi Vakkas, kardeşi Sa'd'a, Velidetü Zem'â'nın çocuğunu alıp yanında tutmasını tembihlemiş ve o çocuğun kendi oğlu olduğunu …

Buharî, Abdullah b.Mesleme tariki ile Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Utbe b. Ebi Vakkas, kardeşi Sa'd'a, Velidetü Zem'â'nın çocuğunu alıp yanında tutmasını tembihlemiş ve o çocuğun kendi oğlu olduğunu ifade etmişti. Rasûlullah (s.a.v.), fetih zamanında Mekke'ye geldiğinde Sad b. Ebi Vakkas, Velidetü Zem'â'nın çocuğunu alıp Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma getirdi. Onunla birlikte Abd b. Zem'â da Rasû-lullah'ın yanma geldi. Sa'd b. Ebi Vakkas dedi ki:

- Bu benim kardeşimin oğludur. Çünkü kardeşim, bu çocuğun kendi oğlu olduğunu bana söyledi.

Abd b. Zem'â da şu cevabı verdi:

- Ya Rasûlallah, bu benim kardeşimdir. Bu da Zem'â'mn oğludur. Onun yatağında doğmuştur.

Rasûlullah (s.a.v.), Velidetü Zem'â'nın çocuğuna baktı ki, o, daha ziyade Utbe b. Ebi Vakkas'a benziyor. Bunun üzerine Utbe'ye şöyle dedi:

- Çocuk senindir. (Böyle dedikten sonra dönüp Abd b. Zemâ'ya da şöyle dedi):

- Bu çocuk senin kardeşindir ey Abd b. Zem'â. Çünkü bu, Utbe'-nin yatağında doğmuştur."

Rasûlullah (s.a.v.), çocuğun Utbe b. Ebi Vakkas'a benzediğini görünce Şevde hanıma şöyle dedi: "Ey Şevde, buna karşı örtün."

İbn Şihab, Hz. Aişe'den rivayet ederek, Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu söylemiştir.

"Çocuk yatağa aittir. (Yani kimin yatağında doğmuş ise onundur.) Zina edene de recin cezası vardır."

İbn Şihab dedi ki: Ebu Hüreyre açıkça bunu söylüyordu.

Buharî, Muhammed b. Mukatil kanalı ile Urve b. Zübeyr'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Rasûlullah (s.a.v.)'m zamanında Mekke fethi gazvesinde bir kadın hırsızlık yaptı. Kadın (cezalandırılacağı endişesiyle) korkuya kapıldı. Rasûlullah katmda kadına şefaatçi olması için Üsame b. Zeyd'e ricada bulundular.

Üsame gidip şefaatçi olduğunda Rasûlullah (s.a.v.)'m yüzünün rengi değişti ve şöyle dedi:

- Allah'ın hadlerinden bir had hususunda mı benimle konuşuyorsun?

- Ya Rasûlallah, günahımın affedilmesi için mağfiret dile. Akşam olunca Rasûlullah (s.a.v.), kalkıp insanlara hitabede bulundu. Allah'a layıkıyla hamdü senada bulundu. Sonra şöyle dedi:

"Sizden önceki insanlar sırf şu yüzden helak oldular: Onların arasında şerefli biri hırsızlık yaptığı zaman, onu cezasız bırakırlardı. Onların arasında güçsüz biri hırsızlık yaptığında ona haddi tatbik ederlerdi (ceza verirlerdi.). Muhammed'in nefsi elinde bulunan zata yemin ederim ki, Eğer Muhammed'in kızı Fatıma hırsızlık yaparsa muhakkak ki onun da elini keserim."

Rasûlullah (s.a.v.), daha sonra hırsızlık yapan o kadının elinin kesilmesini emretti. Eli kesildi. Daha sonra o kadın tevbe etti. Tevbe-sini güzelce tuttu ve evlendi.

Hz. Aişe dedi ki: Sonraları, o kadın yanıma gelir, ihtiyacını bana söyler, ben de ihtiyacını Rasûlullah (s.a.v.)'a arzederdim.

Sahih-i Müslim'de, Sebre b. Mabed el-Cühenî'nin hadisinde şu ifadelere yer verilmiştir:

"Rasûlullah, fetih senesinde Mekke'ye girdiği zaman bize mut'a nikahı yapmamızı emretti. Sonra oradan çıkmadan bu nikahı yasakladı."

Bu hadisin bir başka varyantında Rasûlullah'm şöyle buyurduğu nakledilmektedir:

"Bilesiniz ki, mut'a nikahı içinde bulunduğunuz şu gününüzden kıyamet gününe kadar haramdır. Haramdır."

Ahmed b. Hanbel'in "Müsned'mde ve sünen kitablarında yer alan bir rivayette şöyle denmektedir: Bu hadise, Veda haccmda olmuştur. Doğrusunu Allah bilir.

Sahih-i Müslim'de, Ebu Bekr b. Ebi Şeybe kanalı ile Seleme b. Ekva'm şöyle dediğini rivayet edilmiştir:

"Evtas muharebesinin yapıldığı senede Rasûlullah (s.a.v.) bize mut'a nikahı yaparak kadınlarla evlenmemize üç kez ruhsat verdi. Sonra bizi mut'a nikahından menetti."

Beyhakî dedi ki: Evtas muharebesi, Mekke fethi senesinde yapılmıştır. Şu halde bu rivayet ile Sebre'nin hadisi aynıdır.

Ben derim ki: Mut'a nikahının Hayber gazvesinde yasaklandığını sabit kılan kimse şöyle demiştir: Mut'a nikahı, iki kez mubah kılındı. İki kez haram kılındı.

Şafiî ile diğerleri bu hususta kesin ifadeler kullanmışlardır.

Denildi ki: Mut'a nikahı, iki defadan fazla mubah kılındı ve haram kılındı. Doğrusunu Allah bilir. Sadece bir kez haram kılındığım söyleyenler de olmuştur ki, o bir kez de fetih gazvesinde olmuştur. Denildi ki: Mut'a nikahı sadece zaruret dolayısıyla mubah kılınmıştır. Şu halde zaruretle karşılaşıldığı zaman yine mubah kıhnabi-lir. Bu, İmam Ahmed'den gelen bir rivayettir.

Denildi ki: Mut'a nikahı mutlak surette haram kılınmış değildir. O, yine mubahlığı üzeredir. Bu, İbn Abbas ile ashabından ve bir grub sahabeden gelen meşhur rivayettir. Bununla ilgili tafsilatlı açıklama "el-Ahkam" adlı kitaptadır.