El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Yahudi Ka'b B. Eşref'in Öldürülmesi

Bu adam, Beni Tayy kabilesinden olup, bu kabilenin Beni Nebhan kulundandır. Ama annesi Beni Nadir kabiİesindendir. İbn İshak, onun öldürülmesini, Beni Nadir Yahudilerinin sürgün edilmeleri bahsinden önce anlatır. Ama …

Bu adam, Beni Tayy kabilesinden olup, bu kabilenin Beni Nebhan kulundandır. Ama annesi Beni Nadir kabiİesindendir. İbn İshak, onun öldürülmesini, Beni Nadir Yahudilerinin sürgün edilmeleri bahsinden önce anlatır. Ama Buharı ile Beyhakî, onun öldürülmesini, Beni Nadir Yahudilerin sürgünleri bahsinden sonra anlatırlar. Doğrusu, İbn İs-hak'm anlattığıdır. Bu ileride de açıklanacaktır. Çünkü Beni Nadir Yahudileri, Uhud vakasından sonra Medine'den sürgün edilmişlerdir. Bunlar, kuşatma altına tutuldukları esnada -inşaallah ileride de açıklayacağımız gibiiçki haram kılınmıştır.

Buharı, sahihinde «Kala b. Eşrefin öldürülmesi» bahsinde Rasûlullah (s.a.v.)'rn şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ka'b b. Eşref, Allah'a ve Rasûlüne eza vermektedir. Hakkından gelecek kimse yok mu?

Muhammed b. Mesleme kalkıp:

- Ya Rasûlallah! Onu Öldürmemi istiyor musun? dedi. Peygamber Efendimiz:

- Evet3 dedi. Muhammed b. Mesleme:

- Öyleyse biraz yalan konuşmama izin ver, dedi. Peygamber Efendimiz de ona izin verdi:

Bunun üzerine Muhammed b. Mesleme, Ka'b'a gidip:

- Bu adam bizden sadaka isteye isteye bizi takattan düşürdü. Bunun için senden ödünç istemeye geldim, dedi.

Ka'b:

- Vallahi ondan bıkacaksınız, dedi.

Muhammed b. Mesleme:

- Biz bir defa ona uyduk. Bir sonuca varmadan onu bırakmak istemiyoruz. Varsa bana ödünç bir veya iki yük hurma ver, dedi.

Ka'b:

- Olur, fakat yerine bana rehin bırakman şartı ile, dedi.

Muhammed b. Mesleme ile arkadaşları:

- Rehin olarak ne istiyorsun? diye sordular.

Ka'b:

- Bana kadınlarınızı rehin bırakın, diye cevap verdi.

Ona:

- Sen Arapların en güzeli iken, kadınlarımızı sana nasıl bırakabiliriz? dediler.

Ka;b:

- Öyleyse çocuklarınızı rehin bırakın, dedi.

Ona:

- Bunu da yapamayız. Çünkü bu bizim için bir zillettir. Çocuk büyüdükten sonra ona: «Sen o kimse değil misin ki, bir iki yük hurma yerine rehin bırakıldın?» diyecekler. Rehin olarak sana silah bırakalım,

dediler.

Muhammed, geceleyin kendisine geleceğini söyledi. Gece olunca Muhammed, evine -yanında Ka'b'm süt kardeşi olan Ebu Naile de bulunduğu halde- gidip Ka'b'ın aşağıya inmesini istedi. Ka'b da indi. Karısı ona:

- Bu saatte sen nasıl dışarıya çıkıyorsun? dedi. (Başka bir rivayete göre karısı ona şöyle demiştir: Öyle bir ses duyuyorum ki, sanki ondan kan damlıyor.)

Ka'b:

- Ne var? Beni çağıranlar, Muhammed b. Mesleme ile kardeşim Ebu Naile'dir. Kaldı ki mert adam, geceleyin vurulmaya da çağrılsa yine gider, dedi.

Ravi diyor ki: Muhammed b. Mesleme ile birlikte iki adam daha vardı. Muhammed onlara:

- Geldiği zaman, saçını tutup koklayacağım. Onu iyice tuttuğumu gördüğünüz zaman hiç beklemeden ona vurun, dedi.

Ondan sonra Ka'b indi, üzerine deriden sırmalı bir elbise vardı ve misk kokusu saçıyordu. Muhammed ona:

- Senden ne güzel bir koku geliyor, hayatımda böyle güzel bir koku

görmedim, dedi. Ka'b:

- Ne diyorsun, Arap kadınlarının en güzel kokulusu ve en güzeli bendedir, dedi. Muhammed:

- İzin verir misin, senin saçını biraz koklayayım? dedi.

Oda:

- Evet, deyince, saçını tutup kokladı. Muhammed arkadaşlarına:

- Siz de koklayın, dedikten ve arkadaşları da kokladıktan sonra bir daha izin istedi. Muhammed, bu defa Ka'b'ın saçını iyice tutup arkadaşlarma:

- Ne duruyorsunuz? dedi.

Onlar da hemen Ka'b'm işini bitirdiler. Sonra gelip H^z. Peygam-ber'e durumu anlattılar.»

Muhammed b, İshak dedi ki: Ka'b b. Eşrefe gelince o, Tay kabilesinin Beni Nebhan kulundandır. Anası Beni Nadir kabilesindendir. Zeyd b. Harise ile Abdullah b. Revaha, Medine'ye gelip Bedir savaşma katılan müşriklerin öldürüldükleri haberini verdikleri zaman Ka'b şöyle demişti: "Vallahi eğer Muhammed şu kavme musibet eriştirmiş ise, elbette ki yerin altı üstünden daha hayırlıdır."

Allah düşmanı, haberin kesinliğini anlayınca yola çıktı ve Mekke'ye geldi. Muttalib b. Ebi Vedaa b. Dubayre es-Sehmî'nin yanma konuk oldu. Onun yanında Atike binti Ebi'l-İs b. Ümeyye b. Abdu'şŞems b. Abdumenaf vardı. Bu kadın onu misafir etti. Ona ikramda bulundu. O ise, Rasûlullah (s.a.v.)'a karşı kışkırtıcı şiirler okumaya, Bedir savaşında öldürülen müşrikler üzerine ağıt dökmeye başladı. İbn İshak, onun bir kasidesinden bahseder ki, kasidenin başlangıcı şöyledir:

«Bedir değirmeni, Bedir savaşma katılanları öğüttü.

Bedir gibisi için gözyaşları akıtırsın ve gözyaşlarıyla ağlarsın.»

İbn İshak, Hassan b. Sabit'in ve diğer şairlerin buna karşı söyledikleri cevabi şiirleri de nakleder.

Daha sonra Ka'b, Medine'ye döndü. Ve Müslümanların kadınlarına süslü-püslü kasideler söylemeye başladı. Onlara eziyet verdi. Peygamber (s.a.v.) ile ashabına da dil uzattı.

Musa b. Ukbe dedi ki: Ka'b b. Eşref, Nadir oğullarından biridir. Rasûlullah (s.a.v.)'ı yererek ona eziyet vermişti. Bineğine binip Mekke'ye gitmiş, Kureyşlileri de ona karşı kışkırtmıştı. Mekke'de iken Ebu Süfyan ona şöyle sormuştu:

- Allah aşkına söyle! Bizim dinimiz mi Allah'ın daha çok hoşuna gider, yoksa Muhammed ile arkadaşlarının dini mi? Sana göre onlar mı, yoksa biz mi daha doğru yolda ve hakka daha yakımz? Biz iri hörgüçlü develeri kesip insanlara yedirir, onlara su üzerine süt içirir ve rüzgarın savurduğu her şeyi yediririz.

Ka'b b. Eşref:

- Tabii ki, siz onlardan daha doğru yoldasınız, dedi.

Ravi dedi ki: Bunun üzerine Cenâb-ı Allah, Rasûlüne şu ayetleri inzal buyurdu:

«Kendilerine kitap verilmiş olanların, puta ve şeytana kanıp, inkar edenlere: «Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadırlar» dediklerini görmedin mi? İşte, Allah'ın lanetledikleri onlardır. Allah'ın lanetlediği kişiye asla yardımcı bulamıyacaksın.» (en-Nisâ, 51-52.)

Musa ile Muhammed b. îshak dediler İd: Ka'b b. Eşref, Medine'ye geldi. Düşmanlığım açıkça ilan etti. İnsanları savaşa kışkırttı, müşrikleri Rasûlullah (s.a.v.)'a karşı savaşmaya karar verdirinceye kadar Mekke'den çıkarmadı. Ümmül Fadl b. Haris ve diğer Müslüman kadınlara süslü-püslü şiirler, kasideler söylemeye başladı. Onlara eziyet verdi.

İbn İshak dedi ki: Abdullah b. Muğis b. Ebi Bürde'nin bana anlattığına göre Rasûlullah (s.a.v.): «îbn Eşrefi haklayacak Mm vardır?» diye sordu. Beni Abdüleşhel'in kardeşi Muhammed b. Mesleme ona: «Onu haklayacak ben varım, ben onu öldürürüm ya Rasûlallah» dedi. Rasûul-lah da: «Eğer buna gücün yeterse yap.» dedi.

Ravi diyor ki: Bunun üzerine Muhammed b. Mesleme döndü ve üç gün bekledi. Yemiyor, içmiyor, kalbi birşeye takılı kalıyordu. Bu durum Rasûlullah (s.a.v.)'a anlatıldı. O da onu çağırıp kendisine şöyle dedi:

- Niçin yemeyi, içmeyi bıraktın? Muhammed b. Mesleme:

-Ya Rasûlullah, size bir söz söyledim. Bilmiyorum. Acaba verdiğim bu sözü yerine getirebilecek miyim, yoksa getiremiyecek miyim? Rasûlullah:

- Sana ancak gayret göstermek düşer, dedi. Muhammed b. Mesle-

me:

- Ya Rasûlallah, mutlaka söylememiz gereken bazı şeyler vardır,

dedi.

Rasûlullah:

- Uygun gördüğünüz şeyi söyleyin. Siz bu hususta serbestsiniz, dedi.

Bunun üzerine İbn Eşrefi öldürmek için Muhammed b. Mesleme, Silkan b. Selame b. Vakş (Bu Ebu Naile'dir. Beni Abdüleşhel'den biri olup Ka'b b.Eşrefinde süt kardeşidir.), Abbad b. Bişr b. Vakş (Bu da Beni Abdüleşhel'den biridir.), Haris b. Evs b. Muaz (Bu da Beni Abdüleşhel'den biridir.) ve Ebu Abs b. Cebir (Bu da Beni Harise kabilesindendir.) birleştiler.

Bunlar, Ebu Naile Silkan b. Selame'yi önceden Allah düşmanı Ka'b'a gönderdiler. O da yanma giderek onunla bir süre konuştu ve karşılıklı şiirler söylediler. Ebu Naile şiir söylüyordu. Sonra dedi ki:

- Vay be, ey İbn Eşref, bir ihtiyaç için gelmemiştim. Sana onu söylemek istiyorum. Onu gizli tut.

Ka'b:

- Olur, gizli tutarım. Ebu Naile:

Bu adamın (Muhammed'in) bizim yanımıza gelmesi bela oldu.

Onun yüzünden Araplar bize düşman oldular. Tek bir yaydan fırlayan bir ok gibi bize saldırdılar, yollarımızı kestiler, ailelerimiz dağıldı, sıkıntıya düştük, dedi. Ka'b:

- Ben Eşrefin oğluyum. Vallahi ey îbn Selame! Sana haber vermiş olayım ki, muhakkak iş, ileride benim dediğime gelecektir, dedi.

Silkan:

- Ben istedim ki, bize bir yiyecek sataşın. Biz de sana rehin bırakalım ve senin için bir vesika düzenleyelim. Bu hususta bize ihsanda bulu-nasm, dedi.

Ka'b:

- Oğullarınızı bana rehin verir misiniz? diye sordu. Silkan:

- Bizi rüsvay etmek istedin. Çünkü görüşümde olan bir takım arkadaşlarım vardır. Onları da getireyim ve onlara sataşın. Bu hususta ihsan edesin ve zırhlılardan borcu ödemeye yetecek şeyi rehin edelim istedim, dedi.

Silkan, arkadaşları silahla geldiklerinde silahları onu ürkütmesinler, o, onları yadırgamasın diye böyle demişti. Ka'b: «Cemaatte vefa vardır.» dedi.

Bunun üzerine Silkan, arkadaşlarının yanına döndü ve dununu onlara bildirdi. Onlara, silahları almalarım, sonra gitmelerini ve Ka'b'm yanında toplanmalarım söyledi. Onlar, önce Rasûlullah'ın yanında toplandılar.

İbn İshak, îbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), onlarla birlikte Babu'lGarkad'a kadar yürüdü. Sonra onları gönderirken şöyle dedi:

«Allah'ın ismi ile gidiniz. Ey Allah'ım, onlara yardım et.» Rasûlullah, daha sonra evine döndü. O zaman mehtaplı bir gece idi. Onlar gittiler ve nihayet Ka'b'm kalesine vardılar. Ebu Naile ona seslendi. O ise daha yeni damat olmuştu. Hemen yorganının içinden fırladı. Bunun üzerine karısı yorganın ucundan tutup çekti ve:

- Sen savaşçı bir adamsın, savaşçı kimseler bu saatte evden dışarı, çıkmaz, aşağıya inmezler, dedi. Ka'b:

- Bu, Ebu Naile'dir. Eğer beni uykuda bulsaydı uyandırmazdı, dedi. Karısı:

- Vallahi onun sesinde bir kötülük seziyorum, dedi.

- Delikanlı adam, vurulmaya çağrılsa bile yine gider, dedi. Bunun üzerine o, evden aşağı indi. Onlarla bir süre karşılıklı konuştular. Sonra Ebu Naile şöyle dedi:

- Allah'ın düşmanına vurunuz.

Birlikte ona vurdular ve kılıçları onun üzerine ardarda inip kalktı. Fakat bir işe yaramadı. Ka'b ölmedi. Muhammed b. Mesleme dedi ki:

- Kılıçlarımızın birşey elde etmediklerini gördüğüm zaman, kılı-cımdaki bir bıçağı hatırladım ve onu aldım. O sırada Allah'ın düşmanı acı ile öyle bir bağırdı ki, çevrede bulunan kalelerin tamamında ateşler yakıldı. Bıçağı hemen onun kasığı ile göbeği araşma koydum. Sonra üze^ rine yüklenerek derhal bıçağı kasığına geçirdim. Allah'ın düşmanı düştü. Haris b. Evs b. Muaz da başından yada ayağından yaralanmıştı. Kılıçlarımızdan biri ona isabet etmişti. Oradan ayrıldık. Beni Ümeyye b. Zeyd kabilesinin bulunduğu yerden yola çıktık. Daha sonra Beni Kuray-za, daha sonra Buas üzerinden gittik. Nihayet Ureyz harresine geldiğimizde Haris, kan kaybından zayıf düşmüştü. Biz onun için bir müddet durup bekledik. Sonra yanımıza geldi. O izimizi takip ediyordu. Onu sırtımıza alıp taşıdık ve gecenin sonunda onu Rasûlullah'a getirdik ki, o ayaktaydı. Namaz kılıyordu. Selam verdik. Yanımıza geldi. Biz ona Allah'ın düşmanının öldürüldüğünü söyledik. Sonra evimize döndük. Sabahleyin Yahudiler, Allah'ın düşmanı Ka'b b. Eşrefe yaptığımız şeyi duyup korkmuşlardı. Orada hiçbir Yahudi yoktu ki, kendi başına geleceklerden korkmasın.

İbn Cerir dedi ki: Vakidî'nin ifadesine göre bunlar, Ka'b b. Eşrefin başım koparıp Rasûlullah'a getirdiler.

İbn îshak dedi ki: Bu konuda Ka'b b. Malik, şu şiiri söylemiştir:

«Onlar KaTD'ı yere yıkıp bıraktılar ve döndüler.

Onun öldürülüp yere yıkılmasından sonra Beni Nadir Yahudileri alçaldılar.

Elleri üzerine yere düştü. Orada ellerimizle meşhur salabetli, metin kılıçlarla kaldırıldı.

Muhammed'in emriyle o gece Ka'b'ın kardeşi gitti, KaTa'a tuzak kurdu.

Ona hile etti ve onu hile ile evinden aşağı indirdi.

O övülmüştür, güvenilir ve cesur bir kardeştir.»

îbn Hişam dedi ki: Bu beyitler, onun Beni Nadir günü hakkındaki bir kasidesinden alınmıştır. Beni Nadir günü ile ilgili açıklama ileride gelecektir.

Ben derim ki: Ka'b b. Eşrefi Bedir vak'asmdan sonra Haris b. Evs öldürmüştür. Sonra Hazreçliler, Ebu Rafı b. Ebi Hukayk'ı Uhud gazvesinden sonra öldürdüler. Nitekim bununla ilgili açıklama inşaallah ileride gelecektir. Güvencimiz ve duyanağımız Allah'tır.

İbn İshak, Hassan b. Sabitin konuyla ilgili şu şiirini nakletmiştir:

«Ey İbn Hukayk ve sen ey İbn Eşref!

Kendileriyle karşılaştığınız adamların topluluğu, Allah için çok hayırlı işler yapmışlardır.

Size, ormandaki arslanlar gibi şiddetli bir şekilde, hafif hareketli kılıçlarla, gelip geceleyin saldırdılar.

Nihayet kalelerinize geldiler ve size şiddetli katledici kılıçlarla ölüm şerbetini içirdiler.

Peygamberlerinin dininin muzaffer olması için yardım diliyerek ve helak edici her işi küçümseyerek geldiler.»

Muhammed b. İshak, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir;

«Yahudilerin adamlarından her kimi ele geçirirseniz öldürün,» Bunun üzerine Muhayyise b. Mesud el-Evsî, İbn Süneyne'nin üzerine atıldı. İbn Süneyne, Yahudi tüccarlarındandı. Onlarla ilişki kurar, alışveriş yapardı. Muhayyise, onu Öldürdü. Muhayyise'nin kardeşi Hü-veyyise ondan daha yaşlı idi. Ama henüz Müslüman olmamıştı. Hüvey-yise, Yahudiyi öldüren kardeşi Muhayyise'yi dövmeye ve şöyle demeye başladı:

- Ey Allah'ın düşmanı, onu öldürdün mü? Vallahi senin kanındaki iç yağlan onun maundandır.

Muhayyise dedi ki: Ben de ona şöyle dedim:

- Vallahi onun Öldürülmesini bana öyle biri emretti ki, eğer seni öldürmeyi dahi bana emretseydi, mutlaka senin de boynunu vururdum.

Vallahi Hüveyyise'nin İslâm'a girmesinin ilk sebebi bu oldu. Hü-veyyise, bana şöyle sordu:

- Eğer Muhammed, benim öldürülmemi sana emretse beni öldürür müsün?

Ben de ona şöyle cevap verdim:

- Evet vallahi, şayet bana senin boynunu vurmayı emretseydi, elbette senin boynunu vururdum.

Hüveyyise:

- Vallahi seni bu duruma getiren bir din, çok hayret verici birşeydir, dedi ve Müslüman oldu.

îbn ishak dedi ki: Bu meseleyi bana Beni Harise'nin bir azadlısı, Muhayyise'nin kızından naklen bildirdi. Bu konuda Muhayyise şöyle demiştir:

«Eğer öldürülmesi ile emrolunsaydım, elbette onun kulaklarının ardındaki çıkık kemikleri keskin kılıçla keserdim, diye anamın oğlu benî kınıyor.

Bir keskin kılıç ile ki, onun rengi tuzun rengi gibidir.

Onun cila ve parlaklığına özeniyorum. Onu doğrulttuğum zaman yalancı çıkmıyor.

Seni istemeyerek öldürmem beni sevindirmez.

Oysaki bizim Busra ile Me'rib arasında geçen günlerimiz vardır.»

İbn Hişam, Ebu'1-Amr el-Medenî'den rivayet etti ki, bu hadise, Beni Kurayza Yahudilerinin öldürülmelerinden sonra cereyan etmiştir. Çünkü öldürülen kişi, Ka'b b. Yahuza'dır Muhayyise, Rasûlullah'm emri üzerine Beni Kurayza savaşında Ka'b b. Yahuza'yı öldürdüğünde kardeşi Hüveyyise yukarıdaki sözleri ona söylemiş, Muhayyise'de yine yukarıda nakledilen cevabı ona vermişti. Bunun üzerine Hüveyyise, o gün Müslüman olmuştu. Doğrusunu Allah bilir.

Tenbih: Beyhakî ile Buharı, Beni Nadir sürgününü Uhud gazvesinden önce zikretmişlerdir. Doğrusu, Beni Nadir sürgününün, Uhud gazvesinden sonra anlatılmasıdır ki, Muhammed b. îshak ile diğer megazi imamları böyle bir kronolojik sıra takip etmişlerdir. Delilleri de şudur: İçki, Beni Nadir Yahudilerinin kuşatma altında tutuldukları günlerde haram kılınmıştır ki, bu da sahih hadiste belirtilmiştir. Çünkü Uhud gününde şehid olarak öldürülen sahabelerden bir grup o zaman içki kullanmışlardı. Bu da gösteriyor ki, içki kullanmak o zaman helal idi. Ancak bilahare haram kılınmıştır. Bu söylediklerimiz şunu açıklıyor ki; Beni Nadir hadisesi, Uhud gazvesinden sonra vuku bulmuştur. Doğrusunu Allah bilir.

Başka bir Tenbih: Önceki sayfalarda da anlatıldığı gibi Kaynuka oğulları Yahudileri ile ilgili hadise, Bedir vak'asmdan sonra olmuştur. Aynı şekilde Yahudi Ka'b b. Eşrefin, Evs tararından Öldürülmesi de Bedir vak'asından sonra olmuştur. İleride de açıklanacağı gibi Beni Nadir hadisesi, Uhud vak'asmdan sonra olmuştur. Aynı şekilde Yahudi Ebu Rafi'in öldürülmesi de Uhud vak'asmdan sonra olmuştur. Onu Hazreç-liler öldürmüştü ki, o Hicazhların taciri idi.

Hendek savaşından sonra Kurayza oğulları ile savaşılmıştı ki, bu Yahudilerle yapılan savaş, ileriki sayfalarda anlatılacaktır.