El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Zatü's-Selasil Gazvesi

Hafız el-Beyhakî, bu mevzuu Mekke fethini anlatmadan önce bu kısımda ele almıştır. Bu gazveyi, M-usa b. Ukbe ve Urve b. Zübeyr kanalıyla anlatarak onların şöyle dediklerini ifade etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), Amr b. …

Hafız el-Beyhakî, bu mevzuu Mekke fethini anlatmadan önce bu kısımda ele almıştır. Bu gazveyi, M-usa b. Ukbe ve Urve b. Zübeyr kanalıyla anlatarak onların şöyle dediklerini ifade etmiştir:

Rasûlullah (s.a.v.), Amr b. As'ı Şam'ın üst taraflarındaki Zâtü's-Selâsil mıntıkasına, Beli kabilesi ile Abdullah ve beraberindeki Ku-daalıların başında gönderdi.

Urve b. Zübeyr dedi ki: Beli oğullar^ As b. Vail'in dayılarıdır. Amr b. As, oraya vardığında düşmanlarının çokluğundan korktu. Takviye kuvvetleri göndermesi için Rasûlullah'a haber gönderdi. Rasûlullah (s.a.v.) da bu amaçla ilk Muhacirlere çağrıda bulundu. Onun bu çağrısına Ebu Bekir ve Ömer'le birlikte Muhacir topluluğunun seçkinlerinden bir kısmı icabet etti. Allah onlardan razı olsun. Rasûlullah, bu icabet edenlerin başına Ebu Ubeyde b. Cerrahı emir (komutan) olarak tayin etti. Bunlar da takviye için yola çıkıp gittiler.

Musa b. Ukbe dedi ki: Bu takviye kuvveti, Amr b. As'm yanma geldiğinde Amr onlara: "Emiriniz benim. Sizi Rasûlullah'tan istemek için haber gönderen benim." dedi. Muhacirler de: "Sen kendi arkadaşlarının emirisin. Ebu Ubeyde ise Muhacirlerin emiridir." dediler. Amr: "Siz ancak bana takviye bir kuvvet olarak gönderildiniz." dedi.

Güzel ahlaklı, yumuşak huylu bir adam olan Ebu Ubeyde bu durumu görünce şöyle dedi:

- Ey Amr, biliyor musun? Yanından ayrıldığımda Rasûlullah (s.a.v.)'m bana en son Öğüdü şu oldu: "Arkadaşının (Amr'm) yanma vardığında birbirinizle anlaşın." Şimdi sen bana asi olursan, ben sana itaat ederim.

Böyle diyerek Ebu Ubeyde, emirliği Amr b. As'a teslim etti.

Muhammed b. İshak, Muhammed b. Abdirrahman b. Abdiliah b. Husayn et-Temimi'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.), Amr b. As (r.a.)'ı Arapları İslâmiyet'e davet etmek üzere gönderdi. Zira As b. Vail'in annesi Beni Beli kabilesinden idi. Bunun için Hz. Peygamber, Amr b. As'ı onlara gönderdi ki, onları hoşlukla imana getirsin. Amr b. As gidip Cüzam arazisindeki Selâsil denilen bir suyun başına indi. Zâtü's-Selâsil gazvesi, adını işte bu sudan almaktadır. Fakat Amr b. As, oraya vardıktan sonra korktu ve Rasûlullah (s.a.v.)'dan takviye istedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) ona, Ebu Ubeyde b. Cerrah komutasında, içinde Ebu Bekir ile Ömer'in de bulunduğu ilk Muhacirlerden oluşan bir kafileyi takviye olarak gönderdi. Gönderirken de Ebu Ubeyde'ye: "İhtilafa düşmeyin." dedi.

Ebu Ubeyde çıkıp yola koyuldu. Nihayet Amr b. As'm yanma geldi. Amr, ona: "Sen bana takviye kuvveti olarak geldin." dedi. Ebu Ubeyde ise: "Hayır, ben kendi adamlarımın başına, senede kendi a-damlarının başına emir ol." dedi.

Ebu Ubeyde yumuşak huylu, toleranslı, dünya işlerine Önem vermeyen bir adamdı. Amr ona: "Hayır, sen benim yardımcımsın." dedi. Ebu Ubeyde: "Ey Amr! Doğrusu Rasûlullah (s.a.v.), bana: İhtilafa düşmeyin, dedi. Eğer sen bana asi olursan, ben sana itaat ederim." şeklinde cevap verdi. Amr: "Ben senin emirinim. Sen benim yardım-crmsm." diyerek görüşünde ısrar etti. Bunun üzerine Ebu Ubeyde; "Emirlik senin olsun, bakalım." dedi. Amr b. As da kalkıp oradakilere imamlık ederek namaz kıldırdı."

Vakidî, Rabia b. Osman kanalı ile Yezid b. Ruman'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Ebu Ubeyde, Amr b. As'm yanma vardığında toplam olarak 500 kişi oldular. Bunlar, gece ve gündüz gidiyorlardı. Nihayet Beli beldelerine ayak bastılar. Orayı tahrip ettiler. Her nereye gidiyorlarsa oradaki toplulukların darmadağın olup kaçtıkları haberi Amr'a ulaşıyordu. Nihayet Beli, Uzne ve Belkin beldelerinin en uç kısımlarına vardılar. Orada fazla kalabalık olmayan bir toplulukla karşılaştılar. Bir saat kadar vuruştular. Birbirlerine ok atıyorlardı. O gün Amir b. Re-bia'ya atılan bir ok, koluna isabet etti. Müslümanlar da bunun üzerine düşmana saldırdılar. Hepsini hezimete uğrattılar. Düşman, her yöne doğru kaçtı. Darmadağın oldu. Amr, oraları da itaat altına aldı. Orada birkaç gün müddetle ikamet etti. Artık herhangi bir topluluğun teşekkülünü duymuyordu. Atlılarını gönderiyor, onlar da kendisine büyük ve küçük baş hayvanlar getiriyorlardı. Onlar da bunları kesiyor ve etlerini yiyorlardı. O güne dek o kadar çok et görmemişlerdi. Ancak ellerine taksim edilecek kadar bir ganimet geçmedi."

Ebu Davud, İbn Müsenna tariki ile Amr b. As'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Zâtü's-Selâsil gazvesinde iken soğuk bir gecede ihtilam oldum. Gusül yaparsam ölürüm, diye korktum. Teyemmüm edip sonra arkadaşlarıma sabah namazını kıldırdım. Arkadaşlarım benim böyle yaptığımı Rasûlullah'a anlattıklarında o şöyle buyurdu:

- Ey Amr, sen cünüp iken arkadaşlarına namaz mı kıldırdın?

Ben de beni gusül yapmaktan alıkoyan durumu kendisine haber

verip dedim ki: Doğrusu Cenâb-ı Allah'ın şöyle buyurduğunu işittim: "Kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size merhamet eder." (en-Nisa, 29.)

Ben bu ayeti okuduktan sonra Hz. Peygamber (s.a.v.) güldü ve birşey demedi."

Muhammed b. Seleme İbn Vehb kanalı ile Amr b. As'ın azadlısı Ebu Kaysın şöyle dediğini rivayet etmiştir.

"İhtilam olduğunda Amr, baldırlarının iç kısmını yıkadı. Sonra namaz için abdest alınır gibi abdest aldı. Sonra da arkadaşlarına namaz kıldırdı."

Ravi burada meseleyi yukarıdaki şekilde anlatıyor ve teyemmümden bahsetmiyor.

Vakidî, Eflah b. Said kanalı ile Ebu Bekir b. Hazmın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Zatü's-Selâsil gazvesinden dönülmekte iken soğuk bir gecede Amr b. As, arkadaşlarına şöyle dedi: Ne dersiniz? Vallahi ben ihtilam oldum. Eğer gusül edersem ölürüm.

Böyle dedikten sonra su getirilmesini istedi. Su getirdiler. Abdest aldı. Tenasül organını yıkadı, daha sonra teyemmüm yaptı. Arkasından kalkıp arkadaşlarına imamlık yaptı, namaz kıldırdı. Bu kafilenin postacısı olarak ilk başta Avf b. Malik, Rasûlullah'a gönderildi.

Avf diyor ki:

Rasûlullah (s.a.v.)'a seher vaktinde ulaştım. Evinde namaz kılıyordu. Selam verdim. Rasûlullah bana sordu:

-Avfb. Malik mi?

- Evet, Avfb. Malik'im ya Rasûlallah.

- Develerin sahibi mi?

- Evet, ya Rasûlallah.

Bundan fazla birşey söylemedi. Sonra: "Bana haberler ver bakalım." dedi. Ben de yolculuğumuzu, Ebu Ubeyde ile Amr arasında geçenleri, Ebu Ubeyde'nin ona itaat edişini anlattım, Rasûlullah (s.a.v): "Allah, Ebu Ubeyde b. Cerrah'a rahmet etsin." dedi.

Sonra Amr'm yanında su olduğu halde cünüp olarak insanlara namaz kıldırdığını, sadece tenasül organım yıkayıp abdest aldığını ve ayrıca cünüpluk içinde teyemmüm yaptığını anlattım. Rasûlullah buna karşı sesini çıkarmadı. Sükût etti.

Amr b. As, Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanma geldiğinde Rasûlullah ona, namazı nasıl kıldırdığım sordu. O da şöyle anlattı:

- Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, eğer ben gusletmiş olsaydım, mutlaka ölürdüm. O geceld gibi bir soğuk görmemiştim. Yüce Allah da, zaten şöyle buyurmuştur: "Kendinizi öldürmeyin. Doğrusu Allah size merhamet eder."

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) güldü. Herhangi birşey söylediğine dair bir haber de bize ulaşmadı."

İbn İshak, Yezid b. Ebi Habib tariki ile Avf b. Malik el-Eşcâî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m, Amr b. Ası komutan olarak gönderdiği gazvede idim. Bu, Zâtü's-Selâsil gazvesi idi. Ebu Bekir ve Ömer'e arkadaşlık yaptım. Develerini kesmiş, ama etini parçalamayan birkaç kişinin yanından geçiyordum. Ben kasabtım. Onlara:

- Etinizi parçalayıp aranızda paylaştırır sam onda birini bana verir misiniz? diye sordum. Onlar da evet, deyince bıçağı aldım ve hemen oracıkta eti parçaladım. Bir kısmını alıp arkadaşlarımın yanma götürdüm. Pişirip yedik. Ebu Bekir ve Ömer: "Ey Avf, bu eti nereden getirdin?" diye sordular. Ben de durumu onlara anlattım. Onlar:

- Vallahi bu eti bize yedirmekle iyi yapmadın, dediler. Sonra kalkıp midelerindeki eti kusmaya başladılar.

İnsanlar, bu seferden döndüklerinde ilk olarak ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gittim. Evinde namaz kılıyordu. Esselamü aleyke ya Rasûlallah verahmetullahi ve berekâtühû, dedim. Rasûlullah: - Bu Avfb. Malik mi? diye sordu. Ben de:

- Evet ya Rasûlallah. Anam babam sana feda olsun, dedim. Rasûlullah (s.a.v.):

- Develerin sahibi mi? diye sordu. Fazla da birşey söylemedi." Hafız el-Beyhakî, İbn Lehia ve Said b. Ebi Eyyüb kanalı ile Malik

b. Zehdem'den rivayet etti ki, Avfb. Malik yukarıdaki rivayeti aynen nakletmiş tir. Ancak o şöyle de demiştir; Ben bu meseleyi Hz. Ömer'e arz ettim. O bana sordu. Ben anlattım. Sonunda bana: "Ücretini acele aldın." dedi ve o etten yemedi.

Hafız el-Beyhakî, Ebu Abdillah el-Hafız kanalı ile Amr b. As'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.), beni Zatü's-Selâsil gazvesine giden ordunun başına komutan yaptı. Orduda Ebu Bekir ve Ömer de vardı. Ben de kendi kendime dedim ki: Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanında kıymetin olduğundan ötürü o, beni Ebu Bekir ve Ömer'in başına komutan yapmıştır. Bu maksatla gidip Rasûlullah'm huzuruna oturdum ve şöyle sordum:

- Ya Rasûlallah! İnsanlar arasında en çok kimi seversin?

- Aişe'yi.

- Ben senin ailenden olanları sormuyorum.

- Öyleyse insanlar arasında en çok Aişe'nin babasını severim.

- Sonra kimi seversin?

- Ömer'i severim.

- Sonra Mmi seversin?

Birkaç kişi saydı. Saydığı adamlar bir topluluğu teşkil edebilirlerdi. Ben de kendi kendime dedim ki: "Artık bu soruyu Rasûlullah'a sormayacağım."

Bu hadis, Buharî ve Müslim'in sahihlerinde Halid b. Mehran el-Hazza tariki ile Amr b. As'tan rivayet edilmiştir: "Buna göre Rasûlul-lah (s.a.v.), Amr b. As'ı, Zâtu s-Selâsil gazvesine giden ordunun başında komutan olarak göndermişti. Sözün bu kısmında Amr şöyle diyor:

Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gidip kendisine sordum:

- İnsanlar arasında en çok kimi seversin?

- Aişe'yi.

- Ya erkeklerden kimi seversin?

- Aişe'nin babasını.

- Sonra kimi?

- Sonra Ömer b. Hattab'ı severim.

Rasûlullah, birçok adamları saydı. Ama benden bahsetmedi." Bu, Buharî nin lafzıdır. Bir başka rivayette ise Ararın şöyle dediği rivayet edilir: "Beni en sona koymasından korktuğum için sustum."

9.Bölüm