Muhammed b. İshak, Zührî ve Urve kanalı ile Üsame b. Zeyd'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.), sonu Ölümle neticelenen hastalığında yatmakta iken Abdullah b. Übeyy'i ziyarete gitti. Rasûlullah, onun ölmek üzere olduğunu anlayınca şöyle dedi:
- Seni, Yahudileri sevmekten yasaklamıştım. O da şöyle dedi:
- Onları Esad b. Zürare Öfkelendirdi. Ona ne yarar sağladı?" Vakidî dedi ki: Abdullah b. Übeyy, şevvalin bitimine birkaç gece
kala hastalandı. Zilkade ayında da öldü. Hastalığı yirmi gece sürdü. Rasûlullah (s.a.v.), onu bu esnada ziyaret ederdi. Öldüğü gün de Rasûlullah (s.a.v.) ziyaretine geldi. O esnada can çekişmekte idi. Rasûlullah ona şöyle dedi:
- Seni, Yahudileri sevmekten men etmiştim. O da şöyle dedi:
- Onları Esad b. Zürare öfkelendirdi. Ona ne yarar sağladı? Ya Rasûlallah, şimdi kınama vakti değildir. Ölmek üzereyim. Yıkanmam sırasında hazır bulun. İç gömleğini bana ver, kefen olarak onu banan sar. Üzerime namaz kıl ve benim için mağfiret dile.
Rasûlullah (s.a.v.) da böyle yaptı."
Beyhakî de, Salim b. Aclan kanalı ile İbn Abbas'tan buna benzer bir rivayette bulunmuştur. Doğrusunu Allah bilir.
İshak b. Raheveyh, Ebu Üsame kanalı ile İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Abdullah b. Übeyy b. Selül vefat ettiği zaman oğlu Abdullah, Rasûlullah (s.a.v.)'a geldi ve ona, kendi iç gömleğini vermesini istedi ki, onu babasına kefen olarak sarsın. Rasûlullah da ona iç gömleğini verdi. Sonra Rasûlullah'dan babasının üzerine namaz kılmasını istedi. Rasûlullah (s.a.v.), kalkıp onun üzerine namaz kılmak için durdu. Hz. Ömer de Rasûlullah'm eteğini tutup şöyle dedi:
- Ya Rasûlallah! Bunun üzerine namaz kılacaksın Öyle mi? Oysa Allah seni bundan menetmiştir.
Rasûlullah (s.a.v.), şöyle cevap verdi.
- Rabbim beni bu işte serbest kıldı ve şöyle buyurdu: "Ey Muhammedi Onların ister bağışlanmasını dile, ister dileme, birdir. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen de Allah onları bağışlamayacaktır." Ama ben onun için yetmiş defadan fazla mağfiret dileyeceğim.
- Ama o münafıktır. Buna rağmen onun namazını kılacak mısın? Hz. Ömer'in böyle demesi üzerine yüce Allah, şu ayeti inzal buyurdu:
- "Sakın onlardan ölen kimsenin namazını kılma. Mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler." (et-Tevbe, 84.)
Ebu Üsame de bunu ikrar etti ve: "Evet bu böyle olmuştur." dedi." Buharî'nin ve diğerlerinin rivayetine göre Hz. Ömer şöyle demiştir:
- Ya Rasûlallah, sen onun cenaze namazını mı kılacaksın? Oysaki o, falan günde şöyle, şöyle ve şöyle dedi. Falan günde de şöyle, şöyle ve şöyle dedi.
Rasûlullah (s.a.v.), bana şu cevabı verdi:
- Bırak beni ey Ömer, ben iki seçenek arasmdayım. Eğer yetmiş defadan fazla mağfiret dilediğim takdirde bağışlanacağını bilseydim, yetmiş defadan fazla onun için mağfiret dilerdim.
Böyle dedikten sonra onun cenaze namazını kıldı. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah, şu ayeti inzal buyurdu:
"Sakın onlardan ölen kimsenin namazını kılma, mezarı başında da durma!"
Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'a karşı o gün göstermiş olduğum cüretten ötürü hayret ediyorum. Oysaki, Allah ve Rasûlü, işin gerçeğini daha iyi bilirler.
Süfyan b. Uyeyne, Amr b. Dinar kanalı ile Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğim rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.) -defninden sonra- Abdullah b. Übeyy'in mezarı basma geldi. Emir verdi. Abdullah'ın cesedi mezardan çıkarıldı. Cesedini dizlerinin (veya baldırlarının) üzerine koydu. Sonra ağzına tü-kürdü ve iç gömleğini ona giydirdi."
Doğrusunu Allah bilir.
Beyhakî de burada Salebe b. Hatib'in kıssasını ve mal çokluğu ile onun nasıl fitneye düştüğünü, zekat vermek istemediğini anlatmıştır. Biz bunu tefsirimizde şu ayetin açıklanmasını yaparken detaylı olarak anlattık:
"Aralarında: "Allah bize bol nimetinden verecek olursa, andolsun İd sadaka vereceğiz ve iyilerden olacağız." diye ona and verenler vardır." (et-Tevbe, 75.)

