El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Beni Abdü'l-Kays Kabilesinin Elçilik Heyeti

Buharî, Beni Temim kabilesinin elçilik heyetini anlattıktan sonra Abdü'1-Kays kabilesinin elçilik heyetini anlatırken Ebu İshak kanah ile Ebu Cemre'nin şöyle dediğini rivayet eder: "İbn Abbas'a şöyle dedim: - Benim bir …

Buharî, Beni Temim kabilesinin elçilik heyetini anlattıktan sonra Abdü'1-Kays kabilesinin elçilik

heyetini anlatırken Ebu İshak kanah ile Ebu Cemre'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"İbn Abbas'a şöyle dedim:

- Benim bir çömleğim vardır. Benim için onda nebiz yapılır. Onu tatlı iken içerim. Çok içip de

kavmin arasında oturduğumda ve oturuşumu uzattığımda rezil rüsvay olmaktan korkuyorum. Buna

ne dersin?

İbn Abbas dedi ki:

- Abdü'1-Kays kabilesinin elçilik heyeti, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma geldi. Rasûlullah onlara:

- Kavme merhaba, rezil-rüsvay ve pişman olmaksızın hoş geldiniz.

Onlar da dediler ki:

- Ya Rasûlallah, doğrusu bizimle senin aranda Mudar kabilesinin müşrikleri vardır. Biz, ancak

haram ayda senin yanma gelebiliyoruz. Bize güzel ve açık seçik bazı şeyleri söyle ki; o şeylerle

amel ettiğimiz takdirde Cennet'e girebilelim. Bizimle beraber buraya gelmiş olmayıp da geride

kalanlarımızı da o güzel ve açık seçik şeylere davet edelim.

Rasûlullah, onlara şöyle cevap verdi:

- Size dört şeyi emreder, dört şeyden de nehyederim. Emredeceğim şeyler şunlardır: Allah'a iman

etmek... Allah'a iman etmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Bu, Allah'tan başka ilah olmadığına şahadet etmektir. Namaz kılmak, zekat vermek, ramazan orucunu tutmak ve ganimetlerin beşte birini vermek.

Sizi dört şeyden de nehyederim: Kurutulmuş ve içi oyulmuş kabak içinde, yeşil renkli küp içinde, ortası oyulan dal içinde ve ziftle sıvanmış kap içinde yapılan nebizi içmeyin."

Ebu Davud et-Teyalisî, "Müsned" adlı eserinde Şube kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder:

"Abdu 1-Kays heyeti geldiğinde Rasûlullah (s.a.v.) sordu:

- Bu kavim kimlerdendir?

- Rebia'dandır, dediler.

- Gelen bu heyete merhabalar olsun. Rüsvaylık ve pişmanlık olmaksızın hoş geldiler, dedi.

Dediler ki:

- Ya Rasûlallah, biz Rebia'dan bir kabileyiz. Uzak yollardan sana geldik. Bizimle senin aranda şu kafir Mudar kabilesi vardır. Ancak haram ayda sana ulaşabiliriz. Bize açık seçik birşey söyle ki, arkada kalan kabilemizi o şeye davet edelim ve öylece Cennet'e girebilelim.

Rasûlullah (s.a.v.), onlara şu cevabı verdi:

- Size dört şeyi emreder ve sizi dört şeyden de nehyederim. Sadece bir ve tek olan Allah'a iman etmenizi size emrediyorum. Allah'a iman etmenin ne demek olduğunu bilir misiniz? Bu şudur: Allah'tan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed'in de Allah'ın elçisi olduğuna şahadet etmektir. Namaz kılmayı, zekat vermeyi, ramazan orucunu tutmayı ve ganimetlerin beşte birini vermenizi size emrederim.

Sizi dört şeyden de nehyederim. Bu şeyler şunlardır: Kurutularak içi oyulan kabakta, yeşil renkli küpte, içi oyulmuş dalda ve ziftle sıvanmış kapta yapılan nebizi içmeyin. Bu söylediklerimi aklınızda tutun ve arkanızda kalan kabile efradınızı da bu hususlara riayete davet edin."

Sahih-i Müslim'deki bir rivayete göre Rasûlullah (s.a.v.), Abdü'l-Kays'tan Eşecc'e şöyle dedi:

- Sen de iki huy vardır ki, onları Aziz ve Celil olan Allah sever. O iki huy, yumuşak huyluluk ve ağırbaşlılıktır. (Başka bir rivayete göre Rasûlullah şöyle demiştir: O iki huyu, Allah ve Rasûlü severler.)

Eşecc dedi ki:

- Ya Rasûlallah, ben mi bu huyları edindim? Yoksa Cenâb-ı Allah, beni yaratırken mi bu huyları bana verdi?

- Allah seni yaratırken bu huyları sana verdi.

- Allah ve Rasûlünün sevdikleri iki huyla beni yaratan Allah'a harndolsun."

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said kanalı ile Vazi'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanma geldim. Münzir b. Amir'in oğlu Eşecc ile beraberinde cin çarpmış bir adam da geldi. Rasûlullah (s.a.v.)'ı gördükleri zaman bineklerinden yere atladılar. Yanına gelip elini öptüler. Sonra Eşecc inip bineğini bağladı. Heybesini açtı. İçin-

den iki beyaz elbise çıkarıp giyindi. Sonra gidip bineklerini b'ağladı. Ve Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma geldi. Rasûlullah, ona şöyle dedi:

- Ey Eşecc! Sende Aziz ve Celil olan Allah ile Rasûlünün sevdikleri iki huy vardır. Bunlar, yumuşak huyluluk ile ağırbaşlılıktır.

- Ya Rasûlallah, ben mi bu huyları edindim, yoksa bunlar öteden beri bende var mı? Yaratılışımda mı mevcuttur?

- Onlar yaratılışında vardır.

- Aziz ve Celil olan Allah ile Rasûlünün sevdikleri iki huy üzere beni yaratmış olan Allah'a hamdolsun.

Vâzi' dedi ki:

"Ya Rasûlallah, yanımda cin çarpmış dayım var. Onun iyileşmesi için Allah'a dua et.

- O nerededir? Onu yanıma getir.

Ben de Eşecc'in yaptığı gibi yaptım. Ona iki elbise giydirip Rasû-lullah'm yanına getirdim. Rasûlullah, onun üst gömleğini arkadan tuttu, başına doğru kaldırdı. Öyleki koltuk altlarının beyazlığını gördük. Sonra adamın sırtına vurdu ve: "Çık ey Allah'ın düşmanı!" dedi. Bundan sonra dayım yüzünü bize döndürdü ve sağlığına kavuşmuş bir adam gibi bize bakmaya başladı."

Hafız el-Beyhakî, Hud b. Abdullah b. Sa'd kanalı ile Mezide el-Abdî'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), ashabı ile konuşurken bir ara onlara dedi:

- Şuradan bir süvari kafilesi gelecektir. Onlar doğu halkının en hayırlısıdırlar.

Rasûlullah'in böyle demesi üzerine Hz. Ömer kalktı, onlara doğru yöneldi. Onüç süvari ile karşılaştı. Onlara şöyle sordu:

- Kimlerdensiniz?

- Abdul-Kays oğulların dam z.

- Buralara niçin geldiniz? Ticaret için mi geldiniz?

- Hayır.

- Biraz önce Peygamber (s.a.v.), sizden sözetti ve sizin hakkınızda iyi şeyler söyledi.

Sonra Hz. Ömer'le birlikte yollarına devam ettiler. Nihayet Peygamber (s.a.v.)'in yanma geldiler. Hz. Ömer onlara:

- işte görmek istediğiniz adamınız (Rasûlullah) budur, dedi. Onlar da bineklerinden indiler. Kimi yürüyerek, kimi yürümekle koşma arasında ileriye doğru atılarak, kimi de koşarak geldiler. Nihayet Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına vardılar. Elini tutup öpmeye başladılar. Eşecc ise geride kalmıştı. Devesini çöktürdü, arkadaşlarının eşyalarını toparladı, sonra yürüyerek geldi. Rasûlullah (s.a.v.)'m elini tutup öptü. Rasûlullah ona şöyle dedi:

- Sende Allah ve Rasûlünün sevdiği iki huy vardır.

Bunun üzerine Eşecc:

- Bu huyları ben mi edindim, yoksa öteden beri mi bende vardır, yaratılışımda mı mevcuttur?

- Hayır, öteden beri sende vardır. Yaratılışında mevcuttur.

- Allah ve Rasûlünün sevdiği huy üzere beni yaratan Allah'a hamd olsun."

İbn İshak dedi ki: Abdü'1-Kays'm kardeşi Carut b. Amr b. Haneş, Rasûlullah'm yanma geldi.

İbn Hişam dedi ki: Carut b. Bişr b. Mualla, Abdul-Kays'm elçileri içinde geldi. Hristiyandı.

İbn İshak dedi ki: Kendisini yalancılıkla itham etmediğim bir kimse, Hasan'dan naklen bana haber vererek şöyle dedi:

"Carut, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma vardığında onunla konuştu. Rasûlullah (s.a.v.) da ona İslâm'ı arzetti. Onu İslâm'a davet etti. İslâm'a girmesi için tergip ve teşvikte bulundu. O da şöyle dedi:

- Ya Muhammedi Ben bir dine bağlıyım. Senin dinin için kendi dinimi terkedeceğim. Şimdi benim yanlış yola girmeyeceğime sen kefil olur musun?

- Evet, Allah'ın seni kendi dininden daha hayırlı bir dine kavuşturacağına ve seni hidayete erdireceğine kefil olurum.

Bunun üzerine Carut, Müslüman oldu. Kendisiyle birlikte arkadaşları da İslâm'a girdiler. Sonra Rasûlullah (s.a.v.)'dan binek hayvanları istedi. O da şöyle dedi:

- Vallahi benim yanımda sizi üzerine bindirecek bir hayvanım yok.

- Ya Rasûlallah, bizimle beldelerimizin arasında insanların yitik binek hayvanları vardır. Onlara binip beldelerimize varamaz mıyız?

- Hayır, sizi onlara binmekten menederim. Çünkü onlara binmek, ateşten başka birşey değildir.

Carut, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanından çıkıp kavmine döndü. Müslümanlığı güzel olmuştu. Dininde selabetli idi. Ömrünün sonuna kadar salabetini muhafaza etti. İrtidad hadiseleri zamanına kadar yaşadı. Kavminden bazı kimseler Garur b. Münzir b. Numan b. Münzir ile birlikte eski dinlerine dönüp İslâm'dan irtidad ettikleri zaman Carut kalktı, konuştu, hak şahadeti getirip insanları İslâm'a davet etti ve şöyle dedi:

- Ey insanlar! Şahadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur. Muhammed de O'nun kulu ve elçisidir. Şahadet getirmeyenleri küfürle itham ederim.

Rasûlullah (s.a.v.), Alâ b. Hadremî'yi Mekke'nin fethinden önce Münzir b. Sava el-Abdî'ye gönderdi. O da Müslüman oldu ve İslâmiyet'i güzelce yaşadı. Rasûlullah (s.a.v.)'dan sonra Bahreyn halkının irtidadmdan önce öldü. Alâ, Rasûlullah (s.a.v.)'m Bahreyn'deki emiri

idi."

Bu sebepledir ki, Buharı, ibrahim b. Tahman kanalı ile ibn Ab-

bas'm şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah'm mescidinde kılman cuma namazından sonra ilk cuma namazı Bahreyn'e bağlı Cuvasa'da Abdü'1-Kays Mescidinde kılınmıştır."

Buharı, Ümmü Seleme'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.), öğle

namazından sonra iki rekatı Abdü'1-Kays heyetinin gelişi sebebiyle erteledi. O iki rekatı, ikindi namazından sonra kendi evinde kıldı.

Ben derim ki: Ama ibn Abbas'm ifadesinde, Abdü'1-Kays heyetinin Mekke fethinden sonra Rasûlullah'm yanma geldiklerine dair deliller vardır. Çünkü onlar şöyle demişlerdi: "Ya Rasûlallah, bizimle senin aranda şu Mudar kabilesi vardır. Ancak haram ayda sana ulaşabiliyoruz." Doğrusunu Allah bilir.