El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Beni Saide Gölgeliği Kıssası

İmanı Ahmed b. Hanbel, İshak b. İsa et-Tabba kanalı ile İbn Ab-bas'ın şöyle dediğini rivayet eder: «Abdurrahman b. Avf, eşyalarının yanma döndü. Ve beni, kendisini beklerken buldu. Kur'ân okuyordum. Bu, Mina'da, Hz. …

İmanı Ahmed b. Hanbel, İshak b. İsa et-Tabba kanalı ile İbn Ab-bas'ın şöyle dediğini rivayet eder: «Abdurrahman b. Avf, eşyalarının yanma döndü. Ve beni, kendisini beklerken buldu. Kur'ân okuyordum. Bu, Mina'da, Hz. Ömer'in yaptığı haccm sonunda idi. Bana şöyle dedi:

- Keşke görseydin. Bir adam emirü'1-mü'minine gelip şöyle dedi:

- Ey emirü'l-mü'minin! Şöyle diyen, falan hakkında bir diyeceğin var mı? Diyor ki: Vallahi eğer Ömer b. Hattab ölmüş olsaydı, elbette falana bey'at ederdim. Vallahi Ebu Bekir'e bey'at bir oldu bittiye geldi.

Ömer, buna kızdı ve şöyle dedi:

- İnşaallah akşamleyin insanlara hitabta bulunacağım. Onları, idarî görevleri gasbetmek isteyen o kimselerden sakındıracağım!

Abdurrahman şöyle dedi: Ben de dedim ki:

- Ey mü'minlerin emiri! Böyle yapma. Çünkü hac mevsimi, milletin âdilerini ve ayak takımını toplar. Onlar o kimselerdir ki, insanların içinde durduğum zaman, sana yaklaşmak üzere bastırırlar. Ve korkarım ki, sen va'z ederken bir söz söylersin. O söz yüzünden hepsi de hemen kalkıp gider. Söylediklerini ne anlar, ne hıfzeder, ne de onu yerli yerinde anlatırlar. Orası sünnet yeridir. Fıkıh ehli ile ve insanların eşrafıyla özel bir toplantı yaparsın. Medine'de söylediğini temkinli olarak söylersin. Fıkıh ehli senin sözünü anlar ve gereğince hareket eder.

Bunun üzerine Ömer şöyle dedi:

- Şayet Medine'ye salimen gelirsem, ilk fırsatta insanlara hitabta bulunacak ve bunu anlatacağım.

Ibn Abbas dedi ki: zilhiccenin sonunda Medine'ye geldik. Cuma günü güneş batmak üzere iken acele ile geldim. Said b. Zeyd b. Amr b. Nüfeylı minberin köşesinin yanında otururken buldum ve onun hizasına oturdum. Dizim dizine değiyordu. Çok geçmeden Ömer b. Hattab çıkageldi. Onu gelirken gördüğüm zaman, Said b. Zeyd'e dedim ki: «Elbette akşam işte bu minberin üzerinde bir konuşma yapacaktır ki, halife seçildikten beri böyle konuşmamıştır.»

Said b. Zeyd, bu sözümü yadırgayarak: «Bundan Önce konuşmadığı şeylerden konuşması umulan ne vardır?» dedi. Ömer, minberin üzerine oturdu. Müezzinler sustukları zaman kalktı. Allah'a layık-ı veçhile hamd-ü senada bulundu. Sonra şöyle dedi:

- İmdi, ey insanlar! Bugün ben size bir konuşma yapacağım ki, konuşmama imkan doğmuştur. Bilmiyorum belki de ecelim önümde-dir. Kim o sözleri anlar ve hıfz ederse, onu bineğinin varacağı yere kadar iletsin. Kim ezberlemeyip benim adıma yalan söyleyecekse bu ona helal olmaz. Şüphesiz ki Allah, Muhammedi gönderdi. Ve ona kitap indirdi. Ona indirdiklerinden biri de recm ayetidir. Biz o ayeti okuduk, onu öğrendik ve hıfzettik. Rasûlullah (s.a.v.) recmetti. Ondan sonra biz de recmettik. İleride birinin çıkıp: «Vallahi, Allah'ın kitabında recm ayetini bulamıyoruz.» diyeceğinden korkarım. Böylece Allah'ın inzal ettiği bir farizayı terketmekle sapıklığa düşerler. Erkeklerden ve kadınlardan zina eden bir kimse aleyhine delil bulunduğu veya kadın hamile kaldığı veya itiraf mevcud olduğu zaman recm, Allah'ın kitabından bir haktır. Sonra biz, Allah'ın kitabından okuduğumuz ayetler içinde, şu ayeti okuyorduk:

«Babalarınızdan yüz çevirmeyin. Çünkü babalarınızdan yüz çevirmeniz, kendinizi inkar etmektir.» "Meryem oğlu İsa'nın aşırı derecede övülmesi gibi beni çok övmeyin. Ben, sadece bir kulum. Benim için Allah'ın kulu ve elçisi deyin."

Duyduğuma göre birisi şöyle demiş: «Eğer Ömer olmasaydı, falana bey'at ederdim. Kişinin, «Ebu Bekir'in halifeliği bir oldu bittidir.» demesi, sizi aldatmasın. Evet öyle oldu ama, Allah fitnenin şerrinden ümmeti korudu. Bugün aranızda Ebu Bekir'den başka, kendisine kayıtsız şartsız itaat edilen bir kimse yoktur. O, Rasûlullah'm vefatı esnasında bizim en hayırlı arkadaşımızdı.»

Ali, Zübeyr ve beraberindeki sahabeler, Fatıma (r.a.)'mn evinde kalmış, bey'ata gitmemişlerdi. Öte yandan Ensâr da topluca Beni Sai-de gölgeliğinde kalmış, bey'ata gitmemişlerdi. Muhacirler, Ebu Bekir'in bey'atma topluca gitmişlerdi. Ben dedim ki:

- Ey Ebu Bekir! Bizi Ensâr kardeşlerimize götür.

Onlara yönelerek gittik. Giderken yolda iki salih adama rastladık. Onlar bize Ensâr'm kararlarını anlattılar ve: «Ey Muhacirler topluluğu! Nereye gitmek istiyorsunuz?» dediler. Ben de:

- Ensâr kardeşlerimizin yanma gidiyoruz, dedim. Dediler ki:

- Onların yanma sakın yaklaşmayın. Ey Muhacirler topluluğu! Siz kendi işinize bakın.

Ben de:

- Vallahi onlara gideceğiz, dedim.

Gittik. Beni Saide'nin gölgeliğinde onlara vardık. Bir de baktık ki, onların arasında üzeri örtülmüş bir adam var.

- Bu kimdir? dedim. Onlar:

- Sa'd b. Ubade'dir, dediler.

- Ona ne olmuş? diye sordum. Onlar da hasta olduğunu söylediler. Biz oturduktan sonra hatipleri ayağa kalkıp Allah'a layık-ı veçhiyle hamd ü senada bulunduktan sonra şöyle dedi:

- İmdi biz Allah'ın Ensârı ve İslâm'ın öncü askerleriyiz. Ey Mu-' hacirler topluluğu! Siz bizden bir kavimsiniz. Sizden bir cemaat koşa koşa bir yere gitti. Bizi aslımızdan ayırmak ve idareyi bizden gasbet-mek istiyorlar.

Hatip sustuğu zaman konuşmak istedim. Kendimce beğendiğim iyi bir konuşma hazırlamıştım. Onu Ebu Bekir'in önünde takdim etmek istiyordum. Huyumdaki bir hiddeti ondan gizlemek istiyordum. Bunun üzerine Ebu Bekir, "Yavaş ol ey Ömer." dedi. Ben de onu öfkelendirmek istemedim. Ve o konuştu. O, benden daha âlim ve daha ağırbaşlı bir kimse idi. Vallahi iyi hazırladığım konuşmamdan beğendiğim hiçbir kelimeyi bırakmayıp bütün açıklığı ile onlara söyledi. Veya onun benzerini, yahud ondan daha üstününü söyledi. Şöyle konuştu:

- Ey Ensâr topluluğu! Sizin bahsettiğiniz iyiliğe gelince siz ona layıksınız fakat Araplar, bu işi sadece Kureyş'ten şu küçük kabileye layık görürler. Kureyşliler, Arapların nesebçe ve belde bakımından en şereflileridirler. Sizin için işte bu iki adama razı oldum ve onları seçtim. O halde onlardan hangisini dilerseniz ona bey'at edin.

Böyle dedikten sonra beni ve Ebu Ubeyde b. Cerrah'm elini tuttu. O, o sırada ikimizin arasında oturmaktaydı. Söylediğini beğenmediğim hiçbir şey söylemedi. Vallahi günah olmasaydı başımın vurulmasını isterdim de, içlerinde Ebu Bekir'in olduğu bir kavmin üzerine emir olmayı istemezdim. Ensâr'dan da bir sözcü kalkıp şöyle dedi:

- Biz, develerin kaşındığı orta direğiz. (Yani bizim görüşümüze başvurulur). Altından direk verilmiş hurma ağacıyız. Ey Kureyş topluluğu! Bizden bir emir olsun, sizden de bir emir olsun.

Farklı sesler çoğaldı. Sesler yükseldi, ihtilafa düşüleceğinden korktum, şöyle dedim:

- Uzat elini ey Ebu Bekir!

O da elini uzattı. Ona bey'at ettim. Sonra Muhacirler bey'at ettiler. Ensâr da ona bey'at etti. Biz de Sa'd b. Ubade'nin üzerine atıldık. Onlardan bir sözcü: «Sa'd b. Ubade'yi öldürdünüz, durun.» demeye başladı. Bunun üzerine «Sa'd b. Ubade'yi Allah öldürsün,» dedim.

Ama Allah'a yemin ederim ki; Ebu Bekir'e bey'at etmekten daha uygun bir çare bulamadık. Bey'at yapmadan o toplantıyı terkedersek,bizden sonra bir bey'at merasimi yapmalarından korktuk. Bu durumda razı olmadığımız bir kimseye bey'at edecektik veya ona muhalefet edecektik ki, bu durumda da fesad çıkacaktı. Müslamanlarla meşveret etmeden bir emire bey'at eden kimsenin bey'atı geçersizdir. Hem onun bey'atı hem de kendisine bey'at edilen kimsenin emirliği geçerli olmaz. Çünkü bunlar öldürülmekten korktukları için bey'at etmiş olurlar.

Malik, Urve'nin şöyle dediğini rivayet eder:

«Beni Saide gölgeliğine gidilirken Ensâr'dan karşılaşılan o iki kişiden biri Uveym b. Saide, diğeri de Maan b. Adiyy idi.»

İbn Şihab, Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Biz develerin kaşındığı orta direğiz. (Yani bizim görüşümüze başvurulur.) Altından direk verilmiş hurma ağacıyız.» sözünü söyleyen kişi, Hubab b. Münzir'dir. - İmam Ahmed b. Hanbel, Muaviye b. Amr kanalı ile Abdullah b. Mesud'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.) vefat ettiği zaman Ensâr; «Bizden bir emir, sizden de bir emir olsun.» dedi. Hz. Ömer onlara gidip şöyle dedi:

- Ey Ensâr topluluğu! Rasûlullah (s.a.v.)'ın, insanlara imamlık yapması için Ebu Bekir'e emir verdiğini bilmiyor musunuz? Şimdi sizden hanginiz Ebu Bekir'in önüne geçmeye gönül hoşluğu ile razı olur?

Ensâr:

- Ebu Bekir'in önüne geçmekten Allah'a sığınırız, dedi.» Muhammed b. İshak, Abdullah b. Ebu Bekir kanalı ile Hz. Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«İnsanlara hitaben şöyle dedim:

- Ey Müslümanlar topluluğu! Mağarada iken iki kişiden ikincisi Ebu Bekir'dir. O, Allah'ın peygamberinin emri ile insanların bu işe en layık olanıdır. Ebu Bekir, kıdemli ve öncelikli kişidir.

Böyle dedikten sonra Ebu Bekir'in elini tuttum. Benden önce Ensâr'dan bir adam Ebu Bekir'in elini tutup bey'at etti. Sonra ben bey'at ettim ve bizden sonra insanlar ona bey'at etmeye başladılar.»

Muhammed b. Sa'd, Arim b. Fadl kanalı ile Kasım b. Muham-med'in buna benzer bir kıssayı anlattığını ve Ömer b. Hattab'tan Önce Ebu Bekir'e bey'at eden adamın Beşir b. Sa'd olduğunu söylemiştir. Beşir b. Sa'd, Numan b. Beşir'in babasıdır.

8.Bölüm