El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Cerirb. Abdullah El-Becelî'ninpeygamber (s.a.v.)'e Gelişi Ve Müslüman Oluşu

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Katan kanalı ile Cerir'in şöyle dediğini rivayet eder: "Medine'ye yaklaştığımda devemi çöktürdüm. Sonra heybemi çıkardım. Elbisemi giydim. Gidip Mescid-i Nebevî'ye girdim. Baktım ki, Rasûlullah …

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Katan kanalı ile Cerir'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Medine'ye yaklaştığımda devemi çöktürdüm. Sonra heybemi çıkardım. Elbisemi giydim. Gidip Mescid-i Nebevî'ye girdim. Baktım ki, Rasûlullah (s.a.v.) hutbe okuyor. İnsanlar gözlerini bana çevirdiler. Yanımda oturan adama sordum:

- Ey Allah'ın kulu, Rasûlullah (s.a.v.) benden söz etti mi?

- Evet, senden çok güzel bir şekilde ve sitayişle söz etti. Bir ara o hutbe irad ederken şöyle dedi: "Şu kapıdan veya şu yoldan, Yemen'in en hayırlı adamı size gelecektir. Ancak onun yüzünde bir hükümdarlık (hevesi) vardır.»

Ben, Aziz ve Celil olan Allah'a -beni imtihan edişinden ötürü-hamdettim."

İmam Ahmed b. Hanbel, daha sonra Muhammed b. Ubeyd kanalı ile Cerir'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), Müslüman olduğum andan itibaren kendim benden uzak tutmadı ve beni her gördüğünde de yüzüme karşı gülümsedi."

Buharı ve Müslim'in sahihlerinde ise yukarıdaki rivayete şöyle bîr eklemede bulunulmuştur.

"At üzerinde sebat edip iyi duramadığımı Rasûlullah (s.a.v.)'a şikayet ettim. O da elini göğsüme vurdu ve: "Allahım, onu at üzerinde sabit kıl ve onu doğru yolu bulan, hidayete ileten bir kimse yap."

Haûz el-Beyhakî, Ebu Abdullah el-Hafız kanalı ile Cerir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder: "Hz. Peygamber, Medine'ye niçin geldin? diye bana haber gönderdi. Ben de gelip:

- Ya Rasûlallah! Senin elin üzerinde Müslüman olmak için geldim, dedim. Bunun üzerine benim sırtıma bir hırka attı ve ashabına:

- Bir kavmin ulusu size geldiği zaman siz de ona ikram edin, dedi. Ondan sonra da bana:

- Ey Cerir! Seni Allah'tan başka tanrı bulunmadığına ve benim Allah'ın elçisi olduğuma şahadet etmeye, Allah'a, ahiret gününe, hayır ve şer ne varsa hepsinin Allah tarafından geldiğine inanmaya, namaz kılmaya, farz olan zekatı vermeye davet ediyorum, dedi. Ben de kabul ettim. Ondan sonra beni nerede görürse gülümserdi."

İmam Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Said kanalı ile Cerir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Namaz kılmak, zekat vermek, her Müslümana nasihat etmek üzere Rasûlullah (s.a.v.) ile bey'atleştim."

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said kanalı ile Cerir'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Dedim ki:

- Ya Rasûlallah, sen bana karşı şart ileri sür. Sen şartı daha iyi bilirsin.

Rasûlullah buyurdu ki:

- Bir ve tek olan Allah'a ibadet etmen, ona hiçbir şeyi ortak koşmaman, namaz kılman, zekat vermen, Müslümana nasihat etmen ve şirkten uzak durman üzerine seninle bey'atleşiyorum."

Cerir, Müslüman olduğunda Peygamber (s.a.v.)'in onu Has'am ile Becile kabilelerinin tapmakta oldukları Zi'1-Halase putuna gönderdiğini anlatmıştık. Oraya Ka'betü'l-Yemâniye deniliyordu. Bu kabileler, orayı Mekke'deki Ka'be'ye benzetiyorlar ve Mekke'dekine Ka'be-i Şa-miye, kendi mabedlerine ise Kabe-i Yemâniye diyorlardı. Rasûlullah (s.a.v.), onu gönderirken kendisine:

- Beni, Zi'1-Halase putundan kurtarıp rahata kavuşturur musun? demişti.

O esnada o da kendisinin at üzerinde duramadığından şikayette bulunmuş, Rasûlullah, mübarek eliyle onun göğsüne vurmuş ve göğsünde iz bırakmış, sonra şöyle dua etmişti:

- Allahım, onu at üzerinde sabit kıl. Onu hidayete ermiş ve hidayete ileten bir kimse yap.

Bu duadan sonra o, artık at üzerinden düşmemişti.

Nihayet Zi'1-Halase putuna kendi kavmi olan Ahnes kabilesinden 150 süvari ile birlikte gitmiş, o mabedi yakıp yıkmıştı. Onu uyuz deve haline getirmişti. Bundan sonra Ebu Ertat'ı müjdeci olarak Peygamber (s.a.v.)'e göndermişti. Müjdeyi alınca Peygamber (s.a.v.), Ahnes kabilesinin süvari ve piyadeleri için beş kez mübarek olsunlar diye tebrikte bulunmuştu.

Kuvvetli rivayetlere göre Cerir, Mekke fethinden epey zaman sonra Müslüman olmuştur.

İmam Ahmed b. Hanbel, Haşim kanalı ile Cerir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Mâide sûresi nazil olduktan sonra Müslüman oldum. Müslüman olduktan sonra Rasûlullah (s.a.vjm meshettiğini gördüm."

Buharı ve Müslim'in sahihlerinde sabit olan bir rivayete göre Abdullah b. Mesudun arkadaşları, Cerir'in mest üzerine mesh etmeye dair naklettiği hadisi beğenirlermiş. Çünkü Cerir'in İslâm'a girişi, Mâide sûresinin nüzulünden sonra olmuştu. İleriki sayfalarda da Veda haccmda Veda hutbesini irad ederken Cerir'e: "Ey Cerir, sen de bu söylediklerimi insanlara duyur." demişti. Cerir'in sesi kuvvetli olduğu için Rasûlullah (s.a.v.) ona bu emri vermişti.

Cerir, iri cüsseli bir adamdı. Ayakkabısı bir zira uzunluğunda idi. İnsanların en güzel yüzlüsü idi. Bununla beraber bakışı kısık idi. Bu sebeple sahih bir hadiste onun şöyle dediğim rivayet etmişizdir: "Rasûlullah (s.a.v.)'a ani bakışın hükmünü sordum. O da: «Gözünü çevir.» dedi."