Bu umre zilkade ayında yapılmıştır.
İmam Ahmed b. Hanbel, Behz ve Abdussamed kanalı ile Kata-de'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Enes b. Malik'e şöyle sordum:
- Rasûlullah (s.a.v.), kaç kez hac yaptı?
- Bir defa hac yaptı, dört defa umre yaptı. Bir defa Hudeybiye zamanında umre yaptı. Bir defa Medine'de zilkade ayında umre yaptı. Bir defa Cirâne'de zilkade ayında umre yaptı. O zaman Hüneyn ganimetlerini paylaştırıyordu. Bir defa da hac ile birlikte umre yaptı."
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Nadr kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), dört umre yaptı. Birincisi Hudeybiye umresi, ikincisi Umretü'1-Kaza, üçüncüsü Cirâne umresi, dördüncüsü ise hac ile beraber yaptığı umresi idi."
İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Amr b. Asın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), üç umre yaptı. Bunların hepsi de zilkade ayına rastlamıştı. Hacer-i esvedi istilam edinceye kadar telbiye getirmeye devam ediyordu."
Bu hadis, bu yönü ile garibtir.
Hac ile beraber yaptığı umre dışındaki üç umresi, zilkade ayma rastlamıştı. Hac ile beraber yaptığı umresi ise zilhicce ayma denk gelmişti. Eğer zilkade ayında umre yaptı sözü ile ihrama girişin başlangıcı kastedilmiş ise, belki de o, bu söz ile Hudeybiye umresini kasdet-memiştir. Çünkü o, Hudeybiye zamanında umreden geri çevrilmiş ve umre yapamamıştı. Doğrusunu Allah bilir.
Ben derim ki: İbn Ömer ile azadlısı Nafi, Rasûlullah (s.a.v.)'m Cirâne'de umre yapmış olduğunu kesinlikle kabul etmemektedirler. Bu husus, Buharî'nin İbn Ömer'den naklettiği şu rivayette de görülmektedir:
Ömer b. Hattab dedi ki:
- Ya Rasûlallah, cahiliye gününden üzerimde kalan bir itikaf var. Rasûlullah (s.a.v.), Ömer'in o itikaf adağını yerine getirmesini
emretti.
İbn Ömer dedi ki: Hüneyn esirelerinden iki cariye, Ömer'in payına düşmüştü. Ömer, onları Mekke'deki bir eve koymuştu. Rasûlullah (s.a.v.), Hüneynli esirelere lütufta bulunup onları serbest bırakınca onlar sokaklarda koşmaya başladılar. Babam Ömer bana:
- Ey Abdullah, bak bakalım hele, bunlar ne diye koşuyorlar? diye emir verdi. Ben de:
- Rasûlullah (s.a.v.), Hüneynli esir kadınlara lütufta bulunarak onları serbest bırakmış, dedim. Bunun üzerine babam Ömer:
- Öyleyse git de o iki cariyeyi salıver, dedi. Nafi dedi ki:
- Rasûlullah (s.a.v.), Cirâne'de umre yapmadı. Eğer umre yapmış olsaydı, bu umresi, Ömer'in oğlu Abdullah'a gizli kalmazdı.
Müslim, Nafı'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'m Cirâne umresi, İbn Ömer'e sorulduğunda o buna: "Rasûlullah (s.a.v.), Cirâne'de umre yapmadı." diye cevap verdi.
ibn Ömer ile azadlısı Nafi'nin, Rasûlullah'm Cirâne umresini inkar edişleri, cidden garibtir. Oysa bunlardan başka nakilde bulunanlar, Cirâne umresinin yapılmış olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Sihah, Sünen, Müsned, Meğâzi sahiplerinin tamamı bu hususta müttefiktirler.
Bu husus, Buharî ve Müslim'in sahihlerinde de bulunmaktadır. Buna göre Hz. Aişe, İbn Ömer'in: "Rasûlullah (s.a.v.), receb ayında umre yaptı." deyişini inkar etmiş ve şöyle demiştir:
"Allah, Ebu Abdurrahman'ı (İbn Ömer'i) affetsin. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.), her ne zaman umre yaptıysa o da yanında bulunuyordu. Ama Rasûlullah, receb ayında asla umre yapmış değildir."
imam Ahmed b. Hanbel, İbn Nümeyr kanalı ile Mücahidin şöyle dediğini rivayet etmiştir;
.."Urve b. Zübeyr, İbn Ömer'e şöyle bir soru sordu: Rasûlullah (s.a.v.) hangi ayda umre yaptı? - Receb ayında yaptı.
Bunu Hz. Aişe işitti ve Urve b. Zübeyr'e sordu. O da kendisine ibn Ömer'in mezkur cevabım haber verdi. Bunun üzerine Hz. Aişe şöyle dedi:
"Allah, Ebu Abdurrahman'a (İbn Ömer'e) rahmet etsin. Rasûlullah, her ne zaman umre yaptıysa mutlaka İbn Ömer de onunla beraber idi. Rasûlullah, zilkade ayı dışında hiç umre yapmış değildir." Ebu Davud ve Neseî, Mücahidin şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:
- Rasûlullah (s.a.v.), kaç kez umre yaptı?
- İki kez yaptı. Hz. Aişe dedi ki:
- İbn Ömer de biliyor ki, Rasûlulîah (s.a.v.), Veda haccıyla birlikte yaptığı umre dışında üç umre yapmıştır.
İmam Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Adem kanalı ile Mücahidin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Urve b. Zübeyr'le birlikte mescide girdik. Baktık ki; İbn Ömer, sırtım Hz. Aişe'nin hücresine dayamış. İnsanlar da kuşluk namazını kılıyorlardı. Urve dedi ki:
- Ey Eba Abdurrahman (Bu, İbn Ömer'in künyesi idi.), bu namaz nedir?
- Bid'attır.
- Ey Eba Abdurrahman, Rasûlullah kaç kez umre yaptı?
- Dört kez umre yaptı. Birisi receb ayına denk geldi.
Biz bu esnada Hz. Aişe'nin hücrede dişlerini misvakladığmı duyduk. Urve ona dedi ki:
- Ey Aişe, İbn Ömer, Rasûlullah (s.a.v.)'m -biri receb ayında olmak üzere- dört kez umre yaptığını iddia ediyor. Sen buna ne dersin?
- Allah, İbn Ömer'e rahmet etsin. Rasûlullah (s.a.v.) her ne zaman .umre yaptıysa İbn Ömer hepsinde onunla beraber idi ve Rasûlullah (s.a.v.), receb ayında asla umre yapmadı."
İmam Ahmed b. Hanbel, Revh kanalı ile Muharreş el-Ka'bî'nin şöyle dediğim rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), akşamleyin umre niyetiyle Cirâne'den ayrılıp Mekke'ye geldi ki, umresini tamamlasın. Sonra aynı gece Mekke'den geri döndü ve Cirâne'de geceleyip sabahladı. Güneşin zevale erme noktasına gelişi anma kadar Cirâne'den Batn-ı Şerife doğru yola koyuldu. Medine yolunda Şerif mıntıkasına kadar geldi."
Muharriş dedi ki: "İşte bu sebeple Rasûlullah'm yapmış olduğu bu umre, insanların çoğundan gizli kaldı."
Şunu söylemek isteriz ki, Rasûlullah (s.a.v.)'m Cirâne umresi, reddedilmesi mümkün olmayan bir umredir. Ayrıca sahih nakillerle sabittir. Bu umreyi inkar edenlerin, isbat edenlere karşı herhangi bir delilleri yoktur. Doğrusunu Allah bilir. Sonra bu umrenin yapıldığını rivayet edenler, bu umrenin Taif gazvesinden ve Hüneyn ganimetlerinin taksiminden sonra zilkade ayında yapılmış olduğu hususunda âdeta ittifak etmiş gibidirler.
Hafız Ebu'l-Kasım et-Taberanî, "Mu'cemü'l-Kebir" adlı eserinde Hasan b. İshak et-Tüsterî kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), Taif ten geldiğinde Cirâne'ye inip konakladı. Orada ganimetleri taksim etti. Sonra oradan hareket edip umre yaptı. Bu umresini, şevval ayının bitimine iki gece kala yaptı."
Bu gerçekten garip bir rivayettir. Senedi üzerinde de konuşulabilir. Doğrusunu Allah bilir.
Buharı, Yakub b. İbrahim kanalı ile Ya'la b. Ümeyye'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'ı -kendisine vahiy nazil olurken- keşke görseydim. Bir ara Rasûlullah (s.a.v.), Cirâne'de üzerine gölge yapsın diye bir örtü örtülmüş iken o örtünün altında sahabelerden de bazıları vardı. O esnada âdeta kokuya batırılmış gibi çok koku sürülü bir cübbe giymiş olan bir bedevi ona geldi. Ömer b. Hat-tab da eliyle bana "Gel" diye işaret etti. Ben de gidip başımı o örtünün altına koydum. Baktım ki, Rasûlullah (s.a.v.)'m yüzü kızarmış, horultu çıkarıyor. Bu hali bir saat kadar devam etti. Sonra açıldı, kendine geldi ve:
- Az önce bana umre hakkında soru soran adam nerede? diye sordu. O adam arandı. Yanma getirildi ve şöyle dedi:
- Üzerindeki kokuya gelince, onu üç kez yıka. Cübbeyi de üzerinden çıkar. Sonra hac zamanında ne yapıyorsan, umrede de onu yap." •
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Üsame kanalı ile Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Fetih senesinde Rasûlullah (s.a.v.), Mekke'nin yukarısında Keda mıntıkasından şehre girdi. Umre zamanında da Kudey tarafından şehre girdi,"
Ebu Davud, Musa Ebu Seleme kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.) ve ashabı, Cirâne'de umre yaptılar. Sonra gidip Beyt'i üç kez remel (koşma) halinde tavaf ettiler. Dört kez de yürüyerek tavaf ettiler. Ridalarını koltuklarının altına koydular. Sonra sol omuzlarının üzerine attılar."
İmam Ahmed b. Hanbel, Muaviye'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.)'m saçını (umre zamanında) makasla kısalttım."
Veya Muaviye şöyle demiştir: "Merve tepesi yanında saçını makasla kısaltırken onu gördüm."
İmam Ahmed b, Hanbel'in oğlu Abdullah, Amr b. Muhammed en-Nakid tariki ile Muaviye'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Merve tepesi yanında Rasûlullah (s.a.v.)'m saçını kısalttım."
Yani demek istediğimiz şudur ki, yukarıda nakledilen saç kısaltma olayı Cirâne umresinde vuku bulmuştur. Çünkü Hudeybiye umresinde RasûluUah (s.a.v.) Mekke'ye girmemiş, aksine -önceki sayfalarda da açıklandığı gibi- oraya girmekten men edilmişti. Umretü'1-Ka-za'ya gelince Ebu Süiyan, o sırada Müslüman olmuş değildi. Mekkeli-lerden de herhangi biri RasûluUah (s.a.v.) oraya girerken şehirde kalmamıştı. Aksine şehir dışına çıkmışlardı. RasûluUah (s.a.v.)'ın orada ikamet süresi olan üç gün boyunca şehirden uzaklaşmışlardı. Rasû-lullah'm haccı ile birlikte yaptığı umresine gelince o, bu umrede ihramdan çıkmamıştı ki, saçını kısaltmış olsun. Bunun böyle olduğu üzerinde ittifak vardır. Şu halde Ebu Süfyan oğlu Muaviye tarafından saçının kısaltıldığı umre, Cirâne umresi olmaktadır. Bunu daha önce de söyledik. Doğrusunu Allah bilir.
Muhammed b. İshak dedi ki: RasûluUah (s.a.v.), daha sonra Cirâne'den umre yapmak üzere yola çıktı ve ganimetin geri kalanlarının Merrü1 z-Zehran'm bir bucağında muhafaza altında tutulmasını emretti.
Ben derim ki: Kuvvetli olan görüşe göre RasûluUah (s.a.v.), ganimetlerin bir kısmını taksimat dışında bıraktı ki, o mallarla Mekke ile Medine arasında karşılaşacağı bedevilerin gönüllerini İslâm'a ısındırsın.
İbn İshak dedi ki: RasûluUah (s.a.v.), umresini tamamladığı zaman Medine'ye dönmek üzere Mekke'den ayrıldı. Attab b. Üseyd'i Mekke'de vali olarak bıraktı. Onunla birlikte Muaz b. Cebeli de halka dinlerini ve Kur'ân'ı öğretmesi için halef bıraktı.
Urve ile Musa b. Ukbe'nin anlattıklarına göre RasûluUah (s.a.v.), Hevazin'e gitmeden önce Muaz'ı, Attab ile birlikte Mekke'de bırakmış ve halef tayin etmiştir. Sonra Medine'ye dönerken de onları halef tayin etmiştir.
ibn Hişam dedi ki: Zeydb. Eşlemden bana ulaşan habere göre o şöyle demiştir:
RasûluUah (s.a.v.), Attab b. Üseyd'i Mekke'de vali olarak bırakırken ona bir dirhemlik yevmiye bağladı. O da kalkıp halka hitap ederek şöyle dedi:
- Ey insanlar! Allah bir dirhemden fazlasına imrenen kimsenin ciğerini incitsin. RasûluUah (s.a.v.), her bir gün için beni bir dirhem ile rızıklandırrnıştır. O halde benim hiç kimseye ihtiyacım yok.
İbn İshak dedi ki: RasûluUah (s.a.v.)'ın umresi zilkade ayında idi. RasûluUah (s.a.v.), zilkadenin kalan kısmında veya zilhiccede Medine'ye geldi. Ebu Amr el-Medenî'nin iddiasına göre RasûluUah (s.a.v.), zilkade ayının bitimine altı gece kala Medine'ye geldi.
İşte o sene halk, Arapların eskiden beri hac ettiği gibi hac ettiler. O senede Attab b. Üseyd, Müslümanlara hac yaptırdı. Evet, bütün bunlar hicri sekizinci senede olmuş idi. Taif halkı da İslâm'a yanaşmayarak şirk üzere Taif te ikamet ettiler. Hicri sekizinci senenin zilkade ayından hicri dokuzuncu senenin ramazan ayına kadar bu hallerini devam ettirdiler.

