Hicri dokuzuncu senede şu hadiseler cereyan etmiştir:
Daha önce de izah edildiği gibi, bu senenin Receb ayında Tebük gazvesi yapılmıştır.
Vakidî dedi ki: Yine bu senenin receb ayında Habeş hükümdarı Necaşi vefat etmiştir. Onun vefat haberini insanlara Rasûlullah (s.a.v.) duyurmuştur.
Hicri dokuzuncu senenin şaban ayında, Rasûlullah (s.a.v.)'m kerimesi (kızı) Ümmü Külsüm vefat etmiştir. Onu, Esma binti Umeyr ile Safiye binti Abdülmuttalib yıkamışlardı. Aralarında Ümmü Atiye'nin de bulunduğu Ensâr'dan bazı kadınların onu yıkamış oldukları da söylenir.
Ben derim ki: Bu husus, Buharî ve Müslim'in sahihlerinde açıkça bulunmaktadır. Hadiste de sabit olduğuna göre Peygamber (s.a.v.), Ummü Külsüm'ün cenaze namazını kılıp onu defnetmek istediği sırada şöyle buyurmuştur:
"Bu gece ailesiyle cinsel ilişkide bulunan kimse, ölüyü mezara koymasın." Bunun üzerine Ümmü Külsüm'ün kocası Osman, onu defnetmekten geri durdu. Ebu Talha el-Ensârî onu defnetti.
(Belki de Rasûlullah (s.a.v.), bu sözü ile mezarı kazmayı ve Ölüyü defnetmeyi gönüllü olarak yapmak isteyen Ebu Ubeyde, Ebu Talha ve benzeri sahabeleri kasdetmiştir. Bu sebeple şöyle demiştir: "Ümmü Külsüm'ün mezarına, şunlardan bu gece kendi hanımıyla cinsel ilişkide bulunmamış olan girsin." Çünkü o sıralarda Osman (r.a.)'ın nikahında Rasûlullah'm kızı Ümmü Külsüm'den başka bir kadının bulunması, hemen hemen mümkün değildir. Bu yüzden Rasûlullah'm Osman'ı kasdederek öyle demiş olması, çok uzak bir ihtimaldir. Doğrusunu Allah bilir.)
Hicri dokuzuncu senede Eyle hükümdarı ve Cerbalılarla Ezruhlu-lar, Rasûlullah'la barış antlaşması yapmışlardır. Devmetü'l-Cendel valisi de musalaha yapmıştır. Nitekim bütün bunlarla ilgili açıklamalar, önceki sayfalarda verilmiştir.
Hicri dokuzuncu senede münafıklardan bir topluluğun mescidim-si bir şekil vererek yapmış oldukları Dırar Mescidi de yıkılmıştır. Bu yapı görünürde bir mescid idi. Ama aslında cephanelik idi. Peygamber (s.a.v.), emir verdi ve sahabeler mescidi yaktılar.
Hicri dokuzuncu senenin ramazan ayında Sakif heyeti Rasûlul-lah'ın yanma geldiler. Kavimleri adına onunla barış antlaşması yaptılar. Eman alıp diyarlarına döndüler. Yine Önceki sayfalarda anlatıldığı gibi o senede, Lat putu da kırıldı.
Yine hicri dokuzuncu senenin sonlarında münafıkların reisi lanetli Abdullah b. Übeyy b. Selül öldü. Ondan bir ay önce de Muaviye b. Muaviye el-Leysî (ya da Müzeni) vefat etmiştir. Rasûlullah (s.a.v.), Tebük'te konaklamakta iken -eğer bu hususta gelen haber sahih ise-onun cenaze namazını kılmıştır.
Hicri dokuzuncu sene Ebu Bekir (r.a.), Rasûlullah (s.a.v.)'ırı izni ile insanlara haccettirmiştir.
Hicri dokuzuncu senede genel olarak Arap kabilelerinden heyetler, Rasûlullah'm yanma gelmişlerdir. Bu yüzden bu seneye, "elçiler heyeti senesi" denmiştir. Biz de Buharı ve diğerlerinin metoduna uyarak bu konuda müstakil bir bölüm düzenliyoruz.

