El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fasıl

Daha önce geçtiği gibi Peygamber (s.a.v.), Medine'de öğle namazını dört rekat olarak kılmış, sonra bineğine binerek yola çıkmış, Zu'l-Huleyfe'ye gitmiş, orada ikindi namazını iki rekat olarak kılmıştı. Bundan da …

Daha önce geçtiği gibi Peygamber (s.a.v.), Medine'de öğle namazını dört rekat olarak kılmış, sonra bineğine binerek yola çıkmış, Zu'l-Huleyfe'ye gitmiş, orada ikindi namazını iki rekat olarak kılmıştı. Bundan da anlaşılıyor ki, o, gündüz vakti Zu'1-Huleyfe mevkiine gitmiş, ikindi namazını orada kısaltarak kılmıştır. Orası, Medine'ye üç mil mesafede bir mevkidir. Sonra orada akşam ve yatsı namazlarını kılmış, geceyi orada geçirmiş, ashabına sabah namazını kıldırmış ve ihrama girmesi için kendisine vahiy geldiğini ashabına haber vermişti.

Nitekim İmam Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Adem kanalı ile İbn Ömer'in söyle dediğini rivayet eder: "Zu'1-Huleyfe'ye bağlı Muarres denen vadide iken Peygamber (s.a.v.)'e vahiy gelmiş ve ona şöyle denmişti: "Sen mübarek bîr vadidesin."

Buharî, Humeydî kanalı ile Hz. Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

«Akik vadisinde Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle dediğini işittim: Bu gece Rabbimden bana biri geldi ve şöyle dedi: Bu mübarek vadide namaz kıl: "Hac içinde umre" de, dedi.»

Öyle anlaşılıyor ki Peygamber (s.a.v.)'in Akik vadisinde namaz kılmakla emrolunması, öğle namazını kılıncaya kadar orada ikamet etmekle emrolunması demektir. Çünkü emir kendisine geceleyin gelmişti ve bu emri sabah namazından sonra ashabına haber vermişti. Şu halde bu haber vermeden sonra geriye sadece öğle namazı kalmış oluyor. Demek ki, orada öğle namazını kılmakla ve öğle namazından sonra ihrama girmekle emrolunmuştu. Bu sebeple kendisi şöyle demişti:

- Bu gece Rabbimin yanından biri bana geldi ve: Bu mübarek vadide namaz kıl ve: "Hac içinde umre" de, dedi.

Bu rivayet, Hz. Peygamber'in hacda kıran yapmakla emrolundu-ğunu söyleyenler tarafından delil olarak ileri sürülmüştür ki; bu da, bu husustaki en kuvvetli delillerden biridir. Nitekim bununla ilgili açıklama ileride gelecektir.

Demek istediğimiz şudur ki, Peygamber (s.a.v.), Akik vadisinde öğle namazını kılıncaya dek beklemekle emrolunmuştu. O da bu emre riayet etti. Orada kaldı. O günün sabahında dokuz karısına uğradı. Hanımlarının tamamı kendisiyle birlikte bu sefere çıkmışlardı. Öğle namazını kılıncaya kadar orada kaldı. Nitekim Ebu Hassan el-Arec'-in, İbn Abbas'tan rivayet ettiği hadiste de böyle denmektedir. Bu hadise göre Rasûlullah (s.a.v.), öğle namazını Zu'1-Huleyfe'de kılmış. Sonra kurbanlık devesini işaretlemiş, bineğine binip ihrama girmişti.

İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), öğle namazını Zu'1-Huleyfe'de kıldı. Sonra bineğine bindi. Beyda denen yere doğru giderken ihrama girdi,"

Bu rivayet, İbn Hazmın Hz. Peygamberin sabah vakti yola çıktığına dair iddiasını çürütmektedir. Ancak İbn Hazm, bu görüşüne destek olarak Buharî'nin Enes'ten yaptığı şu rivayete tutunabilir:

"Rasûlullah (s.a.v.), geceyi Zu'1-Huleyfe'de geçirdi. Sabah namazını kıldıktan sonra bineğine bindi. Beyda yolunda giderken umre ve hac için niyet edip ihrama girdi."

Ancak bu rivayetin senedinde bilinmeyen bir kişi vardır. Anlaşıldığına göre bu da Ebu Kilabe'dir. Doğrusunu Allah bilir.

"Sahih" adlı eserinde Müslim, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'a koku sürüyordum. Sonra o hanımlarına uğruyordu. Sonra ihramda iken koku sürünerek sabahlıyordu."

Müslim, Muhammed b. Münteşirin şöyle dediğini rivayet eder:

"Bir adamın koku sürünüşünü ve ihramlı olarak sabahlayışmı Abdullah b. Ömer'e sordum. O da bana şu cevabı verdi:

- İhramlı iken koku sürünerek sabahlamaktan hoşlanmam. Çünkü benim katran sürünmem, böyle yapmamdan daha çok hoşuma gider."

Hz. Aişe de şöyle demiştir: "İhrama girişi esnasında Rasûlullah'a ben koku sürdüm. Sonra o eşlerini ziyaret etti ve ihramlı olarak sabahladı."

Müslim'in rivayet ettiği bu hadisten de anlaşılıyor ki, Peygamber (s.a.v.), zevcelerini ziyaret etmeden önce koku sürünmüştü ki, bu hem kendisi, hem de zevceleri için hoş olsun. Sonra o cünüplükten temizlenmek ve ihrama girmek için guslettiği zaman ihram için yeniden koku sürünmüştü.

Tirmizî ile Beyhakî, Zeyd b. Sabit'in ihrama girmek için Rasûlul-lah'm soyunduğunu ve guslettiğini gördüğünü rivayet etmişlerdir.

Tirmizî, bunun hasen ve garib bir hadis olduğunu da söylemiştir.

İmam Ahmed b. Hanbel, Hz. 'Aişe'nin şöyle dediğim rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), ihrama girmek istediği zaman başını hıtmi ve çoğan otu ile yıkar, çok olmamak kaydıyla başına biraz da zeytinyağı sürerdi."

Bunu sadece İmam Ahmed b. Hanbel rivayet eder.

Ebu Abdillah Muhammed b. İdris eş-Şafiî, Osman'ın babası Ur-ve'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Hz. Aişe'nin şöyle dediğini işittim: İhrama girmesi ve ihramdan çıkması esnasında Rasûlullah (s»a.v.)'a koku sürdüm.

Aişe'ye:

- Ona hangi kokuyu sürdün? diye sordum. O da bana şu cevabı verdi:

- En güzel kokuyu sürdüm."

Buharî, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"İhrama girişi esnasında ve ihramdan çıkacağı zaman tavaf etmesinden önce Rasûlullah (s.a.v.)'a koku sürerdim."

Müslim, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Veda haccmda ihrama girişi ve ihramdan çıkışı esnasında Rasûlullah (s.a.v.)'a göz otu denen kokuyu sürdüm."

Müslim, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"İhrama girişi ve ihramdan çıkışı esnasında Beyt'i tavaf etmesinden önce şu iki elimle Rasûlullah (s.a.v.)'a koku sürdüm."

Müslim, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"İhrama girmeden önce,, ihramdan çıkmadan önce, kurban bayramının birinci gününde Beyt'i tavaf etmesinden önce, içinde misk bulunan bir kokuyu Peygamber (s.a.v.)'e sürerdim."

Müslim, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Telbiye getirirken Rasûlullah (s.a.v.)'m saç ayırım çizgisi arasında sanki misk parlaklığını görür gibi oluyordum."

Müslim, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"îhramlı iken Rasûlullah (s.a.v.)'m saç ayırım çizgisinde misk parlaklığını görür gibi oluyordum."

Ebu Davud et-Tayalisî, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"İhramlı iken Rasûlullah (s.a.v.)'m saç dibinde koku parlaklığını görür gibi oluyordum."

İmam Ahmed b. Hanbel, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"İhramlı iken birkaç gün sonra Peygamber (s.a.v.)'in saç ayırım çizgisinde koku parlaklığını görür gibi oluyordum."

Abdullah b. Zübeyr el-Humeydî, Hz. Aişe'nin şöyle dediğim rivayet eder:

"İhramlı iken üçüncü günden sonra Rasûlullah (s.a.v.)'ın saç ayırım çizgisinde koku gördüm."

Bütün bu hadisler, Peygamber (s.a.v.)'in gusülden sonra koku süründüğüne delalet etmektedirler. Çünkü gusülden önce koku sürünmüş olsaydı, gusül suları o kokuları giderir, izini bırakmazdı. Hele ihram gününden üç gün sonrasına hiç kalmazdı. Aralarında Ibn Ömer'in de bulunduğu selef ulemasından bir grup, ihram esnasında koku sürünmenin mekruhluğuna kail olmuşlardır.

Biz bu hadisi, İbn Ömer tariki ile Hz. Aişe'den rivayet ettik. Hafız el-Beyhakî, İbn Ömer kanalıyla Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"İhrama girişi esnasında Rasûluİlah (s.a.v.)'ı iyi cins ve kıymetli koku ile kokulandırdım."

Sonra Peygamber (s.a.v.), saçları arasına toz ve toprak girmesin, içindeki kokuyu daha iyi muhafaza etsin diye saçlarım birbirine yapıştırıp keçe gibi yaptı.

Malik, İbn Ömer'den rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.)'in zevcesi Hafsa şöyle demiştir:

- Ya Rasûlallah, şu insanlara ne oluyor ki, umre ihramından çıkmışlardır, oysa_sen daha ihramdan çıkmadın?

Rasûlullah (s.a.v.), Hafsa'ya şu cevabı vermişti:

- Ben saçımı birbirine yapıştırdım. Kurbanlık hayvanımın boynuna gerdanlığını taktım, kurbanımı kesmeden ihramdan çıkmam."

Beyhakî, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), bal sürerek saçını birbirine yapıştırıp keçe gibi yaptı."

Hz. Peygamber (s.a.v.), daha sonra kurbanlık hayvanın boynuna kurbanlık işareti taktı ve onu alametlendirdi. Kurbanlığı, Zu'1-Huley-fe'de onun yanında idi.

Leys, Salim'in babasının şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), Veda baççından önce umreye niyet etti. Sonra haccını ifa etti. Böylece temettü haccmı yapmış oldu. Kurbanlık hayvanını da Zu'1-Huleyfe de önceden sevk edip gönderdi." Müslim, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), Zu'1-Huleyfe'ye geldiğinde kurbanlık devesinin getirilmesini emretti. Hörgücünün sağ tarafını işaretledi. İşaretlediği yerden kan sızdı. Boynuna da, kurbanlık olduğunu bildirecek bir işaret olarak iki nal taktı. Sonra bineğine binip yoluna devam etti."

Bu da gösteriyor ki, Peygamber (s.a.v.), o kurbanlık devesinin boynuna gerdanlığı bizzat kendi mübarek eliyle takmış ve yine kendi mübarek eliyle hörgücünü çizip işaretlemişti. Diğer kurbanlıkların işaretlerini sahabe-i kiram yapmış, gerdanlıklarım da yine onlar takmışlardı. Çünkü Peygamber (s.a.v.)'in yanında çok kurbanlık hayvan vardı. Bunların bir kısmı deve, bir kısmı da daha küçük hayvanlar idi. Altmış üç kurbanlık deveyi kendi mübarek eliyle kesmişti. Kalanlarını Ali'ye vermiş, onları da Ali kesmişti.

Cabir'in rivayet ettiği bir hadiste anlatıldığına göre Ali, Peygamber (s.a.v.)'e Yemen'den birkaç deve getirmişti.

İbn İshak'm ifadelerinden anlaşıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Ali'nin kurbanlık develerine ortak olmuştu. Doğrusunu Allah bilir. Başkalarının anlattığına göre kurban bayramında Rasûlullah (s.a.v.) ile Ali (r.a.), yüz deve kesmişlerdir. Şu halde Peygamber (s.a.v.), kurbanlıklarını beraberinde Zu'1Huleyfe'den yola çıkarmıştı. Bir kısmını da ihramlı iken daha sonra satın almıştı.