El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fasıl

Peygamber (s.a.v.), Safa ile Merve arasındaki sa'yini tamamladıktan, beraberinde kurbanlığını getirmemiş olanların nüsüklerini feshedip umreye dönüştürmelerini emrettikten sonra cemaatla birlikte Merve tepesinin yanından …

Peygamber (s.a.v.), Safa ile Merve arasındaki sa'yini tamamladıktan, beraberinde kurbanlığını getirmemiş olanların nüsüklerini feshedip umreye dönüştürmelerini emrettikten sonra cemaatla birlikte Merve tepesinin yanından yürümeye başladı. Mekke doğusundaki Abtah semtine indi. Pazar gününün kalan kısmını, pazartesi, salı ve çarşamba günlerini orada geçirdi. Perşembe günü sabah namazını orada kıldı. Orada bütün vakit namazlarını ashabıyla birlikte kıldı ve o süre zarfında Ka'be'ye hiç uğramadı.

Buharî, arefe gününe kadar Ka'be'ye yaklaşmayan, Ka'be'yi tavaf etmeyen ve ilk tavaftan sonra dönen kimse babında şöyle der: Mu-hammed b. Ebu Bekir, Abdullah b. Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), Mekke'ye geldi. Ka'be'yi yedi kez tavaf etti. Safa ile Merve arasında,sa'y yaptı. Bu tavaftan sonra artık Ka'be'ye yaklaşmadı. Arefe dönüşüne kadar Ka'be'ye uğramadı."

Fasıl

.Rasûlullah (s.a.v.), Mekke dışındaki Batha'da ikamet halinde iken Hz. Ali Yemen'den geldi. Peygamber (s.a.v.) - önceki sayfalarda da anlattığımız gibi- Ali'yi, Halid b. Velid'den sonra Yemen'e emir olarak göndermişti.

Hz, Ali, Yemen'den geldiğinde karısı Fatıma binti Rasûlullah'm ihramdan çıktığını gördü. Nitekim o esnada Rasûlullah (s.a.v.)'m zevceleri ve beraberinde kurbanlığını getirmeyen kimseler de ihramdan çıkmışlardı. Hz. Fatıma, ihramdan çıkmış, gözüne sürme sürmüş, boyalı elbiseler giymişti. Hz. Ali ona:

- Böyle yapmanı sana kim emretti? diye sorunca Hz. Fatıma:

- Babam bana emretti, diye cevap vermişti. Hz. Ali ona kızarak Rasûlullah (s.a.v.)'a gitti.

Fatıma'nın ihramdan çıkıp boyalı elbiseler giyindiğini ve gözüne sürme sürdüğünü haber verdi. Sonra da: "Ya Rasûlallah, bunu senin kendisine emrettiğini iddia ediyor." dedi. Rasûlullah da ona şöyle cevap verdi:

- Fatıma doğru söyledi. Doğru söyledi. Doğru söyledi. Sen hacca niyet ettiğin zaman nasıl telbiye getirdin. Ve ne ihramına girdin?

- Peygamber (s.a.v.)'inki gibi yaptım.

- Benim beraberimde kurbanlığım vardır. Sakın sen ihramdan *_ çıkma.

Hz. Ali'nin Yemen'den getirdiği kurbanlıklarla Rasûlullah (s.a.v)'-in Medine'den-getirdiği ve yolda gelirken satın aldığı kurbanlıklar, toplam 100 deve idi. Hz. Ali ile Hz. Peygamber, bütün kurbanlıklarda ortak oldular.

Bütün bunlar, Müslim'in sahihinde geçmiştir.

Bu takrir, Hafız Ebu'l-Kasim et-Taberanî'nin, İbn Abbas'tan naklettiği şu sözü reddetmektedir: "Peygamber (s.a.v.), Cühfe'de iken Ali ile karşılaştı."

Ebu Musa el-Eş'arî de Hz. Ali ile birlikte Yemen'den gelenler arasında idi. Ancak o, beraberinde kurbanlık getirmemişti. Umre için tavaf edip sa'y yaptıktan sonra ihramdan çıkmasını Rasûlullah ona emretti. O da haccmı feshedip umreye dönüştürdü ve temettü yapmış oldu. Ömer b. Hattab'm halifeliği zamanında kendisi de bu şekilde fetva veriyordu. Hz. Ömer, haccın umreden ayrılarak ifrad şeklinde yapılmasını uygun gördüğü zaman o, enıirü'1-mu minin Ömer'den çekindiği için bu fetvasından caydı.

İmam Ahmed b. Hanbel, Abdürrezzak kanalı ile Ebu Cuhayfe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Bilal'in ezan okuduğunu, döndüğünü ve ağzını şu tarafa ve şu tarafa çevirdiğini, parmaklarının da kulaklarında olduğunu gördüm. Rasûlullah (s.a.v.) da -yanılmıyorsam deriden mamul olan- kırmızı renkli çadırında idi. Bilal, elinde kısa mızrağı ile dışarı çıktı. Rasûlullah (s.a.v.), o mızrağı yere dikti. Arkasına geçip namaz kıldı."

Abdürrezzak dedi ki: Ebu Cuhayfe'nin Mekke'de şöyle dediğini işittim: "Batha'da namaz kılarken Hz. Peygamberin önünden bir köpek bir kadın ve bir merkep geçti. Rasûlullah'm üzerinde de kırmızı renkli bir cübbe vardı. O esnada sanki onun bacaklarının parlaklığına bakıyordum."

Ahmed b. Hanbel, Ebu Cuhayfe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Ebtah'ta kırmızı renkli çadırda bulunan Peygamber (s.a.v.)'in yanma geldim. Bilal, onun abdest suyundan arta kalanı çadırdan dışarı çıkardı. Kimi o suyu alıyor, kimi de yüzüne serpiyordu. Bilal, ezan okudu. Ezan okurken ağzını sağa ve sola çeviriyordu. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) için yere bir mızrak dikildi. Kırmızı renkli bir cübbe giyinmiş olan Rasûlullah (s.a.v.), çadırdan dışarı çıktı. Onun bacaklarının parlaklığına bakıyordum. Öğle ve ikindi namazlarını o mızrağın gerisinde bize ikişer rekat olarak kıldırdı. Namaz esnasında önünden bir kadın, bir köpek ve bir merkep geçti. Onlara engel olan çıkmadı. Sonra Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye varıncaya kadar namazları orada ikişer rekat olarak kılmaya devam etti."

Ahmed b. Hanbel, Ebu Cuhayfe'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), öğle sıcağında Batha'ya çıktı, abdest aldı. Öğle namazını iki rekat olarak kıldırdı. Namaz kılarken önüne bir mızrak dikilmişti. Namaz esnasında önümüzden bir merkep ve bir kadın geçti. Namaz kılındıktan sonra insanlar kalktılar, Rasûlullah'm elini tutup tokalaştılar. Sonra ellerini kendi yüzlerine sürdüler. Ben de Rasûlullah'm elini tuttum. Elini yüzüme koydum. Baktım ki kardan daha soğuk, miskden daha güzel kokuludur."