Ebu Davud, Beni Bekir kabilesinden iki adamın şöyle dediklerini rivayet eder:
«Rasûlullah (s.a.v.)'ı teşrik günlerinin ortasında hutbe irad ederken gördük. Biz bineğinin yanında idik. Bu hutbe, onun Mina'da irad ettiği hutbesi idi.»
Ebu Davud, Rebia b. Abdurrahman b. Husayn'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Cahiliye döneminde evimizin mürebbiyesi olan ninem Serra bin-ti Nebhan şöyle dedi:
- Rasûlullah (s.a.v.), ruûs gününde bize hutbe irad etti. Hutbe esnasında bize şöyle sordu:
- Bu hangi gündür?
- Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler, dedik. Buyurdu ki:
- Bu teşrik günlerinin ortanca günü değil midir?»
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hürre er-Rakkaşî'nin, amcasından naklen şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Teşrik günlerinin ortanca gününde Rasûlullah (s.a.v.)'ın devesinin yularını tutmuş, insanları ondan uzaklaştırmaya çalışıyordum.
O esnada Rasûlullah (s.a.v.) şöyle sordu:
- Ey insanlar! Hangi ayda, hangi günde, hangi beldede bulunduğunuzu biliyor musunuz?
- Kutsal bir günde, kutsal bir ayda ve kutsal bir beldede bulunduğumuzu biliyoruz, dediler. .
- Doğrusu kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız, bu gününüzün, bu ayınızın ve bu beldenizin kutsallığı gibi size kutsaldır. Bu dokunulmazlık, Rabbinizin huzuruna çıkacağınız güne kadar devam edecektir. Şimdi siz söylediklerimi dinleyin ki, yaşayasımz. Dikkat edin, kimseye zulmetmeyin. Dikkat edin, zulmetmeyin, dikkat edin, zulmetmeyin. Çünkü kendi gönül hoşluğu ile vermesi dışında hiçbir Müslüman kişinin malı (başkasına) helal olmaz. Bilesiniz ki her kan, her mal, her intikam, cahiliyette kaldı ve onlar benim ayaklarımın altındadır. Bunlar, kıyamete kadar iptal edilmiştir. İptal edilen ilk kan davası, Rebia b. Haris b. Abdülmuttalib oğlunun kan davasıdır. O, Beni Sa'd kabilesinden süt emmekte idi. Hüzeyl kabilesi onu öldürdü. Bilesiniz ki, cahiliyetten kalma her riba kaldırılmıştır. Cenâb-i Allah, şuna hükmetti ki kaldırılan ilk riba, Abbas b. 'Abdülmuttalib'in ribasidir. Malınızın sermayesi sizedir, riba alacağınız ise iptal edilmiştir. Haksızlık etmez ve haksızlığa uğratılmazsınız.
Bilesiniz ki zaman, Allah'ın göklerle yeri yarattığı gündeki şekliyle dönmektedir.
Böyle dedikten sonra Rasûlullah, şu ayet-i kerimeyi okudu: «Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah'a göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aydır. Bu, dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin.» (et-Tevbe, 36.)
Dikkat edin, benden sonra birbirinizin boynunu vuran kafirlere dönüşmeyin. Bilesiniz ki şeytan, artık namaz kılanların kendisine ibadet etmelerinden ümidini kesmiştir. Ama o, aranızda fesad çıkaracaktır.
Kadınlar hakkında Allah'ın buyruklarına karşı gelmekten sakının. Çünkü onlar, sizin yanınızda esir gibidirler. Kendi şahısları için birşeye sahip değildirler. Onların sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin de onlar üzerinde haklarınız vardır. Dikkat edin, sizden başkasını yataklarınıza bastırmasınlar. Hoşlanmadığınız bir kimsenin evinize girmesine izin vermesinler. Serkeşliklerinden korkarsanız, onlara ö-ğüt verin ve yataklarınızdan onları ayırın. Fazla incitici olmayacak şekilde onları dövün. Elbise ve yiyeceklerini örfe uygun miktarda verin. Siz, onları Allah'ın emaneti ile aldınız. Allah'ın kelimesi ile onların ferclerini kendinize helal ettiniz. Dikkat edin, her kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin.
Böyle dedikten sonra Rasûlullah (s.a.v.) ellerini açıp:
- Tebliğ ettim mi? Tebliğ ettim mi? diye sordu ve sözünü şöyle sürdürdü: Burada bulunanlar, bulunmayanlara sözlerimi ulaştırsınlar. Çünkü kendisine sözün ulaştırıldığı kimselerin nicesi vardır ki, burada dinleyenlerden daha mesud olurlar.»
Humeyd, bu hadisin tebliği esnasında Hasan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Vallahi bu kelimeleri bazı kavimlere tebliğ ettiler ki, onlar, bu kelimeler vasıtasıyla daha mesud oldular.»
Hafız Ebu Bekir el-Bezzar, Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:
«Veda haccında teşrik günlerinin ortanca gününde en-Nasr sûresi Mina'da Rasûlullah (s.a.v.)'a nazil oldu. O, bunun artık veda anlamına geldiğini düşündü. Kasva adlı bineğinin getirilmesini emretti. Bineği hazırlanıp getirildi. Sonra bineğine binip Akabe'de insanların karşısına çıktı. Allah'ın dilediği sayıda Müslümanlar, onun karşısında toplandılar. Kendisi Allah'a layıkı veçhiyle harnd-ü senada bulunduktan sonra şöyle dedi:
«Ey insanlar! Cahiliye devrindeki her kan davası iptal edilmiştir.
İptal edilen ilk kan davası, İbn Rebia b. Haris'in kan davasıdır. O, Beni Leys kabilesinde süt emmişti. Hüzeyl onu Öldürmüştü.
Câhiliyetteki her faiz iptal edilmiştir. İptal ettiğim ilk faiz, Ab-dülmuttalib oğlu Abbas'ın faizidir.
Ey insanlar! Doğrusu zaman, Allah'ın göklerle yeri yarattığı gündeki şekliyle dönmektedir. Allah nezdinde ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aylardır. Bu hürmetli aylar şunlardır: Mu-darhlann recep ayı ki bu, cemaziyelahir ile şaban ayları arasındadır. Diğer üç hürmetli aya gelince bunlar; zilkade, zilhicce ve muharrem aylarıdır. "Bu dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin. Topyekün sizinle savaşan putperestlerle siz de topye-kün savaşın. Allah'ın, sakınanlarla beraber olduğunu bilin.
Sapıtmak için hürmetli ayların yerlerini değiştirip geciktirmek, gerçekten küfürde ileri gitmektir. İnkar edenler, Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uydurmak için, onu bir yıl haram, bir yıl helal sayıyor. Böylece Allah'ın haram kıldığını helal kılıyorlar.» (et-Tevbe, 36-37.)
Onlar, safer ayını bir yıl helal kılıyor, bir yıl da muharrem ayım haram kılıyorlardı. Bir yıl sefer ayını haram kılıyor, bir yıl da muharrem ayını helal kılıyorlardı. İşte erteleme bu idi.
Ey insanlar! Her kimin yanında emanet mal varsa onu sahibine versin. Ey insanlar! Şeytan, artık bu beldelerinizde zamanın sonuna kadar kendisine ibadet edilmesinden ümidini kesmiştir. Ama o, basit görüp önemsemediğiniz kötü amelleri yapmanıza da razıdır. Dininizde basit gördüğünüz kötü amelleri yapmaktan sakının.
Ey insanlar! Kadınlar sizin yanınızda esirdirler. Onları, Allah'ın emanetiyle aldınız. Allah adına söz vererek onların tenasül organlarını kendinize helal kıldınız. Sizin'onlar üzerinde haklarınız bulunduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerinizdeki haklarınız cümlesinden olarak, onlar sizden başkasını yatağınıza bastırmamalıdırlar. Meşru işlerde size asi olmamalıdırlar. Eğer haklarınıza riayet ederlerse, onlara karşı sizin için bir yol yoktur. Ve onların örfe uygun miktarda gıdalarım, giyeceklerini vermeniz, onların sizin üzerinizdeki haklarındandır. Eğer onları dövecek olursanız, incitecek şekilde dövmeyin. Gönül rızasıyla vermedikçe kişinin, kendi din kardeşinin malını alması helal olmaz.
Ey insanlar! Ben sizin aranızda öyle birşey bıraktım ki; ona sarıldıkça sapıtmazsınız. Bu, Allah'm^ kitabıdır. Onunla amel edin.
- Ey insanlar! Bu hangi gündür?
- Bu kutsal bir gündür.
- Bu belde, hangi beldedir?
- Bu kutsal bir beldedir.
- Bu ay, hangi aydır?
- Bu kutsal bir aydır.
- Doğrusu Allah, kanlarınızı, mallarınızı ve ırzlarınızı bu günün, bu beldenin ve bu ayın kutsallığı gibi size kutsal kıldı. Bunlar dokunulmazdır. Dikkat edin, burada hazır bulunanlarınız hazır bulunmayanlarınıza bu sözlerimi tebliğ etsinler. Benden sonra peygamber gelmeyecektir. Sizden sonra da ümmet gelmeyecektir.
Böyle dedikten sonra Rasûlullah (s.a.v.), ellerini kaldırıp:
- Allahım, şahid ol, dedi.»

