El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fasıl

Bazıları, zilhiccenin altıncı gününe, zinet günü derler. Çünkü o günde kurbanlık develer, sırtlarına çulları ve diğer şeyleri konularak süslenirler. Zilhiccenin yedinci gününe, terviye günü denir. Çünkü o günde insanlar, …

Bazıları, zilhiccenin altıncı gününe, zinet günü derler. Çünkü o günde kurbanlık develer, sırtlarına çulları ve diğer şeyleri konularak süslenirler.

Zilhiccenin yedinci gününe, terviye günü denir. Çünkü o günde insanlar, Arefe'deki vakfe ile daha sonraki durumlar için ihtiyaç hissettikleri kadar suyu yanlarına alırlar.

Zilhiccenin sekizinci gününe, Mina günü denir. Çünkü o gün insanlar, Ebtah'tan Mina'ya göçerler. Zilhiccenin dokuzuncu gününe Arefe günü denir. Çünkü o günde Arefe'de vakfe yaparlar.

Zilhiccenin onuncu gününe nahr ve adha ile hacc-ı ekber günleri denir.

Onbirinci güne karr yani kararlaşma günü denilir. Çünkü o günde insanlar, artık yerlerine yerleşirler. O güne ruus (başlar) günü de denir. Çünkü o günde kurbanların başlarını yerler. Bu, teşrik günlerinin ilkidir. Teşrik günlerinin ikincisine ise, nefr-i evvel günü denir.

Buna başlar anlamına gelen ruus günü denir, diyenler de olmuştur. Teşrik günlerinin üçüncüsüne ise nefr-i ahir günü denir. Yani bu, Mi-na'dan Mekke'ye gidişin son günüdür. Yüce Allah, bununla ilgili olarak bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

«Günahtan sakınan kimseye, acele edip Mina'daki ibadeti iki günde bitirse günah yoktur, geri kalsa da günah yoktur.» {ei-Bakara, 203.)

Teşrik günlerinin üçüncü günü dediğimiz nefr-i ahir günü olduğunda o gün sah günü idi ki, Rasûlullah (s.a.v.) bineğine bindi. Müslümanlar da onunla beraberdiler. Onlarla birlikte Mina'dan hareket etti. Muhassab vadisine indi. Muhassab, Mekke ile Mina arasındaki bir vadidir. Orada ikindi namazını kıldı. Nitekim Buharî, Abdülaziz b. Rufay'm şöyle dediğini rivayet eder:

«Enes b. Malik'e şöyle bir soru sordum:

- Bana, Rasûlullah (s.a.v.)'dan hafızanda kalmış olan birşeyi söyle. O, terviye gününde Öğle namazını nerede kıldı?

- Mina'da kıldı.

- Nefir gününde ikindi namazını nerede kıldı?

- Abtah'ta kıldı. Sen de emirlerinin yaptıkları gibi yap.» Peygamber (s.a.v.)'in nefir gününde öğle namazını Abtah'ta (Muhassab vadisinde) kıldığı rivayet, edilmiştir. Doğrusunu Allah bilir.

Buharî, Enes b. Malikin şöyle dediğini rivayet eder:

«Peygamber (s.a.v.), öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını Mu-hassab'ta kıldı. Orada biraz uzanıp yattı. Sonra bineğine binip Beyt'e gitti ve orayı tavaf etti.»

Ben derim ki: O tavafı, veda tavafı idi.

Buharî, Abdullah b. Abdulvahab kanalı ile Nafi'nin şöyle dediğini rivayet eder:

«Rasûlullah (s.a.v), Ömer ve İbn Ömer ile birlikte Muhassab vadisine indiler. İbn Ömer, Muhassab vadisinde öğle, ikindi namazlarını kılardı. (Yanılmıyorsam o, akşam namazını kıldığını da ifade eder.)»

Halid b. Haris: «Yatsı namazını orada kılmış olduğundan da şüphem yoktur. Sonra biraz uyur ve Peygamber Efendimiz'in de böyle yapmış olduğunu söylerdi.» demiştir.

İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

«Rasûlullah (s.a.v.), Ebu Bekir, Ömer ve Osman Muhassab vadisine indiler.»

Tirmizî, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), Ebu Bekir, Ömer ve Osman, Abtah (Muhassab) vadisine inerlerdi.»

İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını Bat-ha'da (Muhassab'ta) kılar, biraz uyur, sonra Mekke'ye gider ve Beyt'i tavaf ederdi.»

Buharî, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), kurban bayramının birinci günü Mina'da şöyle dedi:

"Yarın Beni Kinane kabilesinin küfür üzerine yemini eştikleri Hayf a ineceğiz."

Rasûlullah, bu sözüyle Muhassab vadisine ineceğim kasdetmişti.»

İmam Ahmed b. Hahbel, Abdürrezzak kanalı ile Üsame b. Zeyd'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Hac esnasında Rasûlullah (s.a.v.)'a şöyle bir soru sordum:

- Yarın nereye ineceksin ya Rasûlallah? Bana cevaben şöyle dedi:

- Âkil bizim için bir yer bırakmamış ki! Yarın inşaallah Beni Kinane kabilesinin Hayf (Muhassab) vadisine ineceğiz. Bu kabile orada küfür üzerinde kalmak hususunda Kureyşlilere ittifak yapıp yemin-leşmişti.»

Beni Kinane kabilesi, Haşimoğullarına karşı Kureyşlilerle şöyle bir ittifak yapmıştı: Onlarla evlenmeyeceğiz. Onlarla alış-veriş yapmayacağız. Onları barındırmayacağız. Rasûlullah'ı teslim etmelerine kadar bu boykotu sürdüreceğiz.

Rasûlullah (s.a.v.), Muhassab vadisine ineceğini söylerken şunu da söylemişti:

«Müslüman kişi kafire mirasçı olmaz, kafir de Müslüman kişiye mirasçı olmaz.»

Bu iki hadis şuna delalet ediyorlar ki, Peygamber (s.a.v.), Kureyşlilere nisbet olsun diye Muhassab vadisine inmeyi kasdetmişti. Çünkü Kureyşliler, Haşimoğulları ve Muttaliboğullan ile -Rasûlullah'ı kendilerine teslim etmelerine kadar- alakalarını kesmek ve boykot uygulamak için orada planlar yapıp, komplo hazırlamışlardı. Nitekim bunu daha önce yerinde açıklamıştık.

Rasûlullah (s.a.v.), Mekke fethi senesinde Muhassab vadisine i-nip konaklamıştı. Şu halde oraya gitmek, terğip ve teşvik edilen bir sünnet haline gelmiştir. Bu, âlimlerin iki kavlinden biridir.

Buharî, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Çıkışı daha kolay olsun diye Muhassab vadisi, Hz. Peygamberin konakladığı bir menzildir.»

Müslim, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Çıkışı için daha kolay olsun diye Rasûlullah (s.a.v.), Muhassab vadisine inmiştir. Ancak bu sünnet değildir. Dileyen oraya iner, dilemeyen inmez.»

Buharî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Muhassab vadisine inmek, herhangi bir hüküm taşımaz. Burası Rasûlullah'm konakladığı bir yerdir. Hepsi bu kadar.»

Ebu Davud, Ebu Rafi'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), Muhassab vadisine inmemi emretmedi. Ancak orada kendisinin çadırı kuruldu. O da gidip orada konakladı.»

Kısaca demek istediğimiz şudur ki: Bütün âlimler, Hz. Peygamberin Mina dönüşünde Muhassab vadisine indiği hususunda ittifak etmişlerdir. Ancak ihtilaf ettikleri husus şudur: Bazıları, onun oraya önceden niyet ederek gelmediğini, aksine çıkışı kolay olsun diye tesadüfen oraya geldiğini söylemişlerdir. Diğer bazıları ise, Hz. Peygamberin oraya inmek istediğini önceden açıklamış olduğunu söylemişlerdir ki, akla yatan husus budur. Şöyle ki:

Peygamber (s.a.v.) insanlara, Beyt'le vedalaşmalarını emretti. Onlar daha önce her bir taraftan çekip gidiyorlardı. Nitekim İbn Ab-bas da şöyle demiştir:

«Peygamber (s.a.v.), insanların Beyt'le vedalaşmalarını, yani veda tavafı yapmalarını emretti. Kendisi ve beraberindeki Müslümanlar da Beyt'le vedalaşmak, veda tavafı yapmak istediler. Mina'dan zevale yakın bir vakitte dönmüştü. Gününün geri kalan, kısmında Beyt'e gelmek ve onu tavaf etme ve bineğine binip Mekke'den Medine'ye hareket etmek imkanı yoktu. Çünkü o kadar büyük bir kalabalığın içinde bunu yapması mümkün değildi. Onun için Mekke tarafında gecelemesi bir mecburiyet halini aldı. Gecelemesi için münasip yer, Muhassab vadisi idi. Bundan başka uygun bir yer yoktu. Kureyşliler, Haşi-mîlere ve Muttaliboğullarına karşı boykot kararını Kinane oğullarıyla birlikte burada vermişlerdi. Ama Cenâb-ı Allah, Kureyşlüerin bu kararını boşa çıkardı. Onları ziyana uğrattı. Girişimleri sonuçsuz kaldı. Allah, kendi dinini güçlendirdi. Peygamberine yardım etti. Kelimesini yüceltti. Onun dosdoğru dinini tamamladı ve onun dosdoğru yolunu da açıkladı.

Rasûlullah (s.a.v.), insanlara haccettirdi. Onlara Allah'ın ahkam ve şiarlarını açıkladı. Menasikini ikmal ettikten sonra Mina'dan ' Mekke'ye döndü. Dönerken KureyşHlerin Müslümanlara karşı zulüm,, düşmanlık yapmak ve boykot uygulamak için Kinane oğullarıyla ye-minleştikleri Muhassab vadisine indi. Orada öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarım kıldı, biraz da uyudu.

Müminlerin annesi Hz. Aişe'yi, kardeşi Abdurrahman'la Tenime göndermişti ki^ orada umre yapsın. Aişe, umre işini tamamlayınca Rasûlullah'm yanma geldi. Bu esnada Rasûlullah, Beyt-i Atik'e gidilmesi için Müslümanların harekete geçmeleri duyurusunda bulundu.

Nitekim Ebu Davud, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Umre için Ten'im'de ihrama girdim. Ka'be'ye gidip umremi tamamladım. Rasûlullah (s.a.v.), umremi tamamlayıncaya kadar Ab-tah'ta (Muhassab'ta) beni bekledi. Ben işimi tamamladıktan sonra Rasûlullah, dönüş hazırlığına başlamaları için insanlara emir verdi. Rasûlullah', Beyt'e geldi. Orayı tavaf ettikten sonra Mekke'den çıktı.» Ebu Davud, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah'la birlikte ben de nefr-i ahir gününde Mina'dan yola çıktım. Ka'be'ye gelirken Muhassab vadisine indik.» Ebu Davud, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder: «Sonra seher vakti Rasûlullah'm yanına geldim. Ashabına, dönüş yolculuğuna hazırlanmaları duyurusunda bulundu. Sabah namazından önce Beyt'e uğradı. Orayı tavaf etti. Sonra Medine'ye yönelerek yola çıktı.»

Açıkça anlaşılan o ki, Peygamber (s.a.v.), o gün sabah namazını Ka'be'de ashabıyla birlikte kıldı. O namazında Tûr sûresini baştan sona okudu. Bunu, Buharî'nin, Ümmü Seleme'den yaptığı şu rivayetten anlıyoruz. Ümmü Seleme diyor ki: «Rasûlullah (s.a.v.)'a hasta olduğumu söyledim. O da bana dedi ki:

- Binek üzerinde insanların gerisinde Ka'be'yi tavaf et.

Ben de bu şekilde tavaf ettim. O gün Rasûlullah (s.a.v.) da Ka'be'nin yanında Tûr sûresini okuyordu.»

Buharı, Hişam b. Urve kanalı ile Zeyneb'in şöyle dediğini rivayet eder:

«Rasûlullah (s.a.v.), Mekke'den çıkacağı esnada Ümmü Seleme henüz Ka'be'yi tavaf etmemişti. O da çıkacak idi. Rasûlullah (s.a.v.) ona şöyle dedi:

- Sabah namazı kılındığında,, sen de devene bin, insanlar namaz kılarlarken deve üzerinde Ka'be'yi tavaf et...»

İmam Ahmed b. Hanbel, Zeyneb binti Ebi Seleme'nin şöyle dediğini rivayet eder:

«Rasûlullah (s.a.v.), kurban bayramının birinci günü Mekke'de kendisiyle birlikte sabah namazını kılmasını Ümmü Seleme'ye emretti.»

Bu rivayette geçen: «Kurban bayramının birinci günü» sözü, ravi-nin bir yanlışlığıdır- Aslında o gün Mina'dan dönüş günü idi.

Demek istediğimiz şudur ki, Peygamber (s.a.v.), sabah namazını kıldıktan sonra Ka'be'yi yedi kez tavaf etti. Ka'be'nin kapısı ile Hace-rü'1-Esved arasındaki Mültezem'de durdu. Aziz ve Celil olan Allah'a dua etti. Vücudunu Ka'be'nin duvarına yasladı. Sevrî, Musanna b. Sabah tarikiyle Amr b. Şuayb'ın dedesinin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.)'m yüzünü ve göğsünü Mültezem'e yapıştırdığını gördüm.»