Hz. Aişe'nin de dediği gibi Peygamber (s.a.v.), daha sonra Mekke'nin alt tarafından Medine yoluna çıktı. Hz. Aişe diyor ki: «Rasûlullah (s.a.v.), üst taraftan Mekke şehrine girmiş, alt tarafından da çıkıp
gitmişti.»
İbn Ömer dedi ki: «Rasûlullah (s.a.v.), Batha'daki Seniyetü'1-Ul-yâ'dan yani yukarı taraftan Mekke'ye girdi. Seniyyetü's-Süflâ'dan yani aşağı taraftan da çıktı.»
Başka bir rivayette ise şöyle denmektedir: «Rasûlullah (s.a.v.), Keda mıntıkasından Mekke şehrine girmiş, Küdey mıntıkasından da
çıkıp gitmişti.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Muhammed b. Fudayl tariki ile Cabir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), güneşin batışı esnasında Mekke'den çıkmıştı. Şerife gelinceye kadar namaz kılmamıştı. Şerif, Mekke'ye dokuz millik uzaklıkta bir yerdir.»
Bu, cidden garip bir rivayettir. Bu hadisin rivayet senedinde adı geçen ravilerden biri olan Eclah hakkında şüphe edilmektedir. Belki-de bu hadise, Veda haccı dışındaki bir hac veya umrede olmuştur. Çünkü Peygamber (s.a.v.), -önceki sayfalarda da anlattığımız gibi- sabah namazından sonra Beyt'i tavaf etmişti. Niçin bu tavan güneşin batış vaktine kadar ertelesin? Bu, gerçekten garip bir şeydir.
Yalnız İbn Hazm'm şu iddiası doğru ise, o zaman buna bir diyeceğimiz olmaz. Bu iddiaya göre Peygamber (s.a.v.), veda tavafını yaptıktan sonra Mekke'den Muhassab'a dönmüştü. Ancak İbn Hazm, Hz. Aişe'nin kavlinden başka bunu teyid edecek bir delil ileri sürmemiştir. Hz. Aişe'nin kavli de şudur; Hz. Aişe, Ten'im'de umre yaptıktan sonra dönüşünde Sa'da mıntıkasında Rasûlullah'la karşılaşmıştı. O esnada Rasûlullah, Mekkelilere doğru inmekte idi.
İbn Hazm dedi ki: Şüphe götürmeyen bir husus da şudur ki, Hz. Peygamber, Mekke'ye inmekte iken Aişe yukarıya çıkmakta idi. Çünkü o, umre için ileriye gitmiş ve Rasûlullah da onun gelişini beklemişti. Sonra Rasûlullah, veda tavafı için kalkıp yola çıkmış, veda tavafını yapıp Mekke'den Muhassab'a dönerken yolda onunla karşılaşmıştı.
Mekke'ye dönerken Zi Tuva'ya inen kimse babında Buharî, Nafi'-nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «İbn Ömer, Mekke'ye gelişinde Zi Tuvâ'da geceler, sabaha kadar orada bekledikten sonra, sabahleyin Mekke'ye girerdi. Mekke dönüşünde de Zi-Tuva'ya uğrar, orada geceler, sabaha kadar orada kalırdı ve Rasûlullah (s.a.v.)'m da böyle yaptığını söylerdi.»
Faydalı ve önemli bir husus: Rasûlullah (s.a.v.), beraberinde
birazcık Zemzem suyunu Mekke'den alıp Medine'ye götürmüştür.
Hafız Ebu İsa et-Tirmizî, Ebu Kureyb kanalı ile Hişam'm babası Urve'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Hz, Aişe, beraberinde Zemzem suyu getirir ve Rasûîullah'ın da böyle yaptığını söylerdi.»
Buharî, Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), gazveden, hac veya umreden dönüşünde üç defa tekbir getirir, sonra şöyle derdi: «Allah'tan başka ilâh yoktur. Sadece O vardır. Ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd O'na mahsustur. O, herşeye kadirdir. Tevbe ederek dönüyor, ibadet ediyor, Rabbi-mize secde ediyor, O'na hamdediyoruz. Allah vadini gerçekleştirdi. Kuluna yardım etti. Düşman fırkalarını yalnız başına hezimete uğrattı.»
Bu konuda varid olan birçok hadis vardır. Hamd ve minnet Allah'a muhsustur.

