El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Gelişi

İbn İshak, Muhamed b. Velid b. Nüveyfı kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: "Beni Sa'd b, Bekir kabilesi, elçi olarak Dimam b. Salebe'yi Rasûlullah (s.a.v.)'a gönderdiler. O, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma …

İbn İshak, Muhamed b. Velid b. Nüveyfı kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder:

"Beni Sa'd b, Bekir kabilesi, elçi olarak Dimam b. Salebe'yi Rasûlullah (s.a.v.)'a gönderdiler. O, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma geldi ve mescidin kapısı önünde bineğini çöktürüp bağladı. Sonra mescide girdi. Rasûlullah (s.a.v.), ashabıyla birlikte oturuyordu. Dimam, kuvvetli, saçı çift örgülü bir adam idi. İlerledi ve ashabın içinde bulunan Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gelip durdu ve:

- Abdülmuttalib'in oğlu hanginizdir? diye sordu. Rasûlullah (s.a.v.) da:

- Abdülmuttalib'in oğlu benim, dedi.

- Mulıammed mi?

- Evet.

- Ey Abdülmuttalib'in oğlu! Ben sana soru soracağım ve seni sıkıştıracağım, kırılırsın.

- Hayır kırılmam. Aklına geleni sor.

- Senin ilâhın ve senden öncekilerin ilâhı ve senden sonra olacakların ilahı hakkı için Allah, seni bize elçi olarak mı gönderdi?

- Allah hakkı için evet.

- İlâhın ve senden öncekilerin ilâhı ve senden sonra olacakların ilâhı hakkı için, Allah mı sana yalnızca kendisine ibadet etmemizi ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamamızı ve babalarımızın O'nunla birlikte ibadet ettikleri işte bu ortakları (putları) tutup atmamızı bize emretti?

- Allah hakkı için evet.

- Senin ilâhın ve senden öncekilerin ilâhı ve senden sonra olacakların ilâhı hakkı için, şu beş vakit namazı kılmamızı Allah mı sana emretti?

- Allah hakkı için evet.

Sonra İslâm'ın farzlarını birer birer saymaya başladı, zekat, oruç, hac ve İslâm'ın diğer ahkamını sordu. Her bir farzda ondan o yemini istiyordu. Nihayet konuşmasını bitirdiği zaman şöyle dedi:

- Ben şahadet ederim ki, Allah'tan başka ibadet edilmeye layık hiçbir mabud yoktur ve şahadet ederim ki; Muhammed, Allah'ın Ra-sûlüdür ve yakında işte bu farzları eda edeceğim. Beni yasakladığın şeylerden de kaçınacağım, sonra ne artırırım, ne de eksiltirim.

Böyle dedikten sonra binek devesine doğru yönelip oradan uzaklaştı. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle dedi: - Çift örgülü adam, eğer doğru ise Cennet'e girdi, demektir." Binek devesinin yanına gitti, bağını çözdü, çıktı ve kavminin yanına geldi. Onlar da onun yanına toplandılar. Onun ilk söylediği şey, şu oldu:

- Lat ve Uzza ne kötü şeylerdir! Kavmi dedi ki:

- Sus ey Dimam! Alacalık hastalığından kork ve sakın. Cüzzam-dan sakın. Cinnet getirmekten sakın!

Dedi ki:

- Yazıklar olsun size! Yemin ederim ki, onlar ne zarar verirler, ne de fayda verirler. Şüphesiz Allah, bir rasûl göndermiştir. Ona bir kitap indirmiştir ki, sizi içinde bulunduğunuz şeylerden kurtarsın. Ben şahadet ederim ki, Allah'tan başka ibadet edilmeye layık hiçbir mabud yoktur, yalnızca O vardır. Ortağı yoktur. Muhammed de O'nun kulu ve elçisidir. O'nun katından size emrettiği şeyi ve nehyettiği şeyi getirdim."

Ravi dedi ki: Vallahi işte o günden itibaren Dimam'm mahallesinde Müslüman olmayan bir tek kadın ve erkek kalmadı. Hepsi Müslüman oldular.

Abdullah b. Abbas şöyle diyordu: Dimam b. Salebe'den daha faziletli hiçbir elçi işitmedik.

Bu ifadelerden de anlaşıldığı gibi Dimam, Mekke fethinden önce kavmine dönmüştür. Çünkü Uzza'yı fetih günlerinde Halid b. Velid tahrip etmişti.

Vakidî, Ebu Bekr b. Abdullah b. Ebi Sabra kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder:

"Beni Sa'd b. Bekir kabilesi, hicri beşinci senenin receb ayında Dimam b. Salebe'yi elçi olarak Rasûlullah (s.a.v.)'a gönderdi. Dimam, güçlü ve saçı iki Örgülü bir adamdı. Geldi, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanı başında durdu. Ona bazı sorular sordu. Sorularında Rasûlullah'ı sıkıştırdı. Ona kendisini kimin elçi olarak gönderdiğini ve ne ile gönderdiğini, İslâm ahkamını sordu. Rasûlullah da bütün bu soruları cevabladı. Bundan sonra Dimam, Müslüman olarak şirkden, şeriklerden sıyrılarak kavmine döndü, Rasûlullah'm kendisine emrettiği ve nehyettiği şeyleri kavmine bildirdi. O gün kavminden İslâm'a girmedik bir tek kadın ve erkek kalmadı. Hepsi Müslüman oldular, Mescid-ler inşa ettiler, ezanlar okudular."

İmam Ahmed b. Hanbel, Haşim b. Kasım kanalı ile Enes b. Malikin şöyle dediğini rivayet eder:

"Biz, Rasûlullah (s.a.v.)'a birşey sormaktan yasaklanmıştık. Çölden akıllı bir adamın gelip ona soru sorması ve bizim de aralarında geçen konuşmayı dinlememiz hoşumuza gidiyordu. Badiyeden bir adam geldi ve Rasûlullah'la konuştu. Aralarında şöyle bir konuşma

geçti:

- Ya Muhammed! Senin elçin bize geldi. Allah'ın, seni rasûl olarak göndermiş olduğunu iddia etti. Bu doğru mudur?

- Evet, doğru söylemiştir.

- Gökleri kim yarattı?

- Allah.

- Yerleri kim yarattı?

- Allah.

- Şu dağları kim yere dikti ve dağlardaki şeyleri kim var etti?

- Allah.

- Göklerle yeri yaratan ve şu dağlan yeryüzüne diken hakkı için Allah mı seni rasûl olarak gönderdi?

- Evet.

- Senin elçin bir gün ve bir gecede beş vakit namaz kılmakla yükümlü olduğumuzu iddia etti. Bu doğru mudur?

- Evet, doğru söylemiştir.

- Seni rasûl olarak gönderen hakkı için, bütün bunları Allah mı sana emretti?

- Evet.

- Göndermiş olduğun elçin, mallarımızın zekatım vermekle yükümlü olduğumuzu iddia etti, bu doğru mudur?

- Evet, doğru söylemiştir.

- Seni rasûl olarak gönderen hakkı için, bütün bunları Allah mı sana emretti?

- Evet.

- Göndermiş olduğun elçin, senenin bir ayında oruç tutmakla yükümlü olduğumuzu iddia etti, bu doğru mudur?

- Evet, doğru söylemiştir.

- Seni rasûl olarak gönderen hakkı için, bunu sana Allah mı emretti?

- Evet.

- Göndermiş olduğun elçin, yoluna güç yetirebilen kimselerin Beyt'i haccetmekle yükümlü olduklarını iddia etti, bu doğru mudur?

- Evet, doğru söylemiştir.

Bu konuşmadan sonra çıkıp gitti. Giderken de şöyle dedi:

- Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, bundan ne fazlasını yaparım, ne de bunları eksiltirim.

Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.), şöyle dedi:

- Eğer doğru söylediyse mutlaka Cennet'e girecektir."

İmam Ahmed b. Hanbel, Haccac kanalı ile Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Bir ara biz, Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanında, Mescid-i Nebevide oturmakta idik. Deve üzerine binmiş bir adam geldi, devesini mescidin önünde çöktürüp bağladı. Sonra:

- Muhammed hanginiz? diye sordu. Rasûlullah (s.a.v.) da aramızda oturmuş, sırtını duvara dayamıştı.

Biz de:

- İşte şu beyaz elbiseli ve sırtını duvara dayamış adamdır, dedik. Adam dedi ki:

- Ey Abdülmuttalib'in oğlu! Rasûlullah (s.a.v.):

- Evet, sana cevab veriyorum, dedi.

- Ya Muhammed! Ben sana bazı sorular yönelteceğim ve sorularımla seni sıkıştıracağım. Ama bana darılma.

- Aklına geleni sor.

- Senin Rabbin, senden öncekilerin Rabbi hakkı için Allah mı seni bütün insanlara rasûl olarak gönderdi?

- Evet, Allah beni gönderdi.

- Allah hakkı için söyle bakalım, bir gün ve bir gecede beş vakit namaz kılmamızı Allah mı sana emretti?

- Evet, Allah emretti.

- Allah hakkı için söyle bakalım, senenin şu (ramazan) ayında oruç tutmamızı Allah mı sana emretti?

- Evet, Allah emretti.

- Allah hakkı için söyle bakalım, şu zekatı zenginlerimizden alıp fakirlerimize paylaştırmamızı Allah mı sana emretti?

- Evet, Allah emretti.

- Senin Allah katından getirmiş olduğun şeye iman ettim ve ben arkamda kalan kavmimin elçisiyim. Ben, Beni Sa'd b. Bekir kabilesinin kardeşi Dimam b. Salebe'yim."

Önceki sayfalarda Dimad el-Ezdî'nin hicretten Önce Mekke'ye, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma geldiğini, kendisinin ve kavminin İslâm'-a girdiklerini İbn Abbas'tan nakletmiştik. Bu konuyu detaylı olarak

büyük İslâm tarihî

165

mahallinde zikrettiğimiz için burada tekrarlamaya artık gerek kalmamıştır.

Hamd ve minnet Allah'adır.