El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicri Onuncu Sene Rasûlullah (S.A.V)'in Halid B. Velîdi Benî Haris B. Ka'b Kabilesine Göndermesi

İbn îshak, Rasûlullah (s.a.vO'm hicri onuncu senenin rebiyülahir veya cemaziyelevvel ayında Halid b. Velid'i Beni Haris b. Ka'b kabilesine gönderdiğini söyler. Bunlar, Necran'da oturuyorlardı. Onlarla savaşmadan önce üç …

İbn îshak, Rasûlullah (s.a.vO'm hicri onuncu senenin rebiyülahir veya cemaziyelevvel ayında Halid b. Velid'i Beni Haris b. Ka'b kabilesine gönderdiğini söyler. Bunlar, Necran'da oturuyorlardı. Onlarla savaşmadan önce üç gün süreyle onları İslâm'a davet etmesini, eğer bu davete icabet ederlerse bunu kabul etmesini, aksi takdirde onlarla savaşmasını emretti.

Halid yola çıktı. Yanlarına geldi. Her bir yönden onlara giden bi-nekli adamlar gönderdi. Onları İslâm'a davet ediyor ve: "Ey halk! Müslüman olun ki, selamet bulaşınız." diyorlardı. Bunun üzerine onlar Müslüman oldular ve davet edildikleri dine girdiler. Halid, onların arasında kaldı. Onlara İslâm'ı, Allah'ın kitabım ve peygamberin sünnetini öğretti. Rasûlullah (s.a.v.), Halid'e onların Müslüman olmaları halinde içlerinde kalmayı ve onlara İslâm'ı öğretmeyi- emretmişti.

Sonra Halid b. Velid, Rasûlullah (s.a.v.)'a şöyle bir mektub yazdı:

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

Allah'ın Rasûlü Muhammed'e, Halid b. Velid'ten. Ey Allah'ın Ra-sûlü, Allah'ın selamı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun. Ben, kendisinden başka ibadete layık hiçbir mabudun bulunmadığı Allah'a hamdederim. İmdi ya Rasûlallah, sen beni, Beni Haris b. Ka'b kabilesine yolladın ve bana emrettin ki, onlara gittiğin zaman üç gün onlarla savaşmayasm, onları İslâm'a davet edesin, eğer Müslüman olurlarsa onların arasında kal ve İslâmiyet'lerini kabul et, onlara İslâmî bilgileri, Allah'ın kitabını ve peygamberinin sünnetini Öğret. Eğer Müslüman olmazlarsa onlarla savaş. Ben onlara geldim ve üç gün süre ile onları İslâm'a davet ettim. Rasûlullah'm bana emrettiği gibi onlara atlılar gönderdim. Onlara şöyle tebliğ ettiler: "Ey Beni Haris kabilesi, Müslüman olun ki, selamet bulaşınız."

Onlar da Müslüman oldular ve savaşmadılar. Ben şimdi, onların arasında ikamet ediyorum ve onlara Allah'ın emrettiği şeyleri emrediyorum. Onları, Allah'ın nehyettiği şeylerden nehyediyorum. İslâm'in esaslarım ve Peygamber (s.a.v.)'in sünnetini Öğretiyorum. Allah Rasûlü bana mektup yazmcaya kadar da burada kalacağım. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun ya Rasûlallah."

Rasûlullah (s.a.v.) da ona şöyle bir mektup gönderdi:

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

Allah Rasûlü Muhammed'den, Halid b. Velid'e. Senin üzerine selam olsun. Ben, kendisinden başka ibadet edilmeye layık hiçbir ma-bud bulunmayan Allah'a hamd ederim.İmdi, senin mektubun, senin elçinle birlikte bana geldi. Beni Haris b. Ka'b kabilesinin, kendileriyle savaşılmadan Müslüman olduklarını ve kendilerini davet ettiğin İslâm'ı kabul ettiklerini, Allah'tan başka ibadete layık hiçbir mabudun olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna şahadet getirdiklerini, Allah'ın hidayetiyle hidayetlendiklerini bana haber veriyorsun. O halde onları müjdele ve onları korkut. Sen gel ve seninle birlikte onların elçileri de gelsinler. Allah'ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun."

Bunun üzerine Halid, Rasûlullah (s.a.v.)'a geldi. Onunla birlikte Beni Haris b. Ka'b'm elçileri de geldiler. Onlar arasında Kays b, Hu-sayn Zü'1-Gussa, Yezid b. Abdü'l-Meddan, Yezid b. Muhaccel, Abdullah b. Kurad ez-Ziyadî, Şeddad b. Abdullah el-Kananî ve Amr b. Abdullah el-Dibabî vardı.

Rasûlullah (s.a.v;)'m yanma geldikleri ve Rasûlullah onları gördüğü zaman şöyle dedi:

- Kimlerdir bu cemaat? Sanki bunlar Hind adamlarına benziyorlar.

Denildi ki:

- Ya Rasûlallah, bunlar Beni Haris b. Ka'b kabilesinin adamlarıdırlar.

Rasûlullah (s.a.v.)'m yanında durdukları zaman ona selam verdiler ve şöyle dediler:

- Senin, Allah Rasûlü olduğuna ve Allah'tan başka ilâh bulunmadığına şahadet ederiz.

Rasûlullah da şöyle dedi:

- Allah'tan başka ilâh bulunmadığına ve benim de Allah Rasûlü olduğuma kendim de şahadet ederim.

Rasûlullah, bu şahadeti getirdikten sonra onlara şöyle sordu:

- Men edildikleri zaman ilerleyenler siz miydiniz?

Onlar sustular ve içlerinden hiçbiri cevap vermedi. Sonra o sözü ikinci kez tekrarladı, yine onlardan hiç kimse cevap vermedi. Sonra üçüncü kez tekrarladı. Onlardan hiçbir kimse cevap vermedi. Dördüncü kez tekrarladığında Yezid b. Abdü'l-Meddan şöyle dedi:

- Evet ya Rasûlallah, men edildikleri zaman öne geçenler bizdik.

Yezid, bu sözünü dört kez tekrarladı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle dedi:

-Eğer Halid, bana sizin Müslüman olduğunuzu ve savaşmadığınızı yazmamış olsaydı, elbetteki kafalarınızı koparıp ayaklarınızın önüne bırakırdım.

- Bunun üzerine Yezid b. Abdu 1-Meddan şöyle dedi:

- Ama vallahi biz ne sana hamdederiz, ne de Halide.

- O halde kime hamdedersiniz?

- Ya Rasûlallah, bizi senin vasıtanla hidayete erdiren Aziz ve Ce: lil olan Allah'a hamdediyoruz,

- Doğru söylediniz.

Rasûlullah (s.a.v.), sonra sözünü şöyle sürdürdü:

- Cahiliyette sizinle savaşan kimselere ne ile galip oluyordunuz?

- Hiçbir kimseye galip olmazdık.

- Evet, sizinle savaşanlara galip olurdunuz.

- Ya Rasûlallah, bizimle savaşanlara şöyle galip olurduk; Biz toplanırdık, dağılmazdık. Ve hiçbir kimseye önce zulmeden biz olmazdık.

- Doğru söylediniz.

Böyle dedikten sonra Rasûlullah (s.a.v.), onların üzerine Kays b. Husayn'ı emir olarak tayin etti.

Beni Haris kabilesinin elçiler heyeti, şevvalin son günlerinde veya zilkadenin ilk günlerinde kavimlerine döndüler.

Heyetin geri dönmesinden sonra Rasûlullah (s.a.v.), dinî ahkamı, sünneti, İslâmî prensipleri kendilerine Öğretmesi, zekatlarını alması için Amr b. Hazmı görevli olarak onlara gönderdi. Bir mektup yazıp onunla birlikte Beni Haris b. Ka'b kabilesine gönderdi. Mektubunda emir ve taahhütleri yazılı idi."