El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Himyer Melikleri Elçilerinin Rasûlullah'a Gelişleri

Vakidî dedi ki: Bu heyetin gelişi, hicri dokuzuncu senenin ramazan ayında olmuştur. İbn İshak dedi ki: Himyer meliklerinin mektubu ve Müslüman olduklarının haberi, o elçiler ile Rasûlullah (s.a.v.)'a Tebük'ten döndüğü …

Vakidî dedi ki: Bu heyetin gelişi, hicri dokuzuncu senenin ramazan ayında olmuştur.

İbn İshak dedi ki: Himyer meliklerinin mektubu ve Müslüman olduklarının haberi, o elçiler ile Rasûlullah (s.a.v.)'a Tebük'ten döndüğü sırada geldi. Bu melikler: Haris b. Külal, Nuaym b. Abdi Külal ve Numan'dır. Bunlar, Zi Ruayn, Meafir ve Hemdan'm küçük melikleriydiler. Zür'atü Zi Yezen, Malik b. Mürre er-Rehavî'yi, Müslüman olduklarını, şirki bıraktıklarını haber vermek üzere Rasûlullah (s.a.v)'a gönderdi. Rasûlullah (s.a.v.) da onlara şu mektubu gönderdi:

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

Allah Rasûlü Muhammed'den, Haris b. Abdi Külal ve Nuaym b. Abdi Külal ve Numan'a. Zi Ruayn, Meafir ve Hemdan'm yardıma meliklerine. İmdi ben, kendisinden başka ibadete layık olmayan Allah'a hamdederim. Bilesiniz ki, Rum diyarından dönüşümüzde elçiniz bize geldi. Medine'de görüştük, onunla gönderdiğiniz mektubu iletti ve durumlarınızı anlattı. Müslüman olduğunuzu ve müşrikleri öldürdüğünüzü haber verdi. Eğer ıslah olur, Allah ve Rasûlüne itaat eder, namazı kılar, zekatı verir ve ganimetlerin beşte birini ve Rasûlün payını, onun kendisi için seçtiğini (safly) verirseniz, Allah sizi hidayetiyle hidayet etmiş demektir. Mü'minler, akardan elde ettikleri ürünürı akarsuları ve yağmur sularıyla sulananından onda bir zekat vereceklerdir. Kova ile sulanan ürünün ise onda birinin yarısını (yani yirmide bir) zekat vereceklerdir.

Kırk devede üç yaşına girmiş dişi deve yavrusunu vermek lazım gelir. Develerden otuz tanesinde iki yaşına girmiş erkek deve yavrusu verilmelidir. Her beş devede bir koyun vermek lazım gelir. Her on devede iki koyun lazım gelir. Her kırk sığırda üç yaşına girmiş bir sığır vermek lazım gelir. Her otuz sığırda iki yaşına girmiş bir erkek buzağı vermek lazım gelir. Her kırk koyundan bir koyun vermek lazım gelir. Bu hayvanların sadece saime olanından yani senenin yarıdan fazlası boyunca dışarıda otlayanla-rından vermek lazım gelir. Bunlar, Allah'ın farizalarıdır ki, Allah zekat olarak müminlerin üzerine farz kılmıştır. Kim daha fazlasını verirse bu onun için daha hayırlı olur. Kim bunu eda eder ve Müslüman olduğunu isbat eder, müşriklere karşı müminlere yardım ederse, o müminlerdendir. Onlarla aynı haklara sahip olur.

Onun için, Allah'ın Rasûlünün ahd ve antlaşması vardır.

Yahudi veya Hristiyanlardan kim Müslüman olursa, o müminlerdendir. Onlarla aynı haklara sahiptir ve aynı yükümlülüklere tabidir. Kim Yahudilik veya Hristiyanlık üzere olursa o, dininden zorla çevrilmez. Ancak cizye vermekle yükümlü olur. Erkek olsun, kadın olsun, hür olsun, köle olsun, buluğ çağına gelmiş her şahıs, meafir (Yemen elbiselerinden bir çeşit elbisedir.) kıymetinden tam bir dinar veya elbise yönünden onun karşılığını vermekle yükümlü olur. Kim bunları Rasûlullah (s.a.v.)'a öderse, onun için Allah'ın ve Rasûlünün ahdi vardır. Kim vermezse o, Allah ve Rasûlünün düşmanıdır.

İmdi, Muhammed Rasûlullah (s.a.v.), Zür'atü Zi Yezen'e haber gönderiyor. Benim elçilerim size geldikleri zaman onlara iyi davranmanızı tavsiye ederim. Bu elçilerim şunlardır: Muaz b. Cebel, Abdullah b. Zeyd, Malik b. Ubade, Ukbe b.'Nemr, Malik b. Mürre ve arkadaşlarıdır. Sizin yanınızdaki zekatı ve şehirlerinizden aldığınız cizyeyi elçilerime veriniz. Onların emiri Muaz b. Cebel'dir. Bunlar mutlaka memnun olarak geri dönsünler.

İmdi, Muhammed şahadet eder ki, Allah'tan başka ibadete layık hiçbir mabud yoktur ve o, O'mın kulu ve elçisidir.

Malik b. Mürre er-Rehavî bana haber verdi ki, sen, Himyer'in ilk Müslümam olmuşsun ve müşrikleri öldürmüşsün. Hayır ile müjdelen. Himyer'e iyi davranmanı sana emrediyorum. Hıyanet etmeyin. Birbirinizi yardımsız bırakmayın. Allah Rasûlü sizin zengininizin ve fakirinizin verisidir. Zekat ne Muhammed'e, ne de onun Ehl-i Beyt'ine helaldir. O ancak bir zekat olup Müslümanların fakirlerine ve yolcuya verilir. Malik, haberi bize ulaştırmış ve sırrı gizlenmiştir. Ona iyi davranmanızı size tavsiye ederim. Ben ehlimin salihlerinden, dindarlarından ve ilim sahiplerinden olan kimseleri size göndermişimdir. Onlara iyi davranmanı sana tavsiye ederim. Çünkü onlar seçkin insanlardır. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun."

İmam Ahmed b. Hanbel, Hasan kanalı ile Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder: "Malik Zi Yezen Rasûlullah (s.a.v.)'a bir elbise hediye etti. O elbiseyi otuz üç erkek deveye ya da otuzüç dişi deveye satın almıştı."

Hafız el-Beyhakî, Ebu Abdullah el-Hafız kanalı ile Abdullah b. Ebi Bekr'den şöyle rivayet eder:

«Babam Ebu Bekir bir mektup çıkarıp bize göstererek şöyle dedi: "Bu mektup, Hz. Peygamberin Amr b. Hazm'ı, Yemen halkına din ahkamını öğretmek, İslâmiyet hakkında onlara bilgi vermek ve zekatlarını toplamak için Yemene' gönderdiği zaman ona yazdığı mektuptur. Hz. Peygamber, bu mektubla Amr'ı bu göreve tayin ederken ona şöyle yazmıştı:

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

Bu mektup, Allah ile onun elçisi tarafmdandır. Ey iman etmiş olanlar, akidleri yerine getirin. Bu, Allah'ın elçisi Muhammed'in Amr b. Hazmı Yenıen'e gönderirken yazdığı bir emirnamedir.

Ona her işinde takvadan ayrılmamayı emreder. Zira Allah, takva sahibi ve iyilik edenlerle beraberdir.

Ona, Allah'ın emrettiği şekilde hakkı almasını emreder, insanlara hayrı müjdelemesini ve emretmesini emreder. İnsanlara Kur an öğretmesini, dinde fakih kılmasını emreder. İnsanları kötülüklerden nehyetmesini emreder ki, hiç kimse temiz olmadığı zaman Kur'ân a el sürmesin.

İnsanlara hak ve vecibelerini bildirmesini emreder. Hak huşusunda onlara yumuşak davranmasını, zulüm hususunda onlara sert davranmasını emreder. Çünkü yüce Allah, zulmü haram kılmış ve insanları zulümden nehyetmiş ve şöyle buyurmuştur:

"Allah'ın laneti, Allah yolundan alıkoyan zalimleredir."

İnsanlara Cennet'i müjdelemesini ve Cennet amelini işlemelerini söylemeyi emreder. İnsanları Cehennem ateşiyle uyarıp korkutmasını ve Cehennem amelini işlemekten nehyetmesini emreder. Dini bilgileri öğrenmelerine kadar insanlarla ilişki kurmasını, onlarla beraber olmasını emreder. İnsanlara haccm şiarlarını sünnet ve farizalarını, bu husustaki ilâhi buyrukları Öğretmesini emreder. Hacc-ı Ek-ber, hacdır. Hacc-ı Asğar, umredir.

Geniş olmadıkça insanların tek elbise içinde namaz kılmalarını yasaklamasını emreder. Elbise geniş olmalı ki, iki omuzu arasında gidip gelsin. Erkeğin tek elbisesi içinde yerde sürünmesini ve arkasını açıp semaya dikmesini yasaklamasını emreder. Saçını kafasından sa-iıverildiği zaman bozmamasını emreder. Aralarında kavga olduğu zaman kabile ve aşiretlerini kavgaya çağırmaktan insanları nehyetmesini emreder. İnsanlar, bir, tek ve ortaksız olan Allah'a dua etmelidirler. Allah'ı çağırmayıp aşiret ve kabileleri çağıran kimseleri kılıçla yola getirsin ki, onların çağrıları sadece bir ve ortaksız olan Allah'a yönelsin.

İnsanlara abdesti tam almalarını, yüzlerini ellerini dirseklere kadar, ayaklarını da topuk kemiklerine kadar yıkamalarını, başlarını Allah'ın emrettiği şekilde meshetmelerini emretmesini ister. İnsanlar vaktinde namazı kılmak, rükûu ve secdeyi tamamlamak, sabah namazını alacakaranlıkta kılmak, öğle namazını da güneşin tepeden yana meyletmesine kadar sıcağı geride bıraktıktan sonra kılmak, ikindi namazını güneş batı ufkuna acele ile yöneldiğinde kılmak, akşam namazını da yıldızların semada görülmesine dek ertelenmeksizin gecenin gelişi anında kılmakla emrolundular. Yatsı ise, gecenin evvelidir.

Rasûlullah (s.a.v.), Amr b. Hazım'dan, ganimetlerin beşte birini Allah için almasını emretmişti. Pınarların ve yağmur sularının suladığı arazi mahsulatının zekatı olarak onda bir, dolapların suladığı arazilerin mahsullerinde onda birin yarısı (yani yirmide bir)' oranında zekat vermeyi Allah, mü'minler üzerine farz kıldı. Her on devede iki koyun vermek lazım gelir. Her yirmi devede dört koyun vermek lazım gelir. Her otuz sığırdan iki yaşma gelen bir sığır, her kırk koyundan bir koyun vermek lazım gelir. Bu hayvanların sadece saime yani senenin yarıdan fazlasında dışarıda otlayanlarından vermek lazım gelir. Onlar, Allah'ın farizalarıdır ki, müminler üzerine farz kılmıştır. Bundan fazlasını veren olursa, bu onun için daha hayırlı olur.

Yahudi veya Hristiyan bir kimse, ihlaslıca gönüllü olarak Müslüman olur, İslâm dinine inkiyad ederse, o müminlerden olur. Onlarla aynı haklara sahip ve aynı yükümlülüklere tabi olur. Her kim kendi Yahudiliği veya Hristîyanlığmda kalırsa o, kendi dininden zorla çevrilemez. Akıllı ve baliğ olduktan sonra kadın, erkek, hür, köle herkesin bir dinar veya bunun karşılığında elbiseyi cizye olarak verme yükümlülüğü vardır. Kim bunu öderse o, Allah ve Rasûlünün zimmeti altına girer. Her kim bunu vermezse o Allah ve Rasûlünün ve bütün müminlerin düşmanıdır."

Allah'ın salatü selâmı ile rahmet ve bereketleri Muhammed'in üzerine olsun.»