Tibuk ı^nfgiadi lâiûiulkh (s.a.v.), Mim mıafeka§ısda Ş kavffiiaia §vl§riais yaaıaa inû, înıank?, ieısud kavmiaia m işMkîe= ri kuyul&rdaa m ç^p hamur yeğufiuk? v teaeerelefisi e gu ili 4öl= durup etkriai pifir^ler, la (s.a.v,) ©mir v§rdi ©ala? ia eama emri ügiriat t6netrilirind§ki yeaıekleri iöklüle?: Yeppsıuş elduMa= n hamurlan
uğrayaa kâvmia yurtlarıaa ftoektea §&hab§kri ıseaetli şöyl buyurdu;
"Dalana b&gıaa §§ka mu§ibitia, kerkuyerum, öalana ygrkriai fina
İmam Ahmid b= Haabil, Âbd şöyli didiğiai rivayet
"Rasûluü&h (ı,a,v,), Mier'e uğradiği şâmaa şöyk
"Mueig©İ§r isteaı^ia. Çüakü iaiih'ia k&mi mmm istemişti: Vg ealam şm yûâm |§Hr, bu y§İdaa pte 4i, luauaia beraber ©alar, Eâbltriala §mri dıpaa şıktık^ eaa agi eidular ve Salih'in d§= vsgini boğâgk^kr. ö dsvş, eakrıa Mr füa §ukns4 ipr, eslap da bir= gte ©aua §ütteü işerlerdi.- Fakat yia§ de ©au leğaö altodan g©lta bir ^ğkk ©slan y&k&ladi; Mka eslana kk itti, §ad§g© bir Mşi Makt§s kurtulmuştu ki, e da Âlkh'm
Dişildi M',
- Kurtukn 9 adam tadi ya lâ§fklkh?
- Ö ibm Ei
İmam Afem#d b; Htnb§İ? ¥§gid b.-âî'ia ş%i© dediğisi T#btik fagy§§ girmek iftî Nftffisz işia tepkam! âif§ d#¥©giiîi tutmu ısteiııe gasab #ttip bir ktvmin yâms» s§ Üye ^^
Orada bulunanlardan bir adam, Rasûlullah (s.a.v.)'a şöyle seslendi:
- Biz onların durumuna hayret ediyoruz. Bu sebeple yanlarına gitmek istiyoruz.
- Size bundan daha hayret verici birşeyi haber vereyim mi? Sizden bir adam, sizden önceki haberleri ve sizden sonra olacak hadiselerin haberlerini size bildiriyor. Şu halde istikamet (doğruluk) üzere olun. Doğru dürüst olun. Allah sizi ne diye azablandırsm! Sizi azab-landırmak O'nun umurunda değildir. Ve kendi nefislerinden hiçbir a-zabı geri savamayan bir kavim gelecektir.
Yunus b. Bükeyr, İbn İshak vasıtasıyla Abbas b. Sehi b. Sa'd es-Saidî veya Abbas b. Sa'd'm şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), Hicr'e uğrayıp konakladığında insanlar oranın kuyusundan su çektiler. Oradan ayrılıp yola koyuldukları zaman Rasûlullah, insanlara şöyle dedi:
"Hicr kuyusunun suyundan asla içmeyin ve o su ile namaz için abdest almayın. O su ile yoğurmuş olduğunuz hamurunuzu develere yem olarak verin ve o hamurdan asla yemeyin. Bu gece sizden herhangi biri, yanında arkadaşı olmadan dışarı çıkmasın."
İnsanlar, Rasûlullah'm kendilerine verdiği emri yerine getirdiler. Sadece Beni Salde kabilesinden iki kişi bu emre uymadılar. Bunlardan biri yalnız başına def-i hacete çıktı. Diğeri de yalnız başına kaybolan devesini aramaya çıktı. Def-i hacete giden adam, def-i hacette bulunduğu yerde boğuldu. Devesini aramaya giden kimseyi ise rüzgar alıp Tayyie dağına fırlattı. Rasûlullah (s.a.v.), bu durumdan haberdar olunca şöyle dedi:
- Sizden herhangi birinizin, yanında arkadaşı olmadan dışarı çıkmasını yasaklamamış mıydım?
Sonra def-i hacet yaptığı yerde boğulan adamın getirilmesini emretti. Ona dua eti. O kişi şifa bulup iyileşti. Tayyie dağına rüzgar tarafından fırlatılan adam ise ancak Tebük'te Rasûlullah (s.a.v.)'a ulaşabildi."
Ziyad'm İbn İshak'tan yaptığı bir rivayette de şöyle denmektedir: "Medine'ye dönüşü esnasında Tayyie dağındaki adam, Rasûlullah (s.a.y.)'m yanma gelebildi."
îbn İshak dedi ki: Abdullah b. Ebi Bekr'in bana anlattığına göre o iki adamın adını Abbas b. Sehl ona söylemiş. Ama o, onların adlarını gizledi, bana söylemedi.
İmam Ahmed b. Hanbel, Affan kanalı ile Ebu Humeyd es-Sai-dî'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte Te-bük senesinde yola çıktık. Vâdi'l-Kurâ'ya geldik. Birde baktık ki; bir kadın, kendi bahçesinde duruyor. Rasûlullah (s.a.v.), ashabına: "Şu
bahçedeki hurmaların miktarını tahmin edin bakalım." dedi. Onlar da tahmin ettiler. Rasûlullah ise hurmaların on yük geleceğini tahmin etti. Sonra kadına dedi ki:
- Şu bahçeden devşireceğin hurmaların miktarım tesbit et. İnşa-allah tekrar sana döndüğümde bana söylersin.
Rasûlullah, oradan ayrıldı. Yola koyuldu. Nihayet Tebük'e ulaştı. Ashabına şöyle dedi:
- Bu gece üzerinize şiddetli bir rüzgar esecektir. Rüzgar eserken hiç kimse ayağa kalkmasın. Devesi olan da bağını iyice bağlasın.
Ebu Humeyd dedi ki: Gece olunca şiddetli bir rüzgar esti. O esnada adamın biri ayağa kalkınca rüzgar onu Tayyie dağına fırlattı.
Sonra Eyle hükümdarı, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma geldi ve ona beyaz bir katır hediye etti. Rasûlullah da ona bir aba giydirdi ve onlara emanname yazdı. Sonra geri dönüş yoluna koyuldu. Biz de onunla birlikte geri döndük. Nihayet Vâdi'l-Kurâya geldik. Kadına dedi ki:
- Bahçeden ne kadar hurma elde ettin? Kadın:
- On yük elde ettim, dedi.
Bu, Rasûlullah'm önceden tahmin ettiği miktar kadar idi.
Rasûlullah (s.a.v.): "Ben acele ediyorum, sizden de acele etmek isteyen varsa acele etsin." dedi. Rasûlullah (s.a.v.) oradan çıktı. Biz de onunla beraber yola çıktık. Nihayet Medine'ye vardığında: "Bu Ta-be'dir." dedi. Uhud dağını görüncede şöyle dedi: "Bu Uhud'tur. O bizi sever, biz de onu severiz. Size Ensâr evlerinin en hayırlısını haber vereyim mi?"
Dedik ki:
- Evet, ya Rasûlallah. Buyurdu ki:
- Ensâr evlerinin en hayırlısı Neccar oğulları yurdudur. Sonra Beni Abdüleşhel yurdudur. Sonra Beni Saide yurdudur. Sonra bütün Ensâr'm evlerinde hayır vardır."
İmam Malik, Ebu Zübeyr vasıtasıyla Ebu Tufeyl Amir b. Vasi-le'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Muaz b. Cebel'in bana anlattığına göre onlar, Tebük senesinde Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte sefere çıkmışlardı. Rasûlullah (s.a.v.), öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını cem' ederek kılıyordu. Birgün namazı geciktirdi. Daha sonra bulunduğu yerden çıkıp öğle ile ikindi namazını cem' ederek bir arada kıldı, sonra girdi, sonra çıktı ve akşam namazı ile yatsı namazını cem' ederek bir arada kıldı. Sonra da şöyle buyurdu:
- înşaallah yarın Tebük pınarına geleceksiniz. Gündüzleyin kuşluk vakti, güneş yükselmeden oraya varamayacaksınız. Oraya varan imsssîa avi âîpî M; lis öf&ya wd\k-. iki v. Pmafdaa ayakkabı ipi k&hahiıaea mm asa? §u

