iü şısaaa auyuaa el w¥âm^ mu M|t dty§ serdu* ©ala? j ee ftagfellak salam a|» s&ste sarftetü ve daha feşök şeyle? öi-. Şaa^a pa&çdaa asa? asa* avuşla^f aldılar Nikahı fe kırba ifiad© M? f&ikte mı te?kadı-. E&eâMklı t§..a-.v-.)> ytktüafc w âlerial & §uda pkadı> tetatf tabadaki pyu pam döktü., luadaa §aara ıu böl mikteda afeaaya kaşladı-. îagaala? ©mdaa su aldüa?v Bmm Ea--Mlkk fe yaka M? aamaada e?&daa akaatara.
Sana birşey diyeceğim, ama ben hayatta olduğum müddetçe onu kimseye söyleme. Rasûlullah (s.a.v.), Tebük'e gelip konakladı. Bir hurma ağacının yanında mola verdi ve: "Bu bizim kıblemizdir." dedi. Sonra hurma ağacına yönelerek namaz kıldı. Ben de küçücük bir çocuktum. Koşuyordum. Gelip Rasûlullah ile o hurma ağacının arasına girdim. Rasûlullah: "Bu bizim namazımızı kesti. Allah da bunun eserini kessin." dedi. İşte o günden bu güne yerimden kalkabilmiş değilim."
Ebu Davud, Said b. Abdülaziz et-Tennuhî vasıtasıyla Yezid b. Nemra'mn şöyle dediğini rivayet eder: Tebük'te kötürüm bir adam gördüm. Kötürümlüğünün sebebini şöyle anlatıyordu: "Ben bir merkebe binmiştim. Rasûlullah (s.a.v.) da namaz kılmakta idi. Merkeb üzerinde iken Önünden geçtim. O: "Allahım, bunun eserini kes." dedi. Ben de artık yürüyemez oldum."
Başka bir rivayete göre Rasûlullah (s.a.v.), ona şöyle beddua etmiş: "Bu bizim namazımızı kesti. Allah da bunun eserini kessin."

