îba îihak dtdi M: Bunlar, Ennâr'daa ve Beni Amr b Âvf kabile- olup toplamdi kişi idikr; Salim b, Umtyr» Beni Hariss'nin kstfdifi Ulb b, Eyd leai Maıia b/Neccarta kardeşi Ebu Leyla Âb-durrahmaa b» Kâvbs Beai Stltms'nin kardeşi Amt b. Hümam b, C& muhj Abdullah b MuğalM el-Mütenî,
Baiüarı derler kiı Bilakis o, Abdullah b. toır tl-Müı^nî'^r. Bunlarla Mrliktt Btai Vakif in kardeşi Htrma b, Fî d d el-Ftıaîî dt vardiv
tba tghak dedi Mî Baaa ula^aa habere göre İba Yamin b. Umeyr b, Ka*b ta-Nadrî, ağlamakta olan Ibu Leyla Âbdirrahmaa b. Kab ile Abdullah bt MuğaflteTt rastladı, Onlaraî -- Ni^a aflıyorguaus? diye rdUv Dalar da dediler kiî
- Bis^ bia^k t^aia tmti ia Rasûlullah (g'ıa yanına geldik, Fakat oaua yaaıada, biii biadireeeği bir biaek bulamadık, Kea-disaiı û§ eauala Mrlikt© yiöla çıtoaya kuvvet de bulamadık.
luaua u^&r&m İba amia öalara bir dev% verdi. Onlar da sefere asudâfimea öalara bir miktar hurma verdik Böylece onlar, (s,a»vyia birlikti yola şıktalar. bu Buktyr buauv tba tghak'taa naklederken şu eklemeyi
ti r^âv) de, Ma%kbulamad için geceleyin bir kenara kadar aamaa kıldıktan sonra şöyle de-ic "Maaım> s%n eiha^ ©mred^ör ve biıi dhada teıvik e^yorsun, d --malumdur ki- biaasak ve masraf gerektiren birşeydir. Oy* fe%n> buakıaa hiş Mrigine sahip değilim, Stnia peygamberin, İmadığı i^a bâaa yardım edemedi. Şahit öl M, bugüne a^ Müslumtnıa aulmune marua kalmış isem, mal* ean feâîammdâa hta^ MMüm%nda bir hakkım varsa, hepsim d&r&k kendikrint helal ettim," sormuştu. Fakat Mm-- Itu atan daha. Mm ise ayağa kalton^ ^ ara eitmişU-. RasMallah (s»iuv.) elinde balu&aa Âlk&a için beni Rasûlullah (s.a.v.)'a gönderdiler. Çünkü onlar da Rasûlul-lah'la birlikte Tebük gazvesine giden zorluk ordusu içinde idiler. Gidip şöyle dedim:
- Ey Allah'ın peygamberi! Kendilerine binek veresin diye arkadaşlarım beni sana gönderdiler.
Rasûlullah:
- Vallahi sizi birşeye bindiremem, dedi. Yanma vardığımda Rasûlullah Öfkeli idi. Sebebini bilemiyordum.
Bana binek veremediğinden dolayı üzüntülü, Rasûlullah'm da kalbinde bana karşı kırgınlık hissetmesinden Ötürü korkulu olarak geri döndüm. Arkadaşlarımın yanına vardım ve Rasûlullah (s.a.v.)'m söylediğini onlara ilettim. Azıcık bekledikten sonra Bilal'in şöyle seslendiğini duydum:
- Abdullah b. Kays nerede? Ona cevab verdim. O da:
- Rasûlullah (s.a.v.) seni çağırıyor, gel buraya, dedi. Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına vardığımda bana: - Şu birbirine bağlı iki grup deveyi al, dedi. Böyle derken Sa'd'dan satın aldığı altı deveyi bana verdi. Ve:
- Al bunları, arkadaşlarına götür ve onlara: "Allah (veya Rasûlullah) sizi bu develere bindiriyor," de. Ben de develeri alıp arkadaşlarıma gittim ve onlara:
- Rasûlullah (s.a.v.), sizi bu develere bindiriyor. Ama Allah'a yemin ederim ki, sizin için kendisinden binek istediğim zaman Rasûlullah'm bana söylediği sözleri işitmeniz ve ilk etapta beni men edişini, sonra, bu develeri bana verişini bizzat kendisinden duymanız için mutlaka benimle birlikte siz de Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanma gelmelisiniz ki, onun söylemediği birşeyi size söylemiş olduğumu zannetme-yesiniz, dedim.
Onlar da:
- Allah'a yemin ederiz ki, senin sözlerin bizim yanımızda tasdik edilmiştir. Ama istediğini yapacağız, dediler.
Ravi diyor ki: Ebu Musa, arkadaşlarından birkaç kişi ile birlikte oradan kalkıp Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma geldi ki, onları binekten menederken söylediği sözleri ve daha sonra o binekleri onlara verirken söylediği sözleri işitsinler. Ebu Musa'nın ondan kendilerine naklettiği sözleri duysunlar.
Ravi diyor ki: Sonra Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma, yağmalanan bazı develer getirildi. Bize de küçük hörgüçlü altı deve verilmesini emretti. Biz de o develeri aldık. Sonra: "Biz Rasûlullah (s.a.v.)'m bizleri deveye bindirmeyeceğine dair ettiği yemini unuttuk. Vallahi bu develer bizim için uğurlu olmazlar." dedik. Yanma dönüp kendisine bunu anlatınca o şöyle buyurdu:
- Ben sizi bu develere bindirmedim. Ama Allah bindirdi. Sonra ben birşeye yemin edersem, o yemini bozmayı daha hayırlı görürsem mutlaka yemini bozar, hayırlı olan o işi yaparım."
İbn İshak dedi ki: Sonra Rasûlullah (s.a.v.)'ın yola çıkma işi kesinleşti. Çıkmaya karar verdi. Kalblerinde bir şüphe olmadığı halde bazıları geri kaldılar ve sefere gitmediler. Onlardan bazıları şunlardır: Ka'b b. Malik b. Ebi Ka'b (Bu, Beni Seleme1 nin kardeşidir.), Mü-rare b. Rebi (Bu, Beni Amr b. Avfın kardeşidir.), Hilal b. Ümeyye (Bu, Beni Vakıfın kardeşidir.), Ebu Hayseme (Bu, Beni Salim b. Avfın kardeşidir.). Bunlar dürüst kimseler olup Müslümanlıkları hususunda asla itham edilmezlerdi.
Ben derim ki: İlk üç kişiye gelince, bunların kıssaları inşaallah yakında detaylı olarak anlatılacaktır ki, onlar hakkında Cenâb-ı Allah, şu ayeti inzal buyurmuştur:
"Bütün genişliğine rağmen yer onlara dar gelerek nefisleri kendilerini sıkıştırıp, Allah'tan başka sığınacak kimse olmadığını anlayan, savaştan geri kalan üç kişinin tevbesini de kabul etti." (etTevbe, ııs.)
Ebu Hayseme'ye gelince o, döndü ve Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına yetişmeye azmetti. Nitekim ileride de bu anlatılacaktır.

