El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Mina'dan Arefe'ye Giderken Telbiye Ve Tekbir

Buharı, Muhammed b. Ebu Bekir es-Sakafî'nin, Mina'dan Arefe'-ye giderken Enes b. Malik'e şöyle sorduğunu rivayet eder: "Siz bugünde Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte nasıl yapardınız? - Bizden bazıları tehlil getirirdi. …

Buharı, Muhammed b. Ebu Bekir es-Sakafî'nin, Mina'dan Arefe'-ye giderken Enes b. Malik'e şöyle sorduğunu rivayet eder:

"Siz bugünde Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte nasıl yapardınız?

- Bizden bazıları tehlil getirirdi. Bunu kimse yadırgamazdı. Bazılarımız ise tekbir getirirdi. Bunu da kimse yadırgamazdı."

Buharı, Abdullah b. Mesleme kanalı ile Salim b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Abdülmelik b. Mervan, hac hususunda Abdullah b. Ömer'e uyması için Haccac b. Yusuf a mektup yazdı. Arefe günü olduğunda İbn Ömer geldi. Ben de ber ab erindeydim. Güneş zevale meyletmişti. Haccac, çadırının yanında:

- Bu adam nerede? diye bağırdı. Abdullah b. Ömer yanına gitti ve:

- Hareket ediyoruz, dedi. Oda:

- Şimdi mi? diye sorunca, İbn Ömer: -Evet, şimdi.... diye cevap verdi. Haccac:

- Beni bekle de biraz su döküneyim, dedi. Sonra İbn Ömer geldi,. hareket etti. Benimle babam arasında yürüyordu. Ben dedim ki:

- Eğer sünnete uygun hareket etmek istiyorsan bugün hutbeyi kısalt, vakfeyi acele yap.

İbn Ömer de:

- Doğru söyledin, dedi."

Buharî, Salim'in şöyle dediğini rivayet eder:

"İbn Zübeyr'i iktidardan düşürdüğü sene Haccac, Abdullah'a şöyle sordu:

- Siz şu vakfede nasıl yapardınız?

- Eğer sen sünneti istiyorsan, arefe gününde namazı erken kıl. İbn Ömer dedi ki:

- Doğru söylemiştir. Çünkü onlar öğle ile ikindi namazını sünnete uygun olarak arefe gününde cem ederlerdi.

Ben de Salim'e dedim ki:

- Rasûlullah (s.a.v.) da böyle yaptı mı?

- Siz bunu yapmakla sadece sünneti tatbik etmek istiyorsunuz, öyle değil mi?"

Ebu Davud, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), arefe gününde sabah namazını kıldığı zaman Mina'dan hareket etti. Nemire'ye indi. Orası, Arefe'ye inen imamın menzilidir. Öğle namazının vakti geldiğinde, Rasûlullah (s.a.v.) erkenden hareket etti. Arefe gününde öğle ve ikindi namazlarım cem ederek bir arada kıldı."

Cabir de daha önce geçen Arefe hutbesini naklettikten sonra hadisinde şöyle demiştir:

"Sonra Bilal ezan okudu. Ezandan sonra kamet getirdi. Rasûlullah, öğle namazını kıldı. Arkasından ikindi namazı için kamet getirildi ve ikindi namazını kıldı. Bu iki namaz arasında başka birşey kılmadı."

Bu da gösteriyor ki; Hz. Peygamber, ilk olarak hutbeyi irad etmiş, sonra ikinci hutbeye başlamadan namaz kılmıştır.

İmam Şafiî, Veda haccı ile ilgili olarak Cabir'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), Arefe'deki vakfe yerine gitti. İnsanlara ilk hutbeyi irad etti. Sonra Bilal, ezan okudu. Sonra Peygamber (s.a.v.), ikinci hutbeyi irad etmeye başladı. Hutbeyi tamamladıktan sonra Bilal ezan okudu, sonra kamet getirdi. Peygamber Efendimiz de önce öğle namazım, peşi sırada ikindi namazını kıldı."

Müslim, Cabir'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Sonra Rasûlulîah (s.a.v.), bineğine binip hareket etti, vakfe yerine geldi. Kasva adlı bineğinin karnını aşağıdaki kayalıklara dayadı. Müşat dağını da karşısına aldı. Kıbleye yöneldi."

Buharî, Meymune'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Arefe'de vakfe halinde iken Peygamber (s.a.v.)'in oruçlu olup olmadığı hususunda insanlar şüpheye düştüler. Ben de vakfe halinde iken ona bir kap süt getirdim. O da, insanların gözleri önünde o sütü içti."

Buharî, Ümmü Fadl binti Haris'in şöyle dediğini rivayet eder: "Arefe günü vakfe zamanında insanlar, Peygamber (s.a.v.)'in oruçlu olup olmadığı hususunda tartıştılar. Kimi onun oruçlu olduğunu, kimi de oruçlu olmadığını söylediler. O, devesi üzerinde vakfe halinde iken kendisine bir bardak süt gönderdim. O da o sütü içti."

İmam Ahmed b. Hanbel, Said b, Cübeyr'in veya oğlunun şöyle dediğini rivayet eder:

"İbn Abbas'm yanına gittim. O Arefede idi. Nar yiyordu. Ve şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.), Arefe'de orucunu açmıştı. Ümmü Fadl, ona biraz süt göndermiş, o da o sütü içmişti."

İmam Ahmed b. Hanbel, Atanın şöyle dediğini rivayet eder: "Abdullah b. Abbas, Fadl b. Abbas'ı arefe gününde yemeğe çağırdı. Fadl:

- Ben oruçluyum, dedi. Abdullah, ona şöyle karşılık verdi:

- Oruç tutma, çünkü Rasûlullah (s.a.v.)'a arefe gününde bir kap süt gönderildi. O da o sütü içti. Sen oruç tutma. Çünkü insanlar sizi örnek alıyorlar." :

Buharı, Süleyman b. Harb kanalı ile İbn Abbas'ın şöyle dediğini ~ rivayet eder:

"Bir ara Arefe'de iken adamın birisi, Peygamber (s.a.v.)'in yanında bineğinden düştü. Bineği onun boynunu kırdı. Peygamber (s.a.v.) de boynu kırılıp ölen adam için sahabelere şu emri verdi:

- Onu su ve sedir ağacı ile yıkayın. İki kefene sarın. Ona koku sürmeyin. Başına örtü örtmeyin ve saçlarına koku sürmeyin. Çünkü

kıyamet gününde Cenâb-ı Allah, onu telbiye getirir vaziyette dirilte-cektir."

Neseî, İshak b. İbrahim kanalı ile Abdurrahman b. Yamer ed-Di-lî'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte Arefe'de hazır bulundum. Necid'den bazı adamlar yanına gelip ona hacla ilgili sorular sordular. O da onlara şu cevabı verdi:

"Hac demek, Arefe demektir. Arefe gecesinde fecrin doğuşundan Önce Arefe'ye ulaşan kimsenin haccı tamam olmuştur."

Neseî, Yezid b. Seyhan'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Biz Arefe'de vakfe yerinden uzakta durmuştuk. İbn Mirba el-Ensârî bize gelip şöyle dedi.

- Ben Rasûlullah'ın size gönderdiği bir elçiyim. O size şöyle diyor: "Mesailinizin yanında olun (şiarlarınızın yanından uzak durmayın). Çünkü siz, babanız İbrahim'in mirasından bir miras üzerindesiniz."

Müslim, Cafer b. Muhammed kanalı ile Cabir'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: Ben şuracıkta vakfe yaptım. Arefe'nin her tarafında vakfe yapılabilir."

"Muvatta" adlı eserinde Malik, bu hadise şunu da ilave etmiştir: "Arefe'nin batnından (içinden, ortasından) biraz yukarıya çıkın."