Bu konuda rivayet edilen uzun hadisinde Cabir şöyle demiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), güneşin batması, sanlığının azar, azar gitmesi ve nihayet güneş kursunun kaybolmasına dek Arafat'ta vakfesini sürdürdü. Sonra bineğine bindi. Üsame'yi de terkisine aldı. Hareket etti. Kasva adlı bineğinin yularını boynuna dolamıştı. Öyle ki; Kas-va'nm başı üzengiye değiyordu. Ve Rasûlullah, sağ eliyle işarette bulunarak şöyle diyordu:
- Ey insanlar, sakin olun. Sakin olun!
Her bir dağın yanma geldiğinde devesinin yularını gevşetiyordu ki; deve yukarıya tırmanabilsin. Nihayet Müzdelife'ye geldi. Orada akşam ve yatsı namazlarını iki ezan ve iki kametle kıldı. İki namaz arasında tesbihat yapmadı."
Buharî, Abdullah b. Yusuf kanalı ile Hişam b. Urve'nin, kendi babasından şöyle bir rivayette bulunduğunu nakleder:
"Ben yanında oturmakta iken Üsame'ye şöyle bir soru yöneltildi:
- Haccetü'l-vedada Arafat'tan Müzdelife'ye dönüldüğünde Rasûlullah (s.a.v.) nasıl hareket etti?
- Rasûlullah, süratle ağır yürüme arasında orta bir halde seyretti. Fakat boş bir alan bulunca biraz daha hızlı hareket ederdi."
İmam Ahmed b. Hanbel, Üsame b. Zeyd'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Arefe günü akşamında Rasûlullah (s.a.v.)'m bineğinin terkisinde idim. Güneş batınca Rasûlullah (s.a.v.) hareket etti. Arkasındaki insanların izhidamını ve birbirlerini itişlerini duyunca:
- Ey insanlar, yavaş olun, sakin olun. Doğrusu hızla gitmek pek iyi birşey değildir, dedi.
İnsanlar etrafını çevreleyip sıkıştırdıklarında Rasûlullah (s.a.v.), hızla yürümekle ağır yürümek arasında orta bir şekilde seyrederdi. Boş bir alan bulunca biraz daha süratle oraya giderdi. Nihayet Müzdelife'ye vardı. Orada akşam ve yatsı namazlarım birleştirerek kıldı."
İmam Ahmed b. Hanbel, Üsarne b. Zeyd'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.), Arefe'den Müzdelife'ye doğru hareket etti.
Ben de bineğinin terkisinde idim. Öyleki, bineğinin kulak arkasındaki çıkık kemikleri neredeyse kafilenin öndeki adamına değiyordu. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle diyordu:
- Ey insanlar, sakin olun, ağır olun! Doğrusu develeri hızla koşturmak pek iyi birşey değildir."
İmam Ahmed b. Hanbel, Üsame b. Zeyd'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Arefe günü Rasûlullah'm bineğinin terkisinde idim. Nihayet Müzdelife boğazına geldi. Sonra su döküp abdest aldı. Sonra bineğine bindi. Namaz kılmadı."
İmam Ahmed b. Hanbel, Üsame b. Zeyd'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Arafat'tan Müzdelife'ye doğru giderken Rasûlullah (s.a.v.)'m bineğinin terkisinde idim. Müzdelife'ye varıncaya kadar bineği yavaş yürüdü. Hızla koşup ayağını yerden kaldırmadı."
İmam Ahmed b. Hanbel, Üsame b. Zeyd'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Peygamber (s.a.v.), Arafe'de bineğine binerken beni de terkisine aldı. Müzdelife'ye yakın boğaza vardığında inip küçük abdestini yaptı. Ben de eline su döktüm. Çabucak abdest aldı. Kendisine:
- Namazı kılalım mı? diye sordum. O da:
- Namaz senin önündedir (yani ileride kılacağız), dedi. Sonra Müzdelife'ye geldi. Akşam namazını kıldı. Namazdan sonra yüklerini çözdüler. Ben de ona yardım ettim. Sonra yatsı namazım kıldı."
Buharî, Üsame b. Zeyd'in şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), Arefe'den hareket edip Müzdelife yoluna koyulduğunda Müzdelife boğazına geldi. İnip küçük abdestini yaptı. Sonra abdest aldı. Ama abdesti ağır bir şekilde değil, acele aldı. Ben de ona:
- Namazı kılalım mı? diye sordum. O:
- Namaz senin Önündedir (yani ileride kılacaksın), dedi. Müzdelife'ye geldiğinde tam şartlarına riayet ederek abdest aldı. Sonra namaz için kamet getirildi. Akşam namazını kıldı. Sonra herkes devesini kendi menzilinin önünde çöktürdü. Tekrar namaz için kamet getirildi. Bu defa da Rasûlullah yatsı namazını kıldı. Bu iki namaz arasında başka bir namaz kılmadı."
Buharî, Üsame b. Zeyd'in şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.)'m bineğinin terkisine bindim. Müzdelife yakınındaki sol tarafta bulunan boğaza vardığında devesini çöktürdü. inip küçük abdestini yaptı. Sonra abdest alması için eline su döktüm. Hafif bir abdest aldı. Ona:
- Namaz kılalım mı ya Rasûlallah? diye sordum. O da:
- Namaz önündedir (yani ileride kılacaksın), diye cevap verdi. Bineğine bindi. Nihayet Müzdelife'ye vardı. Orada namaz kıldı. Müzdelife sabahında Fadl, Rasûlullah'ın yanma geldi."
Küreyb dedi ki: "Abdullah b. Abbas, Padl'dan bana nakletti ki, Rasûlullah (s.a.v.), Cemre yerine ulaşıncaya kadar telbiye getirmeye
devam etti."
İmam Ahmed b. Hanbel, Veki ve Ömer b. Zerr kanalı ile Üsame b. Zeyd'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.), Arefe'de bineğine binerken beni de bineğinin terkisine aldı. İnsanlar: "Sahibimiz ne yaptığını bize haber verecektir." dediler.
Rasûlullah, Arefe'den hareket ederken durdu. Bineğinin yularını tutup geri çekti. Öyle ki, başı eşyalarının ortasına değdi. Ya da değecek gibi oldu. Eliyle insanlara: "Sakin olun, sakin olun. Sakin olun!" dercesine işarette bulunuyordu. Nihayet Müzdelife'ye vardı. Sonra Fadl b. Abbas (r.a.), Rasûlullah'm bineğinin terkisine bindi. İnsanlar: "Sahibimiz, Rasûlullah'm ne yaptığını bize haber verecektir." dediler. Fadl da onlara şöyle dedi: "Rasûlullah, dünkü gibi yumuşak şekilde hareket ediyor ve normal seyirle gidiyordu. Muhassir vadisine gelince hızlandı ve düzlük alana çıktı."
Buharî, Said b. Ebi Meryem kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder:
"Arefe gününde Peygamber (s.a.v.), bineğine binip harekete geçti. Arkadan bir gürültü duydu. Hızlandırılmak için develerin kırbaçlandıklarını işitti. Kırbacıyla onlara işarette bulunarak şöyle dedi:
- Ey insanlar, sakin olun, ağır olun. Çünkü develeri hızlandırmak iyilikten değildir."
İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.), Arafat'tan harekete geçince insanlar bineklerini hızlandırmaya başladılar. O da duyurucusuna şöyle bir duyuruda bulunmasını emretti:
"Ey insanlar! Atlan ve develeri hızlandırıp koşturmak, iyilikten değildir!" Artık hiçbir bineğin Müzdelife'ye varıncaya kadar ayağını koşarcasına yerden kaldırdığım görmedim."
İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'm şöyle de dediğini rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.), Arafat ve Müzdelife'de her nereye inip abdest bozmuş ise mutlaka oraya su dökülmüştür."
İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Sirin'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Arafat'ta İbn Ömer'le birlikte idim. Yürüdüğü zaman ben de onunla beraber yürüdüm. İmamın yanma gittik. Onunla beraber öğle ve ikindi namazını kıldık. Sonra vakfe yaptı. Ben ve arkadaşlarım da onunla beraber vakfe yaptık. Sonra imam, Arafat'tan hareket etti. Biz de onunla beraber hareket ettik. Müzdelife ile Arafat arasındaki dar boğaza yaklaştığımızda bineğini çöktürdü. Biz de çöktürdük. Namaz kılmak istediğini zannettik. Bineğinin yularını tutan kölesine namaz kılmak istemediğini, ancak Peygamber Efendimiz'in o mekana vardığında def-i hacette bulunduğunu hatırladığını, kendisinin de orada def-i hacette bulunmak istediğini söyledi."
Buharı, Musa kanalı ile Nafi'nin şöyle dediğini rivayet eder:
"Abdullah b. Ömer, Müzdelife'de akşamla yatsı namazını cem ederek kılardı. Şu kadar var ki, o, Rasûlullah (s.a.v.)'ın durduğu boğaza varınca, boğaza girip def-i hacette bulunup abdest alırdı. Namaz kılmadan Müzdelife'ye gelirdi."
Buharî, Adem b- Ebi Zi'b kanalı ile İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Peygamber (s.a.v.), herbiri için ayrı kamet getirerek akşam ve yatsı namazlarını Müzdelife'de cem ederek kıldı. İki namaz arasında tesbihatta bulunmadı. İki namazdan sonra da tesbihatta bulunmadı." Müslim, Yahya b. Yahya tarikiyle İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.), akşam ve yatsı namazlarını Müzdelife'de cem ederek kıldı."
Müslim, Abdullah b. Ömer'den rivayet etti ki, babası Ömer kendisine şu haberi vermiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), akşam ve yatsı namazlarını Müzdelife'de cem ederek kıldı. Bu iki namaz arasında başka bir namaz kılmadı. Akşam namazını üç, yatsı namazını da iki rekat olarak kıldı.
Abdullah b. Ömer de vefat edinceye kadar Müzdelife'de akşam ve yatsı namazlarını böyle kılardı." Müslim, Said b. Cübeyr'in akşam ve yatsı namazlarını tek kametle Müzdelife'de cem ederek kıldığını ve onun şöyle dediğini rivayet eder:
"İbn Ömer de böyle kılardı. İbn Ömer, Rasûlullah (s.a.v.)'m da böyle yaptığını anlattı."
Müslim, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.), akşam ve yatsı namazlarını Müzdelife'de cem ederek kıldı. Akşamı üç, yatsıyı da iki rekat olarak tek kametle kıldı."
Müslim, Said b. Cübeyr'in şöyle dediğini rivayet eder:
«İbn Ömer'le birlikte Arafat'tan hareket ettik. Müzdelife'ye vardığımızda akşam ve yatsı namazlarını tek kamette kıldı. Namazdan sonra "Rasûlullah (s.a.v.) da burada böyle namaz kıldı." dedi.»
Buharî, Ebu Yezid el-Ensârî'nin şöyle dediğini rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.), Veda haccmda akşam ve yatsı namazlarını Müzdelife'de cem ederek kıldı."
Buharî, akşam ve yatsı namazlarını -cem ederken, her biri için ayrı ayrı ezan okuyup kamet getiren kimse babında, Abdurrahman b. Yezid'in şöyle dediğini rivayet eder: -
"Abdullah b. Ömer haccetti. Beraberce Müzdelife'ye geldik. Vakit, yatsı ezanının vakti idi. Ya da ona yakın bir vakitti. Abdullah, adaman birine emir verdi. O da kalkıp ezan okudu ve kamet getirdi. Kametten sonra akşam namazını kıldı. Sonrada iki rekat namaz kıldı. Sonra yemeğinin getirilmesini emretti. Yemeğini yedi. Zannedersem yine bir adama emir verdi. O da kalkıp ezan okudu ve kamet getirdi. Sonra yatsı namazını iki rekat olarak kıldı. Fecir doğduğu zaman
şöyle dedi:
- Peygamber (s.a.v.), bu saatte sadece burada, bugünde sabah nar
mazını kıldı.
Bunlar iki namazdırlar ki, vakitleri dışında kılınırlar. Biri, insanların Müzdelife'ye gelmelerinden sonra yatsı vaktinde kılman akşam namazıdır. Diğeri de fecrin aydınlandığı vakitte kılman sabah namazıdır. Ben, Peygamber (s.a.v.)in de böyle yaptığını gördüm."
"Fecrin aydınlandığı vakitte kılman sabah namazıdır." sözü, Bu-harî'nin, Abdullah b. Mesud'tan rivayet ettiği şu sözden daha açık ve daha zahirdir. Abdullah şöyle demiştir: "Rasûlullah (s.a.v.)'m şu iki namaz dışında herhangi bir namazı, asli vakti dışında kıldığım görmedim. Asli vakti dışında akşam namazını yatsı namazıyla birlikte cem ederek kıldı. Bir de sabah namazını fecir aydınlandığında kıldı."
Cabir, hadîsinde şöyle demiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), akşam ve yatsı namazını cem ederek kıldıktan sonra uzanıp yattı. Fecir doğunca kalkıp sabah aydınlığında ezan ve ikametle sabah namazını kıldı."
İmam Ahmed b. Hanbel, Urve b. Mudarris'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Müzdelife'de iken Peygamber (s.a.v.)'in yanma geldim, ona şöyle dedim:
"Ya Rasûlallah! Kendimi yorup, bineğimi zorlayarak Tay dağlarından senin yanına geldim. Allah'a yemin ederim ki, hangi dağın yanından geçtiysem orada vakfe yaptım. Şimdi ben hac yapmış oldum mu?
- Şu sabah namazını bizimle birlikte Müzdelife'de kılan ve buradan hareket edinceye kadar bizimle beraber vakfe yapan ve bundan önce de geceleyin, yahut gündüzleyin Arafat'tan gelmiş olan kimsenin haccı tamamlanmış olur. Traş, tırnak kesme, bıyık kırkma ve kasık traş etme gibi işleri yapabilir."

