Cabir dedi ki: "Rasûlullah (s.a.v.), daha sonra bineğine binip Bey-t'e gitti. Öğle namazını Mekke'de kıldı. Sonra Zemzem kuyusundan su çekmekte olan Abdülmuttalib oğullarının yanma gitti. Onlara şöyle dedi:
- Çekiniz suyu ey Abdülmuttalib oğulları! Eğer benimde sizinle beraber kuyudan su çekmiş olmam yüzünden insanlar bu işi elinizden almaya çalışacak olmasalardı, ben de iner, sizinle beraber kuyudan su çekerdim.
Böyle demesi üzerine oradakiler kendisine bir kova su verdiler. O da o kovadaki Zemzem suyunu içti."
Bu ifadelerden de anlaşılıyor ki, Peygamber (s.a.v.) zevalden önce bineğine binip Mekke'ye gitmiş, Ka'be'yi tavaf etmiş, tavafı tamamladıktan sonra öğle namazını orada kılmıştır.
Müslim, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:
«Kurban bayramının birinci gününde Rasûlullah (s.a.v.), Mina'dan Mekke'ye gitti. Sonra dönüp öğle namazını Mina'da kildi.»
Bu rivayetlerin tahlilini yaparsak şöyle diyebiliriz: Peygamber (s.a.v.), Öğle namazını Mekke'de kıldı. Mina'ya döndüğünde insanların kendisini beklemekte olduklarım görünce onlara tekrar öğle namazını kıldırdı. Doğrusunu Allah bilir.
Öğle vaktinde Mina'ya dönmüş olması mümkündür. Çünkü o zaman mevsim yaz idi. Gün uzundu. O günde birçok işler yapmış olabilirdi. Müzdelife'den şafak iyice aydınlandıktan sonra, ama güneş doğmadan Önce hareket etmiş, Mina'ya gelmiş, Akabe Cemresine yedi taş atmış, sonra kurban kesme yerine gidip mübarek eliyle altmışüç deve kesmiş, 100 deveden kalan otuzyedi tanesini Hz. Ali kesmiş, sonra her deveden bir parça et alıp, kazana koyup pişirmiş, iyice piştikten sonra o etlerden yemiş, suyundan da içmişti. O esnada başını traş etmiş, koku sürünmüş, işlerini tamamladıktan sonra bineğine binip Beyt'e gitmişti. O günde Rasûlullah (s.a.v.) büyük bir hutbe irad etmişti. Ancak bu hutbeyi Beyt'e gitmeden önce mi, yoksa Beyt'-ten Mina'ya döndükten sonra mı irad etmişti? Bunu bilemiyorum. Doğrusunu Allah bilir.
Özetle demek istediğimiz şudur ki, Peygamber (s.a.v.), o gün bineğine binip Beyt'e gitmiş, Beyt'i yedi şavt ile-tavaf etmiş^ tavafını binek üzerinde ifa etmiş, tavaftan sonra Safa ile Merve arasında sa'y etmemişti. Sonra Zemzem suyundan ve Zemzem suyu karıştırılmış hurma nebizinden. de içmişti. Bütün bunlar, Peygamber (s.a.v.)'in öğle namazını Mekke'de kılmış olduğunu söyleyenlerin kavlini takviye etmektedir. Ancak öğle vaktinde Mina'ya dönüp orada ashabına öğle namazını kıldırmış olması da muhtemeldir. İbn Hazm'ı müşkil durumda bırakan husus da budur. O, bu konuda ne diyeceğini bilememiştir. Çünkü bu konuda sahih rivayetler birbirleriyle çelişmektedir. Bu yüzden o, mazurdur. Doğrusunu Allah bilir.
Ebu Davud, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), son gününde öğle namazını kıldığı zaman Mina'dan Beyt'e gitti. Sonra yine Mina'ya döndü. Orada teşrik günlerinin kalan kısmını geçirdi. Cemreleri güneşin zevale ermesi esnasında taşladı. Her Cemreye yedi taş atıyordu. Her taş atışında tekbir getiriyordu.»
İbn Hazm dedi ki: İşte görüldüğü gibi Cabir ile Aişe, Hz. Peygamber'in, kurban bayramının birinci gününde öğle namazım Mekke'de kılmış olduğu hususunda görüş birliği etmektedirler. Allah bilir ya, ikisinin rivayeti, İbn Ömer'inkinden daha mazbuttur. Şunu da söyleyelim ki: Bu hususta Hz. Aişe'nin: «Öğle namazını Mekke'de kıldı.» sözü kesin bir nass niteliğinde değildir. Eğer: «Öğle namazını kıhnca-ya kadar...» sözü rivayetlerde mahfuz ise, o zaman Hz. Peygamber'in öğle namazını Mekke'de kılmış olması muhtemeldir. Eğer: «Öğle namazını kıldığı esnada» denilmekte ise bu, akla daha yatkın olur ki, bu da, Peygamber Efendimiz'in Beyt'e gitmeden önce öğle namazını Mi-na'da kıldığına delalet eder ki, bu da ihtimal dahilindedir. Noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah en doğruyu bilir.
Şu halde, Aişe'nin sözü, Cabir'in sözüne uymamaktadır. Bundan da anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber Beyt'e gitmek üzere bineğine binmeden önce Öğle namazını Mina'da kılmıştır. Cabir'in hadisine göre Hz. Peygamber, öğle namazını kılmadan bineğine binip Mina'dan hareket etmiş ve öğle namazım Mekke'de kılmıştır.
Buharî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Peygamber (s.a.v.), ziyaret tavafını geceye erteledi.»
Yani Peygamber (s.a.v.), ziyaret tavafını kurban bayramının birinci günü akşamı, geceleyin eda etmiştir.
İmam Ahmed b. Hanbel, Aişe ile İbn Ömer'den rivayet etti ki, Ra-sûlullah (s.a.v.), Beyt'i geceleyin ziyaret etmiştir.
Eğer bu ifade, Hz. Peygamber'in zevalden sonraya tavafı ertelediği şeklinde anlaşılırsa doğrudur. Ama güneşin batışından sonraya ertelediği şeklinde anlaşılması, gerçekten ihtimalden uzak birşey olup meşhur ve sahih hadislerde sabit olan ifadelere aykırıdır. Çünkü sahih olarak rivayet edilen meşhur hadislere göre Hz. Peygamber'in kurban bayramının birinci gününde Ka'be'yi gündüz tavaf etmiş ve Zemzem suyundan da içmiştir.
Ama geceleyin gidip Ka'be'yi tavaf etmiş olmasına gelince; bu, veda tavafıdır. Bazı raviler, bunu ziyaret tavafı olarak rivayet ederler. Nitekim bunu ileride de inşaallah nakledeceğiz. Yahut veda tavafından önce ve ziyaret tavafından sonra yapılan salt bir ziyaret tavandır. Yeri gelince nakledeceğimiz bir hadiste de şöyle denmektedir:
«Rasûlullah (s.a.v.), Mina gecelerinden her birinde Beyt'i ziyaret ederdi.» Bu da ihtimalden uzak bir şeydir. Doğrusunu Allah bilir.
Hafız el-Beyhakî, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), ashabına izin verdi. Onlar da Beyt'i kurban bayramının birinci gününde öğleyin ziyaret ettiler. Kendisi ise hanımları ile birlikte geceleyin ziyaret etti.»
Bu hadis de cidden garibtir. Tavus ile Urve b. Zübeyr de şöyle demişlerdir:
«Rasûlullah (s.a.v.), tavafı, kurban bayramının birinci gününde
geceye erteledi.»
Cumhurun üzerinde ittifak ettiği sahih rivayetlere göre Peygamber (s.a.v.), kurban bayramının birinci gününde Beyt'i gündüz ziyaret etmiştir. Akla en yatkın olanına göre de zevalden önce bu tavafı ifa etmiştir. Ama zevalden sonra ifa etmiş olması da muhtemeldir. Doğrusunu Allah bilir.
Kısaca demek istediğimiz şudur ki, Peygamber (s.a.v.), Mekke'ye geldiğinde binek üzerinde Beyt'i yedi kez tavaf etti. Sonra Zemzem kuyusuna geldi. Abdülmuttalib oğulları kuyudan su çekip insanlara dağıtıyorlardı. Kendisi de o kuyudan bir kova alıp içti, bir kısmım da
üzerine döktü.
Nitekim Müslim de, İbn Abbas'm, Ka'be'nin yanında oturmuş olarak şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Peygamber (s.a.v.), bineği üzerinde geldi. Bineğinin terkisinde Üsame vardı. Biz ona -içinde nebiz bulunan- bir kab verdik. İçti, artanı da Üsame'ye içirdi ve bize şöyle dedi: "İyi yapmışsınız. Güzel yapmışsınız. İşte böyle yapın."
Biz, Rasûlullah (s.a.v.)'m emrettiği şekli değiştirmek istemiyoruz.»
Bir rivayete göre Arabînin biri, İbn Abbas'a şöyle demiş:
- Bana ne olmuş ki, amcazadelerinin süt ve bal içtiklerini görüyorum, siz ise nebiz içiliyorsunuz? Bu sizin ihtiyaç içinde olmanızdan mı, yoksa cimriliğinizden midir?
Bu soru üzerine İbn Abbas, o adama yukarıdaki hadisi nakletti.
İmam Ahmed b. Hanbel, Ravh ve Hammad kanalı ile Abdullah'tan şöyle bir rivayette bulunmuştur: «Arabînin biri İbn Abbas'a şöyle demiş:
~ Muaviye ailesine ne oluyor? Su ve bal içiyor. Falan aile ise süt içiyor? Size gelince, siz nebiz içiyorsunuz. Bu sizin cimriliğinizden mi, yoksa muhtaçlığınızdan mıdır?
İbn Abbas da ona şu cevabı vermiş:
- Bizde ne cimrilik ne de muhtaçlık var. Yalnız Rasûlullah (s.a.v), yanımıza geldi. Bineğinin terkisinde Üsame b. Zeyd vardı. Bizden içecek birşeyler istedi. Biz de ona şu nebizi verdik. İçti ve: "İyi yapmışsınız, güzel yapmışsınız. İşte böyle yapın." dedi.»
Buharî, İshak b. Süleyman kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini
rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), sikaye (hacılara su dağıtma) yerine geldi. İçecek birşeyler istedi. Bunun üzerine Abbas:
- Ey Fadl! Annene git, yanındaki şıradan Rasûlullah'a getir, dedi. Rasûlullah:
- Onu bana içir, deyince o: .
- Ya Rasûlallah, onlar ellerini bunun içine koyuyorlar, dedi. Rasûlullah (s.a.v.):
- Onu bana içir, dedi ve içti.
Sonra Zemzem kuyusunun yanına geldi. Abdülmuttalib oğulları oradan su çekiyor ve insanlara dağıtmakla uğraşıyorlardı. Rasûlul-. lah, onlara şöyle dedi:
- Çalışın, siz iyi bir iş yapmaktasınız. Eğer benim de bu işi yapmış olmamdan dolayı insanlar bunun çok faziletli bir iş olacağı kanaatine vararak elinizden almaya çalışacak olmasalardı, ben de ipi şu omuzumun üzerine koyarak kuyudan su çekerdim.»
Buharî, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Peygamber (s.a.v.)'e ayakta durduğu bir esnada Zemzem suyundan verdim. O da içti.»
Asım, İkrime'ye muhalefet ederek Hz. Peygamberin o günde deve üzerinde iken Zemzem suyu içtiğini söyler.
İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), deve üzerinde Ka'be'yi tavaf etti. Yanındaki ucu eğri sopasıyla hacer-i esvedi istilam etti. Sikaye yerine geldi. Bana su içirin, dedi. Oradakiler:
- Buraya herkes dalıyor, ama biz sana Beyt'ten getirelim, dediler. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle dedi:
. - Benim ona ihtiyacım yok, insanların içtiği sudan bana içirin.» Ebu Davud, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), Mekke'ye geldi. Biz o zaman sikaye işiyle uğraşıyorduk. Kendisi bineği üzerinde Beyti tavaf etti.»
İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Peygamber (s.a.v.), Zemzem kuyusuna geldi. Ona bir kova çekip verdik. O da içti. Sonra kovanın içine tükürdü. Biz de o tükrüklü kovadaki suyu tekrar kuyuya boşalttık. Sonra Rasûlullah, bize şöyle dedi:
- Eğer benim de çekmiş olmamdan dolayı insanlar bunun çok faziletli bir iş olduğu kanaatine varıp bu işi elinizden almaya çalışacak olmasalardı, ben de kendi elimle bu kuyudan su çekerdim.»

