Hz. Peygamberin emri üzerine Ebu Bekir imamlık yaptı. Rasûlullah da ona iktida etti.
İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Zem'a b. Esved b. Muttalib b. Esed'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'m hastalığı ağırlaştığında birkaç Müslümanla birlikte ben de yanında idim. Bilal, namaz için çağrıda bulundu ve şöyle dedi:
- İnsanlara namaz kıldıracak birine emir verin.
Ben mescide gittim. Ömer'in cemaat arasında olduğunu gördüm. Ama Ebu Bekir yoktu. Ömer'e:
- Ey Ömer, kalkta insanlara namaz kıldır, dedim. Ömer, tekbir alınca Rasûlullah (s.a.v.), onun sesini duydu. Ömer, gür sesli bir kimse idi. Rasûlullah:
- Ebu Bekir nerede? Allah da, Müslümanlar da ondan başkasının namaz kıldırmasını kabul etmez, dedi.
Ebu Bekir'e haber gönderdi. Ömer namazı kıldırdıktan sonra, Ebu Bekir gelip insanlara namaz kıldırdı. Ömer bana dedi ki:
- Yazıklar olsun sana ey İbn Zem'a! Bana namaz kıldırmamı söylediğin zaman Rasûlullah'm bunu sana emretmiş olduğunu zannetmiştim. Vallahi yoksa ben namaz kıldırmazdım.
Ben de ona dedim ki:
- Vallahi bunu Rasûlullah bana emretmedi. Ama Ebu Bekir'in burada olmayışı yüzünden senin, burada bulunanlara imamlık yapmanın daha uygun olacağını düşündüm. Onun için bu namazı kıldırmanı söyledim.»
Ebu Davud, Abdullah b. Zem'a'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), imamlık yapan Ömer'in tekbir sesini duyunca başını hücresinden dışarı çıkarıp şöyle dedi:
- Hayır hayır. Ebu Bekir'den başkası insanlara namaz kıldırmasın!
Bunu öfke ile söylüyordu.»
Buharî, Ömer b. Hafs kanalı ile Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:
«Peygamber (s.a.v.), vefat hastalığı döneminde bir namaz vakti için Bilal ezan okuyunca şu emri verdi:
- Ebu Bekir'e söyleyin, insanlara namaz kıldırsın. Rasûlullah'a denildi ki:
- Ebu Bekir, yufka yürekli bir adamdır. Senin yerinde durduğu takdirde insanlara imamlık yapamaz.
Bu itiraz üzerine Rasûlullah, emrini tekrarladı. Onlar da itirazlarını tekrarladılar. O da emrini üçüncü kez tekrarladı ve şöyle dedi:
- Siz, Yusuf un kardeşleri gibisiniz. Ebu Bekir'e emir verin de insanlara namaz kıldırsın.
Ebu Bekir de çıkıp mescide gitti. Bu arada Peygamber (s.a.v.), vücudunda biraz hafiflik hissetti. İki adamın omuzlan arasında evden çıkıp mescide gitti. Hastalığının şiddetinden ayaklarım zorlukla yerde sürüyebiliyordu. Onu görünce Ebu Bekir, mihrabtan geri çekilmek istediyse de Peygamber (s.a.v.) ona; yerinde kal, diye işaret etti. Sonra Rasûlullah, Ebu Bekir'in yanına götürüldü ve yanına oturdu (Öylece namazını kıldı.).
A'meş'e denildi ki: Peygamber (s.a.v.), namaz kılıyordu. Ebu Bekir ona tabi olarak onun namazını kılıyordu. İnsanlar da Ebu Bekir'e tabi olarak namaz kılıyorlardı. Öyle değil mi?
A'meş de evet dercesine başıyla işaret etti.
Buharî, daha sonra A'meş'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah, Ebu Bekir'in sol tarafında oturdu. Ebu Bekir ise ayakta namazı kıldırdı.»
İbn Şihab, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah'm, Ebu Bekir'in imamlık yapması için verdiği emre itiraz edişim, insanların Ebu Bekir'i uğursuz saymalarından korktuğum içindi. Zira Rasûlullah'm makamına geçen bir kimseyi insanların mutlaka uğursuz sayacaklarını biliyordum. Bu yüzden Rasûlullah'in, Ebu Bekir'in imamlık yapması için verdiği emirden vazgeçmesini istedim.»
Sahih-i Müslim'de, Hz. Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), benim evime geldiğinde:
- Ebu Bekir'e söyleyin de insanlara namaz kıldırsın, dedi. Ben de dedim ki:
- Ya Rasûlallah, doğrusu Ebu Bekir, yufka yüreklidir. Kur'ân okurken gözyaşlarını tutamıyor. Keşke Ebu Bekir'den başka birinin imamlık yapmasını emretseydin?
Vallahi ben, Rasûlullah'm makamına geçecek bir kimseyi insanların uğursuz saymalarından korktuğum ve çekindiğim için böyle demiştim. İki veya üç kez bu itirazımı tekrarladım, ama Rasûlullah şöyle buyurdu:
- İnsanlara namazı Ebu Bekir kıldırsın. Siz Yusuf un kardeşlerisiniz.»
Buharî ve Müslim'in sahihlerinde, Ebu Musa'nın babasının şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), hastalandı ve:
- Ebu Bekir'e söyleyin, insanlara namaz kıldırsın, dedi. Aişe dedi ki:
- Ya Rasûlallah, doğrusu Ebu Bekir yufka yürekli bir adamdır. Ne zaman senin yerine geçerse insanlara namaz kıldıramaz.
Rasûlullah buyurdu ki:
- Ebu Bekir'e söyleyin, insanlara namaz kıldırsın. Doğrusu siz Yusuf un kardeşleri gibisiniz.
Ebu Bekir, böylece Rasûlullah'm sağlığında insanlara namaz kıldırmış oldu.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Ubeydullah b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Hz. Aişe'nin yanına gittim. Ona:
- Bana Rasûlullah'm hastalandığından bahseder misin? diye sordum. O da şöyle cevap verdi:
" - Olur. Rasûlullah (s.a.v.)'m hastalığı şiddetlenince:
- İnsanlar namaz kıldı mı? diye sordu. Biz de:
- Hayır, onlar seni bekliyorlar ya Rasûlallah, dedik. Bunun üzerine:
- Çamaşır teknesine benim için biraz su koyun, dedi. Tekneye su koyduk, o da yıkandı. Sonra kalkmaya çalıştı, fakat bayıldı. Ayıldı-ğmda:
- İnsanlar namaz kıldı mı? diye sordu. Biz de:
- Hayır, onlar seni bekliyorlar ya Rasûlallah, dedik. Bunun üzerine o:
- Tekneye benim için biraz su koyun, dedi.
Biz de tekneye su koyduk, yıkandı. Sonra kalkmaya çalışınca tekrar bayıldı. Bilahare ayılınca:
- İnsanlar namız kıldı mı? diye sordu. Biz de:
- Hayır, onlar seni bekliyorlar ya Rasûlallah, dedik. Tekrar:
- Çamaşır teknesine benim için biraz su koyun, dedi.
Biz de tekneye su koyduk. Yıkandı, kalkmaya çalışınca yine bayıldı. Bilahare ayılınca:
- İnsanlar namaz kıldı mı? diye sordu. Biz de:
- Hayır, onlar seni bekliyorlar ya Rasûlallah, dedik.
İnsanlar yatsı namazını kılmak için mescidde, Rasûlullah'ı bekliyorlardı. Rasûlullah, Ebu Bekir'e, insanlara namaz kıldırması için haber gönderdi. Ebu Bekir yufka yürekli bir adamdı. Ömer'e:
- Ey Ömer, sen insanlara namaz kıldır, dedi. Ömer ise:
- Sen buna daha layıksın, dedi. O günlerde Ebu Bekir insanlara namaz kıldırdı.
Sonra Rasûlullah (s.a.v.), vücudunda biraz hafiflik hissetti. İki kişinin arasında -bunlardan birisi Abbas idi- öğle namazını kılmak için evden çıktı. Ebu Bekir, onu görünce mihrabtan geri çekilmek istedi. Ama Rasûlullah geri çekilmemesi için ona işaret etti. Kendisini mescide götüren iki adama, Ebu Bekir'in yanma götürüp oturtmalarını söyledi. Ebu Bekir ayakta namaz kılarken, Rasûlullah da onun yanında oturarak kıldı.
Ubeydullah dedi ki:
İbn Abbas'm yanma gidip şöyle dedim:
- Rasûlullah'ın hastalığı hakkında Aişe'nin bana söylediği birşeyi sana anlatayım mı?
- Haydi, anlat bakalım.
Ben de Aişe'nin bana bu hususta söylediklerini kendisine anlattım. O, benim anlattığım şeylerden hiçbirini inkar etmedi. Yalnız şunu söyledi:
- Hz. Aişe, Rasûlullah'ın Abbas'la birlikte omuzuna dayanıp evden çıktığı diğer adamın adını sana verdi mi?
- Hayır.
- O adam Ali idi.»
Bir rivayette şöyle denmektedir:
«Ebu Bekir ayakta durup Rasûlullah'a tabi olarak namaz kıldı, insanlarsa Ebu Bekir'e tabi olarak namaz kıldılar. Fakat Rasûlullah, oturarak namaz kılıyordu.»
Beyhakî dedi ki: Bu rivayetten anlaşılıyor ki, Rasûlullah (s.a.v.), o namazda imamlık etmiş, Ebu Bekir de ona iktida etmiştir.
İmam Ahmed b. Hanbel de, İbn Abbas'm bu hususta şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Peygamber (s.a.v.), hastalandığı zaman, insanlara namaz kıldırması için Ebu Bekir'e emir verdi. Sonra vücudunda biraz hafiflik hissetti. Mescide gitti. Onun mescide gelişini hisseden Ebu Bekir, mihraptan geri çekilmek istedi, ama Peygamber (s.a.v.) yerinde durmasını ona işaret etti. Gidip Ebu Bekir'in sol yanma oturdu. Ebu Bekir'in okumakta olduğu ayetin peşi sıra gelen ayetten okumaya başladı.»
Bir defasında da Vekî şöyle demiştir:
«Ebu Bekir, Peygamber (s.a.v.)'e tabi olup namaz kılıyordu. İnsanlarsa Ebu Bekir'e tabi olup namaz kılıyorlardı.»
Ahmed b. Hanbel, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Vefat hastalığında Peygamber (s.a.v.), Ebu Bekir'in arkasında oturarak namaz kıldı.»
Beyhakî, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'m cemaatla kıldığı son namaz, Ebu Bekir'in arkasında bir kumaş parçasına bürünerek kıldığı namazdı.»
Beyhakî, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), Ebu Bekir'in arkasında, bir kumaş parçasına bürünerek namaz kıldı. Ayağa kalkmak istediği zaman:
- Bana Üsame b. Zeyd'i çağır, dedi. Usame geldi. Rasûlullah, sırtını onun göğsüne dayadı. Kıldığı en son namaz bu namaz oldu.»
Beyhakî dedi ki: Bu rivayetten açıkça anlaşılıyor ki; Peygamber (s.a.v.)'in kıldığı bu namaz, vefat ettiği pazartesi gününün sabah namazı idi. Çünkü en son bu namazı kılmıştı. Zira onun pazartesi günü kuşluk vakti vefat etmiş olduğuna dair bilgiler gerçektir.
Beyhakî, bu sözleri Musa b. Ukbe'nin, "Megazi" adlı eserine dayanarak söylemiştir. Çünkü Musa b. Ukbe böyle demiştir. Ebu Esved de Urve'den böyle bir rivayette bulunmuştur. Ancak bu zayıftır. Ancak bu namaz, Peygamber (s.a.v.)'in cemaatle kılmış olduğu son namazdır. Nitekim diğer rivayette bu doğrultuda bir kayıt vardır. Hadis aynıdır. Şu halde kayıtsız rivayeti, kayıtlı rivayete hamletmek gerekir. Sonra Peygamber (s.a.v.)'in vefat ettiği pazartesi günü sabah namazını cemaatla kılmış olması doğru değildir. O namazı kendi evinde kılmıştır. Çünkü o zaman vücudu çok güçsüz hale gelmişti. Buharî'nin sahihindeki rivayeti de buna delalet etmektedir. Buharı, Peygamber (s.a.v.)'in hizmetinde, sohbetinde bulunan ve yanından hiç ayrılmayan Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Peygamber (s.a.v.)'in vefat hastalığı döneminde insanlara Ebu Bekir namaz kıldırıyordu. Pazartesi günü olunca insanlar namaz için safa durmuşlardı. Peygamber (s.a.v.), hücresinin perdesini aralayıp ayakta durarak bize baktı. Yüzü sanki mushafin yaprağı gibi (bembeyaz) idi. Gülümsemeye başladı. Onu görünce neredeyse aklımız başımızdan gidecekti. Ebu Bekir, mihrabtan dönüp safa geçmek istedi. Peygamber (s.a.v.)'üı gelip namaz kıldıracağını sandı. Ancak Rasûlullah (s.a.v.), namazını tamamlamamız için bize işaret verdi. Perdeyi yine sarkıttı. İşte o gün vefat etti.»
Buharî, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Peygamber (s.a.v.), üç gün evden çıkmadı. Namaz kılındı. Ebu Bekir imamlık için mihraba geçti. Peygamber (s.a.v.), perdeyi araladı. Mübarek yüzü görününce onun yüzü kadar hayret verici bir manzara görmedik. Yüzü çok hoşumuza gitti. Ancak Ebu Bekir'in mihraba geçmesi için işaret etti. Kendisi de perdeyi tekrar sarkıttı. Vefat edinceye kadar artık yanma gidilemedi.»
Bu da gösteriyor M, Peygamber (s.a.v.), pazartesi günü sabah namazını cemaatle kılamamıştır. Zaten evden çıkamıyordu. Üç gün süre ile evde kalmıştı. Şu halde cemaatla kıldığı en son namaz, öğle namazı idi. Nitekim Aişe'nin daha önce geçen hadisinde de bu husus açıkça bildirilmiştir. Cemaatle kıldığı en son Öğle namazı da perşembe gününün öğle namazı idi. Cumartesi ya da pazar gününün öğle namazı değildi. Ama Beyhakî, Musa b. Ukbe'nin "Megazi"sinden naklen böyle bir rivayette bulunmuştur ki, o zayıftır. Hatta cemaatla kıldığı en son öğle namazından sonra insanlara birazda hitabda bulunmuştur. Ondan sonra artık cemaata çıkamamış; cuma, cumartesi ve pazar günü tam üç gün süre ile evde kalmıştı. Zührî'nin Ebu Bekir b. Ebi Seb-re'den rivayet ettiğine göre bu süre içinde Ebu Bekir (r.a.), cemaata onyedi vakit namaz kıldırmıştır. Başkaları ise yirmi vakit namaz kıldırdığını söylemişlerdir. Doğrusunu Allah bilir.
Daha sonra pazartesi günü sabahleyin Rasûlullah'ın mübarek yüzü cemaata göründü. Onlara bakışlarıyla veda etti. Bu manzarayı görünce akılları başlarından gidecek gibi oldu. Bu, onun onlarla en son görüşmesi oldu. Onların lisan-ı halleri, şairin şu sözlerini terennüm ediyordu:
«Bir anlık ayrılığı ben ölüm gibi görüyorum. Randevusu mahşer olan ayrılığa sen ne dersin?»
Kısaca demek istediğimiz şudur ki; Rasûlullah (s.a.v.), İslâm'ın amelî rükünlerinin en büyüğü olan namazı kıldırması için Ebu Bekir es-Sıddık'ı öne geçirmişti. Onu imam tayin etmişti. Ebu Hasan elEşârî demiş ki: «Ebu Bekir'i öne geçirmesi, İslâm dininin zaruri olarak bilinen hükümlerindendir. Onu imam olarak öne geçirmesi, sahabelerin en âlimi ve Kur'ân'ı en iyi okuyanı olduğunu isbatlar. Zira âlimler arasında sıhhati üzerinde ittifak edilen bir haberde temas edildiği gibi Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:
«Allah'ın kitabını en iyi okuyan kimse cemaata imamlık eder. Eğer cemaattakiler kitabı iyi okuma hususunda aynı seviyede iseler, sünneti en iyi bilenleri imamlık eder. Sünneti bilme hususunda eşit seviyede iseler, yaşça en büyükleri imamlık eder. Yaş bakımından da aynı seviyede iseler önce Müslüman olmuş olanları imamlık eder.»
Ben derim ki; Bu, merhum Eşârî'nin altın suyu ile yazılması gereken sözlerindendir. Şunu da belirtelim ki, bu özelliklerin tamamı Ebu Bekir es-Sıddık (r.a.)'da mevcudidi. Allah onu hoşnud kılsın.
Önceki sayfalarda geçen sahih rivayetlerde de belirtildiği gibi, bazı namazlarda Rasûlullah'm, Ebu Bekir'in arkasında namaz kılmış olması, Ebu Bekir'in ona tabi olduğunu ifade eden sahih rivayete ters
düşmemektedir. Çünkü bu, başka bir namazda vuku bulmuş olabilir. Nitekim, Şafiî ve diğer imamlar da bunu kesin ifadelerle belirtmişlerdir. Allah onlara rahmet etsin.

