El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Peygamber (s.a.v.)'in Namazı

Daha önce de geçen ve Beyhakî tarafından İbn Mesud'dan rivayet edilen bir hadiste anlatıldığına göre Peygamber (s.a.v.), vefat ettiği zaman kendisini ehl-i beytinden erkeklerin yıkamasını vasiyet etmiş ve şöyle demiştir: …

Daha önce de geçen ve Beyhakî tarafından İbn Mesud'dan rivayet edilen bir hadiste anlatıldığına göre Peygamber (s.a.v.), vefat ettiği zaman kendisini ehl-i beytinden erkeklerin yıkamasını vasiyet etmiş ve şöyle demiştir: «Beni şu elbiselerimle veya Yemen imalatından olan kumaşlarla, yahud Mısır'ın beyaz kumaşlarıyla kefenleyin.»

Yine bu vasiyetinde Peygamber (s.a.v.), kendisini kefenledikleri zaman mezarının kenarına bırakmalarını, sonra yanından çıkıp gitmelerini, melekler gelip üzerine namaz kıldıktan sonra ehl-i beytinden erkeklerin yanma gelip üzerine namaz kılmalarını, sonrada insanların birer birer gelip namaz kılmalarını söylemiştir.

Bu hadisin sıhhatinde şüphe vardır. Nitekim bunu daha önce de belirtmiştik. Doğrusunu Allah bilir. Muhammed b. İshak, Hüseyin b. Abdullah b. Ubeydullah b. Ab-bas kanalı ile İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), vefat ettiğinde yanma erkekler gidip imanısız olarak namaz kıldılar. Grup grup gidip bu görevlerini ifa ettiler. Nihayet tamamladılar. Sonra kadınlar gidip üzerine namaz kıldılar. Sonra çocuklar gidip üzerine namaz kıldılar. Sonra sırasıyla akın akın köleler gidip üzerine namaz kıldılar. Rasûlullah üzerine namaz kılarlarken onlara hiç kimse imamlık etmedi. Herkes kendi başına kıldı.»

Vakidî, Sehl b. Sa'd'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), kefene konulduktan sonra kanepesinin üzerine bırakıldı. Sonra götürülüp mezarının kenarına konuldu. Sonra insanlar akın akın yanma gidip namaz kıldılar. Namazı kılarlarken onlara hiç kimse imamlık etmedi.»

Vakidî, Musa b. Muhammed b. İbrahim'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Babamın bir el yazısına rastladım. Şunları yazmıştı: Rasûlullah (s.a.v.), kefenlendikten sonra kanepesinin üzerine konuldu. Ebu Bekir, Ömer ve beraberlerinde Muhacirlerle Ensâr'dan eve sığacak kadar bir grup içeri girdiler. Ebu Bekir'le Ömer şöyle dediler:

- Ey peygamber, Allah'ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun.

Ebu Bekir'le Ömer gibi Muhacirler ve Ensâr da ona selam verdiler. Sonra saf halinde dizildiler. Ama onlara hiç kimse imamlık etmedi. Böylece namazlarını kıldılar.

Ebu Bekir ile Ömer birinci safta, Rasûlullah'm hizasında durmuşlardı. Şöyle dediler:

- Allah'ım, biz senin Rasûlünün kendisine nazil olan emirleri tebliğ ettiğine tanıklık ediyoruz. Ümmetine nasihat verdi. Allah yolunda cihad etti. Nihayet Allah, dinini güçlendirdi, kelimesi tamamlandı. Böylecetek ve ortaksız Allah'a iman edildi. Ey Rabbimiz, bizi peygamberine nazil olan kavle tabi olanlardan kıl. Bizimle onun arasında öyle bir işaret koy ki onu bizimle, bizi de onunla tanıyasın. Doğrusu o, mü'minlere karşı şefkatli ve merhametli idi. Ona olan imanımıza karşı bir bedel istemiyoruz ve ebediyete kadar da bu imanımızı değersiz şeylerle satacak değiliz.

Ebu Bekir ile Ömer'in bu dualarının sonunda insanlar âmin, âmin diyorlardı. Bir kısmı dışarı çıkıyor, başkaları içeri giriyorlardı. Nihayet böylelikle erkekler, sonra kadınlar, sonra çocuklar cenaze namazını kıldılar.

Denildi ki: Müslümanlar, Rasûlullah'ın üzerine pazartesi günü zevalden sonra başlayıp salı günü aynı vakte kadar cenaze namazı kılmaya devam ettiler. Yine üç gün süre ile Rasûlullah'm üzerine cenaze namazı kılmış olduklarını söyleyenler de olmuştur. Nitekim bununla ilgili, açıklama yakında gelecektir. Doğrusunu Allah bilir.

Müslümanların, Rasûlullah (s.a.v.)'m üzerine imamsız olarak birer birer cenaze namazı kılmış oldukları hususunda ihtilaf yoktur. İc-ma vardır. Bunun gerekçesi hususunda ise farklı görüşler beyan edilmiştir. Eğer İbn Mesud'dan nakletmiş olduğumuz hadis sahih ise, o hadis bu hususta bir nass olur ve bu, manasını anlamakta güçlük çekilen, fakat taabbüd kabilinden olan bir meseledir. Herhangi bir kimse çıkıp şöyle bir gerekçe ileri süremez: «Müslümanlar, Rasûlullah'm üzerine cenaze namazını kendi başlarına ferdi olarak kıldılar. Çünkü imamları yoktu.» Böyle bir iddiada bulunamaz. Çünkü daha önce de açıkladığımız gibi Müslümanlar, Ebu Bekir (r.a.)'e bey'atı tamamladıktan sonra Rasûlullah (s.a.v.)'m teçhizine başladılar. Bazı âlimler demişler ki: Rasûlullah'm üzerine cenaze namazını kılan Müslümanlara sadece bir tek şahıs imamlık yapmadı, herkes namazını kendi başına kıldı.

Peşpeşe, birer birer gelen Müslümanların, Rasûlullah üzerine kıldıkları cenaze namazı tekerrür etti. Erkek, kadın, çocuk, köle, cariye, bütün ashab teker teker kılarak mükerreren onun üzerine cenaze namazını kılmış olsunlar diye böyle bir yol takip edilmiştir. Süheylî'ye gelince, o, özetle şöyle der: Cenâb-ı Allah, kendisinin ve meleklerin, Rasûlullah üzerine namaz kıldıklarını haber vermiştir. Mü'minlerden de her birinin kendi başına Rasûlullah üzerine namaz kılmalarını emretmiştir. Rasûlullah'm vefatından sonra üzerine kılınacak namaz bu kabildendir. Ayrıca melekler de bu hususta bizim için uyulacak önderlerdir. Doğrusunu Allah bilir. Şafiî ashabından müteahhirin bazı kimseler, sahabelerden başkalarının Peygamber Efendimizin mezarı üzerine namaz kılmalarının meşru olup olmadığı hususunda ihtilaf etmişlerdir.

Bunun normal olabileceği söylenmiştir. Zira böyle diyenlere göre Peygamber (s.a.v)'in mübarek cesedi mezarında taptaze durmaktadır. Çünkü Cenâb-ı Allah, peygamberlerin cesedlerini yemesini yere haram kılmıştır. Nitekim sünenlerde ve diğer hadis kitablarmda bu konuda hadisler varid olmuştur. Buna göre Rasûlullah (s.a.v.), mezarında sanki bugün ölmüş gibidir. Başkaları ise, Rasûlullah'm mezarı üzerine kendisinden sonraki sahabelerden başkalarının namaz kılmalarının uygun olmayacağını söylemişlerdir. Zira sahabelerden sonra gelen zevat böyle yapmamıştır. Eğer meşru birşey olsaydı, önce onlar yaparlar ve bunu devam ettirirlerdi. Doğrusunu Allah bilir.