El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Peygamber (s.a.v.)'in Safa Ve Merve Arasındaki Sa'yı

Müslim'in Sahih'inde, Cabir'den rivayet ettiği ve daha önceki sayfalarda geçen hadisinde belirttiği gibi Peygamber (s.a.v.), Ka'be'yi yedi kez tavaf etmiş, Makam-ı İbrahim'de iki rekat namaz kılmıştır, dedikten sonra …

Müslim'in Sahih'inde, Cabir'den rivayet ettiği ve daha önceki sayfalarda geçen hadisinde belirttiği gibi Peygamber (s.a.v.), Ka'be'yi yedi kez tavaf etmiş, Makam-ı İbrahim'de iki rekat namaz kılmıştır, dedikten sonra şöyle der:

«Sonra Hz. Peygamber, hacer-i esvede giderek istilam etti, sonra kapıdan girip Safa'ya yöneldi. Safa'ya yaklaştığında: "Doğrusu Safa ile Merve Allah'ın nişanlanndandır." ayetini okudu. Ayetteki sıraya göre Safa'dan başlayarak sa'y etti. Önce Safa tepesine, Ka'be'yi görebilecek kadar çıktı. Kıbleye yönelerek tekbir getirdi. Allah'ı birledi ve şöyle dedi:

"Allah'tan başka ilah yoktur. O, ortaksızdır. Övgü ve hükümranlık O'nundur. O, herşeye güç yetirendir. Allah'tan başka ilâh yoktur. Vadini gerçekleştirdi. Kuluna yardım etti. Düşman grupları tek başına yenilgiye uğrattı."

Bu arada yine dua etti. Ve bu duayı üç kez tekrarladı. Sonra Safa'dan indi. Ayakları vadiye tamamen basıp düzlüğe vardığında remel yaptı (koşarak sa'y etti). Merve tepesinin yokuşuna gelince yürümeye başladı; Merve'ye ulaştı. Tepesine çıkmaya başladı. Ka'be'yi görecek yere kadar çıktıktan sonra, Safa tepesinde yaptığı duanın aynısını yaptı.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Ömer b. Harun el-Belhî kanalı ile Ya'lâ b.Ümeyye'nin oğullarından birinden nakilde bulunarak Ya'lâ'nm şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.)'i Safa ile Merve arasında Mercan dokuması bir ihrama bürünerek iztiba' yapmış halde gördüm."

İmam Ahmed b. Hanbel, Yunus kanalı ile Habibe binti Ebi Tec-rat'm şöyle dediğim rivayet eder:

"Kureyşli birkaç kadınla birlikte Husayn'ın evine girdim. Peygamber (s.a.v.) de Safa ile Merve arasında sa'y yapıyordu. Sa'y esnasında hızla yürüdüğü için izan ona iyice sarılmıştı. Ashabına şöyle diyordu:

"Sa'y yapın. Doğrusu Allah, sa'y yapmayı size vacib kılmıştır."

İmam Ahmed b. Hanbel, Habibe binti Ebi Tecrat'm şöyle dediğini

rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.)'i Safa ile Merve arasında sa'y yaparken gördüm. Kendisi arkada, insanlar da onun önündeydiler. Sa'y yapıyordu. Hızla yürüdüğünden dolayı izarımn dizlerine sarıldığını gördüm.

Şöyle diyordu:

"Sa'y yapın. Doğrusu Allah sa'y yapmayı size vacib kılmıştır." İmam Ahmed b. Hanbel, Safiye binti Şeybe'den rivayette bulunarak bir kadının kendisine şöyle dediğini nakletmiştir:

"Safa ile Merve arasında sa'y ederken Peygamber (s.a.v.)'in şöyle

dediğini işittim:

"Sa'y etmek size vacib kılındı. Öyleyse sa'y edin."

Bu rivayette ismi belirtilmeyen kadın, önceki iki senedde ismi açıkça ifade edilen Habibe binti Ebi Tecrat'tır.

Şeybe b. Osman'ın ümmü veledinden rivayet olunduğuna göre ö, Peygamber (s.a.v.)'in Safa ile Merve arasında sa'y yapıp şöyle dediğini görmüştür:

"Bu vadi, ancak koşarak kat edilebilir."

Bu hadisi, Neseî rivayet eder. Burada sözü edilen sa'y'dan kasıt, hervele yapmak ve koşmak değil, Safa'dan Merve'ye ve Merve'den Safa'ya gitmektir. Yoksa Cenâb-ı Allah, bu iki tepe arasında koşmayı ve herveleyi bize vacib kılmış değildir. Aksine bir insan, bu iki tepe arasında normal yürüyüşle yedi tur atarak sa'y yaparsa vecibesini ifa etmiş olur. Bu iki tepe arasındaki vadide remel yapmazsa, ulemadan bir cemaate göre vecibesini ifa etmiş olur ki, bu ulema arasında ihtilaf yoktur. Bunu Tirmizî, ilim ehlinden nakletmiş ve sonra şöyle demiştir: Yusuf b. İsa, Kesir b. Cehma'nın şöyle dediğini rivayet etti: "İbn Ö-mer'i, Safa ve Merve arasında yürüyerek, sa'y ederken gördüm. Ona: "Safa ve Merve arasmda yürüyerek mi sa'y ediyorsun?" diye sordum. Bana şu cevabı verdi: "Eğer sa'y ediyorsam, Rasûlullah (s.a.v.)'ı sa'y ederken gördüğüm için sa'y ediyorum. Eğer yürüyorsam, Rasûlullah (s.a.v.)'ı yürürken gördüğüm için yürüyorum. Zaten ben yaşlı bir ada-

mım.

Said b. Cübeyr de İbn Abbas'tan buna benzer bir rivayette bulunmuştur. Ebu Davud, Neseî ve İbn Mace, bunu İbn Ömer'den rivayet etmişlerdir. İbn Ömer, bu sebepten dolayı böyle konuşmuştur, ibn Ömer'in, Peygamber (s.a.v.)'in iki durumunu görmüş olması, iki ihtimali gündeme getirmektedir:

1- Hz. Peygamberi tamamen remele (koşmaya) karışmayan bir yürüyüşle sa'y ederken görmüş olabilir.

2- Hz. Peygamberi Safa ve Merve arasındaki yolun bir kısmında koşarken, bir kısmında da yürürken görmüş olabilir.

Cabir'in rivayetinde de anlatıldığı gibi Peygamber (s.a.v.), Safa tepesinden inip vadinin ortalarına geldiğinde remel yapmış (koşmuş), yokuşa dayandığında da yürümeye başlamış ve Merve'ye varıncaya kadar yürümüştür. Bütün âlimlerin müstehab olarak kabul ettikleri görüş budur. Cabir'in hadisinde de geçtiği gibi Safa ve Merve arasında sa'y yapan kişinin her şavtta vadinin ortasında da remel yapması müstehabtır. Remel yapılacak bu orta yeri, yeşil direkler arası olarak belirlemişlerdir. Bu direklerden Safa tepesi tarafında bulunanı tektir ve mescid tarafindadır. Merve tepesi tarafında olan direkler ise, iki tane bir arada olup bunlar da mescid tarafmdadırlar.

Bazı âlimler dediler ki; Bugün bu direkler arasındaki mesafe, vadinin orta yerinden biraz daha geniştir. Yani Rasûlullah (s.a.v.)'m remel yaptığı kısmı biraz daha genişletmişlerdir. Doğrusunu Allah bilir.

Muhammed b. Hazım'm, Veda haccına dair derlemiş olduğu kitabında şu sözüne rastlamaktayız:

«Sonra Rasûlullah (s.a.v.), Safa tepesine çıktı ve şu ayeti okudu:

"Doğrusu Safa ile Merve, Allah'ın nişanelerindendir."

Rasûlullah (s.a.v.), bu ayeti okuduktan sonra Allah'ın ayette ilk olarak Safa tepesinden söz etmiş olması dolayısıyla kendisi de sa'ya Safa tepesinden başladı. Bu iki tepe arasında deve üzerinde yedi şavt sa'y yaptı. Bu şavtların üçünü koşarak, dördünü de yürüyerek yaptı.»

Ancak Muhammed b. Hazm'm bu görüşüne hiç kimse itibar etmemiş ve kendisinden önce herhangi bir kimse böyle dememiştir. Yani Hz. Peygamber, bu sa'y'in ilk üç şavtını koşarak, kalan dört şavtını da yürüyerek yapmış değildir.

Muhammed b. Hazm, bu büyük hatasını sağlam bir delile de dayandırmamış tır. Hatta istidlal noktasına vardığı zaman da şöyle demiştir: "Safa ve Merve arasında kaç şavtm remel ile yapılması gerektiğine dair bir nas bulmuş değiliz. Bu hususta bir ittifak vardır."

Eğer Muhammed b. Hazm, sa'yın ilk üç şavtında remel yapılmasını kasdetmiş ise bu doğru değildir. Bunu söyleyen her hangi bir âlim yoktur. Eğer ilk üç şavtta remel yapılmasını kasdetmiş ve bu hususta bir delil bulmuş değil ise şunu söylemeliyim ki âlimler, sa'yın bütün şavtlannda remel yapılmasını müstehab kabul etmişlerdir. İbn Hazm'm ilk üç şavtta remel yapılmasını müstehab sayması, âlimlerin bu konuda anlattıkları kavillere muhaliftir. Doğrusunu Allah bilir.

İbn Hazm, Hz. Peygamberin Safa ve Merve arasında binek üzerinde sa'y yaptığını söylüyor. Oysa daha önceki sayfalarda geçen bir rivayette İbn Ömer, Peygamber (s.a.v.)'in iki tepe arasındaki vadide koşarak sa'y yaptığım ifade etmişti.

Tirmizî de İbn Ömer'den şöyle bir rivayette bulunmuştur: "Eğer ben koşarak sa'y yapıyorsam Rasûlullah (s.a.v.)'m koşarak sa'y yaptığını gördüğüm için yapıyorum. Eğer yürüyerek sa'y yapıyorsam, Rasûlullah (s.a.v.)'m yürüyerek sa'y yaptığım gördüğüm için yapıyorum."

Cabir de şöyle demişti: "Peygamber (s.a.v.), Safa tepesinden inip de vadinin ortalarına geldiğinde remel yapmış (koşmuş), yokuşa dayandığında da yürümeye başlamış ve Merve'ye varıncaya kadar yürümüştü."

Habibe binti Ebi Tecrat da şöyle demişti: "Rasûlullah (s.a.v.), Safa ile Merve arasında sa'y yapıyordu. Sa'y esnasında hızla koştuğu için izan ona iyice sanlmıştı."

Sahih-i Müslim'de Cabir'in şöyle dediği rivayet edilmişti: "Peygamber (s.a.v.), Beyt'i görecek kadar Safa tepesine tırmanmıştı. Aynı şekilde yine Beyt'i görecek kadar Merve tepesine de tırmanmıştı." Muhammed b. İshak'm Cabir'den yaptığı rivayete göre Rasûlullah (s.a.v.), Mescid-i Haram'a gelirken kapıda devesini çöktürüp yaya olarak içeri girmiş, Beyt'i tavaf etmişti. Ancak Cabir, onun Beyt'i tavaf ettikten sonra Safa tepesine çıkarken devesine bindiğim ifade etmemiştir. Bu da gösteriyor ki, Rasûlullah (s.a.v.), Safa ve Merve tepeleri arasında yürüyerek sa'y yapmıştır.

Ama Müslim, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), Veda haccında Ka'be'yi bineği üzerinde tavaf etti. Safa ve Merve arasında deve üzerinde sa'y yaptı ki insanlar onu görsünler, o da onlara üstten bakabilsin, onlann tamamını görebilsin. Onlar da kendisine sorular sorsunlar. Çünkü insanlar, onun etrafinı kuşatmışlardı. Peygamber (s.a.v.) ve ahşabı, Safa ile Merve arasında tek sa'y yaptılar."

Ebu Davud, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Veda haccında Rasûlullah (s.a.v.), Ka'be'yi binek üzerinde tavaf etti. Safa ile Merve arasında da binek üzerinde sa'y yaptı."

Bu rivayet, İbn Cüreyc'in hadisinden hıfz edilmiştir ki, gerçekten müşkil bir rivayettir. Çünkü Cabir'den gelen diğer rivayetlerle başka-lanndan gelen rivayetler, Peygamber (s.a.v.)'in Safa ile Merve arasında yürüyerek sa'y yaptığına delalet etmektedirler. Cabir'in rivayetine Ebu Zübeyr "Safa ile Merve" kelimelerini kendiliğinden eklemiş olabilir. Doğrusunu Allah bilir. Bu durumda Hz. Peygamber, Ka'be'yi binek üzerinde tavaf etmiş, ama Safa ile Merve arasında yürüyerek sa'y etmiş olur diye bir durumla karşılaşmış olacağız veya Rasûlullah (s.a.v.), Safa ve Merve arasındaki şavtlann bazısını yaya olarak, bazısını da kalabalıkların kendisini sıkıştırması yüzünden binek üzerine oturarak tamamlamıştır ki, İbn Abbas'm yakında gelecek olan rivaye-

de buna delalet etmektedir. İbn Hazm, şu hususu kabul etmektedir kî, Hz. Peygamberin Beyt'i ilk tavafı yaya olarak idi. Bineğine daha sonra binerek tavan tamamlamıştı. Yine İbn Hazm şöyle bir iddiada bulunmuştur: Peygamber (s.a.v.), Safa ve Merve arasında binek üzerinde sa'y yapmıştı. Çünkü o, bu iki tepe arasında tek sa'y yapmıştı.

Sonra İbn Hazm, Cabir'in, "Peygamberin ayakları vadinin ortasına değdiğinde remel yaparak (koşarak) sa'y yaptı." sözünü şöyle tevil etmiştir: Hz. Peygamber, her ne kadar binek üzerinde idiyse de bu söz yine de doğrudur. Çünkü devesi vadinin ortasına geldiğinde Hz. Peygamberin vücudunun diğer taraflarıyla birlikte ayakları da vadinin orta yerinden âdeta koşarcasına geçip gitmişti. İşte devesi koşarak gittiği için Peygamber Efendimiz de koşarak (remel yaparak) sa'-yı tamamlamış gibi oldu.

Bu, gerçekten akla uymayan bir tevildir. Doğrusunu Allah bilir.

Ebu Davud, Ebu Tufeyl'in şöyle dediğini rivayet eder:

"İbn Abbas'a şöyle dedim:

- Kavmin, Rasûlullah (s.a.v.)'m Beyt'i remel yaparak tavaf ettiğini ve bunun, onun sünnetlerinden olduğunu iddia ediyor.

- Hem doğru, hem de yalan söylemişler.

- Doğru söyledikleri nedir, yalan söyledikleri nedir?

- Doğru söyledikleri şudur ki, Rasûlullah (s.a.v.) Beyt'i remel yaparak tavaf etmiştir. Yalan söyledikleri de şudur ki, remel yaparak Beyt'i tavaf etmek sünnet değildir. Çünkü Hudeybiye zamanında Ku-reyşliler: "Muhammed'i ve ashabını bırakın ki, devenin burnundaki kurtçuklar gibi ölsünler." demişlerdi. Sonra ertesi sene Müslümanların gelip haccetmeleri ve Mekke'de üç gün müddetle ikamet etmeleri şartında anlaşıp musalaha yapmaları üzerine Rasûlullah (s.a.v.), ertesi sene Mekke'ye geldi. Müşrikler, Kuaykian dağı tarafında duruyorlar, Müslümanları seyrediyorlardı. Rasûlullah (s.a.v.) da ashabına: "Beyt'i üç kez remel yaparak tavaf edin." dedi, ama bu sünnet değildi."

Ebu Tufeyl sözüne devamla şöyle diyor: "Ben, İbn Abbas'a şöyle dedim:

- Kavmin, Rasûlullah (s.a.v.)in deve üzerinde Safa ile Merve arasında sa'y yaptığını ve bunun sünnet olduğunu iddia ediyor.

- Hem doğru, hem de yalan söylemişler.

- Doğru söyledikleri nedir, yalan söyledikleri nedir?

- Doğru söyledikleri şudur ki, Rasûlullah (s.a.v.), Safa ve Merve arasında deve üzerinde sa'y yaptı. Yalan söyledikleri de şudur ki, bu sünnet değildir. Çünkü insanlar, Rasûlullah (s.a.v.)'m etrafım sarıyor, ondan geri çekilmiyor ve onu rahat bırakmıyorlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (s-.a.v.), onların sözlerini dinlemek ve onlarda onun yerini görsünler, fakat elleri ona ulaşmasın, onu rahatsız etmesinler diye deve üzerine binip sa'y yaptı."

Müslim, Ebu Tufeyl'in şöyle dediğini rivayet eder: "İbn Abbas, Beyt'i tavaf etmenin faziletini Önceki rivayetlerde olduğu gibi anlattı. Sonra ben kendisine şöyle dedim:

- Ey İbn Abbas! Safa ve Merve arasında binek üzerinde sa'y yapma hakkında bana bilgi ver. Böyle yapmak sünnet midir? Çünkü senin kavmin binek üzerinde sa'y yapmanın sünnet olduğunu iddia ediyor.

- Doğru da söylemişler, yalan da söylemişler.

- Doğru da söylemişler, yalan da söylemişler ne demek oluyor?

- İnsanlar, Rasûlullah (s.a.v.)'m etrafında kalabalık oluşturarak şöyle diyorlardı: "İşte bu Muhammed'tir. İşte bu Muhammed'tir." Öy-leki, kadınlar bile evlerinden çıkıp seyre başladılar. İnsanlar, Rasûlullah (s.a.v.)'m önünden çekilmiyor ve sa'yine imkan vermiyorlardı. Kalabalık fazlalaşmca o da bineğine binerek sayım devam ettirdi. Yürüyerek sa'y etmek elbette ki daha faziletlidir."

Müslim'in lafzı budur. Bu lafızdan da anlaşılıyor ki, Rasûlullah (s.a.v.), etrafında büyük bir kalabalık teşekkül edince bineğine binerek sa'y yapmaya devam etmiştir. Böylelikle bu konudaki rivayetler arasında uyum sağlanmış oluyor. Doğrusunu Allah bilir.

Şimdi Müslim'in sahihindeki rivayete gelelim: Muhammed b. Ra-n, Ebu Tufeyl'in şöyle dediğini rivayet eder:

"îbn Abbas'a dedim ki:

- De bakalım hele. Bana ne diyeceksin? Ben Rasûlullah (s.a.v.)i

gördüm.

- Nasıl gördüğünü bana anlat bakalım.

- Onu Merve tepesi yanında bir deve üzerinde gördüm. İnsanlar etrafında büyük bir kalabalık oluşturmuşlardı.

- Evet, o Rasûlullah (s.a.v.) idi. İnsanlar onun önünden uzaklaştı-rılmıyor ve bu hususta zorlanmıyorlardı."

Bu rivayette, Hz. Peygamberin Safa ve Merve arasında binek üzerinde sa'y yaptığını isbatlayan her hangi bir delil mevcud değildir. Çünkü bu husus, Veda haccıyla veya başka bir hac ile kayıtlandırılmış değildir. Bunun Veda haccmda vuku bulduğunu takdir etsek bile Hz. Peygamber, say'ini tamamlayıp Merve tepesi üzerinde oturduktan ve insanlara hitapta bulunduktan, onların kurbanlıklarını sev-ketmemiş olanlarına haca feshedip umreye dönüştürmelerini emretmesinden sonra bir bineğe binmiş olabilir. Zaten onun bu emri vermesinden sonra kurbanlığını sevketmemiş olanların tamamı ihramdan çıktılar. Nitekim Cabir'in hadisinde de bu anlatılmıştı. Evet, bütün bunları yaptıktan sonra Hz. Peygamber'e devesi getirilmiş, o da

devesine binerek Mekke'deki evine gitmişti. Nitekim bunu ileride anlatacağız. İşte o esnada Ebu Tufeyl Amir b. Vasile el-Bekrî, onu binek üzerinde görmüş olabilir. Zaten Ebu Tufeyl de yaşça küçük sahabeler arasındaki birkaç kişiden biridir.

Ben derim ki: Ebu Hanife ve ashabı ile Sevrî gibi Irak ulemasından bazısı, kıran haccı yapan kimsenin iki tavaf ve iki sa'y yapması gerektiğine kail olmuşlardır ki, bu görüş, Hz. Ali ile İbn Mesud, Mü-cahid ve Şabî'den rivayet olunmuştur. Bunlar, Cabir'in bu konudaki uzun hadisini delil olarak ileri sürerler. Bu hadisin delalet ettiği mana şudur ki: Peygamber (s.a.v.), Safa ile Merve arasında yürüyerek sa'y yapmıştır. Yine bu hadiste Peygamber Efendimiz'in Safa ile Merve arasında binek üzerinde sa'y yaptığı söylenmektedir ki, bundan anlaşılan şu ki: Hz. Peygamber, biri yaya, diğeri süvari olmak üzere iki kez Safa ve Merve arasında sa'y yapmıştır.

Said b. Mansur, "Sünen" adlı eserinde şu rivayette bulunmuştur: "Ali (r.a.), hac ve umre için ihrama girdi. Mekke'ye geldiğinde umre için Beyt'i tavaf edip Safa ile Merve arasında sa'y yaptı. Sonra hac için dönüp Beyt'i tavaf etti ve Safa ile Merve arasında sa'y yaptı. Sonra kurban bayramının birinci gününe kadar ihramda kaldı." Ebu Zer el-Herevî, "Menasik" adlı eserinde rivayet eder ki: "Hz. Ali, hac ile umreyi cem etti. İkisi için iki tavaf ve iki sa'y yaptı. Sonra şöyle dedi: "Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m böyle yaptığını gördüm."

"Sünen" adlı eserinde Beyhakî, Ebu Nasr'm şöyle dediğini rivayet eder:

"Ali'ye rastladım. Ben hac için ihrama girmiştim. O, hac ve umre için ihrama girmişti. Ona şöyle sordum:

- Ben de senin yaptığın gibi yapabilir miyim?

- Eğer önce umreye başlamış isen evet...

- Eğer bunu yapmak istersem bunu nasıl yaparım?

- Bir matara su alır, üzerine dökersin, sonra da hac ve umre için ihrama girersin, ihrama gerince hac ve umre için iki tavaf ve iki sa'y yaparsın. Kurban bayramının birinci gününden önce de ihramdan çıkamazsın. Bu süre zarfında ihram yasaklarına tabi olursun.

Mansur dedi ki: Ben bunu Mücahid'e anlattım. O bana şöyle dedi; Biz de hac ve umreyi tek tavafla yapardık. Ama şimdi yapmıyoruz."

Eğer Mücahid'in böyle demiş olduğuna dair rivayet doğru ise bunun kudüm ve ziyaret tavafı olması muhtemeldir. Doğrusunu Allah bilir.

Ben derim ki: Bütün bu anlatılanlar, bize nakledilenler, sahih hadislere muhaliftir. Çünkü Sahih-i Buharî'de daha önce İbn Ömer'den naklettiğimiz gibi o, umre için. ihrama girmiş sonra da haccı buna dahil ederek kıran yapmıştı. Hac ve umresi için hac ile umre arasında tek tavaf yapmıştı. Sonra dâ: "İşte Rasûlullah (s.a.v.) da böyle yaptı." demişti.

Tirmizî, İbn Mace ve Beyhakî, Deraverdî kanalı ile İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet ederler:

"Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: Hac ile umreyi cem eden kimse, ikisi için tek tavaf ve tek sa'y yapar."

Tirmizî, bunun hasen ve garib bir hadis olduğunu söylemiştir.

Aynı şey, Hz. Aişe'nin de başından geçmişti. O da kurbanlığını beraberinde getirmediği için umre ihramına girenlerdendi. Âdet görmeye başlayınca Rasûlullah (s.a.v.) ona; gusletmesini ve umresiyle birlikte hac için ihrama girmesini emretti. Böylece o da kıran yapmış oldu. Mina dönüşlerinde hacdan sonra umre yapma talebinde bulundu. Rasûlullah (s.a.v.) da onun gönlünü hoş etmek için ona umre yaptırdı.

İmam Ebu Abdullah eş-Şafiî, Ata'dan şöyle bir rivayette bulunmuştur:

"Rasûlullah (s.a.v.), Hz. Aişe'ye şöyle buyurdu: "Beyt'i bir kez tavaf etmen, Safa ile Merve arasında bir kez sa'y etmen, hac ve umren için yeterli olur."

Müslim, Cabir'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), Aişe'nin yanına gitti. Aişe'nin ağlamakta olduğunu gördü. Ona sordu:

- Neyin var, niçin ağlıyorsun?

- Şuna ağlıyorum ki, insanlar ihramdan çıktılar. Ben ihramdan çıkamadım. Onlar Beyt'i tavaf ettiler. Ben tavaf edemedim. İşte hac da gelip çattı.

- Bu, Allah'ın Hz. Adem'in kızlarına mukadder kıldığı bir şeydir, (âdet görmek sizin özelliğinizdir.) Guslet ve hac için ihrama gir.

Hz. Aişe diyor ki: Ben de öyle yaptım. Temizlendiğimde Rasûlullah (s.a.v.) bana şöyle emretti:

- Beyt'i tavaf et. Safa ile Merve arasında sa'y yap. Bundan sonra haccmdan ve umrenden helal olmuş (ihramdan çıkmış) olursun.

- Ya Rasûlallah, ben umremin eksik kaldığını sanıyorum. Bu hususta içimde bir şüphe var. Çünkü ben haccedinceye kadar umre için tavaf yapmadım.

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), şu buyruğu verdi:

- Ey Abdurrahman! Aişe'yi Ten'im'e götür. Ona Ten'im'den umre yaptır."

Müslim, Cabir'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.) ile ashabı, Safa ile Merve arasında tek sa'y yaptılar."

Merhum Ebu Hanife'nin ashabına göre, Peygamber (s.a.v.) ile kurbanlıklarını sevketmiş olan sahabeler, hac ve umreyi bitiştirerek kıran yapmışlardır. Nitekim önceki sayfalardaki hadisler de buna delalet etmektedir. Doğrusunu Allah bilir.

Şafiî, İbrahim b. Muhammed kanalı ile Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Kıran yapan kişi iki tavaf ve bir sa'y yapar."

Ama Ebu Davud, Ebu Tufeylin şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.)'in binek üzerinde Beyt'i tavaf ettiğini, bastonuyla hacer-i esvedi istilam ettikten sonra öptüğünü gördüm."

Bu hadisin senedinde adı geçen Muhammed b. Rafî, rivayete şunu da eklemiştir: "Sonra Peygamber (s.a.v.), Safa ile Merve'ye gitti. Yine bineği üzerinde Safa ile Merve arasında yedi kez sa'y yaptı."

Hafız el-Beyhakî, Ebu Bekr b. Hasan ve Ebu Zekeriya b. Ebu İs-hak kanalı ile Kudame b. Abdullah b. Ammar'm şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.)'ı, deve üzerinde Safa ile Merve arasında sa'y yaparken gördüm. Etrafındaki insanlar dövülüp kovulmuyor ve uzak-laştınlmıyorlardı."

İmam Ahmed b. Hanbel, "Müsned" adlı eserinde, Kudame b. Abdullah b. Ammar el-Kilabî'den rivayet etti ki, o, kurban bayramının birinci gününde vadinin içinde Rasûlullah (s.a,v.)'ın doru bir deve üzerinde cemreye taş attığını görmüş. Etrafındaki insanlar dövülüp kovulmuyor, sağa sola itilmiyorlarmış.

Tirmizî, bunun hasen ve sahih bir hadis olduğunu söylemiştir.

6.Bölüm