El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Peygamber (s.a.v.)'in Tavafı Nasıldı?

Buharı, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Peygamber (s.a.v.), Mekke'ye geldiğinde ilk iş olarak abdest alır, sonra tavaf ederdi. Sonra o gelişinde umrede olmadı. Yani hac ve umre arasında ihramdan çıkmadı. Sonra …

Buharı, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), Mekke'ye geldiğinde ilk iş olarak abdest alır, sonra tavaf ederdi. Sonra o gelişinde umrede olmadı. Yani hac ve umre arasında ihramdan çıkmadı. Sonra Ebu Bekir'le Ömer de aynı şekilde haccettiler. Sonra ben Ebu Zübeyr'le birlikte haccettim. O da ilk iş olarak tavaf yaptı. Muhacirlerle Ensâr'm da aynı şeyleri yaptıklarını gördüm. Annem, kendisinin kız kardeşi, Zübeyr, falan ve filan adamlarla birlikte umre yaptıklarını, hacer-i esvedi istilam ettikten sonra ihramdan çıktıklarım bana haber verdi."

Demek ki Peygamber (s.a.v.), tavaftan önce hacer-i esvedi istilam etmiş. Nitekim Cabir de şöyle demiştir:

"Beyte Rasûlullah'la birlikte geldiğimiz zaman o, hacer-i esvedi istilam eder, istilamdan sonra tavafin ilk üç turunu remel yaparak, diğer dört turunu da normal yürüyüşle ifa ederdi."

Buharı, Muhammed b. Kesir kanalı ile Abis b. Rebia'nın şöyle dediğini rivayet eder:

"Hz. Ömer hacer-i esvedin yanma gelip öptü ve şöyle dedi:

"Doğrusu ben biliyorum ki, sen fayda ve zarar vermeyen bir taşsın. Rasûlullah (s.a.v.)'m seni öptüğünü görmeseydim, ben de öpmezdim."

İmam Ahmed b. Hanbel, Abis b. Rebia'nın şöyle dediğini rivayet eder:

«Hz. Ömer'in, hacer-i esvedin yanına geldiğini ve şöyle dediğini gördüm:

"Allah'a yemin ederim ki, senin fayda ve zarar vermeyen bir taş olduğunu çok iyi bilmekteyim. Rasûlullah (s.a.v.)'m seni öptüğünü görmüş olmasaydım, ben de seni öpmezdim."

Böyle dedikten sonra yaklaştı ve hacer-i esvedi öptü.»

Yine Buharî'nin, Zeyd'in babası Eslem'den rivayetine göre Hz.Ömer, hacer-i esvede hitaben şöyle demiştir:

"Allah'a yemin ederim ki, senin fayda ve zarar vermeyen bir taş olduğunu çok iyi bilmekteyim. Rasûlullah (s.a.v.)'m seni istilam ettiğini görmüş olmasaydım ben de seni istilam etmezdim."

Böyle dedikten sonra Hz. Ömer, hacer-i esvedi istilam etti ve şöyle dedi:

"Bizim remel yapmakla işimiz ne? Ancak biz bunu müşriklere, güçlü olduğumuzu göstermek için yapmıştık. Allah, onları helak etsin. Ancak bu Rasûlullah (s.a.v.)'m yaptığı bir iştir. Biz de bunu bu sebeple terk etmek istemiyoruz."

Bu da gösteriyor ki, Hz. Ömer, bu sözü söyledikten sonra hacer-i esvedi istilam etmiştir.

İmam Ahmed b. Hanbel, Süveyd b. Gafle'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Ömer (r.a.)'m hacer-i esvedi öptüğünü ve şöyle dediğini gördüm:

"Doğrusu ben senin fayda ve zarar vermeyen bir taş olduğunu çok iyi bilmekteyim. Ama Ebu'lKasım (s.a.v.)'ın sana karşı çok lütufkar olduğunu gördüm."

İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder:

"Ömer b. Hattab, hacer-i esvedin üzerine kapanıp şöyle dedi:

"Doğrusu ben, senin bir taş olduğunu pek iyi bilmekteyim. Sevgilim Peygamber (s.a.v.)'in seni öptüğünü ve seni istilam ettiğini görmüş olmasaydım ben de seni istilam etmez ve öpmezdim. "Andolsun ki Rasûlullah, sizin için en güzel örnektir."

Ebu Davud et-Teyalisî, Mekke ehlinden birinin şöyle dediğini rivayet eder:

"Muhammed b. Abbad b. Cafer'in hacer-i esvedi öptüğünü ve üzerine secde ettiğini, sonrada şöyle dediğini gördüm: Dayım İbn Abbas'm da onu öptüğünü ve üzerine secde ettiğini gördüm."

İbn Abbas dedi ki: Ömer b. Hattab'm hacer-i esvedi öptüğünü ve üzerine secde ettiğini gördüm.

Sonra Ömer şöyle dedi: "Peygamber (s.a.v.)'in hacer-i esvedi öptüğünü görmüş olmasaydım, ben de onu öpmezdim."

Özetle bu hadis, müteaddid yollardan emirü'1-mü'minin Ömer b. Hattab (r.a.)'dan rivayet edilmiştir ve bu konudaki otorite âlimlerin çoğu nezdinde de kesinlik ifade etmektedir.

Bu rivayette, Peygamber (s.a.v.)'in hacer-i esved üzerine secde yaptığı söylenmiş değildir. Ancak Ebu Davud et-Teyalisî'nin bu husustaki rivayeti böyle demektedir. Ancak bu da merfulukta sarih bir rivayet değildir. Fakat Hanz el-Beyhakî, Cafer b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder: Muhammed b. Abbad b. Cafer'in hacer-i esvedi öptüğünü ve üzerine secde ettiğini, sonra şöyle dediğini gördüm: Dayım ibn Abbas'ın da bunu öptüğünü ve üzerine secde ettiğini gördüm."

İbn Abbas da şöyle demiştir: "Ömer'in de hacer-i esvedi öptüğünü ve üzerine secde ettiğini gördüm."

Bundan sonra sözünü şöyle sürdürmüştür: "Rasûlullah (s.a.v.)'m da böyle yaptığım gördüm. Ben de aynı şeyi yaptım."

Buharı, Zübeyr b. Arabi'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Adamın biri, hacer-i esvedi istilam etmenin hükmünü İbn Ömer'e sordu. O da şöyle cevap verdi:

- Rasûlullah (s.a.v.)'ın da hacer-i esvedi istilam edip öptüğünü gördüm.

- Kalabalıktan ötürü sıkışır da hacer-i esvedin yanma gidemezsen ne dersin?

- Sen şu "Ne dersin?" sözünü Yemen'e at. (Yani bu sözü bırak. Benim dediğime bak.). Çünkü ben Rasûlullah (s.a.v.)'m hacer-i esvedi istilam edip öptüğünü gördüm."

Buharî, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.)'m istilam ettiğini gördüğümden beri sıkıntı ve genişlik hallerinde bu iki taşı (Rükn-i Yemâni ile hacer-i esvedi) istilam etmeyi bırakmış değilim."

Ravi diyor ki: Ben Nafi'ye şöyle sordum:

- Ibn Ömer, iki rükün arasında yürür müydü?

- İstilamı için daha kolay olsun diye iki rükün arasında yürürdü. Ebu Davud ile Neseî, îbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet ederler: "Peygamber (s.a.v.), tavafın her savunda Rükn-i Yemâni ile hacer-i esvedi istilam etmeden geçmezdi."

Buharî, Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.)'in, Ka'be'nin Yemen tarafındaki iki rüknünden başka rüknü istilam ettiğini görmedim."

Yine bir rivayete göre İbn Ömer şöyle demiştir:

"Peygamber (s.a.v;)'in Rükn-i Sami'nin ikisini de istilamı terk ettiğini görmedim. Ancak onlar, İbrahim peygamberin kurduğu temeller üzerine yerleştirilmiş değillerdi."

Buharî, Ebü'ş-Şa'sa'nın şöyle dediğini rivayet eder:

"Kim Ka'be'nin bir kısmından dahi olsa uzak durabilir?

Muaviye, bütün rükünleri istilam ederdi. İbn Abbas ona-dedi ki:

- Bu iki rükün istilam edilmez.

- Ka'be'nin terk edilecek herhangi bir taran yoktur. Her tarafı istilam edilir. Ibn Zübeyr, bu rükünlerin tamamını istilam ederdi."

Sahih-i Müslim'de İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilir: "Rasûlullah (s.a.v.)'m, iki Rükn-i Yemâni'nin dışında başka rükünleri istilam ettiğini görmedim."

İbn Ömer'in rivayeti, İbn Abbas'ın sözüne uygun ve muvafık görülmektedir. Yani iki Rükn-i Şamî istilam edilmez. Çünkü bu rükünler (köşe taşları), İbrahim peygamberin atmış olduğu temeller üzerine konulmuş değildirler. Çünkü Kureyşliler, Ka'be'yi yeniden inşa ederlerken, masrafları karşılayamadıklarından İbrahim peygamberin temellerinin bir kısmını dışarıda bırakmışlardı. Hatim denen kısmı, bu inşaat esnasında Ka'be'yi yeniden İbrahim peygamberin temelleri üzerine inşa etmek istemişti, ancak insanların cahiliye döneminden yeni kurtulmuş olmaları ve bunu yadırgayacakları endişesiyle bu tasarısından vazgeçmişti.

Abdullah b. Zübeyr hadisesi vuku bulduğu zaman o, Ka'be'yi yıkmış ve teyzesi, müminlerin annesi Hz. Aişe'nin kendisine haber verdiği ve Hz. Peygamberin işaret ettiği şekilde Ka'be'yi yeniden İbrahim peygamberin kurduğu temeller üzerine inşa etmişti. Eğer İbn Zübeyr, bu yeni inşaattan sonra Ka'be'nin bütün rükünlerini istilam etmiş ise bu gerçekten güzel bir harekettir. Vallahi bundan anlaşılan ve kastedilen de budur.

Ebu Davud, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), tavafimn her şavtmda Rükn-i Yemâni ile Ha-tim'i istilam etmeden geçmezdi." Neseî, Abdullah b. Saib'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.)'m Rükn-i Yemâni ile Hatim arasında şöyle dediğini işittim:

"Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver. Bizi ateşin azabından koru." {el-Bakara,201.) Tirmizî, Cabir'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), Mekke'ye geldiğinde Mescid-i Haram'a girdi, hacer-i esvedi istilam etti. Sonra sağ tarafına doğru tavafa başladı. Tavafın üç şavtını remel yaparak (koşarak) ifa etti. Dört şavtmı da yürüyerek ifa etti. Tavaf sonunda Makam-ı İbrahim'e geldi ve:

"İbrahim'in makamını namaz yeri edinin." ayetini okudu. Sonra Makam-ı İbrahim'i kendisiyle Ka'be arasına alarak iki rekat namaz kıldı. Namazdan sonra hacer-i esvede gelip onu istilam etti. Bundan sonra Safa tepesine gitti. Zannedersem şu ayeti okudu:

"Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın nişanelerindendir." (el-Bakara,

158.)

Bu hasen ve sahih bir hadistir. Ehl-i ilme göre bu hadise uygun amel edilir."