El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Peygamber (S.A.V)'in, Veda Haccında İfrad, Temettü Veya Kıran'dan Hangisine Niyet Edip . İhrama Girdiği

Peygamber (s.a.v.)'in Veda haccmda ifrada niyet ettiğine dair hadisler şunlardır: İmam Şafiî, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), ifrad haccma niyet etti ve böylece ifrad haccı yaptı." İmam …

Peygamber (s.a.v.)'in Veda haccmda ifrada niyet ettiğine dair hadisler şunlardır:

İmam Şafiî, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), ifrad haccma niyet etti ve böylece ifrad haccı yaptı."

İmam Ahmed b. Hanbel, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), ifrad haccı yaptı."

Neseî, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah, sadece hac için telbiye getirdi."

İmam Ahmed b. Hanbel, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte hac için Medine'den yola çıktık. Kimimiz hac için ihrama girdi. Kimimiz umre için ihrama girdi. Kimimiz hem hac hem umre için ihrama girdi. Rasûlullah (s.a.v.), sadece hac için ihrama girdi. Umre için ihrama girenler Beyt'i tavaf edip Safa ve Merve arasında sa'y yaptıktan sonra ihramdan çıktılar. Hac için veya hac ile umre için ihrama girmiş olanlar, kurban bayramının birinci gününe kadar ihramdan çıkmadılar."

İmam Ahmed b. Hanbel, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), sadece hac için ihrama girdi. İnsanların bir kısmı hac ve umre için ihrama girdi. Bir kısmı da sadece umre için

ihrama girdi."

İmam Ahmed b. Hanbel'in, Hz. Aişe (r.anha)'den rivayet ettiği hadis şöyledir: "Rasûlullah (s.a.v.), Veda haccmda insanlara emir verdi ve şöyle dedi: "Hacdan önce umreye başlamak isteyen kimse böyle yapsın." Rasûlullah (s.a.v.)'m kendisi ise ifrad haccı yaptı. Umre yapmadı."

Bu, sadece Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği çok garib bir hadistir. Senedinde pek şaibeli bir durum yoksa da lafzında şiddetli bir münkerlik vardır. Çünkü: "Umre yapmadı." denmektedir.

Eğer bununla Hz. Peygamber'in hacla birlikte ve hacdan önce umre yapmadığı kastedilmiş ise, bu onun ifrad haccı yapmış olduğuna kail olanların görüşüdür. Eğer bütünüyle umre yapmadığı yani hacdan önce, hacla beraber ve hacdan sonra umre yapmadığı kastedilmiş ise, bu, hiçbir âlimin kabul etmeyeceği bir görüştür. Ben bunu böyle biliyorum. Sonra bu, Hz. Aişe'den ve diğerlerinden sahih olarak varid olan rivayetlere de muhaliftir. Çünkü bu rivayetlere göre Peygamber (s.a.v.), dört kez umre yapmıştır. Bu umrelerin tamamını zilkade ayında yapmıştır. Sadece Veda haccıyla beraber yaptığı umre hariç. O, zilkade ayının dışında yapılmıştır.

Bütün bunlarla ilgili açıklamalar, "Hacc-ı Kıran" bahsinde verilecektir. Doğrusunu Allah bilir.

İmam Ahmed b. Hanbel'in de Hz. Aişe'den rivayet ettiği hadis böyledir. Bu rivayete göre Hz. Aişe şöyle demiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.), Veda haccmda hac ve umre için ihrama girdi ve beraberinde kurbanlığını da götürdü. Yanındaki insanların bir kısmı umre için ihrama girmişti. Ben de umre için ihrama girenlerdendim ve kurban götürmemiştim. Rasûlullah, gelince bize şöyle dedi:

- Sizden umre için ihrama girmiş olup da beraberinde kurbanını getirmiş olanlar Beyt'i tavaf etsinler, Safa ve Merve arasında sa'y yapsınlar ve haclarını tamamlayıp kurbanlıklarını bayramın birinci günü kesmeden ihramdan çıkmasmlar. Kendilerine haram olan hiçbir şey o zamana kadar helal olmaz. Sizden umre için ihrama girmiş olup da kurbanlığım getirmemiş olanlar, Beyt'i tavaf etsinler. Safa ve Merve arasında sa'y yapsınlar. Sonra saçlarını kısaltıp ihramdan çıksınlar. Sonra da hac için ihrama girsinler ve kurbanlarını kessinler. Kurbanlık hayvan bulamayan; üç günü hacda, yedi günü de ailesinin yanma döndüğünde olmak üzere (toplam on gün) oruç tutsun."

Rasûlullah (s.a.v.), vaktinin kaçırılmasından korktuğu haccı öne aldı. Umreyi sonraya bıraktı."

Bu, İmam Ahrned'in yalnız basma rivayet ettiği bir hadistir. Lafızlarının bir kısmında münkerlik vardır. Bir kısmımnsa, sahih hadislerde teyid edici şahidleri vardır. Çünkü bu hadiste geçen: "Rasûlullah, vaktinin kaçırılmasından korktuğu için haccı öne aldı, umreyi sonraya bıraktı (Yani ifrad haccı yaptı)." cümleleri ile, hadisin ilk kısmında geçen: "Rasûlullah hac ve umre için ihrama girdi (Yani kıran haccı yaptı.)." cümlesi arasında uyum görülmemektedir.

Eğer bu rivayette, Hz. Aişe, Hz. Peygamberin hem hac hem umre için ihrama girdiğini, hac fiillerini öne aldığını, hac fiillerini tamamladıktan sonra umre için ihrama girdiğini kasdetmiş, yani ifrad haccına kail olanların dediği gibi demiş ise,'zaten biz de bu hususta hemfikiriz.

Eğer Hz. Aişe, bu sözü ile Hz. Peygamber'in hac ihramına girdikten sonra ve umreyi tamamen tehir etmiş olduğunu kasdetmiş ise, bu, âlimlerden hiçbirinin katılmadığı bir görüş olarak bilinmektedir. Yok eğer Hz. Aişe, Hz. Peygamber'in hac fiillerini yaparak umre fiillerinden iktifa etmiş, yani umresinin hacca girmiş olduğunu kasdetmiş ise ki bu da kıran haccına kail olanların görüşüdür. Onlar, Hz. Peygamber'in ifrad haccı yaptığına dair rivayette bulunanların sözünü şöyle tevil etmektedirler: Peygamber Efendimiz, ifrad haccı yaptı, denilirken o, her ne kadar hacla birlikte umreye niyet etmişse de hac fiillerini ayrı olarak eda etmiştir. Çünkü Hz. Peygamber'in ifrad haccı yaptığını rivayet edenlerin hepsi, onun kıran haccı yaptığını da rivayet etmişlerdir. Nitekim bununla ilgili açıklama ileride de gelecektir. Doğrusunu Allah bilir.

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Muaviye kanalı ile Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), Veda haccmda sadece hacca niyet edip ihrama girdi."

Beyhakî, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.) Veda haccında, beraberinde umre bulunmayan hacca niyet edip ihrama girdi."

Sahih-i Müslim'de Cabir'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Hac İçin ihrama girdik. Umreyi bilmiyorduk."

İbn Mace, Cabir'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), ifrad haccı yaptı."

İmam Ahmed b. Hanbel, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.) ile ashabı, hac için ihrama girdiler. Onlardan hiçbirinin beraberinde kurbanlık hayvan yoktu. Sadece Peygamber (s.a.v.) ile Talha'nm yanında kurbanlık hayvan vardı."

İmam Ahmed b. Hanbel, İsmail b. Muhammed kanalı ile Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.)'le birlikte ifrad haccı için ihrama girdik."

Müslim, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), ifrad haccı için ihrama girdi."

Hafız Ebu Bekir el-Bezzar, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet e-der:

"Rasûlullah (s.a.v.), ifrad haccı için ihrama girdi;"

Hafiz el-Beyhakî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), hac için (ihrama girip) telbiye getirdi. Zilhiccenin dördüncü gününde Mekke'ye geldi. Batha'da bize sabah namazını kıldırdı. Sonra şöyle dedi: "Dileyen, hac niyetini umreye çevirebilir."

Katade, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.) Zu'1-Huleyfe'de öğle namazım kıldı. Sonra bir kurbanlık deve getirilmesini istedi. Getirdiler, devenin hörgücünün sağ tarafını işaretledi. Sonra bineğinin getirilmesini emretti. Bineğine bindi. Zu'1-Huleyfe önündeki Beyda düzlüğüne yöneldi. O esnada hac için telbiye getirdi."

Hafız Ebu'l-Hasan ed-Darekutnî, Abdurrahmanın babası Esved'-in şöyle dediğini rivayet eder:

"Ebu Bekirle birlikte haccettim. O ifrad haccı yaptı. Ömer'le birlikte haccettim, o ifrad haccı yaptı. Osman'la birlikte haccettim, o da ifrad haccı yaptı."

Biz bunları burada naklettik. Açıkça görüldüğü gibi o büyük imamlar, bunu Rasûlullah'tan gördükleri için böyle yapmışlardı. Yani ifrad haccı yapmışlardı. Doğrusunu Allah bilir.

Darekutnî, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), Attab b. Üseyd'i hac emiri olarak tayin etti. Bunun üzerine Üseyd ifrad haccı yaptı. Sonra hicri dokuzuncu senede Ebu Bekir'i hac emiri tayin etti. O da ifrad haccı yaptı. Hicri onuncu senede Peygamber (s.a.v.)'in kendisi hacca gitti, ifrad haccı yaptı. Rasûlullah (s.a.v.) vefat ettikten sonra Ebu Bekir halife oldu. Hacca Ömer'i gönderdi. Ömer, ifrad haccı yaptı. Sonra Ebu Bekir'in kendisi de hacca gitti, ifrad haccı yaptı. Ebu Bekir vefat etiğinde Ömer halife oldu. O da Abdurrahman b. Avfı hacca gönderdi. O da ifrad haccı yaptı. Ömer'in kendisi de hacca gitti. İfrad haccı yaptı. Sonra Osman kuşatma altına alındı. Abdullah b. Abbas insanlara haccı ifa ettirdi. O da ifrad haccı yaptı."

Hz. Peygamberin temettü haccı yaptığına dair hadisler ise şöyledir:

İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), Veda haccmda önce umre, sonra hac yaparak temettü haccı yaptı. Telbiye getirdi. Zu'1-Huleyfe'den kurbanını şevketti. Rasûlullah (s.a.v.), umre için (ihrama girip) telbiye getirdi. Sonra hac için (ihrama girip) telbiye getirdi. İnsanların bir kısmı Zu'l-Huleyfe'den kurbanlıklarım sevk edip kurban kestiler. Kimileri kurban kesmediler. Rasûlullah (s.a.v.), Mekke'ye gelince insanlara şöyle dedi:

- Sizden kurbanlığını sevk eden kişi, haccını tamamlamadıkça ihram yasakları kendisine helal olmaz. Kurbanlığını sevk etmeyen kimse ise Beyt'i tavaf edip, Safa ve Merve'yi sa'y ettikten sonra saçını kısaltsın ve ihramdan çıksın, sonra hac için (ihrama girip) telbiye getirsin ve kurbanını kessin. Kurbanlık hayvan bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de ailesine döndüğünde olmak üzere (toplam on gün) oruç tutsun."

Rasûlullah (s.a.v.), Mekke'ye geldiğinde Beyt'i tavaf etti. Sonra hacer-i esvedi istilam etti. Ondan sonra tavafın yedi şavtmdan (turundan) üçünü koşarak, diğerlerini de normal yürüyüşle yürüyerek ifa etti. Tavafı tamamladığı zaman Makanı-ı İbrahim'de iki rekat namaz kıldı. Selam verdikten sonra Safa tepesine geldi. Bu tepe ile Merve arasında sa'y yaptı. Haccını tamamlamadan ihramdan çıkmadı. Kurban bayramının birinci günü kurbanını kesti. İfada tavafını yaptı. O da Rasûlullah (s.a.v.) gibi kurbanını kesti. İnsanlarla birlikte kurbanını sevk edip getirmişti.

İmam Ahmed b. Hanbel, Urve b. Zübeyr'den rivayet .etti ki, Hz. Aişe, Rasûlullah (s.a.v.)'m temettü haccı yaptıklarını kendisine haber vermiştir.

Üç kavle göre bu hadis müşkilattandır. İfrad kavline gelince, bu hadiste, ya hacdan önce veya hac ile birlikte Hz. Peygamber'in umre yaptığının isbatı vardır. Özel temettü kavline gelince, bu hadiste, Hz. Peygamber'in Safa ile Merve arasında sa'y yaptıktan sonra ihramdan çıkmadığı söylenmektedir ki, bu, temettü haccı yapan kimsenin durumuna uymamaktadır.

Hz. Peygamber'in ihramdan çıkmasına kurbanlığını sevk etmiş olmasının mani olduğunu iddia edenlere gelince, bu husus, İbn Ömer'in Hafsa'dan rivayet ettiği hadisten de anlaşılmaktadır.

Hafsa demiş ki:

- Ya Rasûlallah, şu insanlara ne oluyor ki, sen umre ihramından çıkmadan onlar umre ihramından çıkmışlardır?

Rasûlullah, cevaben demiş ki:

- Ben saçımı birbirine yapıştırdım, keçeleştirdim. Kurbanlık hayvanımın boynuna gerdanlık taktım. Kurban kesmeden ihramdan çıkmam."

Bu hadise dayanarak Hz. Peygamber'in ihramdan çıkmasına, kurbanlığım sevketmiş olmasının engel olduğunu iddia edenlerin iddiaları, dayanaktan yoksundur. Zira "Kıran haccı"nm ispatına dair varid olan hadisler, bu kavli reddetmekte ve Hz. Peygamber'in ilk olarak umre için ihrama girip telbiye getirişini, Safa ve Merve arasında sa'y yaptıktan sonra hac ihramına girip telbiye getirişini imkansız kılmaktadır. Çünkü onun böyle hac yaptığını sahih veya hasen hatta zayıf bir senedle rivayet eden hiç kimse görülmemiştir.

"Rasûlullah (s.a.v.), Veda haccmda umreden temettü yaptı." hadisinde eğer Hz. Peygamber'in Özel temettü yaptığı kastedilmiş ise sa'ydan sonra ihramdan çıkmış olması gerekirdi ki, hakikat böyle değildir. Çünkü hadisin ifadesinde bunu reddeden unsurlar vardır. Sonra haccma bitişik ve mukarin olan umresinin isbatmda da bunu men eden ve imkansız kılan ifadeler vardır. Yok eğer bu hadis ile umumi temettü kastedilmiş ise buna kıran haccı da dahil olur ki, kastedilen mana da budur.

"Rasûlullah (s.a.v.), önce umre için telbiye getirdi. Sonra hac için telbiye getirdi." Sonra da hac lafzım kullanarak telbiye getirmiş, yani: "Lebbeyk Allahümme umreten ve haccen" demiş ise, bu anlaşılması kolay olan bir husustur ki, kıran haccma da aykırı değildir. Yok eğer bununla önce umre için telbiye getirdiği, sonra tavaftan önce haccı da buna dahil ettiği kastedilmiş ise yine kıran haccı yapmış olur.

Şayet Hz. Peygamber'in umre için ihrama girip telbiye getirdiği, umre menasikini tamamladıktan, ihramdan çıktıktan, ya da iddia edenlerin iddia ettikleri gibi kurbanım sevk etmiş olmasından dolayı ihramdan çıkmadan ve Mina'ya gitmeden önce hac için ihrama girip telbiye getirmiş olduğu kastedilmiş ise, onun böyle yaptığını önceki sayfalarda da söylediğimiz gibi sahabelerden her hangi biri bize nakletmiş değildir. İnsanlardan böyle bir iddiada bulunan varsa, onun sözü reddedilmiştir. Çünkü böyle bir söz nakle uygun değildir. Kjlranın ispatına dair varid olan hadislere de muhaliftir. Hatta ifrad haccma dair varid olan hadislere de aykırıdır. Doğrusunu Allah bilir. Allah bilir ya, doğrusu ve açıkça anlaşılanı şudur ki, Haccac'm, İbn Zübeyr'i kuşatma altına aldığı zaman da ifrad haccmı yapan İbn Ömer'e şöyle denilmiş:

- İnsanlar arasında birşeyler oluyor. Haccım şu sene yapmasan da bir sonraki seneye erteleseri iyi olmaz mı?

İbn Ömer, şöyle cevap vermiş:

- Şu halde ben de Peygamber (s.a.v.)'in yaptığı gibi yaparım. Yani Hz. Peygamber, Hudeybiye senesinde Mekke'ye girmekten

menedildiği zaman Zu'1-Huleyfe'de umre ihramına girmiş, sonra Zu'l-Huleyfe'nin ilerisindeki Beyda düzlüğüne doğru gitmişti.

Bunu kastederek İbn Ömer şöyle demişti: "Şimdiki durumumuzla Hz. Peygamberin durumu aynıdır. Peygamber (s.a.v.), umre ile birlikte hac için ihrama girip telbiye getirmişti."

Ravinin düşüncesine ve inancına göre Rasûlullah (s.a.v.), umre ile birlikte hac ihramına niyet edip telbiye getirmiştir. Ama önce umre için ihrama girip telbiye getirmesi, sonra hac için ihrama girip telbiye getirmesi, bu hususta herhangi bir farklılık meydana getirmemektedir. Raviler, bunu böyle rivayet etmişlerdir. Ancak ileride de açıklayacağımız gibi bu husus üzerinde ihtilaf vardır.

Bununla ilgili açıklama, Abdullah b. Vehb'in rivayet ettiği hadiste mevcuttur. Şöyle ki: Malik b. Enes ve bir başkası, Nafi'in şöyle dediğini rivayet ettiler:

Abdullah b. Ömer, fitne zamanında umre niyetiyle yola çıktı ve:

- Eğer Ka'be'den menedilirsem tıpkı Rasûlullah gibi yaparım, dedi. Ve umre için ihrama girip telbiye getirdi. Yola çıktı. Zu'1-Huleyfe ilerisindeki yüksek düzlüğe vardığı zaman arkadaşlarına dönüp:

- Bu ikisinin durumu aynıdır. Sizi şahid tutarım ki ben, umre ile birlikte haccı kendime vacib kıldım (bunlara niyet ettim.), dedi. Sonra yola devam etti. Beyt'e gidip tavaf etti. Tavaftan sonra Safa ile Merve arasında yedi kez sa'y yaptı. Daha fazlasını yapmadı. Bunun kendisi için yeterli olduğu kanaatine vardı ve kurbanını kesti."

Başka bir rivayete göre ravi Nafi, hadisin sonunda şöyle demiştir: "Rasûlullah (s.a.v.) da böyle yaptı." Buharî, Nafi'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Haccac'm İbn Zübeyr üzerine geldiği sene İbn Ömer, hac yapmak istedi. Ona:

- İnsanlar arasında savaş var. Korkarız ki, seni Ka'be'yi tavaf etmekten menederler, denildi. O şöyle cevab verdi:

- "Andolsun ki, sizin için Rasûlullah en güzel örnektir." Şu halde ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m yaptığı gibi yapacağım. Umreyi kendime vacib kıldığıma (umreye niyet ettiğime) sizi şahit tutarım.

Böyle dedikten sonra yola çıkıp Zu'1-Huleyfe ilerisindeki Beyda düzlüğüne varınca şöyle dedi:

- Bence hac ve umre aynı şeylerdir. Umremle birlikte haccı da vacip kıldığıma (hacca da niyet ettiğime) sizi şahit tutarım.

Böyle dedikten sonra Kudeyd'de satın aldığı bir kurbanlığı kesti, bundan daha fazlasını yapmadı. İhramdan çıkmadı. Saçını tıraş etmedi. Veya kısaltmadı. Kurban bayramının birinci gününe kadar bekledi. Bayramın birinci gününde kurbanını kesip tıraş oldu. Böylece ilk tavafını yapmakla, o hac ve umre tavafım tamamlamış olduğu kanaatine vardı ve: "Rasûlullah (s.a.v.) da böyle yaptı." dedi." Buharî, Nafî'nin şöyle dediğini rivayet etti:

"İbn Ömer'in oğlu Abdullah, babasının yanına geldi. Bineği de evde idi. Şöyle dedi:

- Bu sene insanlar arasında savaş olduğundan güven içinde değilim. Korkarım ki seni Ka'be'den menederler. İstersen Medine'de kal. Böylesi daha iyi olmaz mı?

İbn Ömer, oğluna cevaben şöyle dedi:

- Rasûlullah (s.a.v.), Ka'be'yi tavaf etmek üzere Medine'den yola çıktı. Kureyşliler onun Ka'be'yi tavaf etmesine engel oldular. Eğer benim de Ka'be'yi tavaf etmeme engel olunursa ben de Rasûlullah'm yaptığı gibi yaparım. Şüphesiz Rasûlullah'ta sizin için güzel bir örnek vardır. Öyleyse ben de onun yaptığı gibi yaparım. Umremle birlikte haccı da vacib kıldım (hacca da niyet ettim). Sizi buna şahid tutarım.

Böyle dedikten sonra Mekke'ye gitti ve hac ile umre için bir tek tavaf yaptı.

Düşman tarafından Ka'be'den menedilmek, böylece ihramdan çıkmak ve hac ile umre için tek tavaf ile yetinmek hususunda İbn Ömer (r.a.), Rasûlullah (s.a.v.)'a uydu. Çünkü o, temettü yapmak için ilk önce umre için ihrama girmişti. Düşman tarafından Ka'be'den me-nedilmekîen korktuğu için hac ile umreyi birleştirdi. Umreden ve tavaftan önce haccı da buna dahil edip kıran yapmış oldu. Hac ile umreyi birleştirdi. Umreden ve tavaftan önce haccı da buna dahil edip kıran yapmış oldu ve: "Hac ile umreyi aynı şey olarak görüyorum." dedi. Yani insanın hacdan veya umreden veya her ikisinden menedil-mesi arasında fark yoktur.

Böyle dedikten sonra Mekke'ye geldiğinde ilk tavafını yaparak bu tavafını hac ve umre için yeterli gördü. Müfred olarak rivayet ettiğimiz hadiste de bunu açıkça beyan etmiştir. İlk tavan ile, hac ve umre tavafını yapmış olduğuna kani olmuştur. .

İbn Ömer, bu sebeple şöyle demişti: "Rasûlullah (s.a.v.) da böyle yapmıştı." Yani Rasûlullah (s.a.v.), hac ve umre için tek tavafla yetinmisti. Safa ve Merve arasında tek sa'y ile yetinmişti. Bu ifadelerden de anlaşılıyor ki İbn Ömer, Hz. Peygamberin kıran haccı yaptığını rivayet eder.

Bu sebeple Neseî, Nafi'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"İbn Ömer, hac ve umreyi birleştirerek kıran haccı yaptı ve tek tavaf yaptı."

Neseî, Nafi'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"ibn Ömer, Zu'1-Huleyfe'ye geldiğinde umre için ihrama girip tel-biye getirdi. Sonra Ka'be'den menedilmekten korktu....."

Nafî, burada İbn Ömer'in, bu korkusu yüzünden haccı da umreye dahil edişini ve kıran haccı yaptığını nakletmiştir.

Anlatmak istediğimiz şudur ki; bazı raviler, İbn Ömer'in: "Şu halde ben de Rasûlullah (s.a.v.)'m yaptığı gibi yaparım."; "Rasûlullah (s.a.v.) da böyle yapmıştı." deyişini duydukları zaman, Rasûlullah (s.a.v.)'m önce umre için ihrama girip telbiye getirdiğine, sonra hac için ihrama niyet edip telbiye getirdiğine, böylece umre tavafından önce haccı da dahil ettiğine kanaat getirmişler ve bu sözlerden anladıkları şekilde rivayette bulunmuşlardır. Oysa İbn Ömer, yukarıdaki sözleriyle bu manayı değil de, bizim kasdettiğimiz manayı ifade etmek istemiştir. Doğrusunu Allah bilir.

Hz. Peygamber'in önce umre için ihrama girip telbiye getirdiğini, ardı sıra tavaftan önce haccı da işe dahil etiğini takdir edersek, bu durumda Peygamber Efendimiz özel temettü haccı değil de kıran haccı yapmış olur ki, bunda da temettü haccmm daha faziletli olduğuna kail olan kimseler için görüşlerinin doğruluğunu teyid eden deliller vardır. Doğruyu en iyi bilen, elbetteki yüce Allah'tır.

"Peygamber (s.a.v.) zamanında temettü yaptık, Kur'ân nazil oluyordu. Adamın biri dilediği şekilde konuştu." hadisinde sözü edilen temettü kelimesi ile kırandan ve hususi manadaki temettü haccından daha genel anlamlı hac kastedilmiştir. Müslim'in, İmran b. Husayn'-dan rivayet ettiği şu hadis de buna delalet etmektedir:

"Rasûlullah (s.a.v.), hac ile umreyi birleştirdi."

Selef ulemasının çoğunluğu, mut'a kelimesini kıran anlamında kullanmışlardır. Nitekim Buharı, Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini' rivayet eder:

"Ali ile Osman, Usfan'da mut'a kelimesinin anlamı üzerinde ihtilaf ettiler. Ali şöyle dedi:

- Rasûlullah (s.a.v.)'ın yaptığı bir işten, başkasını menetmekle ne yapmak istiyorsun?

Ali b. Ebi Talib bunu görünce hac ve umre için birlikte ihrama girip telbiye getirdi."

Müslim, Mervan b. Hakem'den rivayet etti ki, Hz. Ali şöyle deniiştir:

"İnsanlardan herhangi birinin sözü yüzünden Rasûlullah (s.a.v.)'-ın sünnetini terk edecek değilim." Yine Müslim'in rivayetine göre Hz. Ali, Hz. Osman'a şöyle demiştir:

- Biliyorsun ki, Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte temettü yaptık. Öyle

değil mi?

- Evet, ama o zaman biz korku içinde idik." Müslim, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), umre için ihrama girip telbiye getirdi. Ashabı

ise, hac için ihrama girip telbiye getirdiler. Rasûlullah (s.a.v.) ile kurbanlıklarını sevk eden ashabı ihramdan çıkmadılar. Diğerleri çıktılar."

Ebu Davud et-Teyalisî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), hac için ihrama girip telbiye getirdi." Ebu Davud'un başka bir rivayetinde de şöyle denmektedir: "Rasûlullah (s.a.v.) ile ashabı, hac için ihrama girip telbiye getirdiler. Onlardan temettü yapıp kurbanlığını sevk etmiş olmayanlar ihramdan çıktılar. Kurbanı beraberinde bulunan kimseler ise ihramdan çıkmadılar...."

Eğer bu iki rivayetin sahih olduğunu kabul edersek, kıran haccı ortaya çıkıyor. Eğer ikisini de kabulde çekimser davranırsak delil ortada durup kalır. Eğer Müslim'in sahihindeki umre ile ilgili rivayetini tercih edersek, Hz. Peygamberin sadece ifrad haccı yaptığına dair İbn Abbas'm rivayeti geride kalmış olur ve Müslim'in umre ile ilgili rivayeti fazla olmuş olur. Bu durumda kıran haccıyla ilgili kavil ortaya çıkmaktadır. Özellikle bu rivayet, İbn Abbas'tan gelmiş ise bu durumda Hz. Peygamber'in kıran haccı yaptığını kabul etmek durumunda kalacağız.

Müslim, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: «Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

- Bu, kendisiyle temettü yaptığımız bir umredir. Beraberinde kurbanlığı olmayan kimse ihramdan çıksın ve ihramın bütün yasaklarından kurtulsun." Böylece umre, kıyamet gününe dek hacca dahil olmuş oldu.»

Buharı, Ebu Cemrenin şöyle dediğim rivayet eder: «Ben, temettü haccı yaptım. İnsanların bir kısmı beni bundan menettiler. Ben de bunun hükmünü îbn Abbas'a sordum. O da böyle yapmamı bana emretti. Rüyada bir adam bana şöyle diyordu: "Kabul görmüş bir hac ve makbul bir mut'a." Ben rüyamı İbn Abbas'a anlattım. O şöyle dedi: Allahu Ekber. İşte bu, Ebu'l-Kasım (s.a.v.)'m sünnetidir.»

Bu rivayette geçen mut'a kelimesi ile kıran haccı kastedilmiştir.

Kuaynî ve başkası, Muhammed b. Abdullah b. Haris b. Nevfel b. Haris b. Abdülmuttalib'in şöyle dediğini rivayet eder:

«Muaviye b. Ebi Süfyan'm haccettiği senede Dahhak b. Kays, hacca kadar umre ile temettü etmenin hükmünü anlatıyordu ve:

- Ancak Allah'ın emrini bilmeyen kimse böyle yapar, diyordu. Buna karşı Sa'd b. Ebi Vakkas, şu cevabı vermişti:

- Ey kardeşimin oğlu, ne kötü konuştun sen? Dahhak:

- Hattab oğlu Ömer de bunu yasaklıyordu, dedi. Sa'd ise:

- Ama Rasûlullah (s.a.v.) böyle yaptı, biz de onunla beraber yaptık, diye karşılık verdi.»

Abdürrezzak, Guneym b. Kays'm şöyle dediğini rivayet eder: "Hacca kadar umre ile temettü yapıp faydalanmanın hükmünü Sa'd b. Ebi Vakkas'a sorduğumda bana şu cevabı verdi:

- Ben de bunu Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte yaptım. O zaman şu Muaviye, Mekke'de kafir idi."

Bütün bu rivayetler, temettü kelimesinin, önce umre niyetiyle ihrama girip umre menasikini tamamladıktan sonra hac niyetiyle ihrama girmek anlamında kullanılan hususi manadaki temettü kelimesinden ve kıran haccmdan daha genel mana taşıdığını isbatlamak içindir. Hatta Sa'd b. Ebi Vakkas'm bu konudaki sözlerinden de anlaşıldığına göre temettü kelimesi hac aylarında umre yapmak anlamında kullanılmıştır. Çünkü onlar -Muaviye hacdan önce Mekke'de kafir bir kişi ikenumre yaptıklarını ifade etmişlerdir. Bu umre, ya Hudey-biye umresi idi, ya Umretü'1-Kaza (ki, en makul olanı da budur.) ya Cirâne umresi idi. Muaviye, Mekke fethi gecesinde babası Ebu Süf-yan'la birlikte Müslüman olmuştu. Önceki sayfalarda da rivayet ettiğimize göre o, bir umresinde Hz. Peygamberin saçını makasla kısalt-mıştır. Muhakkak ki bu da Cirâne umresidir. Doğrusunu Allah bilir.

Hz. Peygamberin kıran haccı yaptığına kail olanların delili ve bu hususta nakledilen hadisler ise şöyledir:

Buharî, Hz. Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder: "Akik vadisinde Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle dediğini işittim: "Bu gece Aziz ve Celil olan Rabbimin yanından biri bana gelip şöyle dedi:

- Şu mübarek vadide namaz kıl ve "Hac içinde umre, de..." Hafız el-Beyhakî, Hz. Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: Ben Akik vadisinde iken Cebrail

bana geldi ve şöyle dedi:

- Şu mübarek vadide iki rekat namaz kıl ve: "Hac içinde umre, de

Umre, kıyamet gününe dek hacca dahil oldu."

İmam Ahmed b, Hanbel, Haşim kanalı ile Ebu Vail'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Sabî b. Mabed adındaki bir Müslüman (daha önceleri Hristiyan-dı) cihad yapmak istedi. Kendisine: - İşe önce hac ile başla, denildi. O da Eş'arî'ye geldi. Eş'arî, onun hac ve umre için birlikte ihrama girip telbiye getirmesini tavsiye etti. O da bu tavsiyeye uydu. Bu adam telbiye getirmekte iken Zeyd b^So-han ile Selman b. Rebia'mn yanından geçti. Onlardan biri diğerine:

- Bu kişi, kendi ailesinin devesinden daha şaşkın ve yolunu yitirmiştir, dedi. Sabî b. Mabed bunu duyunca çok ağrına gitti. Hz. Ömer'in yanma geldiğinde onların dediklerini nakletti. Hz. Ömer de ona şöyle dedi:

- Doğrusu sen, Peygamber (s.a.v.)'in sünnet yolunu bulmuş ve hidayete ermişsin. Bir başka defasında da Hz. Ömer'in şöyle dediğini işittim:

"Peygamber (s.a.v.)'in sünnet yoluna girmeye muvaffak kılınmışsın."

İmam Ahmed b. Hanbel de böyle bir rivayette bulunmuş ve Hz. Ömer'in, Sabî b. Mabed'e şöyle dediğini nakletmiştir:

"O iki kişi birşey demiş değildirler. Aslında sen Peygamber (s.a.v.)'in sünnet yolunu bulmuşsun."

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Vail'in şöyle dediğini rivayet eder: "Sabî b. Mabed dedi ki: Ben Hristiyan bir adamdım. Müslüman oldum, hac ve umre için ihrama girip telbiye getirdim. Yezid b. Sohan ile Selman b. Rebia, benim telbiye getirişimi duyduklarında şöyle dediler:

- Bu, kendi ailesinin devesinden daha şaşkın ve yolunu yitirmiştir.

Onlar böyle deyince sanki üzerime bir dağ yıkmış oldular. Hz. Ömer'in yanma geldim ve onların bu sözlerim ona naklettim. O da onları bu sözlerinden dolayı yanına çağırıp kınadı. Sonra bana dönüp şöyle dedi:

- Sen, Peygamber (s.a.v.)'in sünnet yolunu bulmuş ve hidayete ermişsin."

Abde, Ebu Vail'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Çoğu kez ben ve Mesruk, Sabî b. Mabed'in yanına gider, bu hadiseyi ona sorardım."

Neseî, "Sünen" adlı eserinin Kitabul-Hac kısmında, Hz. Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Vallahi ben sizi mut'adan yasaklamam, çünkü mut'a, Allah'ın kitabında mevcuttur. Peygamber (s.a.v.) de bu şekilde haccetmiştir."

İmam Ahmed b. Hanbel, Muhammed b. Cafer kanalı ile Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Ali ile Osman, Usfan'da bir araya geldiler. Osman, mut'adan veya umreden menediyordu. Ali:

- Rasûlullah (s.a.v.)'ın yaptığı bir işten nasıl olur da başkalarını menedersin? diye sordu.

Osman:

- Bu hususta bize karışma, dedi."

Buharı ile Müslim, Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini rivayet e-derîer:

'Ali ile Osman, Usfan'da mut'a hakkında ihtilafa düştüler. Ali:

- Rasûlullah (s.a.v.)'ın yaptığı bir işi nasıl olur da menedersin? diye sordu. Bu durumu görünce Ali (r.a.), hac ve umre için birlikte ihrama girip telbiye getirdi."

Buharı, Mervan b. Hakemin şöyle dediğini rivayet eder: "Osman ile Ali hazretlerini bir arada gördüm. Osman, mut'adan yani hac ile umreyi bir arada yapmaktan menediyordu. Ali bu durumu görünce hem hacca, hem de umreye niyet edip ihrama girdi ve telbiye getirdi. Sonra da:

- Herhangi bir kimsenin sözü yüzünden Peygamber (s.a.v.)'in sünnetini terk edecek değilim, dedi." İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Şakik'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Osman (r.a.), mut'ayı (hac ve umreyi birlikte yapmayı) yasaklıyordu. Ali ise emrediyordu. Osman, Ali'ye:

- Sen şöyle ve söylesin, dedi. Sonra Ali:

- Biliyorsun ki, Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte temettü yaptık (hac ve umreyi beraberce ifa ettik), dedi. Buna karşı Osman, şu cevabı verdi:

- Öyle ama o zaman biz korku içindeydik."

Bu da Hz. Osman'ın, Hz. Ali'nin rivayetini itiraf ettiğini göstermektedir. Bilindiği gibi Hz. Ali, Veda haccmda Peygamber (s.a.v.)'in-ki gibi ihrama girmişti ve kurbanlık hayvanım da önüne katıp sevk etmişti. Peygamber (s.a.v.), onun ihramda kalmasını emretmişti. O da kurbanlıkları hususunda Peygamber (s.a.v.)'e ortak olmuştu. Nitekim bununla ilgili açıklama ileride de gelecektir.

"Muvatta" adlı eserinde İmam Malik, Cafer b. Muhammed'in babasının şöyle dediğini rivayet eder: "Mikdad b. Esved, Hz. Ali'nin yânına girdi. Hz. Ali, o esnada genç develerine ağaç yapraklarıyla unun karışımı neticesinde elde edilen bir bulamaç içirmekte idi. Mikdad, ona şöyle dedi:

- Görüyor musun, Osman b. Affan, hac ve umrenin bir arada kıran şeklinde yapılmasını yasaklıyor? Bunun üzerine elinde un ve ağaç yapraklarının tozu bulunan Hz. Ali dışarı çıktı. Osman b. Affan'm yanına geldi ve ona:

- Sen mi, hac ve umrenin bir arada kıran şeklinde yapılmasını yasaklıyorsun? diye sordu.

Osman da:

- Bu benim görüşümdür, diye cevap verdi. Bunun üzerine Ali, oradan öfkeli olarak çıktı. Çıkarken şöyle diyordu: "Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk. Hac ve umreye birlikte lebbeyk."

Ebu Davud, Bera b. Azib'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.)'m kendisini Yenıen'e emir tayin ettiği esnada ben de Ali (r.a) ile birlikte idim." Bera b. Azib, burada hadisin, Hz. Ali'nin gelişi ile ilgili kısmını olduğu gibi anlatıyor. Sonra Hz. Ali şöyle diyor:

"Rasûlullah (s.a.v.), bana:

- Nasıl yaptın? diye sordu. Ben de şu cevabı verdim:

- Ben de Peygamber (s.a.v.) gibi ihrama girip telbiye getirdim. Ben kurbanlığı önüme katıp sevk ettim ve kıran haccı yaptım." "Sahih" adlı eserinde İbn Hibban, Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), Medine'den yola çıktı. Ben de Yemen'den yola çıktım ve: "Lebbeyk, Peygamber (s.a.v.)'in ihrama girişi gibi ben de ihrama giriyor, onun telbiye getirişi gibi telbiye getiriyorum." dedim. Peygamber (s.a.v.) ise: "Ben hac ve umre için birlikte ihrama girip telbiye getirdim." dedi.

İmam Ahmed b. Hanbel, Hüşeym kanalı ile Bekir b. Abdullah el-Müzenî'nin şöyle dediğini rivayet eder:

«Enes b. Malik'in: "Rasûlullah (s.a.v.)'m hac ve umre için birlikte telbiye getirdiğini işittim." dediğini duydum. Bunu İbn Ömer'e sordum. O da: "Rasûlullah, sadece hac için telbiye getirdi/' dedi. Enes'e rastladım. İbn Ömer'in böyle dediğini ona naklettim. O da şu cevabı verdi:

- Siz bizi çocuk sayıyorsunuz. Rasûlullah (s.a.v.)'m: "Hac ve umre için Lebbeyk" dediğini işittim.» İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), şöyle telbiye getirdi: Hac ve umre içinbirlik-te Lebbeyk."

İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.) ile ashabı, Mekke'ye geldiler. Hac ve umre için birlikte telbiye getirdiler. Rasûlullah (s.a.v.), Beyt'i tavaf edip Sfa ve Merve arasında sa'y yapmalarından sonra ihramdan çıkmalarını ve bu menasiki umre saymalarını emretti. Oradakiler sanki bundan korktular. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), onlara şöyle dedi:

- Eğer ben kurbanlığımı sevk etmiş olmasaydım, ben de ihramdan çıkardım.

Bunun üzerine oradakiler ihramdan çıktılar. Temettü yaptılar." Hafız Ebu Bekir el-Bezzar, Hasan b. Kazaa kanalı ile Enes b. Malikin şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.) ile ashabı, hac ve umre için telbiye getirdiler. Mekke'ye geldiklerinde Beyt'i tavaf ettiler. Safa ve Merve arasında sa'y yaptılar. Rasûlullah (s.a.v.), ihramdan çıkmalarını emretti. Onlar bundan korktular. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), onlara şöyle dedi:

- Eğer beraberimde kurbanlığım olmasaydı, ben de ihramdan çıkardım.

Bunun üzerine onlar ihramdan çıktılar, kadınların yanına dahi gittiler."

İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet .eder;

"Rasûlullah (s.a.v.)'m: "Umre ve hac için Lebbeyk, umre ve hac için Lebbeyk." diyerek hac ve umre için birlikte telbiye getirdiğini i-şittim."

İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), kurbanlık olarak birçok develeri önüne katıp Mekke'ye getirdi ve; "Umre ve hac için Lebbeyk." dedi. Ben de onun dişi devesinin sol ayağının yanında duruyordum."

Hafız Ebu Bekir el-Bezzar, Enes'in şöyle dediğini rivayet eder: "Ben Ebu Talha'mn bineğinin terkisinde idim. Onun dizi Rasûlullah1-m dizine değmekte idi. Rasûlullah da hac ve umre için birlikte telbiye getiriyordu."

Hafız Ebubekr el-Beyhakî, Zeyd b. Eşlem ile bir başkasının şöyle dediklerini rivayet eder:

"Adamın biri, İbn Ömer'e gelip şöyle sordu:

- Rasûlullah (s.a.v.), ne ile telbiye getirdi?

- Hac için telbiye getirdi.

Bu cevabı alan adam çekip gitti. Ertesi sene yine İbn Ömer'e gelip aynı soruyu tekrarladı:

- Rasûlullah (s.a.v.), ne ile telbiye getirdi?

- Sen önceki sene de bana gelmemiş miydin?

- Evet gelmiştim. Ama Enes b. Malik'in iddiasına göre Peygamber (s.a.V.), kıran haccı yapmıştır.

Kadınlar başları açık iken Enes b. Malik onların yanma giriyordu (Yani Enes o zaman çocuk idi.). Ben ise Rasûlullah (s.a.v.)'m devesinin altında duruyordum. Devenin salyası vücuduma değiyordu. İşte o esnada Rasûlullah'm hac için telbiye getirdiğim işitiyordum."

İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), hac ve umreyi bir arada ifa edip: "Hac ve umre için birlikte lebbeyk." diye telbiye getirdi."

İmam Ahmed b. Hanbel, Hasan b. Ali'nin azadhsı Sa'd'm şöyle dediğini rivayet eder:

"Ali ile birlikte Medine'den yola çıktık. Zu'1-Huleyfe'ye geldiğimizde Ali şöyle dedi:

- Ben hac ve umreyi bir arada yapmak istiyorum. Böyle yapmak isteyen varsa benim dediğim şeyleri söylesin.

Böyle dedikten sonra telbiye getirerek: "Hac ve umre için birlikte lebbeyk." dedi.

Azadh Sa'd'dan rivayette bulunan Salim, Enes b. Malik'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Vallahi benim ayağım, Rasûlullah (s.a.v.)'m ayağına değmekte idi. O, hac ve umre için birlikte telbiye getiriyordu."

Hafız Ebu Bekir el-Bezzar, Yahya b. Habib b. Arabî kanalı ile Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.)'in hac ve umre için birlikte telbiye getirdiğini işittim."

İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Ebu Talha'mn bineğinin terkisinde idim. O, Peygamber (s.a.v.)'le bir hizada gitmekte idi. Benim ayağım neredeyse Peygamber (s.a.v.)'-in üzengisine değmekte idi. Onun hac ve umre için birlikte telbiye getirdiğini işittim."

Buharî, Enes'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), öğle namazını Medine'de dört rekat, ikindi namazım ise Zu'1-Huleyfe'de iki rekat olarak kıldı. Sonra geceyi orada geçirdi. Sabahladığında bineğine bindi. Zu'1-Huleyfe ilerisindeki Bey-da düzlüğüne yöneldi. Allah'a hamd edip teşbih ve tekbir getirdi. Hac ve umre için birlikte telbiye getirdi. İnsanlar da hac ve umre için birlikte telbiye getirdiler."

Bir başka rivayette Enes şöyle demiştir: "Ben, Ebu Talha'mn bineğinin terkisinde idim. Oradaki insanlar hac ve umre için birlikte telbiye getiriyorlardı."

Buharî'nin, Enes'ten yaptığı başka bir rivayette de şöyle denmektedir:

"Rasûlullah, sonra Zu'1-Huleyfe'de geceledi. Sabahlayınca sabah namazını kıldı. Namazdan sonra bineğine bindi. Zu'1-Huleyfe ilerisindeki Beyda düzlüğüne yönelince hac ve umre için telbiye getirdi."

Hafız Ebu Bekir el-Bezzar, İbrahim b. Said kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), hac ve umre için birlikte telbiye getirdi."

İmam Ahmed b. Hanbel, Katade'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Enes b. Malik'e şöyle sordum:

- Peygamber (s.a.v.) kaç kez hac yaptı?

- Bir kez hac yaptı, dört sefer de umre yaptı. Umrelerinden biri Hudeybiye zamanmdakidir, biri Medine'de iken zilkade ayında yola çıkıp gelip yaptığı umredir, biri de yine zilkade ayında Hüneyn gazvesinde elde edilen ganimetleri paylaştırırken Cirâne'de yaptığı umredir, dördüncüsü de Veda haccıyla birlikte yaptığı umresidir."

İmam Ahmed b. Hanbel, Veki' kanalı ile Enes b. Malik'in şöyle dediğim rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), hac ve umre için telbiye getirdi." İmam Ahmed b. Hanbel, Enes'in şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.)'m hac ve umre için birlikte telbiye getirdiğini işittim. Şöyle diyordu: Hac ve umre için Lebbeyk, hac ve umre için lebbeyk."

Yine İmam Ahmed b. Hanbel, Enes'in şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte Mekke'ye gittik. Onun şöyle dediğini işittim: Hac ve umre için lebbeyk,"

İmam Ahmed b. Hanbel, Hasan kanalı ile Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Hac için telbiye getirerek yola çıktık. Mekke'ye geldiğimizde Rasûlullah (s.a.v.), umre için telbiye getirmemizi emretti ve şöyle buyurdu:

"Geri döndüğüm bir işe yeniden başlayacak olsaydım, onu umre yapardım. Ama kurbanlık hayvanımı sevk etmişim ve hac ile umreyi birleştirmişim."

Neseî, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.)'m hac ve umre için telbiye getirdiğini işittim." İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Kudame el-Hanefî'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), hac ve umreyi birleştirip kıran yaptı. Yanındakiler de kıran yaptılar."

Hafız el-Beyhakî, bu rivayet tariklerinin bir kısmını Enes b. Ma-lik'ten naklettikten sonra bunun gerekçelerim münakaşa götürecek sözlerle açıklamıştır. O, özetle şöyle der:

"Başkaları değil de Enes, bu işi karıştırmıştır. Belki de o, Rasûlullah (s.a.v.)'m kıran için nasıl telbiye getirileceğini başkasına öğretirken telbiye getirişim duymuştur. Yoksa bizzat Rasûlullah'm kendisinin kendi ibadeti için telbiye getirişini işitmiş değildir." Doğrusunu Allah bilir. .

Bu husus, Enes b. Malik'ten başkasından da rivayet edilmiştir. Bunun gerçekliğinde ihtilaf vardır.

Ben derim ki: İşin aslını araştırıp iyi düşünen kimse, ihtilaflı unsurların bulunduğunu görür. Belki de bu sözü bırakmak daha uygun olacaktır. Çünkü az önceki satırlarda da görüldüğü gibi kendisinden mütevatir olarak nakledilen rivayetler bulunan bir sahabenin hafızası üzerinde şaibe akla gelmektedir ki, bu da büyük sakıncalara yol açacaktır. Doğrusunu en iyi bilen, elbetteki yüce Allah'tır.

Hanz Ebu Bekir el-Beyhakî, Bera b. Azib'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), her üçü de zilkade ayında olmak üzere üç umre yaptı."

Hz. Aişe dedi ki: Bera, Veda haccı ile birlikte yaptığı umresi de dahil olmak üzere Rasûlullah (s.a.v.)'m dört umre yaptığını iyi bilmektedir. Nasıl olur da böyle der?

Beyhakî dedi ki: Bu, mahfuz bir rivayet değildir.

Ben derim ki: Bu, Hz. Aişe'den sahih bir senedle gelen bir rivayettir.

Hafız Ebu'l Hasen ed-Darekutnî, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), üç hac yaptı. İki haccı hicretten önce idi. Bir haccını da umre ile birlikte kıran şeklinde yaptı."

Tirmizî ile İbn Mace, bu hadisi Süfyan b. Said'den, Sevrî kanalıyla rivayet etmişlerdir.

Ebu İsa et-Tirmizî, İbn Ebi Ömer kanalı ile Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), hac ve umreyi birleştirerek kıran yaptı. Her ikisi için tek tavaf yaptı."

Sonra Tirmizî, bu hadisin hasen ve sahih olduğunu söylemiştir:

"Peygamber (s.a.v.), hac ve umresi için tek tavaf yaptı."

Hafız Ebu Bekir el-Bezzar da "Müsned" adlı eserinde Cabir'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), Medine'den Mekke'ye geldi. Hac ve umreyi birleştirip kıran yaptı ve kurbanlık hayvanını şevketti. Kendisi şöyle buyurdu:

"Kurbanlık hayvanının boynuna gerdanlığı takmamış olan kimse, bu haccını umreye çevirsin." Kütüb-ü Sitte'de böyle bir rivayet yoktur. Senedi cidden garip olan bu hadisi, "Müsned" adlı eserinde sadece bu yolla Bezzar nakletmiştir. Doğrusunu Allah bilir.

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Muaviye kanalı ile İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Ebu Talha, Rasûlullah (s.a.v.)'m hac ve umreyi birleştirerek ifa ettiğini bana haber verdi."

İmam Ahmed b. Hanbel, Süraka b. Malik b. Cu'şum'un şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle dediğini işittim: "Kıyamet gününe kadar umre hacca dahil oldu."

Rasûlullah (s.a.v.), Veda haccmda kıran haccı yaptı."

İmam Malik, İbn Şihab kanalı ile Muhammed b. Abdullah b. Nev-fel b.-Haris b. Abdülmuttalib'in şöyle dediğini rivayet eder: "Muaviye b. Ebi Süfyan'm hac ettiği senede Sa'd b. Ebi Vakkas, umre ile hacca temettü edip faydalanmayı anlatıyordu. Dahhak, ona şöyle dedi:

- Allah'ın emrini bilmeyen kimse ancak bu şekilde hacceder. Sa'd, ona şu cevabı verdi:

- Ey kardeşimin oğlu, ne kötü konuştun sen.

- Hattab oğlu Ömer de bunu yasaklıyordu.

- Rasûlullah (s.a.v.) böyle yaptı. Biz de onunla beraber böyle yaptık."

İmam Ahmed b. Hanbel, Guneym'in şöyle dediğini rivayet eder: "Temettü'un hükmünü Sa'd b. Ebi Vakkas'a sordum. O da şöyle cevab verdi:

"Şu (Muaviye), Mekke'de kafir iken biz temettü haccı yaptık." Abdürrezzak, Guneym b. Kaysın şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), hac ve umreyi birleştirdi. Çünkü o, bir sonraki yıl hac yapmayacağını biliyordu."

İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), hac ve umreyi birleştirdi. Çünkü o, bir sonraki yıl hac yapmayacağını biliyordu."

İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), dört kez umre yaptı: Hudeybiye umresi, Um-retu 1-Kaza, Cirâne umresi ve Veda haçcıyla birlikte ifa ettiği umre."

Önceki sayfalarda da geçtiği gibi Buharı, İbn Abbas kanalı ile Hz. Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rabbimin katından biri bana geldi ve şöyle dedi: "Bu mübarek vadide namaz kıl ve: Hac içinde umre, de."

Buharî, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), Veda haccmda temettü yaptı. Kurban kesti. Kurbanlığını Zu'1-Huleyfe'den gönderdi. Rasûlullah (s.a.v.), önce umre için sonra hac için telbiye getirdi."

Ravi, Hz. Peygamber'in, Safa-Merve arasında sa'y yaptıktan sonra ihramdan çıkmayışma ve diğer hususlara dair hadisin tamamını nakl etmiştir. Önce de söylediğimiz gibi Peygamber Efendimiz, özel anlarında temettü haccı yapmamıştı. Kıran haccı yapmıştı. Zira naklolunduğuna göre o mutemetti' değildi. Hac ve umresi için Safa-Merve arasında bir tek sa'y ile yetinmişti. Cumhur-u fukahanm mezhebine göre kıran yapan kimsenin yapması gereken işte budur. Nitekim bununla ilgili açıklama ileride gelecektir. Doğrusunu Allah bilir.

Hafız Ebu Ya'lâ el-Musulî, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet

eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), kıran haccı yaptığıiçin tek tavaf yaptı. Hac ile umre arasında ihramdan çıkmadı. Yolda kurbanlığını satın aldı."

Tercihe şayan olan husus şudur ki, İbn Ömer, rivayetinde geçen ifrad kelimesi ile hac fiillerinin ayrı yapılmasını kasdetmiştir. Yoksa Şafiî ashabının işaret ettikleri gibi özel manada ifrad haccını kasdet-miş değildir. Yani önce hac yapıp da sonra zilhiccenin kalan kısmında umre yapmış değildir. Şafiî'nin kavline göre İbn Ömer şöyle demiştir:

"Hacdan.önce umre yapıp kurbanımı kesmem, hacdan sonra zilhicce ayında umre yapmamdan daha çok hoşuma gider."

İmam Ahmed b. Hanbel, Amr b. Şuayb'm dedesinin şöyle dediğini rivayet eder:

«Rasûlullah (s.a.v.), Ka'be'den menedilmek korkusuyla kıran haccı yaptı ve: "Şayet hac yapamazsam bari umre yapayım." dedi.»

Bu, hem senedi, hem de metni garip olan bir hadistir. Bunu yalnızca İmam Ahmed rivayet etmiştir. Bu hadisin metninin garib olması şundandır. Hadiste deniliyor ki: "Rasûlullah (s.a.v.), Ka'be'den menedilmek korkusu yüzünden kıran haccı yaptı." Cenâb-ı Allah'ın İslâmiyet'i kendisi için sabit kılmasından ve Mekke fethini müyesser kılmasından sonra Rasûlullah'ı Ka'be'den artık kim menedebilirdi? Kaldı ki, önceki sene hac mevsiminde Mina'mn dört bir yanında şöyle bir duyuruda da bulunulmuştu:

- Bu seneden sonra artık hiçbir müşrik haccedemiyecektir. Çıplak

bir kimse Beyt'i tavaf edemiyecektir.

Veda haccında Hz. Peygamberle birlikte 40.000'e yakın insan vardı. Artık: "Ka'be'den menedilir korkusuyla..." sözünü kullanmak her halde biraz tuhaf gelmektedir. Ancak bu, Hz. Ali'nin kendisine: "Biliyorsun ki biz, Rasûlullah (s.a.v.)'la beraber temettü yaptık." demesi esnasında emirü'l- mu minin Osman'ın şu sözünden daha tuhaf değildir: "Öyle ama biz o zaman korku içindeydik."

Anlayamıyorum, bu korkunun sebebi nedir ve hangi taraftan gelmiştir? Muhtemelen sahabenin rivayeti, bu korkuyu kendi zannına dayandırmasından ötürüdür. Sahabenin rivayeti, sahih ve makbuldür. Yalnız onun bu hususta masum olduğuna inanmıyorum. Bu husus, sadece onu bağlar, başkası için bağlayıcı bir hüccet değildir. Fakat buna rağmen onun rivayet ettiği hadisi reddetmek gerekmez. Şayet sahih olarak kendisine dayanmakta ise, Abdullah b. Amr'm kavli budur. Doğrusunu Allah bilir.

İmam Ahmed b. Hanbel, Muhammed b. Cafer kanalı ile Mutar-rifin şöyle dediğini rivayet eder:

"İmran b. Husayn bana şöyle dedi:

- Sana öyle bir söz söyleyeceğim ki, belki Allah o söz vesilesiyle sana fayda verir. Şöyle ki: Rasûlullah (s.a.v.), hac ile umreyi bir arada yaptı. Vefat edinceye kadar da kimseyi bundan menetmedi. Bunu haram kılan bir Kur'ân ayeti de nazil olmadı. Bende olmayan hasletlerle kendimi methediyordum, Böyle yapınca o selamını benden kesti. Bu huyumu terkedince bana tekrar selam vermeye başladı." Müslim, İmran b. Husayn'in şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), hac ve umreyi birlikte yaptı." Buharî ve Müslim'in sahihlerinde belirtildiğine göre îmran b. Husayn şöyle demiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.)'m zamanında temettü haccı yaptık. Sonra onu haram kılan bir Kur'ân ayeti nazil olmadı. Kendisi vefat edinceye kadar da Rasûlullah onu yasaklamadı."

Abdullah b. İmam Ahmed, Hirmas b. Ziyad el-Bahlî'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Babamın bineğinin terkisinde idim. Peygamber (s.a.v.)'in bir deve üzerinde şöyle dediğini işittim: "Hac ve umreye birlikte lebbeyk."

İmam Ahmed b. Hanbel, Abdurrahman kanalı ile Hafsa (r.an-ha)'mn şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.)'e şöyle sordum:

- Neyin var, niçin umre ihramından çıkmadın?

- Ben saçımı birbirine yapıştırıp keçeleştirdim. Kurbanlığımın boynuna gerdanlık taktım. Artık kurbanımı kesmeden ihramdan çıkmam."

Buharî ve Müslim'in bu hadisi rivayetlerine göre Hz. Hafsa, Hz. Peygamber'e şöyle bir soru sormuş: "Ya Rasûlallah, şu insanlara ne oluyor, sen umre ihramından çıkmadığın halde onlar umre ihramından çıkmışlar?

- Ben kurbanlık hayvanın boynuna gerdanlık taktım. Saçımı birbirine yapıştırıp keçeleştirdim. Artık kurbanımı kesmedikçe ihramdan çıkmam."

İmam Ahmed b. Hanbel, Hz. Peygamber'in zevcesi Hz. Hafsa'nm şöyle dediğini rivayet eder:

"Veda haccı senesinde Rasûlullah (s.a.v.), ihramdan çıkmalarını zevcelerine emretti.-Falan zevcesi ona:

- Sen niye ihramdan çıkmıyorsun? diye sodu. O da şu cevabı verdi:

- Ben saçımı birbirine yapıştırıp keçeleştirdim. Kurbanlık hayvanımın boynuna gerdanlık taktım; Artık kurbanımı kesmedikçe ihramdan çıkmam."

İmam Ahmed b. Hanbel, Hz. Ömer'in kızı Hafsa'nm şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), umre ihramından çıkmalarını kadınlarına emrettiği zaman onlar şöyle dediler: - Ya Rasûlallah, senin bizimle birlikte ihramdan çıkmana mani

olan nedir?

O, şu cevabı verdi:

- Ben kurbanlık hayvanımı temin ettim. Saçımı birbirine yapıştırıp keçeleştirdim. Artık kurbanımı kesmedikçe ihramdan çıkacak değilim."

Bu hadiste görülüyor ki; Rasûlullah (s.a.v.), o zaman umre ihramına girmiş ve ihramdan çıkmamıştı. Oysa ifrad haccıyla ilgili geçen hadislerde onun hac için de telbiye getirdiği ifade edilmişti. Bütün bunlar onun kıran haccı yaptığına delalet etmektedirler. Doğrusunu Allah bilir.

Buharî, Abdulah b. Mesleme kanalı ile Hz. Aişe'nin şöyle dediğini

rivayet eder:

"Veda haccmda Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte Medine'den yola çıktık, umre için telbiye getirdik. Sonra Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

- Yanında kurbanlığı bulunan kimse umre ile birlikte hac için de telbiye getirsin. Sonra her ikisinden de ihramdan çıkmadıkça ihram yasaklarına riayet etsin.

Ben Mekke'ye geldim. Hayızlı idim. Beyt'i tavaf etmedim. Safa ve Merve arasında sa'y da yapmadım. Durumumu Rasûlullah'a şikayet ettim. Bana şu cevabı verdi:

- Saç örgünü çöz, saçını tara, hac için telbiye getir, umreyi bırak.

Ben de onun dediğini yaptım. Haccı tamamladığım zaman Rasûlullah (s.a.v.) beni, Ebu Bekir'in oğlu Abdurrahman la beraber Ten'i-m'e gönderdi. Orada umreye niyet ettim. Bana:

- İşte senin umre yerin burasıdır, dedi.

Umre için ihrama girip telbiye getirmiş olanlar Beyt'i tavaf ettiler. Safa ve Merve arasında sa'y yaptıktan sonra ihramdan çıktılar. Mina dönüşünde tekrar tavaf ettiler. Hac ile umreyi cem edenler ise tek tavaf yaptılar."

Müslim, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Veda haccı senesinde Rasûlullah.(s.a.v.)'la Jbirlikte Medine'den yola çıktık. Umre için ihrama girip telbiye getirdim. Kurbanlığımı sevk etmemiştim. Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurdu:

- Beraberinde kurbanlığı bulunan kimse, umresiyle birlikte hac ihramına girip telbiye getirsin. İkisinin menasikini tamamlamadan ve ihramdan çıkmadan ihram yasaklarına riayet etsin."

Bu hadisi nakletmekteki maksadımız, Rasûlullah (s.a.v.)'ın şu sözünü aktarmaktır: "Beraberinde kurbanlığı bulunan kimse, hac ve umre ihramına girip telbiye getirsin."

Bilindiği gibi Peygamber (s.a.v.)'in beraberinde kurbanlığı vardı. Şu halde onun vermiş olduğu bu buyruğa ilk olarak kendisinin uymuş olması gerekir. Çünkü hitapta bulunan kimse, kendi hitabının gereğini yerine getirme kapsamına dahildir. Sahih olan da budur. Yine Hz. Aişe, şöyle demiştir:

"Hac ve umreyi cem edenlere gelince, onlar tek tavaf yapmışlardır."

Bunlar, Safa ve Merve arasında tek sa'y yapmışlardır.

Yine Müslim'in, Hz. Aişe'den rivayetine göre Rasûlullah (s.a.v.), Safa ve Merve arasında tek sa'y yapmıştır. Bundan da anlaşılıyor ki, Rasûlullah (s.a.v.), hac ve umreyi cem etmiştir. İkisini bir arada ifa etmiştir.

Müslim, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), Ebu Bekir, Ömer ve varlıklı Müslümanların yanlarında kurbanlıkları vardı. Rasûlullah (s.a.v.), hac ve umre ihramlarından çıkmadı. Temettü da yapmış değildi. Bana Teni'm'den umre yaptırmasını kendisinden isteyerek şöyle dedim:

- Ya Rasûlallah, insanlar hac ve umreyi yaparak koşuyorlar, bense sadece hac yaparak koşuyorum. Bunun üzerine o, beni, Ebu Bekir'in oğlu Abdurrahman (kardeşim) ile gönderdi. O bana Ten'im'den umre yaptırdı."

Hz. Aişe, bu rivayetinde, Hz. Peygamberin hacdan sonra umre yaptığım söylememiştir. Hz. Peygamber, ifrad haccı da yapmamıştı. Şu halde onun kıran haca yaptığı anlaşılıyor. Çünkü insanların ittifak ettikleri görüşe göre Hz. Peygamber, Veda haccmda umre de yapmıştır. Doğrusunu Allah bilir.

Daha önce anlatıldığı gibi Hafız el-Beyhakî, Bera b. Azib'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah, üç umre yaptı. Her üçü de zilkade ayında idi." Hz. Aişe, Bera'nm bu sözü üzerine şöyle dedi: "Bera biliyor ki, Rasûlullah (s.a.v.), Veda haccıyla beraber yaptığı umresiyle birlikte dört umre yapmıştır."

Beyhakî, Mücahid'in şöyle dediğini rivayet eder:

"İbn Ömer'e şöyle bir soru soruldu:

- Rasûlullah (s.a.v.), kaç umre yaptı? Oda:

- İki kez umre yaptı, diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Aişe şöyle dedi:

- Rasûlullah (s.a.v.)'m Veda haccıyla birlikte yaptığı umre dışında üç umre daha yaptığını İbn Ömer de biliyor. Şu halde nasıl böyle diyor?."

Sonra Beyhakî şöyle dedi: Bu rivayetin senedinde herhangi bir mahzur yoktur. Ancak mürseldir. Mücahid, bazı muhaddislerin kavline göre Hz. Aişe'yi dinlemiş değildir.

Ben derim ki: Şube, bunu inkar ediyordu. Buharî ve Müslim ise bunu isbat etmişlerdir. Doğrusunu Allah bilir.

Kasım b. Abdurrahman b. Ebu Bekir ile Urve b. Zübeyr ve diğer bazıları, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:

"Veda haccı senesinde Rasûlullah (s,a.v.)'m beraberinde kurbanlığı vardı. Ben, Ten'im'de umre yaptım. Mekkelilerin yanma inerken ona rastladım. Muhassab'ta geceledi. Mekke'de sabah namazını kıldı. Sonra Medine'ye döndü."

Bütün bunlar, Hz. Peygamber'in Veda haccmdan sonra umre yapmadığını ispatlıyor. Sahabelerden herhangi birinin böyle bir nakilde bulunduğunu bilmiyorum. Ama Hz. Peygamber'in umre ve hac ihramından tahallül etmediği (çıkmadığı) da bilinmektedir. Onun Beyt'i tavaf edip Safa ve Merve arasında sa'y yaptıktan sonra tıraş olmadığı veya saçını kısaltmadığı ve ihramdan çıkmadığı, aksine ih-ramlılığını devam ettirdiği bilinmektedir. Bu hususta ittifak da vardır. Mina'ya giderken hac için telbiye getirdiği de nakledilmiş değildir. Şu halde onun temettü yapmadığı anlaşılmış oluyor.

Hz. Peygamber'in Veda haccı senesinde umre yaptığı, umre ile hac arasında ihramdan çıkmadığı, hac için yeniden ihrama girmediği, hacdan sonrada umre yapmadığı hususunda ittifak vardır. Şu halde kıran haccı yapmış oluyor ki, buna cevap vermekte zordur. Doğrusunu Allah bilir. İfrad ve temettü rivayetlerinde bulunan kimselerin sustukları veya reddettikleri şeyleri kıranla ilgili rivayetler ispatlamaktadır ve bu hususu öne çıkarmaktadır. Nitekim usul ilminde de böyle bir kural vardır.

Ebu İmran'dan gelen bir rivayete göre o, kuleleriyle birlikte haccetmiş ve şöyle demiştir:

"Ben, Ümmü Seleme'nin yanma gidip kendisine şöyle dedim:

- Ey müminlerin annesi! Ben şimdiye Jcadar hac yapmış değilim. Önce hangisine başlayayım. Umreye mi yoksa hacca mı başlayayım?

Bana cevaben dedi ki:

- Hangisine başlarsan başlayabilirsin.

Sonra mü'minlerin annesi Safiye'nin yanına gittim. Ona Safî-ye'nin sözünü naklettim. Ümmü Seleme bana şöyle dedi:

- Rasûhıllah (s.a.v.)'m şöyle dediğini işittim: "Ey Muhammed ailesi! Sizden hacceden kimse, hac için de umre ihramına girip telbiye getirsin."

Fasıl