El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Peygamber (s.a.v.)'in Vefatı İle Müslümanların Uğradığı Büyük Musibet

Buharı, Süleyman b. Harb kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Peygamber (s.a.v.)'in hastalığı ağırlaştiğı zaman, sıkıntılar onu bürüdü. Fatıma da şöyle dedi: - Vay benim babamın ağrı ve sancılarına! Babam …

Buharı, Süleyman b. Harb kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Peygamber (s.a.v.)'in hastalığı ağırlaştiğı zaman, sıkıntılar onu bürüdü. Fatıma da şöyle dedi:

- Vay benim babamın ağrı ve sancılarına! Babam ne kadar da sıkıntı çekiyor.

Bunun üzerine Hz. Peygamber:

- Baban bugünden sonra artık acı çekmeyecektir, dedi. . Rasûlullah vefat edince Fatıma şöyle dedi: - Vay benim babama! Kendisini çağıran Rabbinin çağrısına icabet etti. Vay benim babama! Cennetü'l-Firdevs onun makamı oldu. Vay benim babama! Cebrail onun ölüm haberini getirdi.

Rasûlullah vefat edince Fatıma şöyle dedi:

- Ey Enes! Rasûlullah'm üzerine toprak savurmanıza gönlünüz razı olur mu?»

İmam Ahmed b. Hanbel, Yezid ve onun vasıtasıyla Hammad b. Zeyd kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Peygamber (s.a.v.), defnedildiği zaman Fatıma şöyle dedi:

- Ey Enes! Rasûlullah (s.a.v.)'ı, toprağa gömüp geri dönmeye gönlünüz razı oldu mu?»

İbn Mace, bunu Hammad b. Zeyd'in hadisinden muhtasar olarak rivayet etmiştir, ibn Mace'ye g~öre Hammad şöyle demiştir: «Sabit, bu hadisi anlattığı zaman kaburga kemikleri birbirine geçecek şekilde ağlardı.»

Bu, ölü üzerine yapılan ağıt cinsinden sayılmaz. Aksine bu, Rasûlullah (s.a.v.)'m hakettiği fazilet ve üstünlükler nevindendir. Onun üzerine salat-ü selamın en faziletlisi olsun. Biz bunu burada şunun için naklettik ki, Rasûlullah (s.a.v.), ölü üzerine ağlamayı yasaklamıştır.

İmam Ahmed b. Hanbel ile Neseî, Kays b. Asım'ın oğullarına şöyle bir vasiyette bulunduğunu rivayet etmişlerdir:

«Benim üzerime ağlamayın. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.)'ın üzerine de ağlanmadı.»

İsmail b. İshak el-Kadî, "Nevâdir" adlı eserde Kays b. Asım'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Benim üzerime ağıt dökmeyin. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.)'m da üzerine ağıt dökülmedi. Onun ağıt dökmeyi yasakladığını işittim.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye geldiği gün, herşey onunla aydınlandı. Vefat ettiği gün de Medine'de ondan dolayı herşey karardı. Vefat edip teçhizini tamamladığımızda Rasûlullah'm üzerinden elimizi Çaldırır kaldırmaz kalblerimiz değişti.»

Muhammed b. Yunus, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), vefat ettiği zaman Medine karanlıklar içinde kaldı. Öyle ki, birbirimizi gör emiyorduk. Elimizi uzatıyor, elimizi dahi göremiyorduk. Onu defneder etmez kalblerimiz değişti.» Hafız İbn Asakir, Ebu Hafs b. Şahin tariki ile Ebu Said el-Hudrî'-nin şöyle dediğim rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye girdiği zaman herşey onun sayesinde ışıklanıp aydınlandı. Medine'de vefat ettiği zaman herşey karanlıklar içinde kaldı.»

İbn Mace, İhsak b. Mansur kanalı ile Übeyy b. Ka'b'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.)'la beraber iken hepimizin yüzü aynı yönde idi. Fikrimiz birdi. O vefat edince ayrı ayrı taraflara bakmaya, farklı düşünmeye başladık.»

İbn Mace, Peygamber (s.a.v.)'in zevcesi Ümmü Seleme'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.) zamanında bir kimse ayağa kalkıp namaza durduğu zaman gözleri, ayaklarının önünden ilerisini görmezdi. O vefat ettikten sonra Ebu Bekir'in hilafeti döneminde insanlardan biri ayağa kalkıp namaza durduğu zaman gözleri anlının secde ettiği yerden ilerisini görmezdi. Ebu Bekir'in vefatından sonra, Ömer'in hilafeti zamanında insanlardan biri ayağa kalkıp namaza durduğu zaman gözü kıble cihetinden başka yeri görmezdi. Ömer'in vefatından sonra Osman'ın hilafeti döneminde fitne baş gösterdi. İnsanlar yüzlerini sağa sola çevirmeye başladılar.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), vefat ettiği zaman Ümmü Eymen ağladı. Ona, Rasûlullah'm üzerine niçin ağlıyorsun? diye sorulduğunda şu cevabı verdi:

- Doğrusu ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m öleceğini biliyordum. Ama ben vahyin bizden kesilmesinden Ötürü ağlıyorum.»

Beyhakî, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), Ümmü Eymen'i ziyarete gitti. Ben de onunla gittim. Ümmü Eymen, Rasûlullah'a bir içecek takdim etti. Rasûlul-lah, ya oruçlu olduğundan veya onu içmek istemediğinden reddetti. O da, Rasûlullah'a dönüp gülmeye başladı. Rasûlullah'm vefatından sonra Ebu Bekir, Ömer'e:

- Haydi Ümmü Eymen'i ziyarete gidelim, dedi. Ziyarete gittiğimizde Ümmü Eymen ağladı. Ebu Bekir'le Ömer ona:

- Niçin ağlıyorsun? Rasûlullah için Allah'ın katındaki şeyler, daha hayırlıdır, dediler. Ümmü Eymen de şu cevabı verdi:

- Allah katındaki şeylerin Rasûlullah için daha hayırlı olduğunu bilmediğimden dolayı ağlıyor değilim. Ama ben artık semadan vahyin gelmeyeceğine ağlıyorum.

Ümmü Eymen'in bu cevabı, Ebu Bekir'le Ömer'i heyecanlandırdı. Onlar da ağlamaya başladılar.»

Rasûlullah (s.a.v.)'ın vefatı ve Ebu Bekir'in bu vefat ile ilgili irad ettiği hutbe hakkında Musa b. Ukfce şöyle demiştir:

«Ebu Bekir, hutbesini tamamlayıp da insanlar dönünce Ümmü Eymen oturup ağladı. Ona şöyle soruldu:

- Niçin ağlıyorsun? Oysa Cenâb-ı Allah, peygamberine ikramda bulundu. Onu Cennetine koydu. Onu dünya yorgunluklarından kurtarıp rahata kavuşturdu.

Ümmü Eymen, şu cevabı verdi:

- Her gün ve her gece bize taptaze gelen sema haberlerinin kesilmesi yüzünden ağlıyorum.

Ümmü Eymen'in bu cevabı karşısında insanlar şaşkına döndüler.»

"Sahih" adlı eserinde Müslim b. Haccac, Ebu Musa'dan rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«Cenâb-ı Allah, kullarından bir ümmete rahmet dilediği zaman o ümmetten önce peygamberinin ruhunu teslim alıp vefat ettirir. O peygamber de ümmeti için şahidlik eder. Şayet Cenâb-ı Allah, bir ümmeti helak etmek isterse peygamberi hayatta iken o ümmeti azap-landırır. Peygamberinin gözleri önünde onu helak eder. Peygamberi de onun helakini temaşa ederek göz doygunluğuna erer. Bunu, peygamberlerini yalanlayıp emrine asi oldukları zaman yapar.»

Hafız Ebu Bekir el-Bezzar, İbn Mesud'dan rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«Doğrusu Allah'ın gezici melekleri vardır. Ümmetimden bana selam tebliğ ederler.»

Yine aynı ravi, Peygamber (s.a.v.J'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

«Benim hayatım sizin için hayırlıdır. Siz olaylar yaparsınız ve sizin için (bu olaylarla ilgili hükümler) meydana gelir. Vefatım da sizin için hayırlıdır. Amelleriniz bana arzolunur. Ben bir hayır görürsem Allah'a o hayırdan dolayı hamdederim. Ben bir kötülük görürsem sizin için Allah'tan mağfiret dilerim.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Hüseyin b. Ali el-Cu'fî kanalı ile Evs b. Evs'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Adem o gün yaratıldı ve o günde de vefat etti. O günde ona ruh üflendi. O günde sûra üfleneceğinden insanlar düşüp bayılırlar (veya ölürler). İşte cuma gününde bana çokça salat getirin. Çünkü salatınız bana arzedilir.»

Dediler ki:

- Ya Rasûlallah! Sen mezarında çürümüş olduğun halde salatamız sana nasıl arzedilir?

Buyurdu ki:

- Doğrusu Cenâb-ı Allah, peygamberlerin cesedini yemeyi yere haram kılmıştır.»

İbn Mace, Amr b. Sevvad el-Mısrî kanalı ile Ebu Derda'nın şöyle dediğini rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«Cuma günü bana çokça salat getirin. Çünkü o günde melekler hazır bulunurlar. Her kim bana salat getirirse -salatım tamamlayıncaya kadar- salatı bana mutlaka arzedilir.»

Ebu Derda diyor ki:

- Senin vefatından sonra da mı salatlar sana arzedilir ya Rasûlallah? dedim.

Buyurdu ki:

- Doğrusu Allah, peygamberlerin cesedini yemeyi yere haram kılmıştır. Allah'ın peygamberi diridir ve rmklanır.»

Burada Hafız İbn Asakir, Peygamber (s.a.v.)'in şerefli kabrini ziyaret hususunda rivayet edilen hadisleri nakletmiştir. Bu hadisleri biraraya getirerek bu konuda bir bab tanzim etmiştir. Allahın salat-ü selamı kıyamet gününe kadar, her zaman Rasûlullah'm üzerine olsun. Bu konuyu, inşaallah "el-Ahkamü'1-Kebir" adlı kitapta detaylı olarak ele alacağız.