El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Peygamber (s.a.v.)'in Yıkanması

Daha önce de anlattığımız gibi Müslümanlar, pazartesi gününün kalan kısma ile salı günü, Ebu Bekir es-Sıddık'a bey'at işi ile meşgul oldular. Bey'at işi tamamlanıp herşey yerli yerine konduktan sonra Rasûlullah …

Daha önce de anlattığımız gibi Müslümanlar, pazartesi gününün kalan kısma ile salı günü, Ebu Bekir es-Sıddık'a bey'at işi ile meşgul oldular. Bey'at işi tamamlanıp herşey yerli yerine konduktan sonra Rasûlullah (s.a.v.)'m teçhizine başladılar. Bu hususta karşılaştıkları müşkilleri halletmede Ebu Bekir es-Sıddık'ın rehberliğine başvurdular.

İbn İshak dedi ki: Ebu Bekir'e bey'at edildikten sonra insanlar salı günü Rasûlullah (s.a.v.)'m teçhiz işine yöneldiler. Hz. Aişe'nin dediğine göre Rasûlullah (s.a.v.), pazartesi günü vefat etti. Çarşamba gecesi defnedildi.

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe, Ebu Muaviye kanalı ile Büreyde'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.)'ı yıkama işine başladıkları zaman içeriden bir ünleyici onlara şöyle seslendi:

- Rasûlullah (s.a.v.)'m gömleğini üzerinden çıkarmayın!» Muhammed b. İshak, Yahya b. Abbad b. Abdullah b. Zübeyr kanalı ile Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Sahabeler, Rasûlullah (s.a.v.)'ı yıkamak istedikleri zaman,"Diğer ölüler gibi Rasûlullah (s.a.v.)'m elbiselerini çıkaralım mı, yoksa olduğu gibi üzerinde bırakarak mı onu yıkayalım?" diye ihtilaf ettikleri zaman Allah, onların üzerine uyku verdi. Öyle ki, hepsinin çenesi göğüslerinin üzerine düştü. Sonra Ka'be tarafından, kim olduğunu bilmedikleri bir konuşmacı onlara şöyle dedi:

- Peygamberi, elbiseleri üzerinde olduğu halde yıkayın.

Onlar da kalkıp Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gittiler. Gömleği üzerinde olarak onu yıkadılar. Gömleğinin üzerine su döküyorlar, onun vücudunu, ellerini değdirmeksizin gömleği ile ovalıyorlardı. Eğer sonradan Öğrendiğimi daha işin başında iken bilseydim, Rasûlullah (s.a.v.)'ı başkaları değil, sadece kadınları yıkardı.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Yakub kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Halk, Rasûlullah (s.a.v.)'ı yıkamak için toplandı. Evde aile efradından başkası yoktu. Sadece Abbas b. Abdülmuttalib, Ali b. Ebi Ta-lib, Fadl b. Abbas, Küsm b. Abbas, Üsame b. Zeyd b. Harise ve Rasû-lullah'm azadlısı Salih vardı.

Bunlar, Rasûlullah'ı yıkamak için toplandıklarında cemaatin gerisinden Evs b. Havla el-Ensârî (Beni Avf b. Hazrec'ten biri olup Bedir savaşma katılmıştır.), Ali b. Ebi Talib'e seslenerek şöyle dedi:

- Ey Ali, Allah aşkına Rasûlullah'ı yıkama işinde bize de pay ver. Hz. Ali ona:

- Haydi sen de gir içeri, dedi. Evs içeri girdi. Rasûlullah'm yıkanması işinde hazır bulundu. Ama yıkama işine karışmadı.

Üzerinde gömleği bulunduğu halde Rasûlullah'ı Hz. Ali kendi göğsüne yasladı. Abbas, Fadl ve Küsm, Rasûlullah'm cesedini Ali ile birlikte, sağa sola çeviriyorlardı. Üsame b. Zeyd ile Rasûlullah'm a-zadlısı Salih, cesedinin üzerine su döküyorlardı. Ali de onu yıkıyordu ve yıkayıcının, ölünün vücudundan görebileceği yerlerden başka hiçbir yerini görmedi. Yıkarken şöyle diyordu:

- Anam babam sana feda olsun. Sen diri iken de, ölü iken de ne hoş kokuyorsun.

Rasûlullah'ı su ve sedir ile yıkama işini tamamladıktan sonra ku-ruladılar. Sonra ölüye yapılan işleri yaptılar. Daha sonra onu üç esvaba sardılar. Bunlardan ikisi beyazdı. Bir de aba ve hibre kumaşına sardılar. Sonra Abbas, iki adamı çağırıp onlara şöyle dedi:

- Biriniz, Ebu Ubeyde b. Cerrah'a gitsin (Ebu Ubeyde, Mekkeliler için normal mezar kazardı.). Diğeriniz de Ebu Talha b. Sehl el-Ensâ-rî'ye gitsin (Ebu Talha ise, Medineliler için lahid yapardı.). Bu iki adamı gönderdiği zaman Abbas şöyle dedi:

- Allah'ını, sen Rasûlün için mezar veya lahidden birini seç.

Abbas'm görevlendirdiği adamlar gitti. Ebu Ubeyde'nin yanma giden adam Ebu Ubeyde'yi bulamadı. Ebu Talha'nm yanma giden adam ise Ebu Talha'yı bulup getirdi. O da Rasûlullah (s.a.v.) için lahid yaptı.»

Yunus b. Bükeyr, Alba b. Ahmerın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ali ile Fadl, Rasûlullah (s.a.v.)'ı yıkıyorlardı. Ali'ye şöyle bir nida geldi:

- Gözünü semaya kaldır.» Bu, münkati bir rivayettir.

Ben derim ki: Bazı sünen sahipleri, Ali b. Ebi Talib'in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:

«Rasûlullah (s.a.v.), bana dedi ki:

- Ey Ali, uyluğunu kimseye gösterme. Diri veya ölü bir kimseninde uyluğunu yıkama.»

Bu hadis ile Rasûlullah (s.a.v.), Hz. Ali'ye kendi nefsi hakkında önceden duyuruda bulunmuştur. Doğrusunu Allah bilir.

Hafız Ebu Bekir el-Beyhakî, Ebu Abdullah el-Hafiz kanalı ile Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.)'ı yıkadım. Ölüden çıkabilecek şeylere bakmak istedim. Ama birşey görmedim (Vücudundan bir pislik çıktığını görmedim.). Rasûlullah (s.a.v.) hayatta iken de, ölü iken de hoş ve temiz kokuyordu.»

Beyhakî, Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Peygamber (s.a.v.)'in defin işini dört kişi yürüttü. Bunlar; Ali, Abbas, Fadl ve Rasûlullah (s.a.v.)'ın azadlısı Salih idi. Ona bir lahid kazdılar. Üzerine kerpiç koydular.»

Beyhakî, Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), kendisini benden başkasının yıkamamasını vasiyet etti ve dedi ki: «Benim avretimi gören kimsenin gözleri mutlaka kör olur.»

Hz. Ali dedi ki: Abbas ile Üsanıe, perde gerisinden bana su veriyorlardı. Rasûlullah'm herhangi bir organını tutup çevirirken, benimle birlikte üç kişi daha çeviriyordu. Böylece yıkama işini tamamladım.»

Ben derim ki: Bu, gerçekten garib bir rivayettir. Beyhakî, Muhammed b. Ali Ebu Cafer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Peygamber (s.a.v.), sidr ile üç kez yıkandı. Gömleği üzerinde i-ken yıkandı. Onu, Küba'da Sa'd b. Hayseme'ye ait bir kuyunun suyu ile yıkadılar. Rasûlullah, hayatta iken o kuyunun suyundan içerdi. Yıkama işini Ali yaptı. Fadl da onu kucağında tutuyordu. Abbas ise su döküyordu. Ve o esnada Fadl şöyle diyordu: «Bana biraz rahat ver. Damarımı kestin. Üzerime birşeyin sarkıtıldığını hissediyorum.»

Vakidî, Asım b. Abdullah el-Hakemî kanalı ile Ömer b. Abdi'1-Ha-kem'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«Gars kuyusu ne güzel bir kuyudur. O, Cennet pmarlarmdandır. Suyu da, suların en güzelidir.»

Rasûlullah (s.a.v.), o kuyunun suyunu, içimi tatlı bir su olarak görürdü. Cenazesi de o kuyunun suyu ile yıkandı.

Seyf b. Ömer, Muhammed b. Adiy kanalı ile İbn Abbas'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Mezar kazma işi tamamlanıp insanlar öğle namazını kıldıktan sonra Abbas, Rasûlullah (s.a.v.)'ı yıkamaya başladı. Mübarek vücudunu sinekler ısırmasmlar diye dört bir yanına ev içinde Yemen kumaşından perdeler çekti. Kendisi içeri girdi. Ali ile Fadl'ı çağırdı. Onlara su vermeye gittiği zaman Ebu Süfyan b. Haris'i çağırdı. Onu da gasühaneye soktu. Haşimoğullarından bazı adamlar ise, perdelerle ayrılmış gasilhanenin gerisinde duruyorlardı. Ensâr'dan bazı adamlar da gasühaneye girmek istemişlerdi ama babam bunu kabul etmemiş, yine aynı talepte bulunmuşlardı. Bunlardan biri Evs b. Havli idi. Allah onların tamamından razı olsun.»

Seyf, daha sonra İbn Abbas'm Rasûlullah'm gasilhanesinin çevresine perdeler dikildiğini, Abbas'm oraya Ali, Fadl, Ebu Süfyan, Üsame ve perdenin gerisinde ev içindeki Haşimoğullarından bazı adamları aldığını, onların Allah tarafından uykuya daldırıldıklarım ve bir sesin kendilerine: «Rasûlullah'ı yıkamayın. Çünkü o temizdir.» dediğini, Abbas'm da uygundur, dediğini, Ehl-i Beytin de «Bu ses doğru ise: «Duyduğumuz ve ne olduğunu bilmediğimiz bir sesten dolayı sünneti terkedecek değiliz.» dediğini anlatmıştır.

Orada bulunanlar, ikinci kez uykuya daldılar. O ses kendilerine: «Rasûlulİah'ı elbisesiyle birlikte yıkayın?" dedi. Ehl-i Beyt: «Hayır, olmaz.» dediyse de Abbas: «Evet, öyle olsun.» dedi. Gömleği ve yeleği üzerinde olarak Rasûlullah'ı yıkamaya başladılar. Temiz su ile onu yıkadılar. Kafur kokusunu secde yerlerine ve mafsallarına sürdüler. Gömleği ve yeleği sıkıldı. Sonra kefenlerinin içine konuldu. Onu öd ve anber ağacı ile buhurladılar. Sonra alıp kanepesinin üzerine koydular. Üzerini örttüler.»

Bu rivayette, çok garip ve tuhaf ifadeler vardır.