El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Peygamber (s.a.v.), Nereye Ve Ne Şekilde Defnedildi? Gece Mi, Yoksa Gündüz Mü Defnedildi?

İmam Ahmed b. Hanbel, Abdürrezzak kanalı ile Abdülaziz b. Cü-reyc'in şöyle dediğini rivayet eder: «Ashab, Peygamber (s.a.v.)'i nereye defnedeceğini bilemedi. Nihayet Ebu Bekir, Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurmuş …

İmam Ahmed b. Hanbel, Abdürrezzak kanalı ile Abdülaziz b. Cü-reyc'in şöyle dediğini rivayet eder: «Ashab, Peygamber (s.a.v.)'i nereye defnedeceğini bilemedi. Nihayet Ebu Bekir, Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurmuş olduğunu söyledi:

«Peygamberler, vefat ettikleri yere defnedilirler.» Bunun üzerine sahabeler, Peygamber (s.a.v.)'in yatağını biraz geriye çektiler. Yatağının bulunduğu yeri kazdılar.»

Aslında ravi Abdülaziz b. Cüreyc ile Ebu Bekir es-Sıddık arasında inkita vardır. Abdülaziz, Ebu Bekir'in sağlığına yetişmemiştir. Ama Hafiz Ebu Ya'lâ, Hz. Aişe'nin şöyle dediğim rivayet etmiştir: «Ashab, Rasûlullah (s.a.v.)'m nereye defnedilmesi gerektiği hususunda ihtilafa düştü ki, Ebu Bekir, Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurmuş olduğunu söyledi:

"Her peygamber, mutlaka kendisi için en çok sevimli olan yerde vefat etmiştir." Madem ki böyle, onu vefat ettiği yere defnedin.»

Tirmizî, Ebu Küreyb kanalı ile Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), vefat ettiğinde sahabeler onu nereye defnedecekleri hususunda ihtilafa düştüler. Ebu Bekir şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'dan şöyle birşey duydum. Ben bunu unutmuş değilim. Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

"Cenâb-ı Allah, her peygamberi, mutlaka defnedilmek istediği . yerde vefat ettirmiştir." Madem böyle, onu yatağının bulunduğu yere defnedin.»

Ebu Bekir b. Ebu'd-Dünya, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Medine'de iki mezar kazıcısı vardı. Peygamber (s.a.v.) vefat ettiği zaman:

- Onu nereye defnedelim? diye sordular. Ebu Bekir (r.a.):

- Onu vefat ettiği yerde defnedelim, dedi. Mezar kazıcılardan biri yarık şeklinde kazar, diğeri ise lahid yapardı. Lahid yapan geldi ve Peygamber (s.a.v.) için lahid şeklinde mezar hazırladı.»

Ebu Ya'lâ, Cafer b. Mihran kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Sahabeler, Rasûlullah (s.a.v.) için mezar kazmak istediklerinde Ebu Ubeyde el-Cerrah, Mekkeliler gibi normal yarık şeklinde mezar kazardı. Ebu Talha Zeyd İbn Sehl ise, Medineliler için lahid yaparak mezar kazardı. Abbas, iki adam çağırdı. Onlardan birine:

- Sen Ebu Ubeyde'ye git, diğerine ise:

- Sen de Ebu Talha'ya git, dedi. Bunları gönderdikten sonra da:

- Allah'ım, sen Rasûlün için (normal yarık şeklindeki mezarı veya lahid şeklindeki mezarı) seç, diye dua etti.

Ebu Talha'ya giden adam, Ebu Talha'yı bulup getirdi. O da Rasûlullah (s.a.v.) için lahid şeklinde mezar hazırladı.

Rasûlullah (s.a.v.)'ın salı günü teçhiz işi tamamlandığı zaman, evinde, kanepesinin üzerine konuldu. Müslümanlar, onu nereye defnedecekleri hususunda ihtilaf ettiler. Adamın biri: «Onu mescidine defnedelim.» derken, bir başkası da: «Onu ashabının defnedildiği yere defnedelim.» dedi. Bunun üzerine Ebu Bekir şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle dediğini işittim: «Her peygamber, mutlaka vefat ettiği yere defnedilmiştir.»

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.)'ın yatağı, bulunduğu yerden kaldırıldı. Oraya mezar kazıldı. Sonra insanlar peşpeşe Rasûlullah'm yanma bırakıldılar. Önce erkekler gelip namaz kıldılar. Sonra kadınlar, sonra çocuklar gelip namaz kıldılar. Rasûlullah (s.a.v.) üzerine cenaze namazı kılarlarken insanlara hiç kimse imamlık yapmadı. Rasûlullah (s.a.v.), çarşamba gecesi gece ortasında defnedildi.»

İbn Mace de, Muhammed b. İshak'tan böyle bir rivayette bulunmuş ve rivayetin sonuna şunu eklemiştir:

«Ebu Talib oğlu Ali, Abbas'm oğulları Fadl ile Küsm ve Rasûlullah'm azadlısı Şükran, Rasûlullah (s.â.v.)'ı mezarına koydular, O esnada Evs b. Havlî (yani Ebu Leyla), Ali b. Ebi Talib'e şöyle dedi: - Allah aşkına Rasûlullah'a hizmet hususunda bize de pay ver. Bunun üzerine Ali, ona:

- Sen de gel mezara in, dedi.

Rasûlullah'm azadlısı Şükran, sağlığında iken Rasûlullah'm giydiği bir kadifeyi getirip mezara gömdü ve:

- Vallahi senden sonra artık, hiç kimse bunu giyemez, dedi. O kadife de Rasûlullah'la birlikte mezara defnedildi.»

Beyhakî, Muhammed b. Abdurrahman b. Abdullah b. Husayn ya da Muhammed b. Cafer b. Zübeyr'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), vefat ettiği zaman onun defni hususunda sahabeler ihtilafa düştüler. Onu nasıl defnedelim? Onu diğer insanların defnedildikleri yere mi defnedelim, yoksa evlerinden birine mi defnedelim? dediler. Ebu Bekir kalkıp şöyle dedi:

- Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle dediğini işittim: «Cenâb-ı Allah, her peygamberi vefat ettirdiği zaman, o peygamber mutlaka vefat ettiği yere defnedilmiştir.» Bunun üzerine Rasûlullah, yatağının bulunduğu yere defnedildi. Yatağı kaldırıldı. Yatağının bulunduğu yer kazıldı.»"

Vakidî, Abdurrahman b. Said (İbn Yerbu)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Peygamber (s.a.v.) vefat ettiği zaman ashab, mezarının yeri hususunda ihtilafa düştü. Kimi: "Baki mezarlığında ona bir mezar kazalım, böylece oradaki mevta için de çokça istiğfarda bulunulmuş olur." dedi. Kimi: "Minberinin yanında ona bir mezar kazalım." dedi. Kimi de: "Namazgahında onun için mezar kazalım." dedi. Bunun üzerine Ebu Bekir gelip şöyle dedi:

- Bu hususta benim yanımda bilgi ve haber vardır. Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle dediğini işittim: «Her hangi bir peygamber öldüğü zaman mutlaka öldüğü yerde defnedilir di.»

Hafız el-Beyhakî, Suffa ashabından Salim b. Ubeyd'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah vefat ettiği zaman Ebu Bekir yanma gitti. Sonra dışarı çıktı. Ebu Bekir'e şöyle denildi. - Rasûlullah (s.a.v.), vefat etti mi?

- Evet. Böylece Müslümanlar, Ebu Bekir'in dediği şeyin, yani Ra-sûlullah'm vefatının gerçek olduğunu anladılar.

- Üzerine namaz kılalım mı? Ve nasıl kılalım?

- Cemaat cemaat gelir, üzerine namaz kılarsınız. (Böylece Müslümanlar, Ebu Bekir'in dediği şeyin gerçek olduğunu anladılar.)

- Rasûlullah defnedilecek mi ve nereye defnedilecek?

- Allah'ın, onu vefat ettirdiği yere defnedilecektir. Çünkü o, çok temiz ve hoş bir yerde ruhunu teslim etmiştir. (Bunun üzerine Müslümanlar, Hz. Ebu Bekir'in dediği şeyin gerçek olduğunu anladılar.)»

Beyhakî, Süfyan b. Uyeyne kanalı ile Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Hz. Aişe, insanlar arasında en iyi rüya tabir eden babası Ebu Bekir'e, bir rüyasını anlatıp şöyle dedi:

- Ben, üç ayın kucağıma düştüğünü gördüm.

- Eğer rüyan doğru ise senin evine yeryüzü halkının en hayırlılarından üç kişi defnedilecektir,

Rasûlullah (s.a.v.), vefat ettiği zaman Ebu Bekir, kızma şöyle dedi:

- Ey Aişe, işte senin rüyada gördüğün üç aydan en hayırlısı budur!»

Buharı ve Müslim'in sahihlerinde sabit olan bir rivayette, Hz. Aişe şöyle demiştir:

«Peygamber (s.a.v.), benim günümde ve benim odamda vefat etti. Vefat ederken başı göğsüm ile çenem arasında idi. Dünyadan ayrılırken son saatinde ve ahirete irtihal ederken ilk saatinde Cenab-ı Allah, onun tükrüğü ile benim tükrüğümü birleştirdi.»

Sahih-i Buharî'de Ebu Avane, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Vefat hastalığında Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle dediğini işittim:

"Allah, Yahudilerle Hristiyanlara lanet etsin. Onlar, peygamberlerinin mezarlarını mescid edindiler."

Eğer böyle bir durum söz konusu olmasaydı, Rasûlullah, mezarını açığa çıkarırdı. Yalnız o, mezarının mescid edinilmesinden çekindi.»

İbn Mace, Mahmud b. Gaylan tariki ile Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), vefat ettiğinde Medine'de biri lahid yapan, diğeri de normal yarık şeklinde mezar kazan iki kişi vardı. Sahabeler:

- Rabbinize istihare yapar, bizim için en hayırlı olanı tercih etmesini diler ve bu iki adama da haber göndeririz. Hangisi önce gelirse, diğerini bırakır ve önce gelenin usulüne göre mezar hazırlarız, dediler. İkisine de haber gönderildi. Lahid yapan adam önce geldi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) için lahid şeklinde mezar hazırladılar.»

Yine İbn Mace, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.) .vefat ettiği zaman sahabeler, lahid şeklinde mi mezar yapalım, yoksa yarık şeklinde mi mezar yapalım? diye ihtilafa düştüler. Sesleri yükselip gürültü yaptılar. Bunun üzerine Hz. Ömer kalkıp şöyle dedi:

- Diri iken de, ölü iken de Rasûlullah (s.a.v.)'m yanında gürültü yapmayın. (Veya buna benzer şeyler söyledi.). Siz şimdi, hem yarık şeklinde mezar kazana, hem de lahid şeklinde mezar yapana haber gönderin.

İkisine de haber gönderdiler. Ama lahid yapan kişi önce geldi, lahid yaptı. Sonra Rasûlullah, lahide defnedildi.»

İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Peygamber (s.a.v.)'in mezarının altına kırmızı renkli bir kadife elbise serildi.» Vekî, dedi ki:

«Bu, sadece Rasûlullah (s.a.v.)'a mahsus bir durum idi.» İbn Sa'd, Hasanın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.)'m altına, sağlığında giydiği kırmızı renkli kadife bir elbise serildi. Defnedildiği yer rutubetli idi.»

Hüşeym b. Mansur, Hasanın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Peygamber (s.a.v.)'in mezarına, Hüneyn gününde ele geçirdiği kırmızı bir kadife konuldu. Çünkü defnedildiği yer, tuzlu bir yerdi.» Muhammed b. Sa'd, Hammad b. Halid el-Hayyat tariki ile Hasanın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

«Lahdime bir kadife serin. Çünkü yer, peygamberlerin cesedleri-ne musallat kılınmamıştır.»

Hafız el-Beyhakî, Müsedded kanalı ile Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Peygamber (s.a.v.)'i yıkadım. Yıkama esnasında ölüden çıkabilecek (pislik ve benzeri) şeylere baktım. Ama Rasûlullah'tan böyle bir-şey çıktığını görmedim. O, diri iken de, ölü iken de temiz ve hoş idi.»

Peygamber (s.a.v.)'i defnedip üzerini örtme işini dört kişi üstlendi. Bunlar; Ali, Abbas, Fadl ve Peygamber (s.a.v.)rin azadlısı Salih idiler. Peygamber (s.a.v.)'in mezarı lahid şeklinde hazırlanmıştı. Üzerine kerpiç dizildi.»

Beyhakî, bazılarının şöyle dediklerini nakletmiştir: Peygamber (s.a.v.)'in lahdinin üzerine dokuz kerpiç konuldu.

Vakidî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), pazartesi günü güneşin zevale erdiği vakitten itibaren salı günü aynı vakte kadar kanepesi üzerinde kaldı. İnsanlar gelip üzerine namaz kılıyorlardı. Kanepesi, mezarının kenarında idi. Kanepe cihetinde onun için mezar kazmak istedikleri zaman ayak ucunda kazmaya başladılar. Oradan mezara konuldu. Mezarına Abbas,'Ali, Küsm, Fadl ve Şükran girdiler.»

Beyhakî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:.

«Rasûlullah (s.a.v.)'m mezarına Abbas, Ali ve Fadl girdiler. Lah-dini Ensâr'dan bir adam yapmıştı. O adam Bedir gününde şehitlerin mezarım da lahid şeklinde hazırlamıştı.»

İbn Asakir dedi ki: «Doğrusu o adam, Uhud gününde şehidlerin mezarlarını lahid şeklinde hazırlamıştı.»

Önceki sayfalarda geçen İbn îshak'm, îbn Abbas'tan yaptığı rivayette şöyle denmekte idi:

«Rasûlullah (s.a.v.)'m mezarına Ali, Fadl, Küsm ve Şükran inmişlerdi. Beşinci kişi ise Evs b. Havli idi.»

ibn Abbas'm bu rivayetinde, Şükran in mezara serdiği kadifeden de bahsedilmektedir.

Hafız el-Beyhakî, Ebu Merhab'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Hatırladığım kadarıyla ben, Rasûlullah (s.a.v.)'ın mezarına dört kişinin indiğini ve onlardan birinin de Abdurrahman b. Avf olduğum gördüm.»

Ebu Davud, Merhab'tan veya Merhab'm amcası oğlundan rivayette bulunarak şöyle demiştir:

«Onlar, beraberlerinde Abdurrahman b. Avfı da Rasûlullah'm mezarına koydular. Ali, defin işini tamamladığı zaman: "Kişiye ancak aile efradı yakın olur." dedi.

Bu, cidden garib bir hadistir. Senedi ise sağlam ve kuvvetlidir. Biz bunu ancak böyle biliriz.