El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Peygamber (Sav.)'in Tavaf Esnasında Remel Ve İztiba1 Yapması

Buharî, Salim'in babasının şöyle dediğini rivayet eder: "Peygamber (s.a.v.)'in Mekke'ye gelip hacer-i esvedi istilam ettiği zaman ilk tavafında tavafın yedi turundan ilk üçünü koşarak (bir nevi remel yaparak) ifa ettiğim …

Buharî, Salim'in babasının şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.)'in Mekke'ye gelip hacer-i esvedi istilam ettiği zaman ilk tavafında tavafın yedi turundan ilk üçünü koşarak (bir nevi remel yaparak) ifa ettiğim gördüm."

Buharî, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), hac ve umrede tavafın üç turunu koşarak, dört turunu da yürüyerek ifa etti."

Buharî, Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), hac veya umre için Mekke'ye gelişinde ilk tavafında, tavafın üç turunu koşarak, dört turunu da yürüyerek ifa eder. Tavaftan sonra iki rekat namaz kılar, namazdan sonra da Safa ile Merve arasında sa'y ederdi."

Buharî, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), Beyt'i ilk tavaf edişinde tavafın üç şavtım koşarak, dört şavtım da yürüyerek ifa ederdi. Safa ile Merve tepeleri arasında vadinin ortalarına geldiğinde de koşardı."

Müslim, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), Hatim'den Hatim'e üç şavtı remel yaparak (koşarak) ifa eder, dört şavtı da yürüyerek ifa ederdi."

Müslim, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), tavafın üç şavtım Hatim'den Hatim'e remel yaparak (koşarak) ifa ederdi."

Ömer b. Hattab dedi ki:

"Cenâb-ı Allah, İslâmiyet'i kökleştirdiği, küfrü yok ettiği halde biz ne diye remel yapıyor ve tavaf esnasında omuzlarımızı açıyoruz? Ama bununla birlikte biz yine de Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte yapmış olduğumuz şeyleri terk etmiyoruz."

Nakledilen bütün bu rivayetler, tavaf esnasında remel yapmanın sünnet olmadığım söyleyen İbn Abbas'a ve onun yolunda gidenlere bir reddiyedir. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.) ile ashabı, Umretü'1Kaza için Mekke'ye geldiklerinin dördüncü gününün sabahında müşrikler:

- Medine sıtmasının kendilerini zayıf düşürdüğü, güçsüz bir topluluk size geliyor! deyince Rasûlullah (s.a.v.), ashabına, tavafın ilk

üç şavtmda remel yapmalarını, Rükn-i Yemâni ile hacer-i esved arasında yürümelerini emretmişti. Üzerlerine vacip olmasın diye Hz. Peygamber, tavafın bütün şavtlarında remel yapmalarını emretme-mişti. Bu husus, Buharî ve Müslim'in sahihlerinde sabittir. Sanki İbn Abbas, remelin Veda haccmda vuku bulduğunu inkar etmektedir. Oysa önceki sayfalarda da geçtiği gibi bu hüküm, sabit nakille sahih olarak bize intikal etmiştir. Hatta sabit nakilde anlatıldığı gibi remelin Hatim'den Hatim'e kadar tamamlanması gerektiği de ifade edilmiştir. İki Rükn-i Yemâni arasında Peygamber (s.a.v.), müşriklerin zayıflık iddialarını çürütmek için yürümemiş, koşarak tavafını devam ettirmiştir.

Sahih hadiste İbn Abbas'tan varid olduğu gibi sahabeler, Cirâne

umresinde remel ve iztiba'1 yapmışlardır.

İbn Abbas'm bu görüşü reddedilmiştir. Çünkü Cirâne umresinin yapıldığı günlerde Müslümanlar için korku kalmış değildi. Zira bu umre, Mekke fethinden sonra yapılmıştı. Bununla ilgili açıklama önceki sayfalarda verilmişti.

Hammad b. Seleme, İbn Abbas'm bu konuda şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.)'m Ka'be'yi, iztiba' yapmış olarak tavaf ettiğini

gördüm."

Ebu Davud da Ya'lâ b. Ümeyye'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), yeşil bir ihramla iztiba' yapmış olarak tavaf

yaptı."

İmam Ahmed b. Hanbel, Ya'lâ b. Ümeyye'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v,), Mekke'ye geldiğinde hadremi bir ihram ile iztiba' yapmış olarak Beyt'i tavaf etti."

Cabir de daha önce geçen hadisinde şöyle demiştir: "Beyt'e Peygamber (s.a.v.) ile geldiğimizde o, hacer-i esvedi istilam etti. Sonra tavafın üç şavtım remel yaparak, dört şavtım da yürüyerek ifa etti. Tavaftan sonra Makam-ı İbrahim'e ilerledi. Orada:

"İbrahim'in makamını namaz yeri edinin." ayetini okudu. Makam-ı İbrahim'i kendisi ile Ka'be arasına aldı. Orada iki rekat namaz kıldı. Bu namazın ilk rekatında İhlâs sûresini, ikinci rekatında ise Kafirûn sûresini okudu."

Soru: Peygamber (s.a.v.), bu tavafını binek üzerinde mi, yoksa yürüyerek mi yaptı?

Cevap: Bu hususta bize iki nakil ulaşmıştır. Bunların birbirleriyle çelişkili oldukları zannedilebilir. Biz bu nakilleri söyleyecek ve iki-

(1) îztiba': İhramlı kimsenin ihramının ucunu sağ omuzunun altından alıp sol omuzumin üzerine atmasıdır. Böylece sağ omuzunu açıkta bırakmış olursi arasındaki uygunluğa işaret edeceğiz. Aralarında çelişki bulunduğunu zannedenlerin şüphesini de ortadan kaldıracağız. Muvaffakiyet Allah'tandır. Sadece Allah'ın yardımına başvurulabilir. O bize yeterlidir. O ne güzel vekildir.

Buharî, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), Veda haccmda kendi devesi üzerinde tavaf yaptı. Hacer-i esvedi kendi bastonu ile istilam etti."

Buharî, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), deve üzerinde Ka'be'yi tavaf etti. Hacer-i es-vedin yanından her geçişinde ona işaret etti."

Buharî, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), deve üzerinde Ka'be'yi tavaf etti. Hacer-i es-vedin yanından her geçişinde birşeyle ona işaret etti ve tekbir getirdi."

Müslim, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), Veda haccmda deve üzerinde Ka'be'yi tavaf etti. İnsanlar ondan vazgeçmesinler diye kendisi hacer-i esvedi istilam ediyordu."

Bu rivayet, Hz. Peygamber'in Veda haccmda deve üzerinde Ka'be'yi tavaf ettiğini ispatlıyor. Ancak Veda haccmda üç tavaf vardı. Bunlardan ilki kudüm tavafı, ikincisi farz olan ve kurban bayramının birinci gününde ifa edilen ifada tavafı, üçüncüsü de veda tavafı idi. Hz. Peygamber'in deve üzerindeki tavafı belki de şu son iki tavaftan birinde veya ikisinde olmuştu. İlk tavafında yani kudüm tavafında ise Ka'be'yi yürüyerek tavaf etmişti. Şafiî, bütün bunları kesin olarak ifade etmiştir. Doğrusunu bilen Allah'tır. En kesin hükmü veren de O'dur. Bizim bu söylediğimize delil olarak Hafız Ebu Bekir el-Beyha-kî'nin "Sünen-i Kebir" adlı eserindeki rivayetini gösterebiliriz:

Ebu Abdullah el-Hafiz, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Kuşluk vakti güneş yükseldiği zaman Mekke'ye girdik. Peygamber (s.a.v.) mescide girdi. Önce hacer-i esvedi istilam etti. Gözleri yaşardı, ağladı. Sonra üç şavtı remel yaparak, dört şavtı da yürüyerek ifa etti. Böylece tavafını tamamladı. Tavaftan sonra hacer-i esvedi öptü. Elini üzerine koydu. Sonra iki elini yüzüne sürdü."

Ebu Davud'un bu konudaki rivayeti ise şöyledir: Müsedded, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Rasûlullah (s.a.v.), Mekke'ye geldiğinde hastalıktan şikayetçi idi. Bineği üzerinde tavaf etti. Haceri esvedin yanma geldiğinde bastonuyla onu istilam etti. Tavafım tamamladığında bineğini çöktürdü ve iki rekat namaz kıldı."

Bunu sadece Yezid b. Ebi Ziyad rivayet eder ki, o da zayıf bir kisidir. Sonra o, bu hadisenin Veda haccmda olduğunu söylemediği gibi Veda haccmm ilk tavafında olduğunu da söylememiştir. Sahihi Müslim'de mevcud olan rivayetlere göre İbn Abbas da, Gabir de, Peygamber Efendimizin zayıflığı ve hastalığı sebebiyle tavafı binek üzerinde yapmış olduğunu söylememişlerdir. Ancak kalabalığın çokluğundan ve insanların onu çepeçevre kuşatmalarından kaçınmak için binek üzerinde tavaf etmiştir. Çünkü onun önünde insanların dövülmesini kendisi istemiyordu. Nitekim bununla ilgili açıklama yakında gelecektir.

Hz. Peygamber'in hacer-i esvedi tavaftan ve iki rekatlık tavaf namazından sonra ikinci kez öğmüş olduğu, Sahih-i Müslim'de Ca-bir'den rivayet edilen hadisle sabittir. Bu rivayette Cabir, Peygamber Efendimiz'in iki rekatlık tavaf namazını kıldıktan sonra tekrar hacer-i esvede döndüğünü ve onu istilam ettiğini ifade etmektedir.

Sahih-i Müslim'de Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ile İbn Nümeyr, Nafi'-nin şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:

"İbn Ömer'in hacer-i esvedi eliyle istilam ettiğini, sonra kendi elini öptüğünü gördüm ve o şöyle de dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'m böyle yaptığını gördüğümden beri ben hacer-i esvedi istilam edip elimi öpmeyi terk etmedim."

Bu rivayetten anlaşılıyor ki, muhtemeldir ki, İbn Ömer, Peygamber (s.a.v.)'i, bazı tavaflarında böyle yaparken görmüştür. Ya da hacer-i esvedi en son istilamında böyle yaptığını görmüştür. Veya İbn Ömer'in kendisi zayıf olduğu için hacer-i esvede ulaşamadığından veya başkalarına sıkıntı ve eziyet vermek istemediğinden ötürü böyle yapmıştır.

Çünkü Rasûlullah (s.a.v.) da onun babası Ömer b. Hattab'a şöyle

demişti:

"Ey Ömer! Sen kuvvetli bir adamsın. Hacer-i esvedi istilam etmek için başkalarına sıkıntı verme. Başkalarını zorlama, yoksa zayıf kimselere eziyet vermiş olursun. Eğer bir boşluk bulursan o zaman hacer-i esvedi istilam et. Yoksa uzaktan ona karşı cepheni dönerek dur ve tekbir getir."

Asıl adı Vakdan olan Ebu Ya'fur el-Abd şöyle demiştir:

"Huzaa kabilesinden bir adamın Mekke emiri İbn Zübeyr'in öldürüldüğü zaman şöyle dediğini işittim: Rasûlullah (s.a.v.), Hz. Ömer'e şöyle dedi: "Ey Eba Hafs! Sen kuvvetli bir adamsın. Hacer-i esvedi istilam etmek için başkalarını sıkıntıya sokma, sıkıştırma. Bu durumda sen zayıf kimseye eziyet vermiş olursun. Ama bir boşluk bulursan istilam et. Yoksa tekbir getir ve geç git."

Süfyan b. Uyeyne dedi ki: Rasûlullah'm bu sözünü nakleden kişi, Abdurrahman b. Haris'tir. İbn Zübeyr'in öldürüldüğü zamanda Mekke dönüşünde Haccac, onu Mekke'ye vali tayin etmişti.

Ben derim ki: Bu Abdurrahman, kadri yüce, asil ve değerli bir kimse idi. Çevre vilayetlere gönderilen mushaflarm yazılması işinde Osman b. Affan hazretlerinin görevlendirdiği dört kimseden biridir. Hz. Osman'ın yaptığı bu işe sahabeler muvafakat etmişler, icmada bulunmuşlardı.