İsmail b. Ebi Halid, Fahite binti Ebi Talib'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), ben küçük yaşta iken benimle evlenme talebinde bulundu. Ama benden vazgeçti ve şöyle dedi:
«Kadınların en hayırlısı, develere binen Kureyşli salih kadınlardır. Bunlar küçüklüklerinde çocuklarına çok şefkatlidirler. Kocalarının yanında iken haklarına riayet ederler.»
Abdürrezzak, Said b. Müseyyeb'ten rivayet etti ki, Ebu Hüreyre şöyle demiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani (Fahite) ile evlenme talebinde bulundu. Ancak o şöyle dedi:
- Ya Rasûlallah, ben yaşlandım ve benim çoluk çocuğum vardır.»
Tirmizî, Ümmü Hani binti Ebi Talib'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.) benimle evlenme talebinde bulundu. Ben ona mazeretimi beyan ettim. O da mazeretimi kabul etti. Sonra Cenâb-ı Allah, şu ayeti inzal buyurdu:
«Ey peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayılarının kızlarını, teyzelerinin kızlarım ve peygamber nikahlamayı dilediği takdirde -müminlerden ayrı sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helal kılmışızdır.» (eiAhzâb, 50.)
Ben,
Rasûlullah'a
helal
olmazdım.
Çünkü
ben
hicret
etmemiştim
ve
ben
serbest bırakılanlardandım.»
Sonra Tirmizî dedi ki: Bu, bizim bilmediğimiz hasen bir hadistir. Ancak Süddî,bunu rivayet etmiştir.
Bu-hadis, hicret etmeyen kadınların Rasûlullah'a helal olmayacağını gerektirmektedir. Kadı elMaverdî de tefsirinde bazı âlimlerden bu görüşü mutlak olarak nakletmiştir: «Seninle beraber hicret eden kadınlar....» sözü ile adı geçen yakınlar kastedilmiştir, diyenler de olmuştur.
Katade dedi ki: «Seninle beraber hicret eden kadınlar....» Yani seninle beraber Müslüman olan kadınlar demektir. Buna göre Rasûlullah'a ancak kafir kadınlar haram kılınmıştır. Diğer bütün Müslüman kadınlar ona helaldir. Rasûluliah'm -eğer rivayet gerçek ise- Ensâr kadınları ile evlenmesi buna ters düşmemektedir. Ancak o, bunlardan biri ile asla gerdeğe girmiş değildir.
Maverdî'nin Şa'bî'den rivayet ettiğine göre Zeyneb binti Hüzeyme (Ümmü Mesakin), Ensârî idi. Fakat onun Ensârî olduğuna dair rivayet sağlam değildir. O, Hilali kabilesindendi. Bunda ihtilaf yoktur. Nitekim bununla ilgili açıklama daha önce geçmişti. Doğrusunu Allah bilir.
Muhammed b. Sa'd, Hişam b. Kelbî kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Leyla binti Hatim, Rasûlullah in yanına geldi. Rasûlullah, sırtını güneşe vermişti. Leyla, eliyle Rasûlullah'ın sırtına vurunca Rasûlullah:
- Bu kimdir? Bunu siyah (kurt) yesin, dedi. Ben de:
- Ben kuşlara yem verenin, rüzgarla yarışanın, Hatim'in kızıyım, Leyla'yım- Benimle evlenmen için kendimi, sana arzetmek üzere geldim, dedim.
Rasûlullah:
- Ben de bunu yaptım, dedi. Bunun üzerine kavmime döndüm. Rasûlullah'la evlendiğimi söyledim. Onlar da:
- Ne fena iş yaptın! Sen kıskanç bir kadınsın. Rasûlullah (s.a.v.), kendisini başkalarından kıskanan kadınlara sahiptir. Bu yüzden onlar sana beddua ederler. Sen bu işten vazgeç, dediler. Ben de dönüp Rasûlullah'ın yanma gittim. Ona:
- Benimle evlenmekten vazgeç ya Rasûlallah, dedim. O da vazgeçti.»
Bundan sonra Mesud b. Evs b. Sevad b. Züfr, bu kadınla evlendi ve çocukları doğdu. Kadın, birgün Medine'nin bahçelerinden birinde yıkanmakta iken siyah bir kurt üzerine sıçradı, vücudunun bir kısmını parçalayıp yedi ve kadın öldü.»
Muhammed b. Sa'd, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Dubaa binti Amir b Kırt, Abdullah b. Cud'an ile evli idi. Abdullah, onu boşadı. Abdullah'tan sonra Hişam b. Muğire o kadınla evlendi. Seleme adında bir oğullan dünyaya geldi. Kadın, iri yapılı, güzel bir kadındı. Uzun saçları vardı. Saçları vücudunu örtüyordu, Rasûlul-lah, onu oğlu Seleme'den istedi. O da, anneme danışayım, dedi. Gidip annesinden bu konuda izin isteyince annesi şöyle dedi: - Ey oğlum, Rasûlullah benimle evlenmek için izin mi istiyor?
Bunun üzerine oğlu Rasûlullah'a döndü, bir cevap vermeden sustu. Sanki annesi, yaşlandığından bu talebe olumlu cevap vermemişti. Bunun üzerine Rasûlullah da sustu.»
Muhammed b. Sa'd, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), Safiye binti Beşame b.-Nadle el-Anberî ile evlenmek istedi. Bu kadın esir alınmıştı. Rasûlullah, onu muhayyer bıraktı ve ona şöyle dedi:
- Dilersen benimle evlenirsin, dilersen kocanla kalırsın. O da:
- Hayır, kocamla kahrım, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah, onu serbest bıraktı. Ancak Beni Temim kabilesi o kadını lanetledi.»
Muhammed b. Sa'd, Muhammed b. İbrahim et-Teymî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ümmü Şerik, Beni Amir b. Lüey kabilesinden bir kadın olup Rasûlullah'a kendini hibe etmişti. Ancak Rasûlullah, onu kabul etmedi ve onunla ölünceye kadar evlenmedi.»
Muhammed b. Sa'd, Ali b. Hüseyn'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), Ümmü Şerik ed-Devsiye ile evlendi.»
Vakidî dedi ki: Bizim yanımızda geçerli olan rivayete göre o kadın, Ezd kabilesinin Devs kolundandır.
Muhammed b. Sa'd dedi ki: O kadının adı Gaziyye binti Cabir b. Hakim'dir.
Leys b. Sa'd, Hişam'm babası Muhammedm şöyle dediğini rivayet etmiştir: Adamın biri dedi ki; Ümmü Şerik, kendini Rasûlullah (s.a.v.)'a hibe etmişti. Salihabir kadındı.
Rasûlullah'm evlenme talebinde bulunup da nikahlamadığı kadınlardan biri de Hamre binti Haris b. Avn b. Ebi Harise el-Merrî'dir. Babası -aslında öyle birşey olmadığı halde- kızında alacalık bulunduğunu söyledi. Ancak bu kadın, babasının yanma döndükten sonra gerçekten alacalık hastalağına yakalandı. Adı Ümmü Şebib b. Bersa eş-Şair idi.
Ravi diyor ki: Rasûlullah (s.a.v.), Habibe binti Abbas b. Abdül-muttalib'le evlenmek istedi. Bu kadının babasının kendi süt kardeşi olduğunu anlayınca evlenmedi. Rasûlullah'la bu kadının babası Abbas'ı, Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe emzirmişti.
Bunlar, Rasûlullah'm kadınları idiler. Üç sınıfa ayrılırlar. Şöyle
ki:
1 - Rasûlullah'm kendileriyle gerdeğe girdiği ve vefat edince dul
bıraktığı kadınlar. Bunlar dokuz tanedir. Rasûlullah'm vefatından sonra nıü'minlerin bunlarla evlenmeleri haramdır. Bu hususta kesinleşmiş icma vardır. Bu icma, zarurat-ı diniyyeden bilinen bir icmadır. Bunların iddetleri, Ömürlerinin sonuna kadar devam etmiştir. Bu hususta yüce Allah, şöyle buyurmuştur:
«Bundan sonra ne Allah'ın peygamberini üzmeniz ve ne de onun eşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Doğrusu bu, Allah katında büyük şeydir.» (el-Ahzâb, 53.)
2 - Rasûlullah'm kendileriyle gerdeğe girdiği ve kendisi hayatta iken boşadığı kadınlar. Bunlar boşandıktan ve iddetlerini tamamladıktan sonra herhangi bir erkeğin bunlarla evlenmesi helal olur mu? Bu hususta âlimlerin iki görüşü vardır:
a- Herhangi bir erkeğin, iddetlerini tamamladıktan sonra bu kadınlarla evlenmesi, ayetin umumi hükmü gereğince helal olmaz.
b- Muhayyer kılma ayetinin delaleti ile herhangi bir erkeğin, iddetleri tamamlandıktan sonra bu kadınlarla evlenmesi caizdir. Muhayyer kılma ayeti de şudur:
«Ey peygamber! Eşlerine şöyle söyle: «Eğer dünya hayatını ve süslerini istiyorsanız, gelin size bağışta bulunayım ve sizi güzellikle salıvereyim.
Eğer Allah'ı, peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır.» (el-Ahzâb, 28-29.)
Dediler ki: Rasûlullah'm kendisi ile ayrıldıktan sonra, başkalarının bu kadınlarla evlenmesi helal kılınmış olmasaydı, bu kadınlardan dünya ve ahiretten birini seçme hususunda muhayyer kılınmasında faide olmazdı. Çünkü Rasûlullah'tan ayrılması bu kadım başka erkeğe mubah kılmayacak olursa, bunda bir faide olmaz. Bu kuvvetli bir görüştür. Doğrusunu Allah bilir.
.3 - Rasûlullah (s.a.v.)'m kendisiyle evlenip de gerdeğe girmeden önce boşadığı kadınlar. Başka erkeklerin bu kadınlarla evlenmeleri helaldir. Bu hususta herhangi bir ihtilaf ve çekişme bulunduğunu bilmiyorum.
Rasûlullah (s.a.v.)'m kendisiyle evlenme talebinde bulunduğu ama üzerine nikah akdetmediği kadınlara gelince, bunların başkalarıyla evlenmelerinin zaten sakıncası olmaz. "Kitabü'l-Hasais adlı eserde bu konuda bir fasıl düzenlenmiştir. Ve bu ileride gelecektir. Doğrusunu Allah bilir.

