Buharî: "Medine yolundaki mescidler ve Peygamber (s.a.v.)'in namaz kıldığı yerler" babında şöyle der:
"Muhammed b. Ebu Bekir el-Mukaddemî, Fudayl b. Süleyman kanalı ile Musa b. Ukbe'nin şöyle dediğini rivayet eder: Salim b. Abdullah'ın yolda bazı yerleri araştırdığını, orada namaz kıldığını gördüm. Babasının da oralarda namaz kıldığını ve babasının Rasûlul-lah'ı oralarda namaz kılarken gördüğünü söyledi.
Nafi'den rivayet olunduğuna göre îbn Ömer de o yerlerde namaz kılarmış.
Musa b. Ukbe diyor ki: Ben bunu Salim'e de sordum. Rasûlul-lah'm o yerlerde namaz kılmış olduğu hususunda onun Nafî ile aynı görüşte olduğunu, sadece Şerefü'r-Revha mescidi hususunda ihtilaf ettiklerini gördüm."
İbrahim b. Münzir, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder: "Ra-sûlullah (s.a.v.), umreye gittiği zamanlarda ve Haccetti'1-Vedaa çıktığı vakitte Zu'1-Huleyfe'deki mescidin yerinde duran bir Nuğaylan ağacı altında bineğinden inip konakladı. Keza güzergahı o yola uğrayan bir gazadan, hacdan ya da umreden dönüşünde Batn-ı Vadi'den iner, Batn-ı Vadi'nin üstüne çıkınca da vadinin ağzında ve şark tarafındaki kumsal yere konup gecenin sonunda oracıkta sabaha dek mola verirdi. Gece istirahatgahı işte orası olup ne taş mescidin yanında, ne de üzerinde öteki mescid binası olan kaya tepe idi."
Abdullah b. Ömer'den rivayet eden ravi ise şöyle der:
"Abdullah b. Ömer'in namaz kıldığı yerde, içinde müteaddit kum yığınları olan derin bir vadi girintisi vardı ki, RasûluUah (s.a.v.) orada namaz kılarmış. Seller, Batha'daki kumları getire getire haliçteki kum yığınlarını düzleyip Abdullah b. Ömer'in namaz kıldığı o yeri belirsiz hale getirdi. Abdullah b. Ömer, Peygamber (s.a.v.)'in Şerefü'r-Revha'daki mescidin içerisine müsadif küçük mescidin yanında namaz kıldığını söylerdi. Peygamber (s.a.v.)'in namaz kıldığı yeri Abdullah bilir ve: "Ta orada, mescidde namaza durduğun vakit sağma düşer." derdi. Sözünü ettiği o mescid de Mekke'ye doğru gittiğin vakit yolunun sağ tarafına gelir. Onunla büyük mescidin arası bir taş atımı, yahut ona yakın bir mesafedir.
Yine Abdullah, Munsarafü'r-Revha'nm yanındaki tepeciğe doğru namaz kılardı. Bu tepeciğin uç taran Mekke cihetine gittiğin vakit Munsaraf ile kendi arasındaki mescidin yakınında yolun kenarına varır. Orada bir mescid yapılmışsa da, Abdullah b. Ömer o mescidde namaz kılmazdı. Onu ya solunda, ya ardında bırakarak mescidin
kıble tarafındaki tepeciğe yönelerek namaz kılardı. Abdullah, Revha'-dan zevalden sonra çıktığında öğle namazını oraya gelinceye kadar kılmayıp orada kılar, Mekke'den döndüğünde de oraya sabahtan bir saat evvel, ya da seherin son vaktinde yetişirse, orada ta sabah namazını kılıncaya kadar geceleyip istirahat ederdi.
Yine Abdullah'ın ifadesine göre Peygamber (s.a.v.), Rüveyse'ye varmadan, caddenin sağında ve alnına gelen tarafında Rüveyse men-zühanesinin iki millik berisinde bir tepeciğe kadar geniş ve düz bir yerde bitmiş olan koca bir ağacın altına konardı. Bu ağacın yukarısı kırılmış, içi oyulmuştur. Gövdesi hala durur. Dibinde birçok kum yığınları vardır.
Yine Abdullah der ki: Giderken Arc'm arkasına düşen yokuşça bir sel yatağının kenarında, caddenin sağında ve yolu gösteren kayaların yahud ağaçların yanında veya o kayalar ile ağaçların arasında Peygamber (s.a.v.), genişçe bir tepeye doğru namaz kılardı. Namazgahın' yanı başında iki veya üç mezar mevcuttur ki, üstlerinde taş yığınları vardır. Abdullah, öğle vakti güneşin zevalinden sonra Arc'dan kalkıp Öğle namazını işte o namazgahta kılardı.
Yine Abdullah der ki: Peygamber (s.a.v.), yolun solunda ve Herşa dağının ilerisindeki inişte bulunan büyük ağaçların yanında konaklardı. Bu iniş, Herşa dağının kenarına bitişiktir. Yol ile arasında bir ok atımı mesafe vardır. Abdullah, işte bu ağaçların en uzun ve yola en yakın olanına doğru namaz kılardı.
Yine Abdullah der ki: Peygamber (s.a.v.), Merrü'z-Zehran'a Medine tarafından en yakın olan yerdeki inişte konaklardı. Safravat'tan aşağıya inerken yokuşun dibindeki genişlikte ve Mekke'ye gidene göre caddenin sol tarafına RasûluUah (s.a.v.)'m konak mahalli ile cadde arasında bir taş atımından fazla mesafe yoktu.
Yine Abdullah der ki: Peygamber (s.a.v.), Zi-Tuva da konaklayıp sabah oluncaya kadar orada geceler ve Mekke'ye gireceği sırada sabah namazını kılıp öyle girerdi. RasûluUah (s.a.v.)'m oradaki namazgahı, kayadan bir tepe üstündedir. Orada yapılan mescidde değildir. Ama biraz aşağıda taştan kocaman bir tepe üstündedir.
Yine Abdullah der ki: Peygamber (s.a.v.), kendisi ile Ka'be tarafi-na gelen yüksek dağ arasındaki iki tepeyi karşısına alıp namaz kıldı."
Bu rivayette sözü edilen yerlerin çoğu bugün bilinmemektedir. Çünkü bu yerlerin çoğunun adlan değişmiştir. Oradaki bedeviler, bu yerlerin adlarını değiştirmişlerdir. Bilgisizlik onların çoğunu mağlup etmiştir.
Merhum Buharî, bu yerlerin adlarını kitabında nakletmiştir. Kendisinin amacı, düşünerek, feraset göstererek veya tahminde bulunarak bazı kimselerin bu yerleri bulmasıdır. Bu yerlerin büyük bir
kısmı, Buharî zamanında biliniyordu. Doğrusunu Allah bilir.

